Ana Sayfa Blog Sayfa 100

Reflüye Hangi Yiyecekler İyi Gelir?

Bu yazımızda reflüye ne iyi gelir onu irdeleyeceğiz. Ama ilk önce reflü nedir neden ortaya çıkar onu belirtelim.

Reflünün en yaygın sebebi Hiatal herni olarak adlandırılan mide anomalisidir. Reflü midenizin üst kısmı ve özofagus kasının diyaframın üstüne hareket etmesi halinde ortaya çıkar. Normalde, diyafram mide asidini midemizde tutmaya yardımcı olur ancak, hiatal herni rahatsızlığınız varsa midenizdeki asit özofagus kasına çıkabilir bu da reflünün belirli başlı belirtilerini ortaya çıkarabilir.

Reflüye neden olan ve reflünüz varsa belirtileri arttıran faktörler şunlardır:

  • Büyük boy yiyecekler yemek ve yemekten sonra uzanmak.
  • Doygunluk hissinin üzerinde yemek yemek ve obezite.
  • Yatmaya yakın abur cubur tüketmek
  • Çikolata, domates, soğan yada baharatlı yiyecekler,
  • Çay, kahve, kola ve alkol tüketimi
  • Sigara içmek
  • Hamile olmak
  • aspirin ya da ibuprofen

Reflüye İyi Gelen Yiyecekler – Reflüye Karşı Nasıl Beslenmeli?

İlk olarak reflüye sebep olacak gıdaları tüketmemeye özen göstermeliyiz. Bazı gıdalar reflüye sebep olabiliyor, yukarıda da saydığımız üzere bunlar domates, çikolata, kafein içeren içecekler, alkollü içecekler vs.

Bitkisel protein almaya özen göstermesiniz. Colombia University’de yapılan bir çalışma bitkisel kaynaklı protein alımının özofagus kasının güçlenmesine neden olduğunu ortaya koyuyor.

Domates harici sebze tüketimi reflüye iyi gelebilir. Sossuz ve az yağlı salatalar tercih edebilirsiniz.

Lifli gıdalar tercih etmelisiniz.

Mandalina ve portakal reflünüze iyi gelmeyecektir ancak bunun dışında muz, armut, kavun reflü rahatsızlığı olanlara tavsiye edilir.

Reflüye İyi Gelen Yiyeceklerin Listesi

  • Meyveler;
  • Sebzeler;
    • Havuç, Lahana, Brokoli, Haşlanmış Patates, Fasulye
  • Kıyma -yağsız olmalı-, Beyaz peynir, esmer ve beyaz pirinç, balık, yulaf, haşlanmış tavuk göğsü.

Reflüye Kötü Gelen Yiyecekler ve İçecekler Listesi

  • Alkollü içecekler; bira, şarap, vodka, rakı
  • Bazı meyveler; portakal, limon, greyfurt
  • Kafein içeren içecekler; çay, kahve
  • Fazla yağlı besinler

Kaynaklar: http://www.webmd.com/heartburn-gerd/features/top-10-heartburn-foods?page=2 , http://umm.edu/health/medical/reports/articles/gastroesophageal-reflux-disease-and-heartburn,

 

 

Kaynak link

Kök Hücre Nakli ile MS Hastalığı Tedavisi

Dünyada 2.3 milyondan fazla kişi MS hastalığıyla yaşıyor. Şu anda, hastalık için tam anlamıyla bulunmuş bir tedaviden söz etmek mümkün değil. Ancak, araştırmacılar bir tedaviye yaklaştıklarına inanıyorlar;  bazı kanserler için kullanılan kök hücre tedavisi tekerlekli sandalyeye bağlı MS hastalarının yeniden yürüyebilmesini sağladı.

MS merkezi sinir sisteminin zayıflatıcı bir hastalığıdır. Bu hastalığın, bağışıklık sisteminin yanlışlıkla beyin, omurilik ve göz sinirlerine hücum ettiği bir otoimmun hastalığı olduğu düşünülmektedir. Daha ayrıntılı bir şekilde belirtmek gerekirse, bağışıklık sistemi hem miyelin’e- sinir liflerini saran koruyucu kılıf- hem de sinir liflerine hücum eder. Oluşan hasar beyin ve omurilik arasındaki iletişimi güçsüzleştirir ve semptomlar doğurur.

MS

MS’in en yaygın semptomları arasında yüzde veya vücudun bir bölgesinde uyuşma ve karıncalanma, yürüme ve denge zorlukları, istem dışı kas kasılmaları, acı, zayıflık, yorgunluk, sersemlik, bilişsel bozulma/zayıflık. Bazı MS hastaları ayrıca konuşma problemleri, nöbet geçirme veya titreme ile karşı karşıya kalabilirler.

Nükseden-iyileşen MS (RRMS – Relapsing-Remitting MS) hastalığın en yaygın formudur. Yaklaşık olarak vakaların yüzde 85’ini oluşturur. RRMS’de hastalar ani alevlenen semptomlarla karşılaşılar, bunu kısmi iyileşme ya da tam iyileşme dönemleri takip eder.

