Ana Sayfa Blog Sayfa 96

BIMAPRESS Göz Damlası, nedir, ne işe yarar, yan etkileri, nasıl kullanılır

Endikasyon Bilgisi :

İlacın Etken Maddesi  Bimatoprost‘ tur. BIMAPRESS Göz Damlası, göz içindeki sıvının gözün dış kısmına akışını arttırmak suretiyle artmış basıncın düşmesini sağlayan göz tansiyonu ilacıdır. Göz merceği ile kornea arasındaki sıvının dışarıya akışının azaldığı veya fazla sıvı oluşumu durumlarında göz içi basıncı yükselir, bu da gözdeki sinirlere, damarlara kalıcı zararlar verir. Gözde sulanma, büyüme, korneada bulanıklık, ışık duyarlılığı, Descemet zarında yırtıklar göz içindeki basıncın artması neticesinde oluşur. Eğer, düzenli tedavi yapılmazsa körlüğe varan sonuçlar ortaya çıkar. BIMAPRESS, gözün iç kısmındaki hipertansiyonun sebep olduğu göz rahatsızlıklarının tedavisinde fayda gösteren bir damladır.

 

BIMAPRESS Göz Damlası Hakkında Bilinmesi Gereken Hususlar:

  1. İlacın etken maddesine karşı bir alerjiniz varsa bu ilacı kullanmanız önerilmez.
  2. BIMAPRESS, gözdeki hipertansiyonun sebep olduğu göz rahatsızlıklarının tedavisinde faydalıdır.
  3. Tedaviden iyi sonuç alabilmeniz için ilacınızı düzenli bir biçimde atlamadan uygulamalısınız. İlacınız tamamen bitmeden hekiminize tekrar yazdırmalısınız.
  4. Tedaviyi hekiminize danışmadan bırakmayınız, ilacın kullanımını aniden keserseniz göz tansiyonunuz kontrol edilemez hale gelebilir.
  5. Bu damlayı kullanırken aynı zamanda göz ile ilgili bir damla daha kullanmanız gerekiyorsa,  iki ilaç kullanımı arasında en az 5-10 dakikalık bir süre olmalıdır. Göz jeli veya merhem en son sürülmelidir.
  6. Gözünüze lens takıyorsanız, ilacın kullanımı lensin rengini değiştirebileceğinden, lens gözünüzdeyken ilacı uygulamamalısınız. Gözünüzde lens olmadan ilacınızı gözünüze uyguladıktan sonra lensinizi kullanabilmeniz için yaklaşık 20 dakikalık  bir süre yeterlidir.
  7. Kullanımı kirpik uzamasına, gözlerde, göz kapağında ve kirpikte renk farklılıklarına sebep olabilir. Tedaviyi sadece bir gözünüz için uyguluyorsanız, diğer gözünüz ve kirpiklerinizde renk farklılığı daha kolay anlaşılabilir.
  8. Tedaviniz sürerken, gözünüzde yaralanma oluşursa  veya göz enfeksiyonu meydana gelirse hemen doktorunuza bildiriniz.
  9. Eğer şiddetli veya kontrol altına alınamayan nefes darlığı ya da KOAH, saman nezlesi, öksürük gibi bir rahatsızlığınız var ise; gözlerinizde iltihap oluşumuna yatkınlığınız, göz kuruluğu ya da göz ile ilgili diğer rahatsızlıklar; gözlerinizde uçuk veya şişlik var ise ya da göz operasyonu öyküsü, kalp ritminde bozukluk, konjestif kalp yetersizliği, felç (inme), kan pıhtısı ve dolaşım ile ilgili sorunlarınız var ise, karaciğer veya böbrek hastalığınız; çizgili kas zayıflığı, diyabet veya fazla çalışan tiroid rahatsızlıklarından birine ya da birkaçına sahipseniz tedaviye başlamadan önce hekiminizle görüşünüz.
  10. BIMAPRESS‘i damlattığınızda puslu görme gelişebilir. Görmeniz netleşmeden araba veya alet kullanımı gibi dikkat gerektiren işler yapmamalısınız.
  11. Hamilelik döneminde ve emzirme dönemlerinde hekime danışmadan kullanılması önerilmez. Tedaviniz sürerken hamile kalırsanız derhal doktorunuza durumu bildirmelisiniz. Gebeliği önlemek için etkili bir doğum kontrol yöntemi kullanmalısınız.

 

BIMAPRESS Göz Damlası’nın kullanım Şekli:

  1. Hekiminiz bu ilacı nasıl reçete ettiyse o şekilde kullanmanız gerekmektedir. Tedavi süresince mutlaka hekiminizin direktiflerine uyunuz. Yanlış veya size tavsiye edilenden fazla kullanıldığı takdirde hastalığınızda  bir iyileşme sağlanmaz, aksine sağlığınıza ciddi zararlar verebilir.
  2. Başınızı arkaya doğru hafifçe eğiniz, alt göz kapağını aşağıya doğru çekip, yukarıya bakınız. Damlayı damlatınız ve gözünüzü kapayınız. Damlayı damlatırken parmağınızı gözünüzün iç kenarına hafifçe bastırınız. Yaklaşık bir dakika böyle beklemelisiniz. Böylece damlanın gözyaşı kanalından içeri akması engellenmiş olacaktır. Damlayı iki gözünüz içinde uygulayacaksanız bu işlemi diğer gözünüze de aynı şekilde uygulayınız.
  3. BIMAPRESS, her gün aynı saatlerde günde 1 defa (akşamları) 1’er damla şeklinde kullanılır.
  4. Düzenli bir şekilde atlamadan uygulayınız. İlacınız tamamen bitmeden hekiminize tekrar yazdırmalısınız.

 

İlacın Olası Yan Etkileri :

  1. Konjunktival hiperemi, kirpiklerde uzama ve oküler kaşıntı BIMAPRESS göz damlasının çok yaygın görülebilecek yan etkisidir.
  2. Anormal karaciğer fonksiyon testi, alerjik konjunktivit, astenopi, blefarit, konjunktival ödem, kornea erozyonu, kirpiklerde koyulaşma, gözde ağrı, gözde yabancı cisim hissi, iris pigmentasyonunda artış, oküler yanma, oküler kuruluk, oküler iritasyon, fotofobi, yüzeyel noktalı keratit, göz yaşarması, görme bozukluğu ve görme keskinliğinin kötüleşmesi, göz akıntısı, göz kapağında eritem, göz kapağında kaşıntı, perioküler deri pigmentasyonu, hipertansiyon,  BIMAPRESS göz damlasının yaygın görülebilecek yan etkileridir.
  3. Astım, astımın şiddetlenmesi, KOAH’ın şiddetlenmesi, dispne, göz kapağı sulkusunun derinleşmesi de dahil periorbital ve göz kapağındaki değişiklikler, göz alerjisi ve alerjik dermatitin işaret ve semptomlarını içeren aşırı duyarlılık reaksiyonu BIMAPRESS‘in bilinmeyen yan etkileridir.
  4. Blefarospazm, kistoid maküler ödem, göz kapağı retraksiyonu, iritis, üveit ve retinal hemoraji, periorbital eritem, göz kapağı ödemi, mide bulantısı, hirsutizm, asteni BIMAPRESS‘in yaygın olmayan yan etkileridir.

 

İlaç Etken Maddesi: Bimatoprost
İlaç Marka İsmi: BIMAPRESS 0,3 mg/ml göz damlası

BİMAPRESS 0,3 mg-ml göz damlası kullanma talimatı


BİMAPRESS 0,3 mg-ml göz damlası kullanma talimatı

BİMAPRESS 0,3 mg-ml göz damlası kısa ürün bilgisi


BİMAPRESS 0,3 mg-ml göz damlası kısa ürün bilgisi

BRIMOLIX Göz Damlası, nedir, ne işe yarar, yan etkileri, nasıl kullanılır

Endikasyon Bilgisi :

İlacın etken maddesi olan Brimonidin, gözün iç kısmındaki basıncı azaltan bir maddedir. Göz merceği ile kornea arasındaki sıvının dışarıya akışının azaldığı veya fazla sıvı oluşumu durumlarında gözdeki basınç artar, bu da gözdeki sinirlere, damarlara kalıcı zararlar verir. Gözde sulanma, büyüme, korneada bulanıklık, ışık duyarlılığı, Descemet zarında yırtıklar göz içindeki basıncın artması neticesinde oluşur. Eğer, düzenli tedavi yapılmazsa körlüğe varan sonuçlar ortaya çıkar.  BRIMOLIX, gözün iç kısmındaki hipertansiyonun sebep olduğu göz rahatsızlığında etkisini gösterir.

BRIMOLIX Göz Damlası Hakkında Bilinmesi Gereken Hususlar:

  1. İlacın etken maddesine karşı bir alerjiniz varsa bu ilacı kullanmanız önerilmez.
  2. BRIMOLIX, göz tansiyonu olan hastalarda kullanılan bir ilaçtır.
  3. Tedaviden iyi sonuç alabilmeniz için ilacınızı düzenli bir biçimde atlamadan uygulamalısınız. İlacınız tamamen bitmeden hekiminize tekrar yazdırmalısınız.
  4. Tedaviyi hekiminize danışmadan bırakmayınız, ilacın kullanımını aniden keserseniz göz tansiyonunuz kontrol edilemez hale gelebilir.
  5. BRIMOLIX‘ i kullanırken aynı zamanda göz ile ilgili bir damla daha kullanmanız gerekiyorsa,  iki ilaç kullanımı arasında en az 5-10 dakikalık bir süre olmalıdır. Göz jeli veya merhem en son sürülmelidir.
  6. Gözünüze lens takıyorsanız, lens gözünüzdeyken ilacı uygulamamalısınız. Gözünüzde lens olmadan ilacınızı gözünüze uyguladıktan sonra lensinizi kullanabilmeniz için yaklaşık 20 dakikalık  bir süre yeterlidir.
  7. BRIMOLIX ile tedaviniz sürerken gözünüzde kızarma, kaşınma veya şişlik ya da yaralanma , enfeksiyon gelişirse ilacın kullanımını durdurup, hekiminize  başvurunuz.
  8. Eğer ruhsal bozukluk için tedavi görüyorsanız veya kalp ritminde bozukluk, konjestif kalp yetersizliği, felç (inme), kan pıhtısı ve dolaşım ile ilgili sorunlarınız var ise, karaciğer veya böbrek hastalığınız; kas güçsüzlüğü, gözlerinizde iltihap oluşumuna yatkınlığınız, göz kuruluğu, gözlerinizde uçuk veya şişlik var ise tedaviye başlamadan önce hekiminizle görüşünüz.
  9. İlacı damlattığınızda puslu görmeye sebebiyet verebilir.  Görmeniz düzelmeden araba veya alet kullanımı gibi dikkat gerektiren işler yapmamalısınız.
  10. Hamilelik döneminde ve emzirme dönemlerinde BRIMOLIX‘ in hekime danışmadan kullanılması önerilmez. Tedaviniz sürerken hamile kalırsanız derhal doktorunuza durumu bildirmelisiniz. Emzirme döneminde anne sütüne geçebileceğinden emzirilen bebeğe zarar verebilir.

 

BRIMOLIX Göz Damlası’ nın kullanım Şekli:

  1. Doktorunuz bu ilacı nasıl reçete ettiyse o şekilde kullanmanız gerekmektedir. Tedavi süresince mutlaka doktorunuzun direktiflerine uyunuz. Yanlış kullanım ve talimat dışı uygulamalar hastalığın seyrini olumsuz etkiler, sağlığınıza zarar verir.
  2. Başınızı yukarıya doğru hafifçe kaldırınız, alt göz kapağını aşağıya doğru çekip, yukarıya bakınız. Şişeyi ters çeviriniz . Bir damla gelecek damlatınız ve gözünüzü kapayınız. Damlayı damlatırken parmağınızı gözünüzün iç kenarına bastırıp, yaklaşık bir dakika böyle beklemelisiniz. Böylece damlanın gözyaşı kanalından içeri akması engellenmiş olacaktır. Damlayı iki gözünüz içinde uygulayacaksanız bu işlemi diğer gözünüze de aynı şekilde uygulayınız.
  3. BRIMOLIX‘ in damlatma kısmını başta göz ve eller olmak üzere hiç bir yüzeye temas ettirmeyiniz. Eğer damlalık kirlenirse gözde enfeksiyon oluşabilir ve bu durum görme kaybına kadar varacak sonuçlara sebebiyet verir.
  4. Tedaviden iyi sonuç alabilmeniz için ilacınızı düzenli bir biçimde atlamadan uygulamalısınız. İlacınız tamamen bitmeden hekiminize tekrar yazdırmalısınız.
  5. Tedaviyi hekiminize danışmadan bırakmayınız, ilacın kullanımını aniden keserseniz göz tansiyonunuz kontrol edilemez hale gelebilir.

İlacın Olası Yan Etkileri :

  1. Karın ağrısı, nefes almada güçlük, kurdeşen, yüzde, dudaklarda, dilde ve boğazda şişlik gibi bir durumda acilen doktorunuza başvurunuz.
  2. Gözlerde kızarma ve kaşınma, göz kuruluğu, kendini hasta hissetme sık rastlanan yan etkilerdir.

 

İlaç Etken Maddesi: Brimonidin
İlaç Marka İsmi: BRIMOLIX Göz Damlası

BRIMOLIX Göz Damlası Kullanma Talimatı


 

BRIMO-TIM Steril Göz Damlası, nedir, ne işe yarar, yan etkileri, nasıl kullanılır

Endikasyon Bilgisi :

BRIMO-TIM Steril Göz Damlası‘nın etken maddesi Timolol, Brimonidin‘ dir. Gözdeki yükselmiş tansiyonun sebep olduğu göz rahatsızlıkları için kullanılmaktadır.  Göz merceği ile kornea arasındaki sıvının dışarıya akışının azaldığı veya fazla sıvı oluşumu durumlarında gözdeki basınç artar, bu da gözdeki sinirlere, damarlara kalıcı zararlar verir. Gözde sulanma, büyüme, korneada bulanıklık, ışık hassasiyeti, Descemet zarında yırtıklar göz içindeki basıncın artması neticesinde oluşur. Eğer, düzenli tedavi yapılmazsa körlüğe varan sonuçlar meydana gelir. BRIMO-TIM  damla, gözdeki artmış tansiyon seviyesini azaltmak için tek başına timolol etken maddeli göz damlasının etkili olmadığı durumlarda glokom tedavisinde gözlerdeki yükselmiş tansiyonun düşürülebilmesi için reçete edilmektedir.

 

BRIMO-TIM Steril Göz Damlası Hakkında Bilinmesi Gereken Hususlar:

BRIMO-TIM ilacını gözünüze damlattığınızda karın ağrısı, solunum yetersizliği, yüzünüzde, dudak, dil veya boğazınızda şişlik, kurdeşen gibi kendinizde bu ilaca karşı bir alerji gelişirse acilen hekiminizle görüşünüz ve bir sağlık kuruluşuna müracaatta bulununuz.

Eğer şiddetli veya kontrol altına alınamayan nefes darlığı ya da KOAH, saman nezlesi, öksürük gibi bir rahatsızlığınız var ise; gözde iltihap oluşumuna yatkınlığınız var ise, göz kuruluğu ya da göz ile ilgili diğer rahatsızlıklar; gözlerinizde uçuk veya şişme var ise ya da göz operasyonu olma durumu varsa veya daha önce artmış göz içi basıncını düşürmek için göz ameliyatı olduysanız, psikolojik bir tedavi görüyorsanız, karaciğer veya böbrek işlevlerinizde yetersizlik, diyabet, düşük kan şekeri, kalp ritminde bozukluk, konjestif kalp yetersizliği, felç (inme), kan pıhtısı ve dolaşım  (Raynaud hastalığı veya sendromu) ile ilgili sorunlarınız varsa ya da çizgili kas zayıflığı, diyabet veya fazla çalışan tiroid rahatsızlıklarınız var ise BRIMO-TIM ile tedaviye başlamadan önce bu konuları hekiminizle görüşünüz.

Tedaviniz sürerken diş ile ilgili cerrahi müdahale de dahil olmak üzere herhangi bir ameliyat özellikle  göz ameliyatı olma durumuz varsa, ameliyat olmadan önce doktorunuza veya anestezi uzmanına bu ilacı kullandığınızı söyleyiniz. İlacın kullanımını kısa bir süreliğine durdurmanız gerekebilir.

Gözünüze lens takıyorsanız, lens gözünüzdeyken ilacı uygulamamalısınız. Gözünüzde lens olmadan ilacınızı gözünüze uyguladıktan sonra lensinizi kullanabilmeniz için yaklaşık 20 dakikalık  bir süre yeterlidir.

BRIMO-TIM damlayı kullanırken aynı zamanda göz ile ilgili bir damla daha kullanmanız gerekiyorsa,  iki ilaç kullanımı arasında en az 5-10 dakikalık bir süre olmalıdır.

İlacı kullandıktan hemen sonra  görmenizde pusluluk oluşabilir. Görmeniz düzelmeden araba veya alet kullanımı gibi dikkat gerektiren işler yapmaktan kaçınınız.

Hamilelikte ve emzirme dönemlerinde bu ilacın hekime danışılmadan kullanılması önerilmemektedir. Tedaviniz sürerken hamile kalırsanız derhal hekiminizi haberdar ediniz.

 

BRIMO-TIM Steril Göz Damlası’ nın kullanım Şekli:

BRIMO-TIM damla hekiminizce nasıl reçete edildiyse o şekilde kullanmanız gerekmektedir. Tedaviniz süresince lütfen hekiminizin direktiflerine uyunuz. Size söylenilen dozlardan daha fazla kullandığınız takdirde hastalığınız farklı yönde ilerler, sağlığınız üzerinde ciddi zararları olur.

Başınızı arkaya doğru eğiniz ve alt göz kapağınızı aşağıya doğru çekip, yukarıya bakınız.  Bir damla gelecek şekilde  ilacı yavaşça sıkınız ve göz kapağınızı kapayınız. Damlayı damlatırken parmağınızı gözünüzün iç kenarına hafifçe bastırınız. Yaklaşık bir dakika böyle beklemelisiniz. Böylece damlanın gözyaşı kanalından içeri akması önlenecektir. Damlayı iki gözünüz içinde kullanacaksanız aynı işlemi diğer gözünüze de tekrarlayınız.

İlacın damlatma başlığını başta göz ve eller olmak üzere hiç bir yere değdirmeyiniz. Damlalığın kirlenmesi sonucu gözünüzde enfeksiyon gelişebilir.

Her gün iki defa olmak üzere aynı saatlerde birer damla olacak şeklinde damlatılmalıdır.

BRIMO-TIM Steril Göz Damlasının Yan Etkileri :

Depresif ruh hali, halüsinasyonlar, yavaş ya da düzensiz kalp atışları, göğüs sıkışması, ışığa hassasiyet, göz içinde veya çevresinde şişme, kızarıklık, kaşıntı, yanma durumlarında ilacın kullanımını durdurup tıbbi yardım için derhal hekiminize başvurmalısınız.

Gözlerde kumluluk, kızarma, kaşınma ilacın gözlemlenen yan etkileridir.

İlaç Etken Maddesi: Timolol, Brimonidin
İlaç Marka İsmi: BRIMO-TIM Steril Göz Damlası

ACUITEL 20 mg bölünebilir film kaplı tablet, nedir, ne işe yarar, yan etkileri, nasıl kullanılır

Endikasyon Bilgisi :

ACUITEL 20 mg bölünebilir film kaplı tablet‘in etken maddesi Kinapril’dir. Bu ilaç, vücutta kan damarlarını genişletici etkiye sahiptir ve yüksek kan basıncının düşürülmesini sağlayan ADE (anjiyotensin dönüştürücü enzim) inhibitörü grubu ilaçlarından biridir. ACUITEL, hipertansiyon tedavisinde ve diüretikler veya kalp glikozidleri ile kombine olarak konjestif kalp yetmezliğinde kullanılmaktadır. 