Birincil ilerleyen MS ( PPMS – Primary Progressive MS) tüm vakaların  %10-15’ine karşılık gelir. Ani alevlenen semptomlar yerine, Birincil ilerleyen MS’de (PPMS) hastalar sabit bir şekilde kötüleşen semptomlara maruz kalırlar.

İkinci ilerleyen MS ( SPMS – Secondary Progressive MS) Nükseden-İyileşen MS’ten sonraki aşamada ortaya çıkar, yani semptomların ani alevlenmesi durur ve sabit bir şekilde kötüleşen semptomlar görülür.

Ulusal MS Toplumu’na ( National MS Society ) göre, MS hastalarının yaklaşık üçte ikisi baston ya da koltuk değnekleri yardımıyla olsa da yeniden yürüyebilme kabiliyeti kazanıyor, bazı şiddetli durumlarda ise hasta tekerlekli sandalyeye bağlı yaşamak zorunda kalabiliyor. Birleşik Krallık’tan Holly Drewry (25) de onlardan biri. Kendisine 21 yaşında Nükseden-İyileşen MS tanısı konulan Holly, kızı Isla’yı dünyaya getirdikten sonra durumu kötüleşti ve tekerlekli sandalyeye mahkum oldu. Holly Drewry BBC’ye verdiği röportajda “Bir kaç ay içinde, çok daha kötü oldum. Giyinemez, kendimi yıkayamaz oldum, kızımı taşıyabilecek gücüm dahi yok.” dedi.

Şuanda, Holly  ile aynı kaderi paylaşanlar için durum gayet sevimsiz. MS için şimdilik bir tedavi bulunmuyor, sadece hastalığın sürecini hafifletmeye ya da semptomlarla baş etmeye yardımcı tedavilerden söz etmek mümkün.

Ancak, ön deneme sonuçlarına göre, MS için tedavi ufukta görünüyor olabilir. Söz konusu tedavi şimdiden kimi MS hastalarını yeniden yürümesini sağladı. -Bu hastalara Holly’de dahil-

MS için Kanser Tedavisinden Yararlanılıyor

Denenmekte olan bu çığır açan tedavi Otolog Hematopoetik Kök Hücre Nakli (İng. kısaltması: AHSCT ) olarak tabir ediliyor. Bu prosedür şuanda lösemi, mültipl miyelom gibi kemik ve kan kanserlerini tedavi tedavilerinde kullanılıyor.

AHSCT ile bağışıklık sisteminin  miyelin ve hücre liflerine hücum etmesinin engellenerek yeniden yüklenmesi hedefleniyor.

İlk olarak, Hematopoetik Kök Hücreleri kemik iliğinden ya da kandan toplanıyor; ve ihtiyaç duyulana kadar donduruluyor. Hematopoetik Kök Hücreleri kemik iliğinde yapılan yetişkin kök hücreleridir. Bunlar kendilerini yenileme kabiliyetine sahiptir ve kanda bulunan farklı hücreler yaparlar.

Sonraki aşamada, beyine ve omuriliğe hücum eden zararlı bütün bağışıklık hücrelerini yok etmek ve temizlemek için hasta yüksek dozda kemoterapiye giriyor.

Hastanın donmuş Hematopoetik Kök Hücreleri eritiliyor ve tekrar hastanın kanına akıtılıyor, burada bu hücreler yeni kırmızı ve beyaz kan hücreleri iki hafta içerisinde yapmaya başlıyorlar. Kana akıtılan Hematopoetik Kök Hücreleri merkezi sinir sitemine zarar verebilecek anormallikler geliştirmediği için, bu hücreleri hastanın kanına tekrardan sokmak bağışıklık sisteminin tekrardan başlatılmasına neden oluyor.

“Bağışıklık sistemi resetleniyor, ve sebep olduğu MS’ten önce bir zamana geri dönmek üzere, yeniden başlatılıyor.” diyor Prof. John Snowden. Kendisi, şuana kadar 20 klinik deneme MS hastasının bu tedaviden yararlandığı Royal Hallamshire Hastanesi’nde uzman hematolog.

Kök naklinden sonra, hastalar 3-4 hafta kadar gözetim altında tutuluyor. Bu zaman zarfında ayrıca iyileşmelerine yardımcı olmak için hastalar antibiyotik alıyorlar ve hastalara kan nakli yapılıyor. 1 ay içinde ise bağışıklık sisteminin yenilenmesi gerekiyor.

Ocak 2015’te, JAMA, MS hastalarının OHKHN tedavisinin ön sonuçlarını yayınladı. – İngilizce sonuçları görüntülemek için: Tıklayın. –

2003-2014 yılları arasında, Birleşik Krallık’tan ve ABD’den araştırmacılar 123 RRMS hastası -RRMS: Nükseden-iyileşen MS- üzerinde ve 28 SPMS hastası – SPMS: İkincil ilerleyen MS- üzerinde tedaviyi uyguladılar. Bütün hastalar 2014’ün haziran ayına kadar takip edildi.

Tedavi uygulanan RRMS hastalarının yüzde 64’ünde engellilik halinde azalma görüldü. 4 yıl boyunca takip edilen hastaların yüzde 80’inde tedavi sonrası bir nüksetmeye rastlanılmadı, ve yüzde 87’inde engellilik halinde kötüleşme olmadığı raporlandı. 

Ayrıca, RRMS’li hastalarda yeni beyin lezyon sayısında bir azalma oluştu. Hastalar buna ek olarak yaşam kalitelerinde gelişme olduğunu bildirdi.

Ancak bulgular SPMS hastaları için ve en az 10 yıl boyunca RRMS hastası olanlar için tedavinin etkisiz olduğunu gösterdi.

Yine de,  OHKHN tedavisi RRMS hastaları için umut vadetmektedir. Tedavi şuanda  MIST olarak adlandırılan, geniş çaplı rastgeleştirilen kontrol denemesinde değerlendiriliyor.

“Mucize” Sonuçlar

MIST denemesi RRMS hastaları arasında AHSCT (OHKHN) tedavisinin uzun dönemli etkilerini gözlemliyor. Şuana dek, 20 RMMS hastası Royal Hallamshire Hastanesi’nde tedavi edildi. Çalışmanın bütün sonuçlarının 2018’e kadar tamamıyla ortaya çıkması beklenmiyor. Ancak bulgular şuana kadar gayet ümit verici.

Bu çığır açan tedavi İngiliz Belgesel Programı BBC Panaroma’da konu edildi. Bu belgeselde hastalar MIST denemesinin hayatlarını nasıl değiştirdiğini ortaya koyuyor.

Holly Drewery bu hastalardan birisiydi. Kendisi, tedaviye başlamasından sonra ne denli harika sonuçlar görmeye başladığını anlatıyor. Tedavi öncesi, hastaneye tekerlekli sandalye ile girmek zorundayken, tedavi sonrası tamamıyla yürüyebiliyordu.

Drewery durumu BBC’ye şu şekilde anlatıyor:

“Evime girdim, Isla’ya sarıldım, ağladım ve ağladım. Bir mucizeydi.”

2 yıl boyunca, Drewery hastalığa ilişkin herhangi bir nüksetme yaşamadı, ve taramalarda MS’e dair herhangi bir işaret göstermedi. Doktorlar Drewery’nin MS hastalığını uykuda olarak tarif ediyorlar. Ancak, bu tedavinin tek ve son olduğuna dair kuvvetli umutlar da taşıyorlar.

Hayat Değiştiren Sonuçlar, Ancak AHSCT Riskler Taşıyor

Kök Hücre Nakli MS tedavisi için hala deneysel aşamada olmasına rağmen, tıp dünyasında sonuçlar büyük bir heyecan yarattı.

Dr. Emma Gray, devam eden araştırmaların kök hücre tedavisinin umut vadettiğini, hayat değiştiren bir etki yarattığının açık olduğunu belirtiyor. Ancak bu tedavinin agresif bir tedavi olduğunu ve ciddi riskler taşıdığını da ekliyor.

Yoğun kemoterapi içerdiğinden dolayı, kısa vadeli risklerin kök hücre tedavisinde diğerlerine nazaran daha büyük riskler taşıdığı belirtiliyor.

Bu tedavinin yan etkileri saç dökülmesi, iç bulantısı ve çok nadir durumlarda gözlenebilen kanser ile ilişkili Kök hücre tedavisi sonucu ölüm. Ancak şu ana kadar tedavi yüzünden bir ölüm ile karşılaşılmadı.

Kaynak:  “Could stem cell transplantation yield a cure for MS?”, 30 Ocak 2016, Medical News Today, H. Whiteman. link: http://www.medicalnewstoday.com/articles/305630.php

Kaynak link

Elektronik Sigara Sigarayı Bırakmada Etkili Mi?

Elektronik sigaralar sigarayı bırakmada bir yardımcı olarak değerlendirilse de, The Lancet Respiratory Medicine  esasen elektronik sigara kullanımının sigarayı bırakma olasılığını azalttığını söylüyor.

2007 yılında Elektronik sigaraların ABD’de ilk defa piyasaya girmesi, elektronik sigaranın insan sağlığı açısından güvenliğini ve sigarayı bırakmada etkinliğini sorgulan bir yığın çalışma ile beraberinde  bir çok tartışma getirdi.

elektronik sigara sigara birakma

Bazı çalışmalar,elektronik sigalaraların geleneksel sigara kullanımını bıraktırdığına dair iddialar ortaya attı, örneğin bir çalışma elektronik sigaraların sigarayı bırakmada nikotin bantları kadar etkili olduğunu vurguladı.

Çalışmaların bu bulgularına dayanarak, Britanya Ulusal Sağlık Servisi (NHS), British American Tabacco tarafından üretilen e-Voke adlı elektronik sigarayı onayladı. Bu da demek oluyor ki, Birleşik Krallık’ta artık doktorlar sigara bırakmaya yardımcı olması için elektronik sigarayı tavsiye edebilecekler.