 

ACUITEL 20 mg bölünebilir film kaplı tablet Hakkında Bilinmesi Gereken Hususlar:

  1. ACUITEL ilacın içindeki etken maddeye ya da bileşenlere daha önceleri sizde hassasiyet geliştiyse bu ilacı kullanmamanız gerekir.
  2. Hekim önerisi olmadan ACUITEL tedavisini kendi kendinize durdurmayınız. Zira tansiyonunuz tedavi öncesinde olduğu gibi tekrar yükselebilir.
  3. Şayet diyabet hastasıysanız ya da böbrekleriniz yeterli derecede çalışmıyorsa ve siz  kan basıncınızı düşürmek için alişkiren’le tedavi görüyorsanız; aort damarı kapağınızda darlık var ise; emzirme dönemindeyseniz ve çocuğunuza süt veriyorsanız ya da gebe iseniz ACUITEL tedavisi size uygulanmamalıdır.
  4. Ciddi bir böbrek rahatsızlığınız var ise veya diyalize giriyorsanız ya da ağır karaciğer yetmezliği, kontrol altına alınamayan kalp yetmezliği, antihistaminik ilaç kullanımı, vücutta tümör varlığı, kanser tedavisi görüyor olmak, bağışıklık sisteminde zayıflamaya bağlı öksürme, boğaz şişmesi, yüksek ateş, titreme gibi enfeksiyon semptomları, kanda düşük potasyum düzeyi durumlarından herhangi birisi sizde mevcut ise; ACUITEL almadan önce hekiminizle bu hususları konuşmanız önemlidir.
  5. ACUITEL 18 yaşından küçüklere verilmemelidir.
  6. Bu ilaç, hamilelik döneminde ve emzirme dönemlerinde kullanılmamalıdır.
  7. ACUITEL içinde laktoz bulunur. Eğer daha önceden doktorunuz tarafından bazı şekerlere karşı hassasiyetiniz olduğu size bildirilmişse; bu ilacı kullanmadan önce hekiminizle irtibat kurunuz.
  8. Şayet yakın bir zamanda ameliyat olacaksanız ya da size anestezi ilacı verilecekse; ameliyattan belli bir süre önce ACUITEL‘le tedavi gördüğünüzü cerrahınıza bildirmelisiniz.

 

ACUITEL 20 mg bölünebilir film kaplı tablet Nasıl kullanılır, kullanım Şekli:

  1. Hekiminiz ACUITEL ilacı nasıl reçete ettiyse o şekilde kullanınız ve hekimin direktiflerini tam olarak yerine getiriniz. Bu ilacı reçetenizde belirtilenden daha fazla dozda ya da daha uzun süre boyunca kullanmamaya özen gösteriniz, aksi halde bu durum hastalığınızı olumsuz yönde etkiler.
  2. ACUITEL günde 1-2 defa kullanılır. İlacınızın her bir dozunu 1 bardak suyla beraber alınız. ACUITEL  tercihen yemek öncesi veya sonrası da kullanılabilir. Doz atlamayı önlemek için ACUITEL’i her gün günün aynı saatlerinde kullanmaya  özen göstermeniz çok önemlidir.
  3. Hipertansiyonun tedavisinde kullanılması gereken ACUITEL dozu :  günde 10 mg’la tedaviye başlanır. Şayet bu dozla tansiyonun düşmesinde yeterli fayda sağlanamıyorsa; bu doz hekim tarafından aşama aşama 80 mg a kadar çıkarılabilir.
  4. Konjestif kalp yetersizliğinde kullanılması gereken ACUITEL dozu : Böbrek yetmezliği olanlarda ve yaşlı hastalarda  ACUITEL‘le tedaviye en düşük doz olan 2,5 mg lık dozla başlanması öngörülür.  Bu doz hekim tarafından aşamalı olarak en fazla 40 mg a kadar çıkarılabilir.

 

ACUITEL 20 mg bölünebilir film kaplı tablet’le etkileşim oluşturabilecek ajanlar:

Genel, bölgesel veya lokal anestezi ilaçlarıaliskiren veya kandesartan, telmisartan, losartan,  valsartan, irbesartan, rilmeniden gibi Anjiyotensin II reseptör blokörleri; kan basıncını düşürücü diğer ilaçlar ve idrar sökücüler; tetrasiklin (enfeksiyona karşı kullanılır); trimetoprim,  sulfametoksazol vb. (antibiyotik ilaçlar); potasyum içeren ilaçlar, tuz ve tuz türevleri; lityum içeren ilaçlar; hidrokortizon, deksametazon, prednizolon (kortizonlu ilaçlar); meksiletin, kinidin, flekainid, prokainamid, disopiramid, propafenon, tokainid (antiaritmik ilaçlar); Antineoplastik ilaçlar(kanser ilaçları),  gut ilacı allopurinol (ürik asit düşürücü); tetrakosaktrin (Sintropin); vücutta eklemlerin, sindirim sisteminin iltihabi hastalıklarında kullanılan bağışıklığı başkılayıcı ilaçlar (İmmunsupresifler);  mide asidini giderici ilaçlar; alkol, antidepresan ilaçlar, uyku ilaçları; vildagliptin vb. diyabet ilaçları; aspirin türevleri, ibuprofen, etodolak, meloksikam, diklofenak vb. ateş düşürücüler, ağrı kesiciler ve iltihap azaltıcı( Nonsteroid Antiinflamatuvar) ilaçlar; enjeksiyon yoluyla verilen sodyum orotiyomalat vb. altın içeren ilaçlar; rapamisin, temsirolimus vb. tümör hücrelerinin çoğalmasını durduran anti-kanser ilaçlar.
Yukarıda belirtilen ilaçlardan biriyle tedavi görüyorsanız; bunlar ACUITEL‘le etkileşebileceğinden hekiminize danışmadan söz konusu ilaçlarla beraber kullanmayınız.

 

ACUITEL 20 mg bölünebilir film kaplı tablet’in Olası Yan Etkileri :

  1. ACUITEL kullandığınız süreçte nefes almada zorlanma, hırıltılı ses çıkarma, kalp atışlarında düzensizlik, çarpıntı, idrar yollarında enfeksiyon belirtileri, kansızlık, baş dönmesi hissi, vücutta şişlik, kilo alma, bayılma, ciltte soyulma, üritker, ciddi kabartılar, kırmızı cilt döküntüsü, vücutta sebebi belli olmaya morluklar, kolay kanama, ten renginde solukluk, sararma meydana gelirse; bunlar sizde ACUITEL’e alerjik reaksiyon geliştiğinin göstergesidir. Nadiren görülebilecek ancak çok ciddi olan bu yan etkilerden birini kendinizde  gördüğünüzde hiç vakit kaybetmeden hekiminizi arayınız ya da acil sağlık yardımı için bir sağlık kuruluşuna müracaat ediniz.
  2. ACUITEL‘in sıklıkla görülebilen yan etkileri: Ağız kuruluğu, sinirli ruh hali, depresyon, uykululuk, mide bulantısı, kusma, başağrısı, baş dönmesi, bitkinlik, eklem ve kas ağrısı, nezle, öksürük, boğaz iltihabı, iktidarsızlık, hafif şiddette cilt kaşıntısı ya da cilt döküntüsüdür.

 

İlaç Marka İsmi : ACUITEL 20 mg bölünebilir film kaplı tablet
İlaç Etken Maddesi : Kinapril hidroklorür
İlaç içindeki Yardımcı Maddeler: Magnezyum karbonat, Jelatin, Laktoz, Krospovidon, Magnezyum stearat, Opadry Yellow Y-5-6330G, Hidroksipropil metil selüloz, Hidroksipropil selüloz, Titanyum dioksit (E171), Polietilen glikol, Sarı demir oksit (E172iii), Kırmızı demir oksit (E172ii), Kandelila mumu

 

Ruhsat Sahibi: Pfizer İlaçları Ltd. Şti.
Muallim Naci Cad. No:55
34347 Ortaköy/İSTANBUL
Tel.: 0 212 310 70 00
Fax.: 0 212 310 70 58

Üretici Firma : Pfizer İlaçları Ltd. Şti. Muallim Naci Cad. No:55 34347 Ortaköy-İSTANBUL

 

ACUITEL 20 mg bölünebilir film kaplı tablet kullanma talimatı


ACUITEL 20 mg bölünebilir film kaplı tablet kullanma talimatı


ACUITEL 20 mg bölünebilir film kaplı tablet kısa ürün bilgisi

ACUITEL 20 mg bölünebilir film kaplı tablet kısa ürün bilgisi

Formülü
Aktif madde: 21.664 mg Kinapril hidroklorür (20 mg kinaprile eşdeğer)
Yardımcı maddeler: Laktoz 38 mg, Magnezyum karbonat, Jelatin, Hidroksipropil metil selüloz, Hidroksipropil selüloz, Titanyum dioksit (E171), Polietilen glikol, Sarı demir oksit (E172iii), Kırmızı demir oksit (E172ii), kandelila mumu. Krospovidon, Magnezyum stearat, Opadry Yellow Y-5-6330G
FARMASÖTİK FORM: Bölünebilir film kaplı tablet. Sarı, yuvarlak, bir tarafı çentikli, diğer tarafında “20” baskısı bulunan bölünebilir film kaplı tablet.
Farmakoterapötik grup: Anjiyotensin Dönüştürücü Enzim İnhibitörleri
ATC kodu: C09A A06
Etki Mekanizması:
Kinapril hidroklorür, kinaprilin hidroklorür tuzudur. Kinapril nonsülfhidril bir ADE inhibitörü
olan kinaprilatın etil esteridir.
Kinapril çabuk şekilde deesterifikasyona uğrayarak, güçlü bir ADE inhibitörü olan kinaprilata (kinapril diasit, ana metabolit) dönüşür. ADE, anjiyotensin I’in, adrenal korteks tarafından aldosteron salgılanmasını uyarmak da dahil olmak üzere bir çok değişik mekanizmalar aracılığıyla vasküler kontrolde görev yapan vazokonstriktör anjiyotensin II’ye dönüştürülmesini katalize eden bir peptidil dipeptidazdır.
Terapötik endikasyonlar
Hipertansiyon:
Kinapril hipertansiyon tedavisinde endikedir. Kinapril, hipertansiyon hastalarında monoterapi şeklinde veya diüretikler ile birlikte uygulamada etkilidir.
Konjestif Kalp Yetersizliği:
Kinapril bir diüretik ve/veya kalp glikozidi ile birlikte uygulandığında konjestif kalp yetersizliği tedavisinde etkilidir. Konjestif kalp yetmezliğinin tedavisinde kullanılırken hastalar mutlaka yakın tıbbi gözetim altında tutulmalıdır.
Pozoloji/uygulama sıklığı ve süresi:
Oral kullanım içindir. Tabletler çiğnenmemeli, ezilmemeli ya da bölünmemelidir.
Hipertansiyon:
Monoterapi: Kinaprilin diüretik almayan hastalarda tavsiye edilen başlangıç dozu günde bir defa 10 mg’dır. Klinik yanıta göre, dozaj genelde tek bir doz olarak veya iki doza bölünerek de verilebilecek olan 20 mg/gün veya 40 mg/gün’e çıkarılabilir (dozu iki katına çıkararak). Genel olarak, doz ayarlamaları dört haftalık zaman aralıklarıyla yapılmalıdır. Günde tek doz rejimiyle hastaların çoğunda uzun süreli kontrol sağlanmaktadır. Hastaların 80 mg/gün
kinapril dozlarına kadar tedavi edildikleri olmuştur. Tedavi uyumunun artırılması için ilaç her gün aynı saatlerde alınmalıdır.
Birlikte Kullanılan Diüretikler: Bir diüretikle tedaviye devam etmek zorunda olan hastalarda kinaprilin başlangıç dozajı 2.5 mg’dır. Daha sonrasında dozaj, optimal yanıt alana dek titre edilmelidir.
Konjestif Kalp Yetersizliği:
Kinapril, diüretikler ve/veya kalp glikozidleri ile birlikte konjestif kalp yetersizliği tedavisinde endikedir. Konjestif kalp yetersizliği bulunan hastalarda kinapril tedavisi başlanırken semptomatik hipotansiyon açısından yakından izlemek için tavsiye edilen başlangıç dozu 2.5 mg’dır. Kinaprilin başlangıç dozu iyi tolere edildiği takdirde, hastalara günde 1 veya 2 defada verilen etkin doza (40 mg/gün’e kadar) çıkarılabilir. Eş zamanlı olarak başka ilaçlar da kullanan hastalar genellikle 10 mg/gün veya 20 mg/gün doz ile etkin bir şekilde tedavi edilebilirler.
Böbrek yetmezliği:
Kinetik veriler, kinapril eliminasyonunun renal fonksiyon seviyesine bağlı olduğunu göstermektedir. Kinaprilin tavsiye edilen başlangıç dozu kreatinin klerensi 40 ml/dak’ın altında olan hastalarda 2.5 mg olup bu doz daha sonrasında optimal yanıtı alana dek titre edilebilir.
Pediyatrik popülasyon:
—5 yaş ve üzeri hipertansif pediyatrik hastalarda kinapril kullanımıyla ilgili sınırlı klinik deneyim vardır. 5 yaş altındaki pediyatrik hastalarda kullanım ile ilgili klinik veri yoktur. Bu nedenle kinaprilin çocuklarda ve adolesanlarda kullanımı tavsiye edilmez.
Geriyatrik popülasyon: 
—Tek başına yaş, kinaprilin etkinlik veya güvenliliğini etkiler gibi görünmemektedir. Bu yüzden, kinaprilin yaşlı hastalarda tavsiye edilen başlangıç dozu günde bir defa verilecek 2.5 mg olup bu doz daha sonrasında optimal yanıtı alana dek titre edilebilir.
Kontrendikasyonlar :
—Kinapril veya ACUITEL’in herhangi bir bileşenine karşı aşırı duyarlılığı olan hastalarda kontrendikedir.
—Bir anjiyotensin dönüştürücü enzim (ADE) inhibitörü ile yapılan önceki bir tedaviyle bağlantılı olarak gelişen anjiyoödem durumlarında ACUITEL kontrendikedir.
—İdiopatik/ herediter anjiyonörotik ödem geçmişi olan hastalarda kontrendikedir.
—Dinamik sol ventrikül çıkış yolu darlığı olan hastalarda ACUITEL kullanılmamalıdır.
— Primer hiperaldosteronizm durumunda kontrendikedir. Diğer ADE inhibitörleri ile çapraz duyarlılığı değerlendirilmemiştir.
—Gebelik ve laktasyonda ACUITEL kontrendikedir. ACUITEL gebe, gebe kalmayı planlayan veya uygun doğum kontrol yöntemleri kullanmayan ve çocuk doğurma potansiyeli bulunan kadınlarda kontrendikedir. ACUITEL gebe kalma yaşında olan kadınlara yalnızca, hastanın gebe kalma olasılığının büyük ölçüde olmaması ve hastanın fetüse olan zarar potansiyeli konusunda bilgilendirilmiş olması koşulu ile uygulanabilir. Bununla birlikte, bir kadın ADE inhibitörü alırken gebe kaldığı takdirde, ilaç mümkün olan en kısa sürede durdurulmalıdır .ADE inhibitörleri ile aliskirenin birlikte kullanımı diyabetes mellitus veya böbrek yetmezliği (Glomerüler filtrasyon hızı – GFH < 60 ml/dak / 1.73 m2 ) olan hastalarda kontrendikedir,

ACUITEL için özel kullanıma ait önlem ve uyarılar
ACUITEL aort stenozu olan hastalarda dikkatli kullanılmalıdır.
Duyarlılık reaksiyonları: Alerjik ya da bronşiyal astım öyküsü olan veya olmayan hastalarda duyarlılık reaksiyonları
(örn. Purpura, fotosensitivite, ürtiker, nekrotizan angitis, pnömoni ve pulmoner ödem dahil respiratuar distres, anaflaktik reaksiyonlar oluşabilir.
Baş ve Boyunda Anjiyoödem: Anjiyoödem, kinapril alan hastaların %0.1’inde bildirilmiştir. Laringeal stridor veya yüz, dil veya glottiste anjiyoödem görüldüğü takdirde, kinapril tedavisi derhal kesilmelidir. Hasta, kabul görmüş tıbbi bakım yöntemlerine uygun şekilde tedavi edilmeli ve şişme yok olana dek sıkı gözetim altında tutulmalıdır. Şişmenin yüz ve dudaklarla sınırlı kaldığı durumlarda vaka genel olarak tedaviye gerek kalmadan düzelmektedir; semptomların iyileştirilmesinde antihistaminikler yararlı olabilmektedir. Larinksin de tutulum gösterdiği anjiyoödem durumu ölümcül olabilir. Dil, glottis ve larinksin hava yollarını tıkayacak şekilde etkilenmesi durumunda subkütan adrenalin (epinefrin) çözeltisi 1:1000 (0.3 ila 0.5 ml arası) de dahil olmak fakat bununla sınırlı kalmamak kaydıyla, uygun acil durum tedavisi derhal uygulanmalıdır.
ADE inhibitörü tedavisi ile bağlantılı olmayan anjiyoödem hikayesi olan hastaların anjiyoödem riskleri bir ADE inhibitörü alırken artabilir.
Kinapril ile birlikte mTOR inhibitörü (örn. temsirolimus) veya DPP-IV inhibitörü (örn. vildagliptin) tedavisi alan hastalar anjiyoödem için artmış risk altında olabilirler. ADE inhibitörü kullanan bir hastada mTOR inhibitörü veya bir DPP-IV inhibitörüne başlarken dikkatli olunmalıdır.
Etnik farklılıklar:
ADE inhibitörü tedavisi alan siyah ırktan olan hastaların, siyah ırktan olmayan hastalara oranla daha yüksek bir anjiyoödem görülme sıklığına sahip oldukları bildirilmiştir. Ayrıca kontrollü klinik çalışmalarda, ADE inhibitörlerinin kan basıncı üzerindeki etkisinin siyah ırktan olan hastalarda, siyah ırktan olmayan hastalara oranla daha az olduğu da unutulmamalıdır.
İntestinal Anjiyoödem:
İntestinal anjiyoödem ADE inhibitörleri ile tedavi edilen hastalarda bildirilmiştir. Bu hastalarda abdominal ağrı, bulantı veya kusma ile birlikte veya bulantı veya kusma olmaksızın görülebilir. Bazı olguların geçmişinde fasiyal anjiyoödem öyküsü bulunmayabilir  ve C – 1 esteraz düzeyleri normaldir. Anjiyoödem tanısı, bilgisayarlı tomografi (BT görüntüleme) ve ultrason gibi tetkik yöntemleri ile veya cerrahi müdahale sırasında konulmuştur ve semptomlar ADE inhibitörü tedavisinin kesilmesi ile geçmiştir. Karın ağrısı olan ve ADE inhibitörü kullanan hastaların ayırıcı tanısına intestinal anjiyoödem de dahil edilmelidir.
Anafilaktik reaksiyonlar:
Desensitizasyon: Himenoptera zehiri ile desensitizasyon tedavisi sırasında ADE inhibitörleri alan hastalar hayatı tehdit edici boyutta anafilaktik reaksiyonlar geçirmişlerdir. Aynı hastalarda, bu reaksiyonlar her desensitizasyon öncesi ADE inhibitörleri geçici olarak kesildiğinde önlenmiş fakat kazara tekrar kullanım sırasında yeniden ortaya çıkmıştır.
LDL aferezi: Dekstran-sülfat absorpsiyonlu, düşük yoğunluklu lipoprotein aferezi uygulanan hastalarda eş zamanlı olarak, bir ADE inhibitörü tedavisi uygulanması sırasında anafilaktik reaksiyonlar bildirilmiştir. Bu nedenle ADE inhibitörü kullanan hastalarda bu yöntemden kaçınılmalıdır.
Hemodiyaliz: Klinik veriler, belirli yüksek geçirgenlikli membranlar (örn. poliakrilonitril membranlar) kullanılarak uygulanan hemodiyaliz hastalarına eş zamanlı ADE inhibitörü verildiğinde anafilaktik reaksiyonların daha çok görülebileceği yönünde klinik kanıtlar bulunmaktadır. Gerek alternatif antihipertansif ilaçların kullanımı gerekse hemodiyaliz için alternatif membranların kullanımı ile bu kombinasyondan kaçınılmalıdır.
Hipotansiyon:
Semptomatik hipotansiyon, kinapril ile tedavi edilen komplike olmayan hipertansif hastalarda nadiren görülmekle birlikte hipotansiyon, özellikle tuz kısıtlayıcı diyet uygulayan ve daha önce diüretiklerle tedavi edilmiş tuz/hacim kaybı olan veya diyaliz uygulanan, diyare, kusma ya da şiddetli renin bağımlı hipertansiyonu olan hastalarda ADE inhibitörü tedavisinin olası bir sonucu olabilir.
Bir diüretik almakta olan hastalara kinapril başlandığında semptomatik hipotansiyon görülebilir. Diüretik alan hastalarda, kinaprile başlanmadan iki veya üç gün önce mümkünse diüretiğin kesilmesi veya kinapril başlanmadan önce tuz alımının artırılması hipotansif etkinin azaltılmasına büyük ölçüde yardımcı olabilir. Kan basıncı sadece kinapril ile kontrol edilemiyorsa, diüretik tedavisine devam edilmelidir. Diüretik tedavisini kesmek mümkün
değilse, kinaprile düşük bir doz ile başlanmalıdır.
Aşırı hipotansiyon riski olan konjestif kalp yetersizliği bulunan hastalarda kinapril tedavisi yakın tıbbi gözetim altında tavsiye edilen dozda başlatılmalıdır; bu hastalar tedavinin ilk iki haftası boyunca ve kinapril dozu artırıldığında izlenmelidir.
Semptomatik hipotansiyon meydana geldiği takdirde, hasta sırt üstü yatırılmalı ve gerekirse, intravenöz yoldan serum fizyolojik verilmelidir. Geçici bir hipotansif yanıt ileride verilecek dozlar için herhangi bir kontrendikasyon teşkil etmemektedir; ancak bu olay gerçekleştiği takdirde kinapril veya birlikte alınan herhangi bir diüretik tedavisinin dozunun azaltılması düşünülmelidir.
Nötropeni/Agranülositoz:
ADE inhibitörleri komplike olmayan hipertansiyon hastalarında nadiren agranülositoz veya kemik iliği depresyonuna yol açmıştır. Böbrek yetmezliği hastalarında daha sık ortaya çıkabilen bu duruma özellikle kollajen vasküler hastalığın eşlik ettiği böbrek yetmezliği hastalarında daha da sık rastlanmaktadır. Kinapril tedavisi sırasında agranülositoz nadiren bildirilmiştir. Diğer ADE inhibitörlerinde olduğu gibi, kollajen vasküler hastalığı ve/veya böbrek hastalığı olan hastalarda akyuvar sayısı değerlendirilmelidir.
Fetal/Neonatal Morbidite ve Mortalite:
Gebe kadınlara verildiği takdirde, ADE inhibitörleri fetal ve neonatal morbiditeye veya mortaliteye yol açabilirler.
Böbrek Yetmezliği:
Renin-anjiyotensin-aldosteron sistemini inhibe etmenin bir sonucu olarak, duyarlı hastalarda böbrek işlevlerinde değişiklikler meydana gelmesi beklenebilir. Şiddetli kalp yetersizliği olan ve böbrek fonksiyonları renin-anjiyotensin-aldosteron sistemine bağlı olan hastalarda, kinapril de dahil olmak üzere ADE inhibitörleri ile tedavi oligüri ve/veya ilerleyen azotemi ve nadiren de akut böbrek yetmezliği ve/veya ölüme yol açabilir.
Kinaprilatın yarılanma ömrü kreatinin klerensi azaldıkça uzar. Kreatinin klerensleri <60 ml/dak olan hastalar daha düşük kinapril başlangıç dozuna ihtiyaç duyar. Bu hastalarda doz terapötik yanıta bağlı olarak titre edilerek artırılmalıdır ve ilk çalışmalar kinaprilin böbrek fonksiyonlarındaki bozulmayı daha da ileri götürdüğüne işaret etmese de renal fonksiyonlar yakından takip edilmelidir.
Daha önceden renal vasküler hastalığı olmayan bazı hipertansiyon hastalarında veya kalp yetersizliği olan hastalarda, özellikle kinapril bir diüretik ile birlikte verildiğinde, kan üre nitrojeninde ve serum kreatininde, genelde minör ve geçici olmak üzere, normalin 1.25 katının üzerinde artışlar meydana gelmiştir. Kinapril monoterapisi gören hipertansiyon hastalarının kandaki üre nitrojeninde ve serum kreatininde %2 artış görülürken; kinapril/hidroklorotiyazid tedavisi gören hipertansiyon hastalarının kan üre nitrojeninde %4, serum kreatininde ise %3 artış görülmüştür. Önceden böbrek yetmezliği olan hastalarda bu durumun gerçekleşme olasılığı daha fazladır. Doz azaltımı ve/veya diüretiğin ve/veya kinaprilin kesilmesi gerekebilir.
Unilateral veya bilateral renal arter stenozu olan hastalarda yapılan klinik çalışmalarda, ADE inhibitörü tedavisi sonrası bazı hastalarda kan üre nitrojeninde ve serum kreatininde artışlar gözlenmiştir. Bu artışlar neredeyse her zaman ADE inhibitörü ve/veya diüretik tedavisinin kesilmesiyle geri döndürülebilmiştir. Söz konusu hastalarda renal fonksiyonlar tedavinin ilk birkaç haftası boyunca izlenmelidir.
Karaciğer Yetmezliği:
Kinapril bir diüretikle birlikte kullanıldığında, sıvı ve elektrolit dengesindeki küçük değişiklikler hepatik komaya yol açabileceğinden karaciğer yetmezliği veya ilerleyici karaciğer hastalığı olan hastalarda dikkatli olunmalıdır. Kinaprilin, kinaprilata metabolizması normalde hepatik esteraza bağlıdır. Kinaprilin deesterifikasyonunda zayıflama meydana geleceğinden alkolik siroz hastalarında kinaprilat konsantrasyonları azalma gösterir.
ADE inhibitörleri nadiren kolestatik sarılık gibi başlayan ve fulminan hepatik yetmezliğe (bazı vakalarda ölümcül olabilen) dönüşen bir sendromla ilişkilendirilmiştir. ADE inhibitörü ile tedavi görmekte olan hastalarda sarılık veya hepatik enzimlerinin seviyesinde açıkça artış görülmesi durumunda kinapril tedavisinin durdurulması ve hastalara uygun bir medikal takip yapılması gerekmektedir.
Hiperkalemi:
Diğer ADE inhibitörlerinde olduğu gibi, sadece kinapril ile tedavi gören hastaların serum potasyum seviyeleri yükselebilir. Serum potasyumundaki yükselmelerin daha da artma riski nedeniyle, potasyum tutucu diüretikler ya da serum potasyum seviyelerini yükselttiği bilinen diğer ilaçlarla yapılacak kombinasyon tedavisinin ihtiyatla başlatılması ve hastanın serum potasyum seviyelerinin yakından takip edilmesi tavsiye edilir.  Kinapril, tiyazid diüretikleri ile birlikte kullanıldığında, tiyazid diüretiklerinin yol açtığı hipokalemiyi azaltabilir.
Hipoglisemi ve Diyabet:
ADE inhibitörleri diyabet hastalarında insülin duyarlılığını artırabileceğinden insülin veya oral hipoglisemik ajan alan diyabet hastalarında hipoglisemiye yol açmıştır. ADE inhibitörü kullanmaya başlayan diyabet hastaları ilk ayda daha yakından izlenmelidir.
Öksürük:
Kinapril de dahil olmak üzere ADE inhibitörlerinin kullanımında öksürük bildirilmiştir. Karakteristik olarak, kuru öksürük gözlenir, süreklidir ve tedavinin kesilmesiyle birlikte geçmektedir. ADE inhibitörünün neden olduğu öksürük, öksürük ayırıcı tanısında düşünülmelidir.
Cerrahi/Anestezi:
ADE inhibitörleri, kompansatuvar renin salgılanmasından sonraki anjiyotensin II oluşumunu bloke ettikleri için hastalara büyük cerrahi veya anestezi uygulanırken dikkatli olunmalıdır. Bu durum, hacim artışı ile düzeltilebilecek olan hipotansiyona yol açabilir.
Renin anjiyotensin-aldosteron sisteminin (RAAS) dual blokajı:
ADE inhibitörleri, anjiyotensin II reseptör blokörleri ya da aliskirenin birlikte kullanılması durumunda hipotansiyon, senkop, hiperkalemi ve böbrek fonksiyonlarında azalma (akut böbrek yetmezliği dahil) riskinin arttığı yönünde kanıtlar bulunmaktadır. RAAS’ın dual blokajına yol açtığından ADE inhibitörleri, anjiyotensin II reseptör blokörleri ya da aliskirenin birlikte kullanılması önerilmez.
Eğer dual blokaj tedavisi mutlaka gerekli görülürse sadece uzman gözetimi altında yapılmalı ve böbrek fonksiyonu, elektrolitler ve kan basıncı yakından sık sık takip edilmelidir. Diyabetik nefropatisi bulunan hastalarda ADE inhibitörleri ve anjiyotensin II reseptör blokörleri birlikte kullanılmamalıdır.
Diğer tıbbi ürünlerle etkileşimler ve etkileşim şekilleri
Tetrasiklinin kinapril ile birlikte uygulanması, tetrasiklin absorpsiyonunu %28 ila %37 oranında azaltmıştır. Absorpsiyondaki bu düşmenin nedeni kinapril formülü içinde bir eksipiyan olarak yer alan magnezyum karbonatın bulunmasıdır. Kinapril ve tetrasiklin birlikte reçete edildiğinde bu etkileşim göz önünde bulundurulmalıdır. Tetrasiklin ile birlikte kullanılması önerilmemektedir.
Birlikte diüretik tedavisi:
Diğer ADE inhibitörlerinde de olduğu gibi, diüretik alan, özellikle de diüretik tedavisine yakın zamanda başlamış olan hastalar, kinapril ile tedaviye başlandıktan sonra kan basıncında zaman zaman aşırı bir düşme yaşayabilirler. Kinaprilin ilk dozu sonrasındaki hipotansif etkiler, tedaviye başlamadan birkaç gün önce diüretik tedavisini kesmekle veya tuz alımını artırarak en aza indirilebilir. Diüretiğe son vermek mümkün değilse, kinaprilin başlangıç dozu azaltılmalıdır. Bir diüretiğe devam edilen hastalarda, kinaprilin ilk dozu sonrasındaki iki saat
boyunca tıbbi gözetim sağlanmalıdır.
Serum potasyumunu artıran maddeler:
Kinapril, aldosteron seviyelerini düşürebilen bir ADE inhibitörü olup, bu da sonuçta potasyum tutulmasına neden olabilir. Bu yüzden, kinaprilin potasyum tutucu diüretikler (örneğin: spironolakton, triamteren veya amilorid), potasyum katkıları, potasyum içeren tuz yerine geçen maddeler veya serum potasyum seviyelerini arttırdığı bilinen diğer ilaçlar ile birlikte tedavisi uygulanırken dikkatli olunmalı ve serum potasyumu uygun şekilde gözlenmelidir.
Diğer ADE inhibitörlerinde olduğu gibi, sadece kinapril kullanan hastalarda da potasyum seviyeleri yükselebilir. Kinapril tiyazid diüretikleriyle birlikle kullanıldığında, bu ilaç grubunun ortaya çıkardığı hipokalemiyi azaltabilir.
Yaşlı veya renal fonksiyonu bozuk olan hastalarda, bir ADE inhibitörü ile beraber sulfametoksazol/trimetoprim kullanımı, trimetoprimin yol açtığı düşünülen şiddetli hiperkalemi ile ilişkilendirilmektedir. Bu nedenle, kinapril ve trimetoprim içeren ilaçların birlikte kullanımında dikkatli olunması ve serum potasyumunun yeterli takibinin yapılması gerekir.
Cerrahi /Anestezi:
Her ne kadar kinapril ile hipotansiyon yapan anestezik ajanlar arasında etkileşim olduğuna dair bir bilgi olmasa da, ADE inhibitörleri kompansatuvar renin salgılanmasından sonraki anjiyotensin II oluşumunu bloke ettikleri için hastalara büyük cerrahi operasyon veya anestezi uygulanırken dikkatli olunmalıdır. Bu durum, hacim artışı ile düzeltilebilecek olan hipotansiyona yol açabilir.
Lityum:
Lityum ve ADE inhibitör tedavisini birlikte alan hastalarda, serum lityum seviyelerinde artış ve lityum toksisitesi semptomları bildirilmiştir. Bu ilaçlar birlikte alınırken dikkatli olunmalıdır ve ayrıca serum lityum seviyelerinin sık sık kontrol edilmesi önerilir. Aynı zamanda bir diüretik de kullanılıyorsa, bu da lityum toksisitesi riskini artırabilir.
Non-steroidal anti-inflamatuvar ilaçlar (NSAİİ), selektif siklooksijenaz-2 (COX-2) inhibitörleri dahil:
Yaşlı, hacim açığı olan (diüretik tedavisi alanlar dahil) veya böbrek fonksiyonu azalmış bireylerde, COX-2 inhibitörleri de buna dahil olmak üzere NSAİİ’nin ADE inhibitörleriyle birlikte kullanılması olası akut böbrek yetmezliği de dahil olmak üzere böbrek fonksiyonunun bozulmasına neden olabilir. Bu etkiler çoğunlukla geri dönebilir. Kinapril ve NSAİİ birlikte kullanılan hastaların böbrek fonksiyonları düzenli olarak kontrol edilmelidir. NSAİİ ile ADE inhibitörlerinin birlikte kullanılması antihipertansif etkinin azalmasına neden olabilir.
Altın:
Altın enjeksiyonu (örn. Sodyum orotiyomalat) tedavisi alan hastalarda birlikte ADE inhibitör tedavisi uygulandığında; seyrek olarak nitroid reaksiyonlar (semptomlar yüzde al basması, bulantı, kusma ve hipotansiyonu içerir) rapor edilmiştir.
mTOR veya DPP-IV’ü inhibe eden ajanlar:
Kinapril ile birlikte mTOR inhibitörü (örn. temsirolimus) veya DPP-IV inhibitörü (örn. vildagliptin) tedavisi alan hastalar anjiyoödem için artmış risk altında olabilirler. ADE inhibitörü kullanan bir hastada mTOR inhibitörü veya bir DPP-IV inhibitörüne başlarken dikkatli olunmalıdır. Allopurinol, sitostatik ve immunosupresan ilaçlar, sistemik kortikosteroidler veya prokainamid:
ADE inhibitörleriyle birlikte kullanımları lökopeni riskini artırabilir.
Alkol, barbitüratlar ve narkotikler:
Ortostatik hipotansiyon riski ortaya çıkabilir.
Aliskiren:
ADE inhibitörlerinin aliskirenle kullanımı diyabetes mellitus veya böbrek yetmezliği (GFH < 60 ml/dak / 1.73 m2
) olan hastalarda kontrendikedir.
Diğer antihipertansif ajanlar:
Additif bir etki veya karşılıklı etki artırma olabilir.
Antiasitler:
Kinaprilin biyoyararlanımını azaltabilirler.
Antidiyabetik ilaçlar (oral hipoglisemik ajanlar ve insülin):
ADE inhibitörleri, diyabet hastalarında insülin hassasiyetini arttırabilir ve oral antidiyabetik ajanlar ve insülin ile tedavi edilen hastalarda hipoglisemi ile ilişkilendirilmektedir. Özellikle bir ADE inhibitörüyle tedavinin ilk ayında glisemik kontrol sıkı takip edilmelidir.
Diğer Ajanlar:
Kinapril, propranolol, hidroklorotiyazid, digoksin veya simetidin ile birlikte uygulandığında, klinik açıdan önemli herhangi bir farmakokinetik etkileşim meydana gelmemiştir. Tek doz varfarinin antikoagülan etkisi (protrombin süresi ile ölçülen), günde iki defa birlikte alınan kinaprille önemli bir değişikliğe uğramamıştır.
Atorvastatinin birden fazla 10 mg’lık dozlarının 80 mg kinapril ile birlikte verilmesi atorvastatinin kararlı durum farmakokinetik parametrelerinde önemli bir değişikliğe yol açmamıştır.
Renin anjiyotensin-aldosteron sisteminin (RAAS) dual blokajı:
Klinik çalışma verileri, renin-anjiyotensin-aldosteron sisteminin (RAAS), ADE inhibitörleri, anjiyotensin II reseptör blokörleri ya da aliskirenin kombine kullanımıyla ikili blokajının, tekli RAAS etkili ajanın kullanımına kıyasla daha yüksek sıklıkta hipotansiyon, hiperkalemi ve böbrek fonksiyonunda azalma (akut böbrek yetmezliği dahil) gibi advers olaylarla ilişkili olduğunu göstermiştir.
ACUITEL’in makine ve araç kullanımı üzerindeki etkileri:
Makine veya motorlu araç kullanma yeteneği, özellikle ACUITEL tedavisinin başlangıcında zarar görebilir. Kinaprilin araç ve makine kullanımı üzerinde etkilerine dair bir çalışma yoktur. Bazen sersemlik veya yorgunluk yapabileceği dikkate alınmalıdır.

İstenmeyen etkiler:
Klinik çalışmalarda en sık görülen yan etkiler baş ağrısı (%7.2), sersemlik (%5.5), öksürük (%3.9), yorgunluk (%3.5), rinit (%3.2), bulantı ve/veya kusma (%2.8) ve miyalji (%2.2) olmuştur.
Enfeksiyonlar ve enfestasyonlar:
Yaygın : Farenjit, rinit
Yaygın olmayan : Bronşit, üst solunum yolu enfeksiyonu, idrar yolu enfeksiyonu, sinüzit
Kan ve lenf sistemi hastalıkları
Bilinmiyor : Nötropeni, agranülositoz, hemolitik anemi, trombositopeni
Bağışıklık sistemi hastalıkları
Bilinmiyor : Anafilaktik reaksiyon
Metabolizma ve beslenme hastalıkları
Yaygın : Hiperkalemi
Psikiyatrik hastalıklar
Yaygın : İnsomnia
Yaygın olmayan : Depresyon, sinirlilik, konfüzyon
Sinir sistemi hastalıkları
Yaygın : Baş ağrısı, sersemlik, parestezi
Yaygın olmayan : Somnolans, geçici iskemik ataklar
Seyrek : Denge bozukluğu, senkop
Bilinmiyor :Serebrovasküler olay/serebral hemoraji
Göz hastalıkları
Yaygın olmayan : Göz tembelliği
Çok seyrek : Görmede bulanıklık
Kulak ve iç kulak hastalıkları
Yaygın olmayan : Kulak çınlaması, vertigo
Kardiyak hastalıklar
Yaygın olmayan : Anjina pektoris, palpitasyonlar, taşikardi, miyokard enfarktüsü
Vasküler hastalıklar
Yaygın : Hipotansiyon
Yaygın olmayan : Vazodilatasyon
Bilinmiyor : Ortostatik hipotansiyon
Solunum, göğüs bozuklukları ve mediastinal hastalıklar
Yaygın : Öksürük, dispne
Yaygın olmayan : Boğazda kuruluk
Seyrek : Eozinofilik pnömoni
Bilinmiyor : Bronkospazm
Bireysel vakalarda üst solunum yollarını tutan anjiyonörotik ödem ölümcül havayolu obstrüksiyonuna yol açmıştır.
Gastrointestinal hastalıklar
Yaygın : Bulantı, kusma, diyare, abdominal ağrı, dispepsi
Yaygın olmayan : Gaza bağlı mide-bağırsakta şişkinlik, ağız kuruluğu
Seyrek : Tat almada değişiklik, kabızlık, dil iltihabı
Çok seyrek : Ileus, intestinal anjiyoödem
Bilinmiyor : Pankreatit*
Hepato-bilier hastalıklar
Bilinmiyor : Kolestatik sarılık, hepatit
Deri ve deri altı doku hastalıkları
Yaygın olmayan : Terleme artışı, pruritus, anjiyoödem, döküntü
Seyrek : Ürtiker, eritema multiforma, pemfigus
Çok seyrek : Psoriyazis benzeri döküntü
Bilinmiyor : Stevens-Johnson Sendromu, eksfoliyatif dermatit, alopesi, toksik epidermal nekroliz, fotosensitivite reaksiyonu
Deride değişiklikler; ateş, kas ve eklem ağrısı (miyalji, artralji, artrit), vasküler enflamasyon (vaskülit), seröz dokuların iltihabı ve laboratuar değerlerinde belli değişiklikler (eozinofili,  lökositoz ve/veya artmış antinükleer antikor (ANA) titreleri, artmış eritrosit sedimentasyon hızı (ESR)) ile bağlantılı olabilir.
Kas-iskelet bozuklukları, bağ doku ve kemik hastalıkları
Yaygın : Miyalji, sırt ağrısı
Böbrek ve idrar yolu hastalıkları
Yaygın olmayan : Renal disfonksiyon, proteinüri
Üreme sistemi ve meme hastalıkları
Yaygın olmayan : Erektil disfonksiyon
Konjenital ve kalıtımsal/genetik hastalıklar
Yaygın olmayan : bkz. Bölüm 4.3 ve Bölüm 4.6
Genel bozukluklar ve uygulama bölgesine ilişkin hastalıklar
Yaygın : Yorgunluk, göğüs ağrısı, asteni
Yaygın olmayan : Ödem (periferal ve genel), ateş
Araştırmalar:
Yaygın : Serum kreatinin seviyesinde artma, kanda üre artışı
Bilinmiyor : Hemoglobin azalması, hematokrit azalması, serum bilirubin ve karaciğer enzimlerinde artış, hematokrit ve Beyaz Kan Hücresi’nde azalma görülmüştür.
Konjenital G-6-PDH eksikliği olan hastalarda münferit hemolitik anemi vakaları rapor edilmiştir.
ADE inhibitörleri ile tedavi edilen hastalarda pankreatit raporlanmıştır; bazı durumlarda ölümcül olduğu kanıtlanmıştır.
Bu artışlar; kinapril ile birlikte diüretik tedavisi alan hastalarda, kinapril monoterapisi alan hastalara göre daha fazla meydana gelebilir. Gözlenen bu artışlar, devam eden tedavi süresince genellikle normale döner.
Diğer ADE inhibitörleri ile vaskülit ve jinekomasti raporlanmıştır ve bu istenmeyen etkilerin grup-spesifik olduğu göz önünde bulundurulmalıdır.