Ancak, bütün bu gelişmelere rağmen, birçok sağlık uzmanı elektronik sigaraların sigara bırakmada etkiliği olduğuna ikna olmuş değil. Örneğin, geçen yıl (USPSTF) e-sigaraların geleneksel bağımlılığı sonlandırmaye yönelik bu tür araçların tavsiye edilmesi için yeterli bir bilimsel kanıtın olmadığını vurguladı. USPSTF’nin bu çalışması bu sonucun yanında,  aynı zamanda e-sigaraların bir sigara bağımlısının sigarayı bırakma olasılığını azalttığnı da söylüyor.

Kaynak link

HIV Nedir? ve Nasıl Bulaşır?

Günümüz dünyasında, yaklaşık 36 milyon insan HIV ya da AIDS’li olarak yaşıyor. Hergün yaklaşık 6.300 kişiye HIV bulaşıyor.Virüsün gelişimini yavaşlatan ve kontrol altına alan tedaviler mevcut olsa da, virüs için henüz bir tedavi bulunmuyor. Birçok kişi HIV taşıyıcısı olsa da bunu bilmiyor. Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan araştırmalara göre, 1 milyon HİV’li kişinin 8’de 1’i virüsün bulaştığından habersiz yaşamakta, bu da herhangi bir tedaviye girişmedikleri için yüksek ölüm riskinde oldukları anlamına geliyor. HIV’in en yaygı olduğu düşük ve orta gelirli ülkelerde HIV farklındalığındaki eksiklik daha büyük bir kaygı yaratıyor. 2012’de, bu ülkelerde yaşayan, HIV’li annelerin bebeklerinin sadece yüzde 35’ine HIV testi

The post HIV Nedir? ve Nasıl Bulaşır? first appeared on İlaç Web.

Kaynak link

Major Depresyonu Olanlar Daha Küçük Hipokampuse Sahip

Major Depresyona sahip insanlar ile psikolojik açıdan sağlıklı insanların karşılaştırmasını yapan uluslararası bilimsel çalışma, major depresyona sahip insanların daha ufak bir hipokampus’e sahip olduğuna işaret ediyor.

Major depresyon insanların hayatları boyunca yaklaşık olarak 6’da 1’ini ciddi şekilde etkileyen bir ruh hali bozukluğudur. Bir insanda major depresyon belirdiğinde, üzüntü, hüsran, kızgınlık, tükenmişlik gibi süreklilik arz eden hisler kişinin her gününü mahvedebilir, bu hisler haftalar, aylar, hatta yıllar sürebilir.

Hipokampus yön bulma ve hafıza işlevlerinde önemli bir role sahip temporal lobda bulunan bir bölgedir.

Avustralya Sidney Üniversitesindeki Beyin ve Akıl Araştırma Enstitüsü’nden (BMRI), ENIGMA bilimsel araştırmacıları araştırma sonucu bulgularının depresyon ortaya çıktığında-özellikle ergen ve genç yetişkinlerde-, depresyonu tedavi etmedeki bir ihtiyacı ortaya çıkardığını söylüyorlar.

Uluslararası bir çalışma için, Avrupa, Amerika ve Avustralya’dan 15 veri setini bir araya getiren araştırmacılar 9 bin insanın beynlerinin MR’nı çekti. Bu 9 bin insanın 1,728’i major depresyona sahipken, 7,199’u ise sağlıklı bireylerden oluşuyordu. Ayrıca, major depresyona sahip olanların klinik raporlarına da ulaşıldı.

Daha Küçük Hipokampus Tekrarlayan Depresyonda Önemli bir Faktör  

Çalışma 2 ana bulguyu ortaya çıkarıyor. Birincisi major depresyonlu insanlar daha küçük bir hipokampuse sahip. İkincisi ise tekrarlayan depresyonla ilgili. Tekrarlayan Depresyon, major depresyonun başka bir formu olarak düşünülebilir.  Bu depresyonda zaman zaman depresif ruh hali geri gelir, ama depresif olmayan bölümler de yaşanır. Çalışmadaki ikinci bulgu ise kendini tekrarlayan depresyonlu insanların major depresyonluların yüzde 65’ni oluşturduklarına ilişkin.

 

Kaynak: Medicalnewstoday

Kaynak link

Herpes Virüsü Deri Kanserini Tedavi Ediyor

Viroterapi olarak adlandırılan bu tedavide, herpes virüsü tümör hücrelerini yok etmede kullanılıyor. Araştırmalar sonucunda deri kanseri tüm vücuda yayılmış olsa bile bu tedavi ile kanserin tamamen ortadan kaldırılması mümkün olduğu anlaşılıyor.

Londra Kanser Araştırma Enstitüsü’nde biyolojik kanser tedavileri profesörü olan Kevin Harrington;  viroterapi tedavisinin kanserin 3.aşamasında dahi etkili olduğunu, böyle bir şeyin  ilk defa gerçekleştiğini kaydediyor.