Source link

BECONYL 1.5 mg /66.5 mg 5 ml Şurup, nedir, ne işe yarar, yan etkileri, nasıl kullanılır

Endikasyon Bilgisi :

BECONYL 1.5 mg /66.5 mg 5 ml Şurup bronşlardaki düz kasları gevşeten Terbutalin sülfat ile balgam sökücü etkiye sahip Guaifenesin olmak üzere iki etken maddeden ibaret bir şuruptur. BECONYL, kronik bronşit, bronşiyel astım, anfizem ve tıkanma ile ilgili benzer hastalıklarda  bronşların daralmasıyla meydana gelen hışıltılı ve zor nefes alma gibi ani belirtilerin ortaya çıkmaması için bronşlarda daralmayı önler, boğaz veya bronşlarda biriken koyu kıvamlı balgamın öksürük refleksiyle dışarıya çıkarılmasını sağlar.

 

BECONYL Şurup Hakkında Bilinmesi Gereken Hususlar :

  1. BECONYL Şurup, bronşlarda meydana gelen kasılma ve balgamla seyreden solunum yollarındaki tıkanma ile ilgili hastalıklarda kullanılmaktadır.
  2. Astım krizi anında bu ilaç kullanılmamalı,  hızlı etkisi olan inhalasyon ilaçlar tercih edilmelidir.
  3. Bu ilacın kan şekerini yükseltici etkisi olduğundan, ilacı kullandığınız sürece sık sık şeker kontrolü yaptırmalısınız.
  4. 65 yaşın üzerinde iseniz ya da yakın zamanda herhangi bir ameliyat olma durumu, kanınızda potasyum seviyesinde düşüklük, kalbinizde ritim bozukluğunuz veya ağır kalp yetersizliği durumlarından herhangi birisi var ise bu ilacı hekime sormadan kullanmanız önerilmez.
  5. Nefes alma zorluğunuzu gidermek için her zaman aldığınız ilaç miktarı aynı rahatlamayı sağlamıyorsa, derhal doktorunuzla iletişime geçiniz. Astımınızı kontrol altına almak için ilave bir tedaviye gerek duyulabilir.
  6. Kalp damar sistemi ile ilgili  rahatsızlığı olanlarda  rahim kaslarının gevşemesinde kullanılması sakıncalıdır.
  7. BECONYL şurubu aksatmadan kullanmanıza rağmen, astıma bağlı geceleri çok sık uyanıyorsanız ya da  göğüs sıkışması ve soluk almada güçlük çekiyorsanız acilen hekiminizle konuşunuz. Bu tür yakınmalar astımınızın kontrol altına alınamadığının işaretidir.
  8. Hekime sorulmadan BECONYL şurubun kullanımını kesmeyiniz. İlacın kullanımını aniden durdurursanız astım belirtileriniz şiddetlenebilir.
  9. BECONYL şurubu kullanırken sigara içilen ortamdan uzak durmalı, soğuk ve kuru havada kalmamalı, tozlu hava solumamalı, hayvan tüyü gibi alerjik durumlardan kaçınmalısınız.
  10. BECONYL şurup, küçük çocuklara hekim önerisiyle verilmelidir.
  11. Hamilelik döneminde  ve emzirme dönemlerinde doğmamış bebek ve emzirilen bebek için zararlı olabileceğinden hekiminize sormadan kullanılması öngörülmez.

BECONYL 1.5 mg /66.5 mg 5 ml Şurup’un Kullanım Şekli :

  1. Yetişkinlerde; 3 defa  2 veya 3 er ölçek günlük önerilen dozdur.
  2. Küçük çocuklarda, günlük önerilen doz: Çocuğun kilosuna göre günlük doz miktarı hekim tarafından belirleyecektir.
  3. BECONYL şurubu kullanırken, kazara fazla ilaç almanıza sebep olabileceğinden yemek kaşığı kullanmayınız, ancak şurup kutusundaki ölçekli kaşık ile almanız halinde ilacı doğru dozda aldığınızdan emin olabilirsiniz.
  4. Hekiminiz BECONYL şurubu nasıl reçete ettiyse o şekilde kullanmanız gerekmektedir. Tedavi süresince lütfen hekiminizin direktiflerini harfiyen yerine getiriniz. Tavsiye edilenden daha fazla ya da ilacı bırakmanız söylenmesine karşı halen ısrarla ilaca devam etmeyi uzattığınız takdirde rahatsızlığınızda bir iyileşme sağlanmaz, aksine hayati tehlikeye varabilecek ölçüde sağlığınıza ciddi zararları olur.

 

BECONYL Şurup Yan Etkileri :

  1. BECONYL Şurubu içtikten sonra soluk alamama, kurdeşen, şiddetli karın ağrısı gibi alerjiyi işaret eden  bir durumu kendinizde görürseniz hiç vakit kaybetmeden hekiminizi arayınız.
  2. —Kalp atışlarında artış, ritim bozukluğu, çarpıntı, bulantı , baş ağrısı, titreme, kas zayıflığı ilacın geçici yan etkileridir. Bu şikayetlerden biri görüldüğünde hekiminizle irtibata geçiniz.

 

İlaç Etken Maddesi: Terbutalin sülfat, Guaifenesin
İlaç Marka İsmi: BECONYL 1.5 mg /66.5 mg 5 ml Şurup

ACUITEL 5 mg, nedir, ne işe yarar, yan etkileri, nasıl kullanılır

Endikasyon Bilgisi :

ACUITEL 5 mg bölünebilir film kaplı tablet‘in etken maddesi Kinapril’dir. Bu ilaç, vücutta kan damarlarını genişletici etkiye sahiptir ve yüksek kan basıncının düşürülmesini sağlayan ADE (anjiyotensin dönüştürücü enzim) inhibitörü grubu ilaçlarından biridir. ACUITEL, hipertansiyon tedavisinde ve diüretikler veya kalp glikozidleri ile kombine olarak konjestif kalp yetmezliğinde kullanılmaktadır. 

 

ACUITEL 5 mg bölünebilir film kaplı tablet Hakkında Bilinmesi Gereken Hususlar:

  1. ACUITEL ilacın içindeki etken maddeye ya da bileşenlere daha önceleri sizde hassasiyet geliştiyse bu ilacı kullanmamanız gerekir.
  2. Hekim önerisi olmadan ACUITEL tedavisini kendi kendinize durdurmayınız. Zira tansiyonunuz tedavi öncesinde olduğu gibi tekrar yükselebilir.
  3. Şayet diyabet hastasıysanız ya da böbrekleriniz yeterli derecede çalışmıyorsa ve siz  kan basıncınızı düşürmek için alişkiren’le tedavi görüyorsanız; aort damarı kapağınızda darlık var ise; emzirme dönemindeyseniz ve çocuğunuza süt veriyorsanız ya da gebe iseniz ACUITEL tedavisi size uygulanmamalıdır.
  4. Ciddi bir böbrek rahatsızlığınız var ise veya diyalize giriyorsanız ya da ağır karaciğer yetmezliği, kontrol altına alınamayan kalp yetmezliği, antihistaminik ilaç kullanımı, vücutta tümör varlığı, kanser tedavisi görüyor olmak, bağışıklık sisteminde zayıflamaya bağlı öksürme, boğaz şişmesi, yüksek ateş, titreme gibi enfeksiyon semptomları, kanda düşük potasyum düzeyi durumlarından herhangi birisi sizde mevcut ise; ACUITEL almadan önce hekiminizle bu hususları konuşmanız önemlidir.
  5. ACUITEL 18 yaşından küçüklere verilmemelidir.
  6. Bu ilaç, hamilelik döneminde ve emzirme dönemlerinde kullanılmamalıdır.
  7. ACUITEL içinde laktoz bulunur. Eğer daha önceden doktorunuz tarafından bazı şekerlere karşı hassasiyetiniz olduğu size bildirilmişse; bu ilacı kullanmadan önce hekiminizle irtibat kurunuz.
  8. Şayet yakın bir zamanda ameliyat olacaksanız ya da size anestezi ilacı verilecekse; ameliyattan belli bir süre önce ACUITEL‘le tedavi gördüğünüzü cerrahınıza bildirmelisiniz.

 

ACUITEL 5 mg bölünebilir film kaplı tablet Nasıl kullanılır, kullanım Şekli:

  1. Hekiminiz ACUITEL ilacı nasıl reçete ettiyse o şekilde kullanınız ve hekimin direktiflerini tam olarak yerine getiriniz. Bu ilacı reçetenizde belirtilenden daha fazla dozda ya da daha uzun süre boyunca kullanmamaya özen gösteriniz, aksi halde bu durum hastalığınızı olumsuz yönde etkiler.
  2. ACUITEL günde 1-2 defa kullanılır. İlacınızın her bir dozunu 1 bardak suyla beraber alınız. ACUITEL  tercihen yemek öncesi veya sonrası da kullanılabilir. Doz atlamayı önlemek için ACUITEL’i her gün günün aynı saatlerinde kullanmaya  özen göstermeniz çok önemlidir.
  3. Hipertansiyonun tedavisinde kullanılması gereken ACUITEL dozu :  günde 10 mg’la tedaviye başlanır. Şayet bu dozla tansiyonun düşmesinde yeterli fayda sağlanamıyorsa; bu doz hekim tarafından aşama aşama 80 mg a kadar çıkarılabilir.
  4. Konjestif kalp yetersizliğinde kullanılması gereken ACUITEL dozu : Böbrek yetmezliği olanlarda ve yaşlı hastalarda  ACUITEL‘le tedaviye en düşük doz olan 2,5 mg lık dozla başlanması öngörülür.  Bu doz hekim tarafından aşamalı olarak en fazla 40 mg a kadar çıkarılabilir.

 

ACUITEL 5 mg bölünebilir film kaplı tablet’le etkileşim oluşturabilecek ajanlar:

Genel, bölgesel veya lokal anestezi ilaçlarıaliskiren veya kandesartan, telmisartan, losartan,  valsartan, irbesartan, rilmeniden gibi Anjiyotensin II reseptör blokörleri; kan basıncını düşürücü diğer ilaçlar ve idrar sökücüler; tetrasiklin (enfeksiyona karşı kullanılır); trimetoprim,  sulfametoksazol vb. (antibiyotik ilaçlar); potasyum içeren ilaçlar, tuz ve tuz türevleri; lityum içeren ilaçlar; hidrokortizon, deksametazon, prednizolon (kortizonlu ilaçlar); meksiletin, kinidin, flekainid, prokainamid, disopiramid, propafenon, tokainid (antiaritmik ilaçlar); Antineoplastik ilaçlar(kanser ilaçları),  gut ilacı allopurinol (ürik asit düşürücü); tetrakosaktrin (Sintropin); vücutta eklemlerin, sindirim sisteminin iltihabi hastalıklarında kullanılan bağışıklığı başkılayıcı ilaçlar (İmmunsupresifler);  mide asidini giderici ilaçlar; alkol, antidepresan ilaçlar, uyku ilaçları; vildagliptin vb. diyabet ilaçları; aspirin türevleri, ibuprofen, etodolak, meloksikam, diklofenak vb. ateş düşürücüler, ağrı kesiciler ve iltihap azaltıcı( Nonsteroid Antiinflamatuvar) ilaçlar; enjeksiyon yoluyla verilen sodyum orotiyomalat vb. altın içeren ilaçlar; rapamisin, temsirolimus vb. tümör hücrelerinin çoğalmasını durduran anti-kanser ilaçlar.
Yukarıda belirtilen ilaçlardan biriyle tedavi görüyorsanız; bunlar ACUITEL‘le etkileşebileceğinden hekiminize danışmadan söz konusu ilaçlarla beraber kullanmayınız.

 

ACUITEL 5 mg bölünebilir film kaplı tablet’in Olası Yan Etkileri :

  1. ACUITEL kullandığınız süreçte nefes almada zorlanma, hırıltılı ses çıkarma, kalp atışlarında düzensizlik, çarpıntı, idrar yollarında enfeksiyon belirtileri, kansızlık, baş dönmesi hissi, vücutta şişlik, kilo alma, bayılma, ciltte soyulma, üritker, ciddi kabartılar, kırmızı cilt döküntüsü, üritker, vücutta sebebi belli olmaya morluklar, kolay kanama, ten renginde solukluk, sararma meydana gelirse; bunlar sizde ACUITEL’e alerjik reaksiyon geliştiğinin göstergesidir. Nadiren görülebilecek ancak çok ciddi olan bu yan etkilerden birini kendinizde  gördüğünüzde hiç vakit kaybetmeden hekiminizi arayınız ya da acil sağlık yardımı için bir sağlık kuruluşuna müracaat ediniz.
  2. ACUITEL‘in sıklıkla görülebilen yan etkileri: Ağız kuruluğu, sinirli ruh hali, depresyon, uykululuk, mide bulantısı, kusma, başağrısı, baş dönmesi, bitkinlik, eklem ve kas ağrısı, nezle, öksürük, boğaz iltihabı, iktidarsızlık, hafif şiddette cilt kaşıntısı ya da cilt döküntüsüdür.

 

İlaç Marka İsmi : ACUITEL 5 mg bölünebilir film kaplı tablet
İlaç Etken Maddesi : Kinapril hidroklorür

Ruhsat Sahibi: Pfizer İlaçları Ltd. Şti.
Muallim Naci Cad. No:55
34347 Ortaköy/İSTANBUL
Tel.: 0 212 310 70 00
Fax.: 0 212 310 70 58

Üretici Firma : Pfizer İlaçları Ltd. Şti. Muallim Naci Cad. No:55 34347 Ortaköy-İSTANBUL

 

ACUITEL 5 mg bölünebilir film kaplı tablet kullanma talimatı


ACUITEL 5 mg bölünebilir film kaplı tablet kullanma talimatı


ACUITEL 5 mg bölünebilir film kaplı tablet kısa ürün bilgisi

ACUITEL 5 mg bölünebilir film kaplı tablet kısa ürün bilgisi

Formülü
Aktif madde: 5.416 mg Kinapril hidroklorür 5.416 mg (5 mg kinaprile eşdeğer)
Yardımcı maddeler: Laktoz 38 mg, Magnezyum karbonat, Jelatin, Hidroksipropil metil selüloz, Hidroksipropil selüloz, Titanyum dioksit (E171), Polietilen glikol, Sarı demir oksit (E172iii), Kırmızı demir oksit (E172ii), kandelila mumu. Krospovidon, Magnezyum stearat, Opadry Yellow Y-5-6330G
FARMASÖTİK FORM: Bölünebilir film kaplı tablet Sarı, oval, bir tarafı çentikli, diğer tarafında “5” baskısı bulunan bölünebilir film kaplı tablet.
Farmakoterapötik grup: Anjiyotensin Dönüştürücü Enzim İnhibitörleri
ATC kodu: C09A A06
Etki Mekanizması:
Kinapril hidroklorür, kinaprilin hidroklorür tuzudur. Kinapril nonsülfhidril bir ADE inhibitörü
olan kinaprilatın etil esteridir.
Kinapril çabuk şekilde deesterifikasyona uğrayarak, güçlü bir ADE inhibitörü olan kinaprilata (kinapril diasit, ana metabolit) dönüşür. ADE, anjiyotensin I’in, adrenal korteks tarafından aldosteron salgılanmasını uyarmak da dahil olmak üzere bir çok değişik mekanizmalar aracılığıyla vasküler kontrolde görev yapan vazokonstriktör anjiyotensin II’ye dönüştürülmesini katalize eden bir peptidil dipeptidazdır.
Terapötik endikasyonlar
Hipertansiyon:
Kinapril hipertansiyon tedavisinde endikedir. Kinapril, hipertansiyon hastalarında monoterapi şeklinde veya diüretikler ile birlikte uygulamada etkilidir.
Konjestif Kalp Yetersizliği:
Kinapril bir diüretik ve/veya kalp glikozidi ile birlikte uygulandığında konjestif kalp yetersizliği tedavisinde etkilidir. Konjestif kalp yetmezliğinin tedavisinde kullanılırken hastalar mutlaka yakın tıbbi gözetim altında tutulmalıdır.
Pozoloji/uygulama sıklığı ve süresi:
Oral kullanım içindir. Tabletler çiğnenmemeli, ezilmemeli ya da bölünmemelidir.
Hipertansiyon:
Monoterapi: Kinaprilin diüretik almayan hastalarda tavsiye edilen başlangıç dozu günde bir defa 10 mg’dır. Klinik yanıta göre, dozaj genelde tek bir doz olarak veya iki doza bölünerek de verilebilecek olan 20 mg/gün veya 40 mg/gün’e çıkarılabilir (dozu iki katına çıkararak). Genel olarak, doz ayarlamaları dört haftalık zaman aralıklarıyla yapılmalıdır. Günde tek doz rejimiyle hastaların çoğunda uzun süreli kontrol sağlanmaktadır. Hastaların 80 mg/gün
kinapril dozlarına kadar tedavi edildikleri olmuştur. Tedavi uyumunun artırılması için ilaç her gün aynı saatlerde alınmalıdır.
Birlikte Kullanılan Diüretikler: Bir diüretikle tedaviye devam etmek zorunda olan hastalarda kinaprilin başlangıç dozajı 2.5 mg’dır. Daha sonrasında dozaj, optimal yanıt alana dek titre edilmelidir.
Konjestif Kalp Yetersizliği:
Kinapril, diüretikler ve/veya kalp glikozidleri ile birlikte konjestif kalp yetersizliği tedavisinde endikedir. Konjestif kalp yetersizliği bulunan hastalarda kinapril tedavisi başlanırken semptomatik hipotansiyon açısından yakından izlemek için tavsiye edilen başlangıç dozu 2.5 mg’dır. Kinaprilin başlangıç dozu iyi tolere edildiği takdirde, hastalara günde 1 veya 2 defada verilen etkin doza (40 mg/gün’e kadar) çıkarılabilir. Eş zamanlı olarak başka ilaçlar da kullanan hastalar genellikle 10 mg/gün veya 20 mg/gün doz ile etkin bir şekilde tedavi edilebilirler.
Böbrek yetmezliği:
Kinetik veriler, kinapril eliminasyonunun renal fonksiyon seviyesine bağlı olduğunu göstermektedir. Kinaprilin tavsiye edilen başlangıç dozu kreatinin klerensi 40 ml/dak’ın altında olan hastalarda 2.5 mg olup bu doz daha sonrasında optimal yanıtı alana dek titre edilebilir.
Pediyatrik popülasyon:
—5 yaş ve üzeri hipertansif pediyatrik hastalarda kinapril kullanımıyla ilgili sınırlı klinik deneyim vardır. 5 yaş altındaki pediyatrik hastalarda kullanım ile ilgili klinik veri yoktur. Bu nedenle kinaprilin çocuklarda ve adolesanlarda kullanımı tavsiye edilmez.
Geriyatrik popülasyon: 
—Tek başına yaş, kinaprilin etkinlik veya güvenliliğini etkiler gibi görünmemektedir. Bu yüzden, kinaprilin yaşlı hastalarda tavsiye edilen başlangıç dozu günde bir defa verilecek 2.5 mg olup bu doz daha sonrasında optimal yanıtı alana dek titre edilebilir.
Kontrendikasyonlar :
—Kinapril veya ACUITEL’in herhangi bir bileşenine karşı aşırı duyarlılığı olan hastalarda kontrendikedir.
—Bir anjiyotensin dönüştürücü enzim (ADE) inhibitörü ile yapılan önceki bir tedaviyle bağlantılı olarak gelişen anjiyoödem durumlarında ACUITEL kontrendikedir.
—İdiopatik/ herediter anjiyonörotik ödem geçmişi olan hastalarda kontrendikedir.
—Dinamik sol ventrikül çıkış yolu darlığı olan hastalarda ACUITEL kullanılmamalıdır.
— Primer hiperaldosteronizm durumunda kontrendikedir. Diğer ADE inhibitörleri ile çapraz duyarlılığı değerlendirilmemiştir.
—Gebelik ve laktasyonda ACUITEL kontrendikedir. ACUITEL gebe, gebe kalmayı planlayan veya uygun doğum kontrol yöntemleri kullanmayan ve çocuk doğurma potansiyeli bulunan kadınlarda kontrendikedir. ACUITEL gebe kalma yaşında olan kadınlara yalnızca, hastanın gebe kalma olasılığının büyük ölçüde olmaması ve hastanın fetüse olan zarar potansiyeli konusunda bilgilendirilmiş olması koşulu ile uygulanabilir. Bununla birlikte, bir kadın ADE inhibitörü alırken gebe kaldığı takdirde, ilaç mümkün olan en kısa sürede durdurulmalıdır .ADE inhibitörleri ile aliskirenin birlikte kullanımı diyabetes mellitus veya böbrek yetmezliği (Glomerüler filtrasyon hızı – GFH < 60 ml/dak / 1.73 m2 ) olan hastalarda kontrendikedir,
ACUITEL için özel kullanıma ait önlem ve uyarılar
ACUITEL aort stenozu olan hastalarda dikkatli kullanılmalıdır.
Duyarlılık reaksiyonları: Alerjik ya da bronşiyal astım öyküsü olan veya olmayan hastalarda duyarlılık reaksiyonları
(örn. Purpura, fotosensitivite, ürtiker, nekrotizan angitis, pnömoni ve pulmoner ödem dahil respiratuar distres, anaflaktik reaksiyonlar oluşabilir.
Baş ve Boyunda Anjiyoödem: Anjiyoödem, kinapril alan hastaların %0.1’inde bildirilmiştir. Laringeal stridor veya yüz, dil veya glottiste anjiyoödem görüldüğü takdirde, kinapril tedavisi derhal kesilmelidir. Hasta, kabul görmüş tıbbi bakım yöntemlerine uygun şekilde tedavi edilmeli ve şişme yok olana dek sıkı gözetim altında tutulmalıdır. Şişmenin yüz ve dudaklarla sınırlı kaldığı durumlarda vaka genel olarak tedaviye gerek kalmadan düzelmektedir; semptomların iyileştirilmesinde antihistaminikler yararlı olabilmektedir. Larinksin de tutulum gösterdiği anjiyoödem durumu ölümcül olabilir. Dil, glottis ve larinksin hava yollarını tıkayacak şekilde etkilenmesi durumunda subkütan adrenalin (epinefrin) çözeltisi 1:1000 (0.3 ila 0.5 ml arası) de dahil olmak fakat bununla sınırlı kalmamak kaydıyla, uygun acil durum tedavisi derhal uygulanmalıdır.
ADE inhibitörü tedavisi ile bağlantılı olmayan anjiyoödem hikayesi olan hastaların anjiyoödem riskleri bir ADE inhibitörü alırken artabilir.
Kinapril ile birlikte mTOR inhibitörü (örn. temsirolimus) veya DPP-IV inhibitörü (örn. vildagliptin) tedavisi alan hastalar anjiyoödem için artmış risk altında olabilirler. ADE inhibitörü kullanan bir hastada mTOR inhibitörü veya bir DPP-IV inhibitörüne başlarken dikkatli olunmalıdır.
Etnik farklılıklar:
ADE inhibitörü tedavisi alan siyah ırktan olan hastaların, siyah ırktan olmayan hastalara oranla daha yüksek bir anjiyoödem görülme sıklığına sahip oldukları bildirilmiştir. Ayrıca kontrollü klinik çalışmalarda, ADE inhibitörlerinin kan basıncı üzerindeki etkisinin siyah ırktan olan hastalarda, siyah ırktan olmayan hastalara oranla daha az olduğu da unutulmamalıdır.
İntestinal Anjiyoödem:
İntestinal anjiyoödem ADE inhibitörleri ile tedavi edilen hastalarda bildirilmiştir. Bu hastalarda abdominal ağrı, bulantı veya kusma ile birlikte veya bulantı veya kusma olmaksızın görülebilir. Bazı olguların geçmişinde fasiyal anjiyoödem öyküsü bulunmayabilir  ve C – 1 esteraz düzeyleri normaldir. Anjiyoödem tanısı, bilgisayarlı tomografi (BT görüntüleme) ve ultrason gibi tetkik yöntemleri ile veya cerrahi müdahale sırasında konulmuştur ve semptomlar ADE inhibitörü tedavisinin kesilmesi ile geçmiştir. Karın ağrısı olan ve ADE inhibitörü kullanan hastaların ayırıcı tanısına intestinal anjiyoödem de dahil edilmelidir.
Anafilaktik reaksiyonlar:
Desensitizasyon: Himenoptera zehiri ile desensitizasyon tedavisi sırasında ADE inhibitörleri alan hastalar hayatı tehdit edici boyutta anafilaktik reaksiyonlar geçirmişlerdir. Aynı hastalarda, bu reaksiyonlar her desensitizasyon öncesi ADE inhibitörleri geçici olarak kesildiğinde önlenmiş fakat kazara tekrar kullanım sırasında yeniden ortaya çıkmıştır.
LDL aferezi: Dekstran-sülfat absorpsiyonlu, düşük yoğunluklu lipoprotein aferezi uygulanan hastalarda eş zamanlı olarak, bir ADE inhibitörü tedavisi uygulanması sırasında anafilaktik reaksiyonlar bildirilmiştir. Bu nedenle ADE inhibitörü kullanan hastalarda bu yöntemden kaçınılmalıdır.
Hemodiyaliz: Klinik veriler, belirli yüksek geçirgenlikli membranlar (örn. poliakrilonitril membranlar) kullanılarak uygulanan hemodiyaliz hastalarına eş zamanlı ADE inhibitörü verildiğinde anafilaktik reaksiyonların daha çok görülebileceği yönünde klinik kanıtlar bulunmaktadır. Gerek alternatif antihipertansif ilaçların kullanımı gerekse hemodiyaliz için alternatif membranların kullanımı ile bu kombinasyondan kaçınılmalıdır.
Hipotansiyon:
Semptomatik hipotansiyon, kinapril ile tedavi edilen komplike olmayan hipertansif hastalarda nadiren görülmekle birlikte hipotansiyon, özellikle tuz kısıtlayıcı diyet uygulayan ve daha önce diüretiklerle tedavi edilmiş tuz/hacim kaybı olan veya diyaliz uygulanan, diyare, kusma ya da şiddetli renin bağımlı hipertansiyonu olan hastalarda ADE inhibitörü tedavisinin olası bir sonucu olabilir.
Bir diüretik almakta olan hastalara kinapril başlandığında semptomatik hipotansiyon görülebilir. Diüretik alan hastalarda, kinaprile başlanmadan iki veya üç gün önce mümkünse diüretiğin kesilmesi veya kinapril başlanmadan önce tuz alımının artırılması hipotansif etkinin azaltılmasına büyük ölçüde yardımcı olabilir. Kan basıncı sadece kinapril ile kontrol edilemiyorsa, diüretik tedavisine devam edilmelidir. Diüretik tedavisini kesmek mümkün
değilse, kinaprile düşük bir doz ile başlanmalıdır.
Aşırı hipotansiyon riski olan konjestif kalp yetersizliği bulunan hastalarda kinapril tedavisi yakın tıbbi gözetim altında tavsiye edilen dozda başlatılmalıdır; bu hastalar tedavinin ilk iki haftası boyunca ve kinapril dozu artırıldığında izlenmelidir.
Semptomatik hipotansiyon meydana geldiği takdirde, hasta sırt üstü yatırılmalı ve gerekirse, intravenöz yoldan serum fizyolojik verilmelidir. Geçici bir hipotansif yanıt ileride verilecek dozlar için herhangi bir kontrendikasyon teşkil etmemektedir; ancak bu olay gerçekleştiği takdirde kinapril veya birlikte alınan herhangi bir diüretik tedavisinin dozunun azaltılması düşünülmelidir.
Nötropeni/Agranülositoz:
ADE inhibitörleri komplike olmayan hipertansiyon hastalarında nadiren agranülositoz veya kemik iliği depresyonuna yol açmıştır. Böbrek yetmezliği hastalarında daha sık ortaya çıkabilen bu duruma özellikle kollajen vasküler hastalığın eşlik ettiği böbrek yetmezliği hastalarında daha da sık rastlanmaktadır. Kinapril tedavisi sırasında agranülositoz nadiren bildirilmiştir. Diğer ADE inhibitörlerinde olduğu gibi, kollajen vasküler hastalığı ve/veya böbrek hastalığı olan hastalarda akyuvar sayısı değerlendirilmelidir.
Fetal/Neonatal Morbidite ve Mortalite:
Gebe kadınlara verildiği takdirde, ADE inhibitörleri fetal ve neonatal morbiditeye veya mortaliteye yol açabilirler.
Böbrek Yetmezliği:
Renin-anjiyotensin-aldosteron sistemini inhibe etmenin bir sonucu olarak, duyarlı hastalarda böbrek işlevlerinde değişiklikler meydana gelmesi beklenebilir. Şiddetli kalp yetersizliği olan ve böbrek fonksiyonları renin-anjiyotensin-aldosteron sistemine bağlı olan hastalarda, kinapril de dahil olmak üzere ADE inhibitörleri ile tedavi oligüri ve/veya ilerleyen azotemi ve nadiren de akut böbrek yetmezliği ve/veya ölüme yol açabilir.
Kinaprilatın yarılanma ömrü kreatinin klerensi azaldıkça uzar. Kreatinin klerensleri <60 ml/dak olan hastalar daha düşük kinapril başlangıç dozuna ihtiyaç duyar. Bu hastalarda doz terapötik yanıta bağlı olarak titre edilerek artırılmalıdır ve ilk çalışmalar kinaprilin böbrek fonksiyonlarındaki bozulmayı daha da ileri götürdüğüne işaret etmese de renal fonksiyonlar yakından takip edilmelidir.
Daha önceden renal vasküler hastalığı olmayan bazı hipertansiyon hastalarında veya kalp yetersizliği olan hastalarda, özellikle kinapril bir diüretik ile birlikte verildiğinde, kan üre nitrojeninde ve serum kreatininde, genelde minör ve geçici olmak üzere, normalin 1.25 katının üzerinde artışlar meydana gelmiştir. Kinapril monoterapisi gören hipertansiyon hastalarının kandaki üre nitrojeninde ve serum kreatininde %2 artış görülürken; kinapril/hidroklorotiyazid tedavisi gören hipertansiyon hastalarının kan üre nitrojeninde %4, serum kreatininde ise %3 artış görülmüştür. Önceden böbrek yetmezliği olan hastalarda bu durumun gerçekleşme olasılığı daha fazladır. Doz azaltımı ve/veya diüretiğin ve/veya kinaprilin kesilmesi gerekebilir.
Unilateral veya bilateral renal arter stenozu olan hastalarda yapılan klinik çalışmalarda, ADE inhibitörü tedavisi sonrası bazı hastalarda kan üre nitrojeninde ve serum kreatininde artışlar gözlenmiştir. Bu artışlar neredeyse her zaman ADE inhibitörü ve/veya diüretik tedavisinin kesilmesiyle geri döndürülebilmiştir. Söz konusu hastalarda renal fonksiyonlar tedavinin ilk birkaç haftası boyunca izlenmelidir.
Karaciğer Yetmezliği:
Kinapril bir diüretikle birlikte kullanıldığında, sıvı ve elektrolit dengesindeki küçük değişiklikler hepatik komaya yol açabileceğinden karaciğer yetmezliği veya ilerleyici karaciğer hastalığı olan hastalarda dikkatli olunmalıdır. Kinaprilin, kinaprilata metabolizması normalde hepatik esteraza bağlıdır. Kinaprilin deesterifikasyonunda zayıflama meydana geleceğinden alkolik siroz hastalarında kinaprilat konsantrasyonları azalma gösterir.
ADE inhibitörleri nadiren kolestatik sarılık gibi başlayan ve fulminan hepatik yetmezliğe (bazı vakalarda ölümcül olabilen) dönüşen bir sendromla ilişkilendirilmiştir. ADE inhibitörü ile tedavi görmekte olan hastalarda sarılık veya hepatik enzimlerinin seviyesinde açıkça artış görülmesi durumunda kinapril tedavisinin durdurulması ve hastalara uygun bir medikal takip yapılması gerekmektedir.
Hiperkalemi:
Diğer ADE inhibitörlerinde olduğu gibi, sadece kinapril ile tedavi gören hastaların serum potasyum seviyeleri yükselebilir. Serum potasyumundaki yükselmelerin daha da artma riski nedeniyle, potasyum tutucu diüretikler ya da serum potasyum seviyelerini yükselttiği bilinen diğer ilaçlarla yapılacak kombinasyon tedavisinin ihtiyatla başlatılması ve hastanın serum potasyum seviyelerinin yakından takip edilmesi tavsiye edilir.  Kinapril, tiyazid diüretikleri ile birlikte kullanıldığında, tiyazid diüretiklerinin yol açtığı hipokalemiyi azaltabilir.
Hipoglisemi ve Diyabet:
ADE inhibitörleri diyabet hastalarında insülin duyarlılığını artırabileceğinden insülin veya oral hipoglisemik ajan alan diyabet hastalarında hipoglisemiye yol açmıştır. ADE inhibitörü kullanmaya başlayan diyabet hastaları ilk ayda daha yakından izlenmelidir.
Öksürük:
Kinapril de dahil olmak üzere ADE inhibitörlerinin kullanımında öksürük bildirilmiştir. Karakteristik olarak, kuru öksürük gözlenir, süreklidir ve tedavinin kesilmesiyle birlikte geçmektedir. ADE inhibitörünün neden olduğu öksürük, öksürük ayırıcı tanısında düşünülmelidir.
Cerrahi/Anestezi:
ADE inhibitörleri, kompansatuvar renin salgılanmasından sonraki anjiyotensin II oluşumunu bloke ettikleri için hastalara büyük cerrahi veya anestezi uygulanırken dikkatli olunmalıdır. Bu durum, hacim artışı ile düzeltilebilecek olan hipotansiyona yol açabilir.
Renin anjiyotensin-aldosteron sisteminin (RAAS) dual blokajı:
ADE inhibitörleri, anjiyotensin II reseptör blokörleri ya da aliskirenin birlikte kullanılması durumunda hipotansiyon, senkop, hiperkalemi ve böbrek fonksiyonlarında azalma (akut böbrek yetmezliği dahil) riskinin arttığı yönünde kanıtlar bulunmaktadır. RAAS’ın dual blokajına yol açtığından ADE inhibitörleri, anjiyotensin II reseptör blokörleri ya da aliskirenin birlikte kullanılması önerilmez.
Eğer dual blokaj tedavisi mutlaka gerekli görülürse sadece uzman gözetimi altında yapılmalı ve böbrek fonksiyonu, elektrolitler ve kan basıncı yakından sık sık takip edilmelidir. Diyabetik nefropatisi bulunan hastalarda ADE inhibitörleri ve anjiyotensin II reseptör blokörleri birlikte kullanılmamalıdır.
Diğer tıbbi ürünlerle etkileşimler ve etkileşim şekilleri
Tetrasiklinin kinapril ile birlikte uygulanması, tetrasiklin absorpsiyonunu %28 ila %37 oranında azaltmıştır. Absorpsiyondaki bu düşmenin nedeni kinapril formülü içinde bir eksipiyan olarak yer alan magnezyum karbonatın bulunmasıdır. Kinapril ve tetrasiklin birlikte reçete edildiğinde bu etkileşim göz önünde bulundurulmalıdır. Tetrasiklin ile birlikte kullanılması önerilmemektedir.
Birlikte diüretik tedavisi:
Diğer ADE inhibitörlerinde de olduğu gibi, diüretik alan, özellikle de diüretik tedavisine yakın zamanda başlamış olan hastalar, kinapril ile tedaviye başlandıktan sonra kan basıncında zaman zaman aşırı bir düşme yaşayabilirler. Kinaprilin ilk dozu sonrasındaki hipotansif etkiler, tedaviye başlamadan birkaç gün önce diüretik tedavisini kesmekle veya tuz alımını artırarak en aza indirilebilir. Diüretiğe son vermek mümkün değilse, kinaprilin başlangıç dozu azaltılmalıdır. Bir diüretiğe devam edilen hastalarda, kinaprilin ilk dozu sonrasındaki iki saat
boyunca tıbbi gözetim sağlanmalıdır.
Serum potasyumunu artıran maddeler:
Kinapril, aldosteron seviyelerini düşürebilen bir ADE inhibitörü olup, bu da sonuçta potasyum tutulmasına neden olabilir. Bu yüzden, kinaprilin potasyum tutucu diüretikler (örneğin: spironolakton, triamteren veya amilorid), potasyum katkıları, potasyum içeren tuz yerine geçen maddeler veya serum potasyum seviyelerini arttırdığı bilinen diğer ilaçlar ile birlikte tedavisi uygulanırken dikkatli olunmalı ve serum potasyumu uygun şekilde gözlenmelidir.
Diğer ADE inhibitörlerinde olduğu gibi, sadece kinapril kullanan hastalarda da potasyum seviyeleri yükselebilir. Kinapril tiyazid diüretikleriyle birlikle kullanıldığında, bu ilaç grubunun ortaya çıkardığı hipokalemiyi azaltabilir.
Yaşlı veya renal fonksiyonu bozuk olan hastalarda, bir ADE inhibitörü ile beraber sulfametoksazol/trimetoprim kullanımı, trimetoprimin yol açtığı düşünülen şiddetli hiperkalemi ile ilişkilendirilmektedir. Bu nedenle, kinapril ve trimetoprim içeren ilaçların birlikte kullanımında dikkatli olunması ve serum potasyumunun yeterli takibinin yapılması gerekir.
Cerrahi /Anestezi:
Her ne kadar kinapril ile hipotansiyon yapan anestezik ajanlar arasında etkileşim olduğuna dair bir bilgi olmasa da, ADE inhibitörleri kompansatuvar renin salgılanmasından sonraki anjiyotensin II oluşumunu bloke ettikleri için hastalara büyük cerrahi operasyon veya anestezi uygulanırken dikkatli olunmalıdır. Bu durum, hacim artışı ile düzeltilebilecek olan hipotansiyona yol açabilir.
Lityum:
Lityum ve ADE inhibitör tedavisini birlikte alan hastalarda, serum lityum seviyelerinde artış ve lityum toksisitesi semptomları bildirilmiştir. Bu ilaçlar birlikte alınırken dikkatli olunmalıdır ve ayrıca serum lityum seviyelerinin sık sık kontrol edilmesi önerilir. Aynı zamanda bir diüretik de kullanılıyorsa, bu da lityum toksisitesi riskini artırabilir.
Non-steroidal anti-inflamatuvar ilaçlar (NSAİİ), selektif siklooksijenaz-2 (COX-2) inhibitörleri dahil:
Yaşlı, hacim açığı olan (diüretik tedavisi alanlar dahil) veya böbrek fonksiyonu azalmış bireylerde, COX-2 inhibitörleri de buna dahil olmak üzere NSAİİ’nin ADE inhibitörleriyle birlikte kullanılması olası akut böbrek yetmezliği de dahil olmak üzere böbrek fonksiyonunun bozulmasına neden olabilir. Bu etkiler çoğunlukla geri dönebilir. Kinapril ve NSAİİ birlikte kullanılan hastaların böbrek fonksiyonları düzenli olarak kontrol edilmelidir. NSAİİ ile ADE inhibitörlerinin birlikte kullanılması antihipertansif etkinin azalmasına neden olabilir.
Altın:
Altın enjeksiyonu (örn. Sodyum orotiyomalat) tedavisi alan hastalarda birlikte ADE inhibitör tedavisi uygulandığında; seyrek olarak nitroid reaksiyonlar (semptomlar yüzde al basması, bulantı, kusma ve hipotansiyonu içerir) rapor edilmiştir.
mTOR veya DPP-IV’ü inhibe eden ajanlar:
Kinapril ile birlikte mTOR inhibitörü (örn. temsirolimus) veya DPP-IV inhibitörü (örn. vildagliptin) tedavisi alan hastalar anjiyoödem için artmış risk altında olabilirler. ADE inhibitörü kullanan bir hastada mTOR inhibitörü veya bir DPP-IV inhibitörüne başlarken dikkatli olunmalıdır. Allopurinol, sitostatik ve immunosupresan ilaçlar, sistemik kortikosteroidler veya prokainamid:
ADE inhibitörleriyle birlikte kullanımları lökopeni riskini artırabilir.
Alkol, barbitüratlar ve narkotikler:
Ortostatik hipotansiyon riski ortaya çıkabilir.
Aliskiren:
ADE inhibitörlerinin aliskirenle kullanımı diyabetes mellitus veya böbrek yetmezliği (GFH < 60 ml/dak / 1.73 m2
) olan hastalarda kontrendikedir.
Diğer antihipertansif ajanlar:
Additif bir etki veya karşılıklı etki artırma olabilir.
Antiasitler:
Kinaprilin biyoyararlanımını azaltabilirler.
Antidiyabetik ilaçlar (oral hipoglisemik ajanlar ve insülin):
ADE inhibitörleri, diyabet hastalarında insülin hassasiyetini arttırabilir ve oral antidiyabetik ajanlar ve insülin ile tedavi edilen hastalarda hipoglisemi ile ilişkilendirilmektedir. Özellikle bir ADE inhibitörüyle tedavinin ilk ayında glisemik kontrol sıkı takip edilmelidir.
Diğer Ajanlar:
Kinapril, propranolol, hidroklorotiyazid, digoksin veya simetidin ile birlikte uygulandığında, klinik açıdan önemli herhangi bir farmakokinetik etkileşim meydana gelmemiştir. Tek doz varfarinin antikoagülan etkisi (protrombin süresi ile ölçülen), günde iki defa birlikte alınan kinaprille önemli bir değişikliğe uğramamıştır.
Atorvastatinin birden fazla 10 mg’lık dozlarının 80 mg kinapril ile birlikte verilmesi atorvastatinin kararlı durum farmakokinetik parametrelerinde önemli bir değişikliğe yol açmamıştır.
Renin anjiyotensin-aldosteron sisteminin (RAAS) dual blokajı:
Klinik çalışma verileri, renin-anjiyotensin-aldosteron sisteminin (RAAS), ADE inhibitörleri, anjiyotensin II reseptör blokörleri ya da aliskirenin kombine kullanımıyla ikili blokajının, tekli RAAS etkili ajanın kullanımına kıyasla daha yüksek sıklıkta hipotansiyon, hiperkalemi ve böbrek fonksiyonunda azalma (akut böbrek yetmezliği dahil) gibi advers olaylarla ilişkili olduğunu göstermiştir.
ACUITEL’in makine ve araç kullanımı üzerindeki etkileri:
Makine veya motorlu araç kullanma yeteneği, özellikle ACUITEL tedavisinin başlangıcında zarar görebilir. Kinaprilin araç ve makine kullanımı üzerinde etkilerine dair bir çalışma yoktur. Bazen sersemlik veya yorgunluk yapabileceği dikkate alınmalıdır.