400’den fazla kötü huylu tümöre sahip hasta üzerinde yapılan araştırmalarda, hastaların dörtte birinin tedaviye cevap verdiği, %16’nın ise durumunda iyileşme gözlendiği, yüzde 10’unda ise kanserin tamamıyla ortadan kalktığı bildiriliyor.

Virüsün kanser hücrelerini yok etme olasılığı ilk defa 20.yy’ın başlarında düşünülmüştü.

Haber Kaynağı: http://www.theguardian.com/science/2015/may/26/skin-cancer-patients-successfully-treated-with-herpes-based-drug

Kaynak link

Kanser İlaçlarının Eczane Satışına Yasak

Sağlık Bakanlığı’nın yeni uygulamasıyla, 1 Temmuz’dan itibaren kanser ilaçları artık eczanelerden alınamayacak. Yeni uygulama eczanelerde kanser ilaçlarının satışına yasak getirirken, bu ilaçlara hastalar hastanelerden ulaşabilecek.

Hem eczanecilerin, hem de kimi hastaların yeni uygulamaya ilişkin endişeleri var. Kimi hastalar yeni uygulama ile hastanelerin kanser ilaçlarını sorunsuz bir şekilde karşılayıp karşılayamayacağından pek emin değilken, eczanecilerin ezici bir çoğunluğu bu uygulamanın çok kötü sonuçlar doğuracağına inanıyor.

Kamu-Özel İşbirliği Sağlık Zirvesi’nde gazetecilerin sorularını yanıtlayan Sağlık Bakanı Müezzinoğlu yeni uygulama sonrası artan endişeleri kapsayan bir soruya şöyle cevap verdi:
“Hastaların mağdur olmayacağı, asla sıkıntı çekmeyeceği sistemleri kurgulamaya çalışıyoruz”

Kaynak link

Sürekli Yorgun Olmanızın 15 Sebebi, Yorgunluğun Nedenleri

Sürekli yorgun olmak bir çok insanın yakındığı durumlardan biridir. Sadece uyku eksikliği yorgun olmamızın yegane sebebi değildir; yaptığınız ya da yapmadığınız en ufak şeyler bile enerjinizi mental ve fiziksel olarak götürebilir, sizi yorgun düşürebilir. İşte burada uzmanlar yorgunluğa sebep olan yaygın kötü alışkanlıkların üzerinde duruyorlar. Buna ek olarak şunu bilmelisiniz ki basit ipuçları, tekrardan enerjik hissetmenizi sağlayabilir, sizi yine eskisi gibi canlı kılabilir! Hadi gelin beraber bu 15 maddeyi inceleyim:

1) Yorgun Hissettiğinizde, Yapmayı bıraktığınız Egzersiz!

egzersiz yorgunluk
Enerjinizi korumak için yapmadığınız egzersizler size karşı işler. Georgia Üniversitesinde yapılan bir çalışmaya göre, haftada 3 gün en az 20 dakika boyunca egzersiz yapan kişiler 6 haftadan sonra diğerlerine nazaran daha enerjik hissediyorlar ve az yoruluyorlar.

2) Yeterli Su İçmiyorsunuz!

YORGUNLUK SU İÇMEK

 

Çok az susuz kalmak dahi enerjinizi alabilmektedir. Diyetisyen Amy Goodson dehidrasyonun kan miktarında azalmaya sebep olduğunu ve böylece kanın katılaştığını söylüyor. Bu da kalbinizin kan pompalamasındaki verimliliği azaltan bir şey.

3) Yeterince Demir İçeren Besinler Tüketmiyorsunuz!

demir içeren besinler yorgunlukDemir eksikliği sizi yorgun, enerjisiz, zayıf hissettirebilir. Çünkü, demir eksikliği kaslarda ve hücrelerde az oksijen dolaşımına sebep olur. Demir eksikliği bir sağlık sorunundan dolayı da meydana gelebilir, eğer demir eksikliğiniz varsa doktora başvurmanızı tavsiye ederiz.

4) Bir Mükemmelliyetçisiniz!

mükemmelliyetçilik ve yorgunluk

 

Sürekli mükemmel olmaya çalışmak daha fazla çalışmanızı daha az uyumanızı beraberinde getirir, bu da sürekli yorgunluğa sebep olabilmektedir. Rasyonel olmayan hedefleri başarı kıstası olarak önünüze koymak ve bu hedeflere ulaşmaya çalışmak çok büyük bir ihtimalle başarısızlıkla sonuçlanacaktır; zamanınız ve emeğiniz boşa gittiğinde bu tatminsizlik ve yorgunluk olarak size yansır. Kabul edelim! Kimse mükemmel değildir. Mükemmel olmaya çalışmak yerine, adım adım hedeflerimizi rasyonel bir şekilde belirlemeye çalışalım.