İstenmeyen etkiler:
Klinik çalışmalarda en sık görülen yan etkiler baş ağrısı (%7.2), sersemlik (%5.5), öksürük (%3.9), yorgunluk (%3.5), rinit (%3.2), bulantı ve/veya kusma (%2.8) ve miyalji (%2.2) olmuştur.
Enfeksiyonlar ve enfestasyonlar:
Yaygın : Farenjit, rinit
Yaygın olmayan : Bronşit, üst solunum yolu enfeksiyonu, idrar yolu enfeksiyonu, sinüzit
Kan ve lenf sistemi hastalıkları
Bilinmiyor : Nötropeni, agranülositoz, hemolitik anemi, trombositopeni
Bağışıklık sistemi hastalıkları
Bilinmiyor : Anafilaktik reaksiyon
Metabolizma ve beslenme hastalıkları
Yaygın : Hiperkalemi
Psikiyatrik hastalıklar
Yaygın : İnsomnia
Yaygın olmayan : Depresyon, sinirlilik, konfüzyon
Sinir sistemi hastalıkları
Yaygın : Baş ağrısı, sersemlik, parestezi
Yaygın olmayan : Somnolans, geçici iskemik ataklar
Seyrek : Denge bozukluğu, senkop
Bilinmiyor :Serebrovasküler olay/serebral hemoraji
Göz hastalıkları
Yaygın olmayan : Göz tembelliği
Çok seyrek : Görmede bulanıklık
Kulak ve iç kulak hastalıkları
Yaygın olmayan : Kulak çınlaması, vertigo
Kardiyak hastalıklar
Yaygın olmayan : Anjina pektoris, palpitasyonlar, taşikardi, miyokard enfarktüsü
Vasküler hastalıklar
Yaygın : Hipotansiyon
Yaygın olmayan : Vazodilatasyon
Bilinmiyor : Ortostatik hipotansiyon
Solunum, göğüs bozuklukları ve mediastinal hastalıklar
Yaygın : Öksürük, dispne
Yaygın olmayan : Boğazda kuruluk
Seyrek : Eozinofilik pnömoni
Bilinmiyor : Bronkospazm
Bireysel vakalarda üst solunum yollarını tutan anjiyonörotik ödem ölümcül havayolu obstrüksiyonuna yol açmıştır.
Gastrointestinal hastalıklar
Yaygın : Bulantı, kusma, diyare, abdominal ağrı, dispepsi
Yaygın olmayan : Gaza bağlı mide-bağırsakta şişkinlik, ağız kuruluğu
Seyrek : Tat almada değişiklik, kabızlık, dil iltihabı
Çok seyrek : Ileus, intestinal anjiyoödem
Bilinmiyor : Pankreatit*
Hepato-bilier hastalıklar
Bilinmiyor : Kolestatik sarılık, hepatit
Deri ve deri altı doku hastalıkları
Yaygın olmayan : Terleme artışı, pruritus, anjiyoödem, döküntü
Seyrek : Ürtiker, eritema multiforma, pemfigus
Çok seyrek : Psoriyazis benzeri döküntü
Bilinmiyor : Stevens-Johnson Sendromu, eksfoliyatif dermatit, alopesi, toksik epidermal nekroliz, fotosensitivite reaksiyonu
Deride değişiklikler; ateş, kas ve eklem ağrısı (miyalji, artralji, artrit), vasküler enflamasyon (vaskülit), seröz dokuların iltihabı ve laboratuar değerlerinde belli değişiklikler (eozinofili,  lökositoz ve/veya artmış antinükleer antikor (ANA) titreleri, artmış eritrosit sedimentasyon hızı (ESR)) ile bağlantılı olabilir.
Kas-iskelet bozuklukları, bağ doku ve kemik hastalıkları
Yaygın : Miyalji, sırt ağrısı
Böbrek ve idrar yolu hastalıkları
Yaygın olmayan : Renal disfonksiyon, proteinüri
Üreme sistemi ve meme hastalıkları
Yaygın olmayan : Erektil disfonksiyon
Konjenital ve kalıtımsal/genetik hastalıklar
Yaygın olmayan : bkz. Bölüm 4.3 ve Bölüm 4.6
Genel bozukluklar ve uygulama bölgesine ilişkin hastalıklar
Yaygın : Yorgunluk, göğüs ağrısı, asteni
Yaygın olmayan : Ödem (periferal ve genel), ateş
Araştırmalar:
Yaygın : Serum kreatinin seviyesinde artma, kanda üre artışı
Bilinmiyor : Hemoglobin azalması, hematokrit azalması, serum bilirubin ve karaciğer enzimlerinde artış, hematokrit ve Beyaz Kan Hücresi’nde azalma görülmüştür.
Konjenital G-6-PDH eksikliği olan hastalarda münferit hemolitik anemi vakaları rapor edilmiştir.
ADE inhibitörleri ile tedavi edilen hastalarda pankreatit raporlanmıştır; bazı durumlarda ölümcül olduğu kanıtlanmıştır.
Bu artışlar; kinapril ile birlikte diüretik tedavisi alan hastalarda, kinapril monoterapisi alan hastalara göre daha fazla meydana gelebilir. Gözlenen bu artışlar, devam eden tedavi süresince genellikle normale döner.
Diğer ADE inhibitörleri ile vaskülit ve jinekomasti raporlanmıştır ve bu istenmeyen etkilerin grup-spesifik olduğu göz önünde bulundurulmalıdır.

Source link

BRELAX 1.5 mg /66.5 mg 5 ml Şurup, nedir, ne işe yarar, yan etkileri, nasıl kullanılır

Endikasyon Bilgisi :

İlacın içindeki etken madde Terbutalin sülfat, bronşlardaki kasların gevşemesinde etkili olur, diğer etken madde ise boğaz ve bronşlarda biriken koyu kıvamlı balgamın öksürük refleksiyle dışarıya çıkarılmasını sağlayan balgam sökücü etkiye sahip Guaifenesindir. BRELAX, kronik bronşit gibi tıkanma ile ilgili solunum yollarındaki benzer hastalıklarda bronşların daralmasıyla ortaya çıkan hışıltılı ve zor nefes alma gibi ani belirtileri iyileştirmek ve önlemek için kullanılmaktadır.

 

BRELAX 1.5 mg /66.5 mg 5 ml Şurup Hakkında Bilinmesi Gereken Hususlar :

  1. BRELAX kullanırken sigara içilen veya tozlu ortamlarda, soğuk ya da kuru havada bulunmamalı, hayvan tüyü, akar gibi alerjenlerden kaçınmalısınız.
  2. BRELAX, bronşlarda meydana gelen kasılma ve balgamla birlikte görülen solunum yollarındaki hastalıklarda kullanılmaktadır.
  3. Eğer 65 yaşından büyükseniz ya da yakın zamanda herhangi bir ameliyat olma durumu, kanınızda potasyum seviyesinde düşüklük, kalbinizde ritim bozukluğunuz veya ağır kalp yetersizliği durumlarından herhangi birisi var ise hekime sormadan BRELAX kullanmanız önerilmez.
  4. Soluk alma zorluğunuzu gidermek için her zaman aldığınız BRELAX miktarı aynı rahatlamayı sağlamıyorsa, derhal doktorunuzla iletişime geçiniz. Astımınızı kontrol altına almak için ilave bir tedaviye gerek duyulabilir.
  5. BRELAX astım krizi anında kullanılmamalı,  hızlı etkisi olan inhalasyon ilaçlar tercih edilmelidir.
  6. BRELAX‘ın kan şekerini yükseltici etkisi olduğundan, ilacı kullandığınız sürece sık sık şeker kontrolü yaptırmalısınız.
  7. Hamilelik döneminde  ve emzirme dönemlerinde BRELAX kullanılırsa doğmamış bebek ve emzirilen bebek için zararlı olabileceğinden hekiminize sormadan kullanılması öngörülmez.
  8. BRELAX, küçük çocuklara hekim önerisiyle verilmelidir.
  9. Hekime sorulmadan BRELAX‘ın kullanımını kesmeyiniz. İlacın kullanımını aniden durdurursanız astım belirtileriniz şiddetlenebilir.
  10. Kalp damar sistemi ile ilgili  rahatsızlığı olanlarda  rahim kaslarının gevşemesinde kullanılması sakıncalıdır.
  11. BRELAX ilacı aksatmadan düzenli olarak kullanmanıza rağmen, astıma bağlı geceleri çok sık uyanıyorsanız ya da  göğüs sıkışması ve soluk almada güçlük çekiyorsanız acilen hekiminizle konuşunuz. Bu tür yakınmalar astımınızın kontrol altına alınamadığının işaretidir.

 

BRELAX Şurup’un Kullanım Şekli :

  1. Hekiminiz BRELAX‘ı nasıl reçete ettiyse o şekilde kullanmanız gerekmektedir. Tedavi süresince lütfen hekiminizin direktiflerini harfiyen yerine getiriniz. Tavsiye edilenden daha fazla ya da ilacı bırakmanız söylenmesine karşı halen ısrarla ilaca devam etmeyi uzattığınız takdirde rahatsızlığınızda bir iyileşme sağlanmaz, aksine hayati tehlikeye varabilecek ölçüde sağlığınıza ciddi zararları olur.
  2. Bu ilacı kullanırken, kazara fazla ilaç almanıza sebep olabileceğinden yemek kaşığı kullanmayınız, ancak şurup kutusundaki ölçekli kaşık ile almanız halinde ilacı doğru dozda aldığınızdan emin olabilirsiniz.
  3. Yetişkinlerde; 3 defa  2 veya 3 er ölçek günlük önerilen dozdur.
  4. Küçük çocuklarda, günlük önerilen doz: Çocuğun kilosuna göre günlük doz miktarı hekim tarafından belirlenecektir.

 

BRELAX 1.5 mg /66.5 mg 5 ml Şurup Yan Etkileri :

  1. Bu ilacı içtikten sonra soluk alamama, kurdeşen, şiddetli karın ağrısı gibi alerjiyi işaret eden  bir durumu kendinizde görürseniz hiç vakit kaybetmeden hekiminizi arayınız.
  2. BRELAX‘ın sık görülen kalp atışlarında artış, ritim bozukluğu, çarpıntı, bulantı , baş ağrısı, titreme, kas zayıflığı  geçici yan etkileridir. Eğer bu şikayetlerden biri görülürse hekiminizle irtibata geçiniz.

 

İlaç Etken Maddesi: Terbutalin sülfat, Guaifenesin
İlaç Marka İsmi: BRELAX 1.5 mg /66.5 mg 5 ml Şurup

BRELAX 1.5 mg /66.5 mg 5 ml Şurup kullanma talimatı


BRELAX 1.5 mg -66.5 mg 5 ml Şurup kullanma talimatı

ARVILA 250 mg Tablet, nedir, ne işe yarar, yan etkileri, nasıl kullanılır

Endikasyon Bilgisi :

İlacın etken maddesi Abirateron‘ dur. ARVILA 250 mg Tablet, vücudun testosteron (erkeklik hormonu) üretmesini engellemek suretiyle prostat kanserinin büyümesini yavaşlatan bir ilaçtır. ARVILA, metastatik (kötü huylu kötü huylu tümöral oluşumun başladığı yerden vücudun diğer bölgelerine yayılması) prostat kanserli yetişkin erkek hastaların tedavisinde Prednizolon veya prednizon adlı ilaçla birlikte kombine olarak kullanılmaktadır.  Prednizolon veya prednizon isimli ilaçlar tansiyonun yükselmesi, vücutta su miktarının artması ve kanda potasyum seviyelerinde düşme riskini azaltmaktadır.

 

ARVILA 250 mg Tablet Hakkında Bilinmesi Gereken Hususlar :

  1. İlacın etken maddesine karşı bir alerjiniz varsa bu ilacı kullanmanız önerilmez.
  2. ARVILA , prostat kanseri  ilacıdır.
  3. Eğer, ciddi karaciğer fonksiyon bozukluğunuz varsa ARVILA ile tedaviye başlamadan önce hekiminize durumunuzu anlatınız.
  4. Eğer karaciğer hastalığınız veya kalp-damar hastalığınız varsa ya da kalp yetmezliği, kalp ritim bozukluğu, nefes darlığı, yüksek tansiyon, kanda düşük potasyum seviyesi, ani kilo alma, ayak-bacaklar ve bileklerde şişkinlik (ödem), yüksek kan şekeri, kırmızı kan hücre sayısında azalma, cinsel istekte azalma, kas güçsüzlüğü veya kas ağrısı durumlarından herhangi biri varsa ya da ilacın kullanımıyla gelişirse hekiminizi haberdar ediniz. İlacı güvenli bir şekilde kullanabilmeniz için doz ayarlamalarına ve spesifik testlere ihtiyaç duyulabilir.
  5. Kadınlarda kullanılmaz. Hamile iseniz ya da hamile kalmayı planlıyorsanız bu ilacı başka bir kişiye verirken ilaçla elinizin temas etmemesi için eldiven kullanınız.
  6. Hamile ya da hamile kalma ihtimali olan bir kadınla cinsel ilişkiye girmeniz durumunda doğmamış bebeğe zararını engellemek için prezervatif kullanınız.

 

ARVILA 250 mg Tablet’ in Kullanım Şekli :

  1. Hekiminiz bu ilacı nasıl reçete ettiyse o şekilde kullanmanız gerekmektedir. Tedavi süresince mutlaka hekimin  direktiflerine uyunuz. Yanlış kullanım ve talimat dışı uygulamalar hastalığın seyrini olumsuz etkiler, sağlığınıza zarar verir.
  2. İlacın her dozunu bir bardak dolusu su ile birlikte alınız. ARVILA, yemeklerden ayrı alınmalıdır.
  3. ARVILA’ yı yutmadan önce en az 2 saat  ve ARVILA’yı yuttuktan sonra en az 1 saat süresince hiç bir şey yemeyiniz.

 

ARVILA Tabletin Olası Yan Etkileri :

  1. Karın ağrısı, nefes almada güçlük, kurdeşen, yüzde, dudaklarda, dilde ve boğazda şişlik gibi bir durumda acil tıbbi destek için  hekiminize haber veriniz.
  2. Ayak-bacaklar ve bileklerde şişkinlik (ödem); kanda potasyum seviyelerinde azalma, tansiyonda yükselme, idrar yolu enfeksiyonu ve ishal çok yaygın görülen yan etkilerdir.