5) Pireyi Deve Yapmakta Üstünüze Yok!

pireyi deve yapmak

Her konuda olabilecek en kötü şeyleri düşünüyorsanız bu sizi yorgunluğa itebilir. Eğer patronunuz odasına çağırdığında kovulacağınızı, sunumunuzun çok kötü geçeceğini, bisiklet sürerken kaza geçireceğinizi vs. gibi her daim kötü senaryolar üretiyorsanız, sahip olduğunuz endişe psikolojik olarak sizin enerjinizi emecektir. Bu tür düşünceleri kurduğunuzu fark ettiğinizde, derin bir nefes alın ve kendinize ne kadar kötü olabilir ki gerçekten sorusunu sormaktan çekinmeyin.

6) Kahvaltıyı Atlıyorsunuz!

kahvaltı yorgunluk

 

Yediğimiz yiyecekler bize enerji olarak geri döner. Akşam yemeğinde alınan enerji biz uyurken tüketilmeye devam edilir. Bu sebeple, uyandığımızda vücudumuzun enerjiye ihtiyacı olur, kahvaltıyla bu enerjiyi karşılayamazsanız gün içinde yorgunluk çekebilirsiniz.

7) Sürekli Aburcubur Yiyorsunuz!

abur cubur yorgunluk

Fazla şeker içeren aburcubur yiyecekler yiyerek kan şekerinizin ani artışı, aynı zamanda ani düşüşe sebep olur ve bu sizin yorgun hissetmenize neden olur. Abur cubur yemeyerek ya da azaltarak yorgunlukla baş etmede bir adım atabilirsiniz!

8) Hayır Diyemiyorsunuz!

evet demek

İnsanların bir çok isteğine karşı hayır diyemiyorsanız bu bir noktadan sonra bunaltıcı ve yıpratıcı hale gelebilir. Haliyle enerjiniz kaybolur ve kendinizi yorgun hissetmeye başlarsınız. Eğer buna son vermek istiyorsanız, hayır deyebilmeyi öğrenmeli ve birazcık da kendinizi düşünmelisiniz.

9) Dağınık Bir Ofisiniz Var!

dağınık ofis resmi

Dağınık bir çalışma alanı yoğunlaşmanızı ve beyninizin bilgiyi verimli bir şekilde işlemesini engelleyerek sizi mental olarak yorgun düşürür. Çalışma alanınızı düzenleyin ve sadece yoğunlaşmanız gereken şeye yoğunlaşarak dikkatinizin dağılmasını önleyin, böylelikle enerjinizi daha verimli kullanmış olacaksınız.

10) Tatilde Bile Çalışıyorsunuz!

tatilde çalışmak

Rahatlamanız gereken zamanlarda rahatlamıyor, molalarda bile iş maillerine bakıyorsanız, iş başına döndüğünüzde kendinizi normalden daha yorgun hissedersiniz. Aralarda ve tatillerde zihninizi olabildiğince rahatlatmaya, dinlenmeye çalışın.

11) Yatmadan Önce Alkol Tüketiyorsunuz!

uyumadan önce alkol almak

İlk bakışta, yatmadan önce bir kaç kadeh şarap içmek rahatlatıcı gibi gelebilir, ama ertesi günü kalktığınızda bu sizi yorgun düşürebilmektedir. Yatmadan 3-4 saat önce alkol alımı doktorlar tarafından tavsiye edilmemektedir.

12) Yatak Zamanı Bilgisayar ya da Akıllı Telefonunuzla Meşgul Oluyorsunuz!

yatak zamanı bilgisayar

Telefonunuzun, bilgisayarın ya da tabletinizin parlayan ekran ışığı  melatonin- uyuma ve uyanma rutinlerini düzenleyen hormon- maddesini bastırarak, vücudunuzun doğal uyku ritmini bozabilir, özellikle yatmadan önce yatak üzerinde saatlerce bilgisayar ya da telefonla uğraşmak sizi sonunda yorgun hissettirecek ve uyku düzeniniz bozulacaktır.

13) Fazla Kafein Tüketiyorsunuz!

fazla kafein tüketmek

Kafeinin bir çok yararı olabilir. Daha önce kafeinin yararlarına – özellikle hafıza- değinmiştik. Sabah kahvaltısından sonra bir bardak kahve çok büyütülecek bir şey değil, ancak aşırı kafein tüketimi uyku düzeninizi bozacaktır. Bir çok araştırma, yatak zamanından 6 saat önceye kadar kafein tüketilmemesi gerektiğini vurguluyor.

14) Hafta sonları Çok Geç Yatıyorsunuz!

geç yatmak

Cuma ve Cumartesi geç yatıp geç kalkmak, Pazar günü de geç yatmanıza ve Pazartesi günü uykunuzu tam alamamanıza sebep olur bu da gün boyu yorgun düşmenize neden olabilmektedir.

15) Sigaraya Bağımlısınız!

sigara bağımlılığı

Sigara bağımlılığı da enerjinizi emen, sizi sürekli yorgun düşürebilen bir kötü alışkanlıktır. Sigarayı bırakarak hem yorgunluk durumunuzu düzeltebilir hem de kanser olma riskini azaltabilirsiniz.