 

İlaç Etken Maddesi: Abirateron
İlaç Marka İsmi: ARVILA 250 mg Tablet

Ruhsat Sahibi: EİP Eczacıbaşı İlaç Pazarlama A.Ş.
Büyükdere Caddesi Ali Kaya Sokak No:5
Levent 34394 İstanbul, Türkiye

Üretici Firma: Synthon Hispania S.L.
Castelló 1, Polígono Las Salinas, 08830 Sant Boi de Llobregat, İspanya

ARVILA kullanma talimatı


ARVILA kullanma talimatı


ARVILA kısa ürün bilgisi :

ARVILA kısa ürün bilgisi

 

Her bir Arvila tablet 250 mg abirateron asetat isimli aktif maddeyi ihtiva eder.
Yardımcı bileşenler : laktoz monohidrat, kroskarmelloz sodyum, sodyum lauril sülfat, Povidon (K29/K32), Mikrokristalin selüloz, Kolloidal anhidröz silika ve Magnezyum stearat’tır.
FARMASÖTİK FORM : Bir yüzünde ATN , diğer yüzünde 250 baskılı oval şekilde beyaza yakın renkte tabletler.
Terapötik endikasyonlar: 
ARVILA, prednizolon ile beraber,
– Hormonal tedaviye ve sonrasında dosetaksel temelli kemoterapiyle progresyonun PSA ve radyolojik görüntüleme yöntemleriyle gösterildiği, ECOG performans skorunun (0-1) olduğu ve testosteron düzeyinin kastrasyon seviyesinde olduğu gösterilmiş metastatik prostat kanserli hastalarda;
– Kastrasyona dirençli progresyonun PSA ve/veya görüntüleme yöntemleriyle gösterildiği ve testosteron düzeyi kastrasyon seviyesinde olan (˂50 ng/dl), kemoterapi için uygun olmayan* metastatik prostat kanserli hastalarda progresyona kadar endikedir.
* Kemoterapi için uygun olmayan hastalar:
– ECOG performans durumu >1 olan hastalar,
– Kreatinin klerensi <45 ml/dk olan hastalar,
– Nötrofil sayısı <1500/mm3 ve/veya trombosit düzeyi <100.000/mm3 olan hastalar,
– Karaciğer rezervi düşük olan hastalar.
ARVILA’nın uygulama yolu ve metodu:
Bu tıbbi ürün uygun bir sağlık mesleği mensubu tarafından reçete edilmelidir
ARVILA tablet ağızdan alınır. Tabletler yemek yemeden en az 1 saat önce ya da yemek yedikten en az iki saat sonra bütün olarak 1 bardak su ile beraber  suyla yutulmalıdır.
ARVILA günde 1 kerede 1.000 mg (4 tane 250 mg tablet) olarak yutulmalı ve yiyeceklerle birlikte alınmamalıdır (uygulama şekli bölümüne bakınız). ARVILA’nın yiyeceklerle birlikte alınması ilaca sistemik maruziyeti arttırır .
Prednizolon dozu
ARVILA, metastatik kastrasyona dirençli prostat kanserli hastalarda günde 10 mg prednizolon ile birlikte kullanılır.
Cerrahi kastrasyon uygulanmamış hastalarda tedavi sırasında luteinizan hormon serbestleyici hormon (LHRH) analoğu ile tıbbi kastrasyona devam edilmelidir.
Önerilen izlem
ARVILA ile tedaviye başlamadan önce serum transaminaz düzeyleri ölçülmelidir; tedavinin ilk üç ayında iki haftada bir, daha sonra ayda bir bu testler tekrarlanmalıdır. Hastalar kan basıncı, serum potasyumu ve sıvı retansiyonu açısından aylık olarak izlenmelidir. Bununla birlikte, konjestif kalp yetmezliği açısından anlamlı bir risk taşıyan hastalar tedavinin ilk 3 ayı boyunca iki haftada bir, daha sonra ise ayda bir kere izlenmelidir.
Daha önceden hipokalemisi olan ya da ARVILA tedavisi sırasında hipokalemi gelişen hastalarda, hastanın potasyum düzeyinin 4.0 mM ve üzerinde tutulması değerlendirilmelidir. Hipertansiyon, hipokalemi, ödem ve diğer  mineralokortikoid dışı toksisiteler dahil olmak üzere,
Derece 3 ve üzerinde toksisite gelişen hastalarda, tedavi durdurulmalı ve uygun tıbbi tedaviye başlanmalıdır. Toksisite semptomları Derece 1 ya da başlangıç düzeyine dönünceye kadar ARVILA tedavisine yeniden başlanmamalıdır.
ARVILA veya prednizolonun günlük dozunun alınmasının unutulması durumunda, tedaviye ertesi gün olağan günlük dozla devam edilmelidir.
Kontrendikasyonlar :
– Abirateron asetata veya yukarıda belirtilen herhangi bir yardımcı maddeye karşı aşırı duyarlılık var ise,
– Gebe olan ya da gebe olma olasılığı bulunan kadınlarda,
– Ağır karaciğer yetmezliği olanlarda (Child-Pugh sınıf C ) kontrendikedir.
– ARVILA’yla prednizolon Ra-223 ile kombine kullanımda kontrendikedir.
Diğer tıbbi ürünler ile etkileşimler ve diğer etkileşim şekilleri
Yiyeceklerin ARVILA üzerindeki etkisi
ARVILA’nın yiyeceklerle beraber kullanılması abirateron asetatın emilimini anlamlı derecede artırabilir. ARVILA’nın yiyeceklerle beraber kullanılması halindeki etkililik ve güvenliliği gösterilmemiştir, bundan dolayı ARVILA yiyeceklerle beraber kullanılmamalıdır.
Diğer ilaçların ARVILA maruziyetlerini etkileme potansiyeli
Güçlü bir CYP3A4 indükleyicisi olan rifampisin ile önce 6 gün boyunca günde bir kere 600 mg dozunda tedavi edilen ve takiben tek bir 1.000 mg’lık abirateron asetat dozu verilen sağlıklı gönüllülerde yürütülen bir klinik  farmakokinetik etkileşim çalışmasında, ortalama abirateron plazma EAA∞ değeri %55 azalmıştır.
Başka bir tedavi seçeneği olmadığı sürece tedavi sırasında güçlü CYP3A4 indükleyicilerinden kaçınılmalıdır (örneğin; fenitoin, karbamazepin, rifampisin, rifabutin, rifapentin, fenobarbital, St. John’s wort (sarı kantaron – Hypericum perforatum).
Sağlıklı gönüllülerde yürütülen ayrı bir klinik farmakokinetik etkileşim çalışmasında, güçlü bir CYP3A4 inhibitörü olan ketokonazolün eşzamanlı uygulaması abirateron üzerinde klinik olarak anlamlı bir etki yaratmamıştır.
ARVILA’nın diğer ilaçların maruziyetini etkileme potansiyeli
—ARVILA ile, hepatik ilaç metabolize eden CYP2D6 ve CYP2C8 enzimlerinin bir inhibitörüdür. Abirateron asetatın (artı prednizolon) tek dozda alınan CYP2D6 substratı dekstrometorfan üzerindeki etkisini belirlemek için yapılan bir çalışmada, dekstrometorfanın sistemik maruziyetinin (EAA) yaklaşık 2,9 kat arttığı bilinmektedir. Dekstrometorfanın aktif metaboliti dekstrorfanın EAA24’ü ise yaklaşık %33 artmıştır.
ARVILA, özellikle dar terapötik indekse sahip ilaçlar olmak üzere, CYP2D6 tarafından aktive veya metabolize edilen ilaçlarla birlikte alındığında dikkatli olunmalıdır. CYP2D6 tarafından metabolize edilen dar terapötik indekse sahip ilaçların dozunun azaltılması değerlendirilmelidir. CYP2D6 tarafından metabolize edilen ilaçlara örnek olarak metoprolol, propranolol, desipramin, venlafaksin, haloperidol, risperidon, propafenon, flekanid, kodein, oksikodon ve tramadol gösterilebilir (kodein, oksikodon ve tramadolun aktif analjezik metabolitlerinin oluşabilmesi için
CYP2D6 gereklidir).
Sağlıklı gönüllüler üzerinde yapılan bir CYP2C8 ilaç etkileşim çalışmasında, pioglitazon 1.000 mg’lık tek doz abirateron asetat ile birlikte verildiğinde, pioglitazonun EAA değeri %46 artmış ve pioglitazonun aktif metabolitleri olan M-III ve M-IV için EAA değerleri %10 azalmıştır. Bu sonuçlar, ARVILA ağırlıklı olarak CYP2C8 ile elimine edilen ilaçlarla kombine edildiğinde maruziyette klinik olarak anlamlı artışların beklenmediğini gösteriyor olsa da, CYP2C8 substratı olan dar terapötik aralıklı ilaçlar ile birlikte ARVILA kullanılması durumunda hastalar toksisite
semptomları açısından izlenmelidir.
İn vitro ortamda, abirateronun majör metabolitleri olan abirateron sülfat ve N-oksit abirateron sulfatın karaciğer alım transporteri OATP1B1’i inhibe ettiği ve sonuçta da OATP1B1 tarafından elimine edilen ilaçların konsantrasyonlarını artırabileceği gösterilmiştir. Transporter temelli etkileşimi teyit edecek klinik veri yoktur.
QT aralığını uzattığı bilinen ilaçlarla ARVILA kullanımı
Androjen azaltma tedavisi QT aralığını uzattığından, QT aralığını uzattığı bilinen ilaçlar ile ARVILA verirken veya sınıf IA (örn. Kinidin, disopiramid) ya da sınıf III (örn. Amiadoron, sotalol, dofetilid, ibutilid) gibi Torsade de pointes indükleyebilecek antiaritmatik ürünler, metadon, moksifloksasin, antipsikotikler gibi ürünler ile verilirken dikkatli olunması önerilir.
Spironolakton ile kullanım
Spironolakton androjen reseptörüne bağlanır ve prostat spesifik antijen (PSA) seviyelerini artırabilir. ARVILA’yla kullanımı önerilmez.
Özel kullanım uyarıları ve önlemleri :
Mineralokortikoid fazlalığına bağlı hipertansiyon, hipokalemi, sıvı retansiyonu ve kalp yetmezliği :
ARVILA, CYP17 inhibisyonu sonucunda artan mineralokortikoid düzeylerinin bir sonucu olarak hipertansiyon, hipokalemi ve sıvı retansiyonuna yol açabilir. ARVILA ile birlikte kortikosteroid uygulanması, adrenokortikotropin hormon (ACTH) salgılanmasını baskılayarak bu advers etkilerin görülme sıklığı ve şiddetinde bir azalma sağlar.
Kan basıncının yükselmesi, hipokalemi (örneğin kardiyak glikozidleri kullanan hastalar) veya sıvı retansiyonu (örneğin kalp yetmezliği olan hastalar, ağır veya unstabil anjina pektoris, yakın zamanda miyokard enfarktüsü veya ventriküler aritmi ve ağır böbrek yetmezliği) nedeniyle altta yatan tıbbi durumu risk altına girebilecek hastalar tedavi edilirken dikkatli olunmalıdır. ARVILA kardiyovasküler hastalık öyküsü olan hastalarda dikkatle kullanılmalıdır.
Hipertansiyonu kontrol altına alınamayan, miyokard enfarktüsüyle ortaya çıkmış klinik açıdan anlamlı kalp hastalığı olan, son 6 ayda arteriyel trombotik olay geçirmiş olan, ağır ya da unstabil anjinası olan, New York Kalp Cemiyeti (NYHA) Sınıf III ve IV kalp yetmezliği olan (çalışma 301) ya da Sınıf II’den IV’e kalp yetmezliği (çalışma 3011 ve 302) olan ya da kardiyak ejeksiyon fraksiyonu %50’nin altında olan hastalar Faz 3 çalışmalara dahil edilmemiştir. Medikal terapi gerektiren atriyal fibrilasyonu veya diğer kardiyak aritmisi olan hastalar çalışma 3011 ve 302’den çıkarılmıştır. Sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu (LVEF) %50’nin altında olan hastalar ya da New York Kalp Cemiyeti (NYHA) Sınıf III ve IV kalp yetmezliği olan ya da NYHA Sınıf II’den IV’e kalp yetmezliği olan hastalarda güvenlilik değerlendirilmemiştir. Konjestif kalp yetmezliği açısından anlamlı risk taşıyan hastaların tedavi edilmesinden önce
(örneğin, kalp yetmezliği, kontrol altına alınamayan hipertansiyon ya da iskemik kalp hastalığı gibi kalp olayları), kalp fonksiyonunun bir değerlendirmesinin yapılması düşünülmelidir (örneğin, ekokardiyogram). ARVILA’yla tedaviden önce, kalp yetmezliği tedavi edilmeli ve kalp fonksiyonu optimuma çıkarılmalıdır. Hipertansiyon, hipokalemi ve sıvı retansiyonu düzeltilmeli ve kontrol altına alınmalıdır. Tedavi sırasında, 3 ay süreyle 2 haftada bir ve daha sonra ayda bir kere olmak üzere kan basıncı, serum potasyum, sıvı retansiyonu (kilo artışı, periferik ödem) ve diğer konjestif kalp yetmezliği bulgu ve belirtileri izlenmeli ve anormallikler düzeltilmelidir. ARVILA ile ilişkili hipokalemi görülen hastalarda QT uzaması gözlenmiştir. Kalp fonksiyonunda klinik olarak anlamlı bir azalma olması durumunda, kalp fonksiyonu klinik endikasyona göre değerlendirilmeli, uygun tedavi başlatılmalı ve ARVILA tedavisinin kesilmesi değerlendirilmelidir.
Hepatotoksisite ve karaciğer yetmezliği
Kontrollü klinik çalışmalarda karaciğer enzimlerinde ilacın kesilmesine ya da doz değişikliğine neden olan belirgin artışlar bildirilmiştir. ARVILA ile tedaviye başlamadan önce serum transaminaz düzeyleri ölçülmelidir; tedavinin ilk üç ayında iki haftada bir, daha sonra ayda bir bu testler tekrarlanmalıdır. Hepatotoksisitenin klinik belirti veya bulguları görülür görülmez, hemen serum transaminaz düzeyleri ölçülmelidir. Tedavinin herhangi bir yerinde ALT
ya da AST düzeyleri normal kabul edilen üst sınırın (NÜS) 5 katından fazla yükselen hastalarda ARVILA tedavisine hemen ara verilmeli ve karaciğer fonksiyonları yakından takip edilmelidir. ARVILA ile yeniden tedaviye ancak karaciğer fonksiyon testleri başlangıç değerlerine döndüğünde ve azaltılmış dozlarla başlanabilir.
Tedavinin herhangi bir döneminde ağır hepatotoksisite gelişmesi durumunda (ALT ya da AST düzeylerinin normal kabul edilen üst sınırın 20 katı kadar yükselmesi) ARVILA tedavisi kesilmeli ve bir daha başlatılmamalıdır.
Klinik çalışmalara aktif veya semptomatik viral hepatiti olan hastalar dahil edilmemiştir; bu nedenle ARVILA’nın bu popülasyonda kullanımını destekleyen bir veri bulunmamaktadır. Orta şiddette veya ağır karaciğer yetmezliği (Child-Pugh sınıf B veya C) olan hastalarda abirateron asetatın birden fazla dozunun klinik güvenlilik ve etkililiğini gösteren bir veri bulunmamaktadır. ARVILA kullanımı faydanın olası riskten açıkça ağır bastığı, orta şiddette
karaciğer yetmezliğine sahip hastalarda dikkatle değerlendirilmelidir. ARVILA şiddetli karaciğer yetmezliği olan hastalarda kullanılmamalıdır. Akut karaciğer yetmezliği ve fulminant hepatit tanımlayan az sayıda pazarlama sonrası rapor mevcuttur. Bunların bazıları ölümle sonuçlanmıştır.
Kortikosteroidin geri çekilmesi ve stresli durumların karşılanması
Prednizolon tedavisinin kesilmesi durumunda dikkatli olunması ve adrenokortikal yetmezlik gelişmemesi için hastaların izlenmesi önerilir. Kortikosteroidler kesildikten sonra ARVILA tedavisine devam edilecekse, hastalar mineralokortikoid fazlalığına bağlı semptomlar açısından izlenmelidir. Prednizolon kullanan hastalarda olağan dışı stres ortaya çıktığında, bu stresli durum öncesinde, sırasında ve sonrasında kortikosteroid dozunun arttırılması gerekebilir.
Kemik dansitesi
İleri evre metastatik prostat kanseri olan erkeklerde kemik dansitesinde azalma görülebilir. ARVILA’nın bir glukokortikoid ile birlikte kullanımı bu etkiyi arttırabilir.
Daha önceden ketokonazol kullanımı
Daha önceden prostat kanseri için ketokonazol kullanmış olan hastalarda daha düşük yanıt oranları beklenebilir.
Hiperglisemi
Glukokortikoid kullanımı hiperglisemiyi artırabileceğinden, diyabetli hastalarda kan şekeri sıklıkla ölçülmelidir. Diyabetik hastalarda abirateron ile birlikte kullanılacak kortikosteroidler kan şekeri regülasyonunu bozabileceğinden ARVILA dikkatli uygulanmalıdır.
Kemoterapi ile kullanım
ARVILA’nın sitotoksik kemoterapi ile eşzamanlı olarak kullanılmasının güvenliliği ve etkililiği gösterilmemiştir.
Potansiyel riskler
ARVILA ile tedavi görenler de dahil, prostat kanseri olan erkeklerde anemi ve cinsel işlev bozukluğu görülebilir.
İskelet kası etkileri
ARVILA ile tedavi gören hastalarda miyopati ve rabdomiyoliz vakaları bildirilmiştir. Bu olayların çoğu tedavinin ilk 6 ayında ortaya çıkmış ve ARVILA’nın kesilmesinden sonra düzelmiştir. Miyopati/rabdomiyoliz ile ilişkili olduğu bilinen ilaçlarla eş zamanlı tedavi gören hastalarda dikkatli olunması önerilir.