 

Kaynak link

Hızlı Kilo Vermenin 16 Yolu, Zayıflamanın Yolları

Günümüzde kilo vermek isteyip de kilo verememek bir çok insanın sorunu. Kilolarından muzdarip bir çok kişi hızlı kilo vermek istiyor, ama bir çoğu bunda başarısız oluyor. Kimisi başarabileceğine olan inancını kaybediyor, kimisi diyet programını yarıda kesiyor, kimisi ise fazla kilolu olmayı normalleştirerek rahatlamaya çalışıyor.  Eğer kilo vermek isteyip de kilo veremiyorsanız, hazırladığımız 16 maddelik listenin ilginizi çekebileceğini düşünüyoruz, unutmayın kilo vermek için ilk şart ortaya koyduğunuz irade ve sabırdan şaşmamaktır.

1) Dışarıda Yemek Yemeyin!

yemek yemekEğer dışarıda yemek yiyen biriyseniz, dışarıda yemek yemeyi bırakarak işe başlayabilirsiniz. Haftada en fazla bir kez dışarıda yemek yiyebilirsiniz, onun da sebze ağırlıklı bir yemek olmasını tavsiye ederiz.

2) Tuzlu Yiyeceklerden Uzak Durun!

tuzlu yiyeceklerPatlamış Mısır, Cips gibi bol tuzlu yiyecekler yememelisiniz.

3) 300 Kalorilik Kahvaltınızı Her Sabah Yapmaya Çalışın!

300 kalorilik kahvaltı

Zayıflamak için kesinlikle kahvaltınızı yapmamazlık etmeyin. 300 kalorilik, protein ve tahıl ağırlıklı bir kahvaltı yapmaya çalışın.

4) Egzersiz Yapmayı Unutmayın!

günlük egzersiz

Mümkün olduğunca egzersiz yapmaya çalışın, televizyon izlerken reklam girdiğinde boş durmayın, kısa sureli egzersizler yapın.

5) Sigarayı Bırakın ve Bir Spor Salonuna Kaydolun!

sigara bırakmak

Eğer sigara içiyorsanız, sigarayı bırakmalısınız ve bir gym’e kaydolarak fit bir vücuda sahip olabilirsiniz.

6) Buzdolabınızdaki fazla kalorili yiyeceklerden kurtulun!

buzdolabı

Buzdolabınızda alışkanlık olarak bulundurduğunuz fazla kalorili yiyeceklerden kurtulun. Kilo vermenin en temel şartı alışkanlıklarınızı değiştirmektir.

7) Bol Bol Yürüyüş Yapın!

yürüyüş yap zayıfla

Kısa mesafeleri dahi sorun yapıp, toplu taşıma aracı, taksi ya da kendi aracınızı mı kullanıyorsunuz? Artık bu alışkanlığınızı değiştirmek zorundasınız, zayıflamak istiyorsanız. İş çıkışlarında ve hafta sonları muhakkak yürüyüş yapmalısınız. Yürüyüş yapa yapa göreceksiniz kilo kaybediyorsunuz ve daha fit bir vücuda sahip oluyorsunuz!

8) Kendinizi müzikle motive edin!

spor salonu ve müzik zayıfla

Spor salonunda spor yapmak ya da yürüyüşe çıkmak size bir yük gibi geliyorsa kendinize sevdiğiniz şarkılardan oluşan bir playlist hazırlayıp spor yaparken sevdiğiniz şarkıları dinleyerek motive olabilirsiniz. Böylelikle spor size bir yük gibi gelmekten çıkacak, zevk alınan bir eyleme dönüşecektir.

9) Sevdiğiniz Yiyeceklere Sebze Ekleyin!

hızlı doymak

Örneğin pizza yiyorsanız, üzerine sebze ilave ederek daha çabuk doymanızı sağlayabilirsiniz, böylelikle fazla kalorilerden kaçınmış olursunuz.

10) Run Rola Run!

koşarak zayıfla

Zayıflamak için bu filmi izleyin demeyeceğiz elbette! 🙂 Ama günde en az 20 dakika koşmalısınız! Amerika’nın Alabama eyaletinde yaşayan Lauren Castor, 1 saatlik yemek arasında 20 dklık koşu yaparak 9 kilo verdiğini söylüyor!

11) Yoga Yapın!

yoga yaparak kilo vermek

Batı virginya’da yaşayan Jessica Nicklos, Yoga yaparak fazla kilolarından kurtulduğunu söylüyor. Bu şekilde, açlık sorununu kontrol altına aldığını kaydeden Nicklos, hem selülit sorununu çözdüğünü hem de fit bir vücuda sahip olduğunu aktarıyor. Siz de yoga yaparak açlık sorununu kontrol altına almayı deneyebilirsiniz!

12) Büyük Boy Fast Food Yiyeceklerden Uzak Durun!

küçük boy fast food zayıfla

Fast food tarzı yiyecekler yemek sağlık açısından kesinlikle tavsiye edilmez, ancak canınız çok çekti ve bir kızarmış patates yemek istiyorsanız, en küçük boyutunu tercih etmelisiniz!

13) Midenizde Tatlılara da Yer Kalsın!

tatlı yiyerek zayıflamak

Fazla kalorili yemeklerden uzak durarak kendinizi bir parça çikolata ile ödüllendirebilirsiniz.

14) Hareket Etme Şansı Bulabileceğiniz Yeni Bir Kursa Yazılın!

hareket ederek kilo vermek

Örneğin Zumba dansı kursuna hafta iki kez katılarak eğlenceli bir şekilde kalori yakabilirsiniz.

15) Gece Yemeklerine Son!

gece yemekleri zayıflamak

Gece yatmadan yemek yemek de kötü bir alışkanlık haline gelebiliyor. Bu alışkanlığa son vererek zayıflama yolunda önemli bir adım atabilirsiniz!

16) Köpeğinizle Yürüyüşe Çıkın!

köpekle yürüşe çık kilo ver

Eğer bir köpeğiniz varsa, zayıflamanın dışında yürümek için güzel bir nedeniniz de var demektir. Köpeğinizle beraber yürüyüşlere çıkarak kalori yakabilirsiniz!

***

Son olarak, maddelerde de görüldüğü gibi zayıflamak istiyorsanız alışkanlıklarınızı değiştirmeli, spor yapmalı, yürüyüşe çıkmalı, az kalorili ve sağlıklı yiyecekleri tercih etmelisiniz. 

Kaynak:

Bu yazı Health.com’un bir galerisinden yararlanarak yazılmıştır: Yazının orjinali için:  http://www.health.com/health/gallery/0,,20501331,00.html

Kaynak link

Kafein Hafızayı Güçlendiriyor Mu ?

Bir çok çalışma kafeinin sağlığımıza olan yararlarını ortaya koyuyor.  Yeni bir çalışma ise bir doz kafeinin öğrenme işlemi bittikten sonra alımı uzun süreli belleğe faydalı olabileceğini vurguluyor. Bu çalışma Nature Neuroscience dergisinde yayınlandı.

Johns Hopkins Üniversitesi’nden Daniel Borota tarafından ortaya konulan bu çalışma -her ne kadar geçmiş çalışmalar kafeninin bilişsel gelişime etkisini ortaya koysa da- kafeinin uzun süreli belleğe etkisinin daha önceden incelenmediğini açığa çıkarıyor.

Kafeinin uzun süreli belleğe olan etkisini test etmek için Daniel Borota’nın oluşturduğu takım 18 ile 30 yaşları arasındaki 160 katılımcıdan oluşan bir denek grubu oluşturdu. Çalışmanın ilk gününde, katılımcılara farklı nesnelerin resimleri gösterildi ve bunların açık alan ya da kapalı alan nesnesi olup olmadığı soruldu.

Bu aşamadan sonra, katılımcılara rastegele olarak 200 mg’lık hap formunda kafein ya da placebo tablet verildi.

Ertesi günü, katılımcılara daha önceden gösterilen aynı resimler olmak üzere yeni resimler de gösterildi. Bundan sonra katılımcılardan resimlerin yeni, eski ya da orjinaline benzeyip benzemediğini tespit etmeleri istendi.

200 mg Kafein Hafızayı Güçlendiriyor

Araştırmalar, placebo tablet alanlara oranla 200 mg’lık kafein hapı alanların benzeyen resimleri tespit etmede daha iyi bir oran yakaladığını ortaya koyuyor.

Ancak, bu araştırma aynı zamanda, iki grubun da -placebo alanlar ve kafein alanlar- yeni ve eski resimleri gayet iyi bir şekilde ayırt edebildiklerini söylüyor.

Çalışmayı yürüten ekip, bir sonraki çalışmada 300 mg ve 100 mg kafein üzerine odaklanıyor, bu çalışmaya göre 200 mg kafein alanlar 100 mg kafein alanlara göre çalışmada daha iyi bir performans ortaya koyuyor; ancak 300 mg kafein alanlar’da herhangi bir üst gelişme yaşanmıyor.

Kafein Tüketiminin Potansiyel Yararları ve Zararları

FDA’nın son rakamlarına göre ortalama olarak bir Amerika’lı günde 300 mg kafein tüketiyor. Bu kafeinin ana kaynakları ise kahve, çay ve meşrubatlar.

Bir çok çalışma kafeinin insan sağlığına yararları olduğunu not ediyor. Geçen yıl, Medical News Today’de çıkan bir çalışma karaciğer hastalığı riskini kafein’in azaltabileceğini vurgulamıştı, aynı zamanda diğer çalışmalar da günde 2 ile 4 kupa kahve içmenin intihar riskini azaltabileceğini söylüyor.

Ancak kafein’in zararları ile ilgili yapılan çalışmalar da mevcut. Bunların arasında kafein tüketiminin uyuma düzenini bozabileceği ve kalp fonksiyonunu değiştirebileceği ihtimalleri de var.

Öğrenme işlemi sonrası 200 mg kafeinin uzun süreli belleği güçlendiriyor.

Öğrenme işlemi sonrası 200 mg kafein uzun süreli belleği güçlendiriyor.

Kaynak: http://www.medicalnewstoday.com/articles/270963.php

 

Kaynak link

TEKNOLOJİ DÜNYASI