Gebelik ve laktasyon
ARVILA kadınlarda kullanımı olan bir ilaç değildir. ARVILA gebe olan ya da gebe olma ihtimali olan kadınlarda kontrendikedir.
ARVILA ya da metabolitlerinin semen ile salgılanıp salgılanmadığı bilinmemektedir. Hastanın gebe bir kadınla cinsel ilişkiye girmesi durumunda kondom kullanması gerekir. Hastanın çocuk doğurma potansiyeli bulunan bir kadınla cinsel ilişkiye girmesi durumunda etkili bir doğum kontrol yöntemine ek olarak kondom kullanması gerekir. Etki mekanizmasına dayanarak, bu tıbbi ürün gelişmekte olan fetüse zarar verebilir, bu yüzden gebe olan ya da gebe olma ihtimali olan kadınlar ARVILA ile korunmasız temas etmemeli; örneğin eldiven kullanmalıdır
Farmakodinamik özellikler
Farmakoterapötik grup: Endokrin tedavisi, diğer hormon antagonistleri ve ilişkili ajanlar
ATC kodu: L02BX03
Farmakokinetik özellikler
Emilim:
Abirateron asetat açlık durumunda oral yoldan uygulandıktan sonra, yaklaşık 2 saatte maksimum plazma abirateron konsantrasyonlarına ulaşılır. Abirateron asetatın yemekle birlikte alınması, yemeğin yağ içeriğine bağlı olarak, aç karına alınmasına oranla 10 kata kadar (EAA açısından) ve 17 kata kadar (Cmaks açısından) daha fazla ortalama sistemik abirateron maruziyetine yol açar. Yemeklerin içerik ve bileşimindeki normal farklılıklar göz önüne alındığında, ARVILA’NIn yemeklerle birlikte alınması oldukça değişken maruziyetine yol açabilir. Bu nedenle, ARVILA yemekle beraber yutulmamalıdır. ARVILA, yemeklerden en az 1 saat önce ya da yemek yedikten en az iki saat sonra bütün olarak su ile yutulmalıdır.
Dağılım:
İnsan plazmasında 14C-abirateronun proteine bağlanma oranı %99,8’dir. Görünür dağılım hacmi yaklaşık 5.630 litre olup, abirateronun periferik dokulara yoğun bir şekilde dağıldığını gösterir.
Biyotransformasyon:
C-abirateron asetat kapsül formunda oral yoldan alındıktan sonra, abirateron asetat abiraterona hidrolize olur ve daha sonra primer olarak karaciğerde olmak üzere sülfasyon, hidroksilasyon ve oksidasyona uğrar. Dolaşımdaki radyoaktivitenin büyük çoğunluğu (yaklaşık %92) abirateronun metabolitleri halinde bulunur. Belirlenebilen 15 metabolitten iki temel metabolit, her biri toplam radyoaktivitenin yaklaşık %43’ünü temsil eden abirateron sülfat ve N-oksit abirateron sülfattır.
Eliminasyon:
Sağlıklı gönüllülerden elde edilen verilere göre, plazmadaki abirateronun yarılanma süresi yaklaşık 15 saattir. 1.000 mg 14C-abirateron asetatın oral yoldan alınmasından sonra radyoaktif dozun yaklaşık %88’i feçeste ve yaklaşık %5’i idrarda görülür. Feçeste bulunan majör bileşikler değişmemiş abirateron asetat ve abiraterondur (sırasıyla uygulanan dozun yaklaşık %55 ve %22’si).
Karaciğer yetmezliği olan hastalarda ARVILA kullanımı:
Abirateron asetatın farmakokinetiği hafif ya da orta şiddette karaciğer yetmezliği olan hastalar (sırasıyla Child-Pugh Sınıf A ve B) ile sağlıklı kontrollerde çalışılmıştır. 1.000 mg’lık tek bir oral doz sonrası abiraterona sistemik maruziyet hafif ve orta şiddette karaciğer yetmezliği olan hastalarda sırasıyla %11 ve %260 oranında artmaktadır. Abirateronun ortalama yarılanma süresi hafif karaciğer yetmezliği olan hastalarda yaklaşık 18 saate ve orta şiddette karaciğer yetmezliği olan hastalarda ortalama 19 saate uzamaktadır. Bir başka çalışmada, abirateronun farmakokinetiği daha önceden ciddi karaciğer yetmezliği (Child-Pugh Sınıf C) olan (n=8) ve normal hepatik fonksiyona sahip 8 sağlıklı birey üzerinde incelenmiştir. Abirateronenin sistemik etkisi (EAA) yaklaşık %600 oranında yükselmiş ve serbest ilacın etkisi şiddetli hepatik bozukluğu olanlarda normal hepatik fonksiyonu olanlara
göre %80 artmıştır. Daha önceden hafif karaciğer yetmezliği olan hastalarda doz ayarlamasına gerek yoktur.
ARVILA kullanımı faydanın olası riskten açıkça ağır bastığı, orta şiddette karaciğer yetmezliğine sahip hastalarda dikkatle değerlendirilmelidir. ARVILA ağır karaciğer yetmezliği olan hastalarda kullanılmamalıdır. ARVILA tedavisi sırasında hepatotoksisite gelişen hastalarda, tedavinin durdurulması ve doz ayarlaması gerekebilir.
Böbrek yetmezliği olan hastalarda ARVILA kullanımı: 
Stabil bir hemodiyaliz programında olan son dönem böbrek yetmezliği olan hastalar ile böbrek fonksiyonları normal olan eşlenmiş kontrol hastalarında ARVILA asetatın farmakokinetiği karşılaştırılmıştır. Diyaliz programında olan son dönem böbrek yetmezliği olan hastalarda 1.000 mg’lık tek bir oral doz sonrası abiraterona sistemik maruziyet artmamıştır. Ağır böbrek yetmezliği dahil, böbrek yetmezliği olan hastalarda ARVILA uygulanması sırasında dozu
azaltmaya gerek yoktur. Ancak prostat kanseri ve ağır böbrek yetmezliği olan hastalarla ilgili klinik deneyim bulunmamaktadır. Bu tür hastalarda dikkatli olunması tavsiye edilir.
ARVILA’nın istenmeyen etkileri :
Enfeksiyonlar ve enfestasyonlar
Çok yaygın: İdrar yolu enfeksiyonu
Yaygın: Sepsis
Endokrin hastalıkları
Yaygın olmayan: Adrenal yetmezlik
Metabolizma ve beslenme hastalıkları
Çok yaygın: Hipokalemi
Yaygın: Hipertrigliseridemi
Kardiyak hastalıkları
Yaygın: Kalp yetmezliği*, anjina pektoris, atrial fibrilasyon, taşikardi
Yaygın olmayan: Diğer aritmiler
Bilinmiyor: Miyokard enfarktüs, QT uzaması
Vasküler hastalıkları
Çok yaygın: Hipertansiyon
Solunum, göğüs bozuklukları ve mediastinal hastalıkları
Seyrek: Alerjik alveolita
Gastrointestinal hastalıkları
Çok yaygın: Diyare
Yaygın: Dispepsi
Hepato-bilier hastalıkları
Çok yaygın: Alanin aminotransferaz düzeylerinde yükselme ve/veya aspartat aminotransferaz düzeylerinde yükselme.
Seyrek: Fulminant hepatit, akut karaciğer yetmezliği
Deri ve deri altı doku hastalıkları
Yaygın: Döküntü
Kas-iskelet bozuklukları, bağ doku ve kemik hastalıkları
Yaygın olmayan: Miyopati, rabdomiyoliz
Böbrek ve idrar yolu hastalıkları
Yaygın: Hematüri
Genel bozukluklar ve uygulama bölgesine ilişkin hastalıkları
Çok yaygın: Periferik ödem
Yaralanma ve zehirlenme
Yaygın: Kırıklar**
* Kalp yetmezliği aynı zamanda konjestif kalp yetmezliği, sol ventriküler disfonksiyon ve ejeksiyon fraksiyonunda azalmayı da içermektedir.
**Kırıklar osteoporozu ve patolojik kırık dışındaki tüm kırıkları içerir.

Source link

BRILINTA 60 mg Film Kaplı Tablet, nedir, ne işe yarar, yan etkileri, nasıl kullanılır

Endikasyon Bilgisi :

BRILINTA 60 mg Film Kaplı Tablet‘in içinde bulunan aktif madde Tikagrelor beyin veya kalp atardamarlarında (koroner arterlerlerde) kan pıhtılarının (trombüslerin) kümeleşmesine mani olmak suretiyle, damar tıkanıklığını önler. Böylece kan akışkanlığını arttırarak, dolaşımı rahatlatır.  BRILINTA koroner arterlerde trombozun sebep olduğu kararsız anginada ve yakın zamanda geçirilen kalp krizi (miyokard infarktüsü) sonrasında yeni bir kalp krizi veya felç gibi hayati sonuçlara sebep olabilen damarlarda kan pıhtılarının kümeleşmesi olasılığına karşı tedavide Aspirinle beraber kullanılmaktadır.

 

BRILINTA 60 mg Film Kaplı Tablet Hakkında Bilinmesi Gereken Noktalar :

  1. Tikagrelor 18 yaşından küçüklere verilmemelidir.
  2. Tedaviden en iyi sonucu almak için, ilacınızı aksatmadan hergün günün aynı saatlerinde hekiminizin önerdiği dozajda kullanmaya özen göstermelisiniz.
  3. Bu ilaç, kanamayı arttırabileceğinden, yakın bir tarihte ameliyat olacaksanız, ameliyattan belli bir süre önce bu ilaçla tedavi gördüğünüzü cerrahınıza haber veriniz.  Bu ilacın kullanımını ameliyattan 1 hafta önce durdurmanız gerekmektedir.
  4. Eğer beyin kanaması sebebiyle felç öykünüz var ise ya da  karaciğer rahatsızlığı veya vücudunuzun herhangi bir yerinde devam eden kanama, bakteri veya mantar kaynaklı bir rahatsızlığınız ya da kan tahlillerinizde ürik asit seviyesinde yükseklik, sara nöbeti, migren, sindirim sisteminizde kanama,  yavaş kalp ritmi, soluk alıp vermede zorlanma veya akciğerlerinizde herhangi bir rahatsızlık var ise ya da   ritonavir, atazanavir, klaritromisin, nefazodon,  sisaprid, ergot alkaloidler, ketokonazol, nefazodon, simvastatin, lovastatin,  karbamazepin, fenitoin, fenobarbital, verapamil, Beta blokörler,  digoksin, diltiazem, kinidin, siklosporin, rifampisin, paroksetin, sitalopram, sertralin, nonsteroidal antiinflamatuvarlar (ağrı kesiciler), lovastatin ve simvastatin isimli ilaçlarla tedavi görüyorsanız; Tikagrelor ilaca başlamadan önce hekiminizle bu hususları görüşmelisiniz.
  5. Emziren anneler ve hamilelerin hekime danışmadan kullanmaları öngörülmemektedir.
  6. İlacın etken maddesine karşı hassasiyetiniz var ise bu ilacı kullanmanız önerilmez.
  7. Bu ilaç araba veya alet kullanmanızı etkilemesi düşünülmez. Yine de ilacın üzerinizde yaratabileceği yan etkilerine karşı,  dikkat isteyen işleri yaparken çok tedbirli davranınız.

 

BRILINTA 60 mg Film Kaplı Tablet’in Kullanım Şekli :

  1. İlacın her bir dozunu 1 bardak dolusu su ile beraber almalısınız. Tercihen, yemekten sonra ya da öğün aralalarında da alınabilir.
  2. Bu ilacı hekiminiz nasıl reçete ettiyse o şekilde kullanmanız faydalı olur.  Tedavi süresince mutlaka hekiminizin direktiflerine tamamıyla uyunuz. Yanlış kullanım ve talimat dışı uygulamalar hastalığınız üzerinde zararlı etkiler oluşturur. Hekim tarafından belirlenen dozaj miktarını ve kullanma süresini dikkate almalısınız.

 

BRILINTA 60 mg Film Kaplı Tablet Yan Etkileri :

  1. Soluk almada zorluk, kanda ürik asit seviyesinde yükselme, kan hastalığına bağlı kanama ilacın sıkça görülen yan etkileridir.

 

İlaç Etken Maddesi: Tikagrelor
İlaç Marka İsmi: BRILINTA 60 mg Film Kaplı Tablet

BRİLİNTA 60 mg Tablet kullanma talimatı

BRİLİNTA 60 mg Tablet kullanma talimatı

BRİLİNTA 60 mg Tablet kısa ürün bilgisi (prospektüsü)

BRİLİNTA 60 mg Tablet kısa ürün bilgisi (prospektüsü)

 

AGREDUR READY 50 mcg/ml I.V. infüzyon için çözelti, nedir, ne işe yarar, yan etkileri, nasıl kullanılır

Endikasyon Bilgisi :

İlacın etken maddesi Tirofibandır. AGREDUR READY 50 mcg/ml I.V. infüzyon için çözelti, kandaki trombositlerin pıhtı meydana getirmesini önler. AGREDUR READY kalbi besleyen atardamarlardaki kan akışkanlığını kolaylaştırıcı özelliği ile kalp krizinin önlenmesinde ve anjinada (göğüs ağrısında), bu ilaç aynı zamanda atardamarların daralması veya tıkanması sonucu oluşan koroner kalp rahatsızlığı olanlarda darlık ya da tıkanıklıkların balon anjiyoplasti veya stent ile açılmasından sonraki evrede de kullanılabilir.

 

AGREDUR READY 50 mcg/ml I.V. inf. için çöz. Hakkında Bilinmesi Gereken Hususlar :

  1. AGREDUR READY‘in etken maddesine karşı bir alerjiniz var ise; bu ilacı kullanmanız önerilmez.
  2. AGREDUR READY, kalp krizinin önlenmesinde ve anjinanın (göğüs ağrısının) iyileştirilmesinde kullanılan; atardamarlarda pıhtı meydana gelmesini engelleyici ve kan akışkanlığını kolaylaştırıcı bir ajandır.
  3. AGREDUR READY dozu, hastanın genel durumuna ve tedaviye verdiği cevaba göre hekimce belirlenecektir. Bu ilaç, hekimin tavsiye ettiği dozdan fazla kullanılması halinde kanamaya neden olabileceğinden, hekiminizin tavsiyesini önemle dikkate alınız.
  4. Eğer karaciğerinizde fonksiyon bozukluğu var ise veya felç geçirdiyseniz, hipertansiyon hastasıysanız ya da yakın zamanda veya şu anda kafatasınızda tümör, kanama, damar genişlemesi,  felç var ise bu ilacın kullanımı sizin için uygun değildir.
  5. AGREDUR READY kullanırken iç kanamalar da ortaya çıkabilir. Eğer siyah veya kanlı dışkı, kan öksürme veya kahve telvesi görünümünde kusma gibi durumlarda derhal hekiminizle görüşmelisiniz.
  6. Bazı durumlarda AGREDUR READY kullanırken çok dikkatli davranmak  gerekmektedir. Bu yüzden herhangi bir sağlık sorununuz özellikle; müzmin bir rahatsızlık, alerji, 15 gün içerisinde kalp masajı (kardiyopulmoner resüsitasyon), böbrek taşı kırılması veya biyopsi aldırmak; son 3 ay içerisinde ağır yaralanma veya ameliyat geçirmek; mide veya duodenum (ince bağırsak) ülseri varlığı, yakın tarihte (son 1 yılda) kanama bozukluğu; yakın zamanda kanlı dışkı, kanlı idrar; omurga veya kuyruk sokumuna spinal/epidural uygulanması, kanda pıhtılaşmayı önleyici ilaç kullanmak, kalp zarı iltihabı, damar iltihabı, yüksek tansiyon, göz iltihabı, böbrek hastalığı, kalp rahatsızlığına bağlı aşırı düşük tansiyon, karaciğer hastalığı, kansızlık, son 24 saat içerisinde köprücük kemiğinin altına intravenöz kateter yerleştirilmesi durumlarından birinin varlığında; AGREDUR READY ilacı kullanmadan önce hekiminize mevcut rahatsızlıklarınızı ve kullandığınız ilaçları söylemelisiniz.
  7. AGREDUR READY çocuklara uygulanmamalıdır.
  8. Hamilelik döneminde ve emzirme dönemlerinde AGREDUR READY kullanılması uygun bulunmamaktadır.

 

AGREDUR READY 50 mcg/ml I.V. inf. için çöz.’ nin Kullanım Şekli :

  1. Hekiminiz AGREDUR READY ilacı nasıl reçete ettiyse o şekilde kullanmanız gerekmektedir. Tedaviniz süresince lütfen hekiminizin direktiflerine uyunuz. Yanlış veya size tavsiye edilenden fazla kullanıldığı takdirde hastalığınızda  bir iyileşme sağlanmaz, aksine sağlığınıza ciddi zararlar verebilir.
  2. AGREDUR READY, damar içine infüzyon yoluyla uygulanır. Seyreltilmeden uygulanmamalıdır.
  3. Bu ilaç sadece klinik ortamda kalp hastalıkları ile ilgili uzman hekim tarafından hazırlanıp, kullanılabilir.

 

AGREDUR READY 50 mcg/ml I.V. inf. için çözelti Olası Yan Etkileri

  1. Bulantı, baş ağrısı, deride küçük kırmızı çürükler, ameliyat sonrası kanama, ilacın uygulandığı yerde kızarıklık AGREDUR READY‘in sık rastlanan yan etkilerdir.
  2. Karın ağrısı, nefes alamama, kurdeşen, yüzde, dudaklarda, dilde ve boğazda şişlik gibi bir durumda acilen hekiminizle irtibata geçiniz.

 

İlaç Etken Maddesi: Tirofiban
İlaç Marka İsmi: AGREDUR READY 50 mcg/ml I.V. infüzyon için çözelti

AGREDUR READY 50 mcg/ml I.V. infüzyon için çözelti kullanma talimatı


AGREDUR READY 50 mcg-ml I.V. infüzyon için çözelti kullanma talimatı

AGREDUR READY 50 mcg/ml I.V. infüzyon için çözelti kısa ürün bilgisi


AGREDUR READY 50 mcg-ml I.V. infüzyon için çözelti kısa ürün bilgisi

Formülü :
Etken maddesi : 5,62 mg/100 ml Tirofiban hidroklorür(5 mg tirofibana eşdeğer); diğer bileşenler: 54 mg/100 ml Sodyum sitrat dihidrat, 0,9 g/100 ml Sodyum klorür, hidroklorik asit ve sodyum hidroksit (pH ayarlaması için), sitrik asit anhidr, enjeksiyonluk su.
FARMASÖTİK FORM: Kullanıma hazır seyreltik infüzyon solüsyonu. Berrak, renksiz, kullanıma hazır infüzyonluk çözelti.
Farmakoterapötik grup: Kan ve kan yapıcı organlar – antitrombotik ajanlar – antitrombotik ajanlar
– Heparin hariç platelet agregasyon inhibitörleri
ATC Kodu: B01AC17
Etki mekanizması : Tirofiban hidroklorür trombosit agregasyonunda rol oynayan majör trombosit yüzey reseptörü olan GP IIb/IIIa reseptörünün peptid yapıda olmayan bir antagonistidir. Tirofiban hidroklorür fibrinojenin GP IIb/IIIa reseptörüne bağlanmasını engelleyerek trombositlerin agregasyonunu bloke eder. Tirofiban hidroklorür trombosit fonksiyonunda inhibisyona yol açar; bu ex vivo ADP ile indüklenmiş trombosit agregasyonunu inhibe etme ve kanama zamanını (BT) uzatma becerisiyle gösterilmiştir. Trombosit fonksiyonu ilaç kesildikten sonraki 8 saat içerisinde başlangıç düzeyine geri döner. Bu inhibisyonun derecesi, tirofiban hidroklorürün plazmadaki konsantrasyonuyla paraleldir.
KLİNİK ÖZELLİKLER
AGREDUR READY kararsız anjina veya Q dalgası oluşturmayan miyokard enfarktüsü ile başvuran ve göğüs ağrısı atağını son 12 saat içinde yaşamış, EKG değişiklikleri olan ve/veya kardiyak enzimleri yükselmiş hastalarda erken miyokard enfarktüsünü önlemek için endikedir.
AGREDUR READY tedavisinden en fazla yarar görebilecek hastalar akut anjina semptomları başladıktan sonraki ilk 3-4 gün içinde miyokard enfarktüsü gelişme riski yüksek hastalardır. (örnek: erken PTCA uygulaması ihtimali olan hastalar) AGREDUR READY asetil salisilik asit veya aspirin (ASA) ve fraksiyonlanmamış heparin ile birlikte kullanılmak üzere sunulmuştur.
Pozoloji ve uygulama şekli: AGREDUR READY kullanıma hazır dozda geliştirilmiştir, seyreltme gerektirmez. Bu ürün yalnızca hastanede, akut koroner sendromların tedavisinde deneyimli uzman hekimler tarafından uygulanmalıdır. Parenteral ilaçlar kullanımdan önce, solüsyon ve torba uygun olduğu takdirde, gözle görülür
partiküller veya renk değişikliği açısından kontrol edilmelidir. AGREDUR READY sadece intravenöz yoldan verilmelidir ve aynı infüzyon tüpünden fraksiyonlanmamış heparin ile birlikte uygulanabilir. AGREDUR READY’nin steril ekipman kullanılarak kalibre edilmiş infüzyon setiyle uygulanması önerilir. Başlangıç dozu infüzyon süresinin uzamamasına ve hastanın vücut ağırlığına dayalı idame dozu infüzyon hızları hesaplanırken hata yapılmamasına dikkat edilmelidir.
AGREDUR READY tedavisine başlama ve tedavi süresi
NSTE-AKS için erken invaziv bir yol ile tedavi edilen ve tanı sonrası en az 4 saatten 48 saate kadar anjiyografi çekilmesi planlanmayan hastalarda, tanı konmasıyla beraber 0,4 mikrogram/kg/dakika AGREDUR READY yükleme dozu başlatılmalıdır. 0,4 mikrogram/kg/dk yükleme doz rejimi
teşhise göre başlatılmalıdır. Önerilen süre en az 48 saattir. AGREDUR READY ve fraksiyonlanmamış heparin infüzyonuna koroner anjiografi sırasında devam edilebilir ve anjioplasti/aterektomiden sonra en az 12 saat ve en fazla 24 saat idame ettirilmelidir. Hasta klinik yönden stabilize olduğunda ve tedavi eden hekim tarafından hiçbir koroner girişim prosedürü planlanmıyorsa, infüzyon kesilmelidir. Tüm tedavi süresi 108 saati aşmamalıdır. NSTE-AKS tanısı konan ve invaziv bir yol ile tedavi edilen hastada tanıdan sonraki 4 saat içinde anjiografi çekilirse, PKG’nin başlangıcında, 12-24 saat boyunca ve 48 saate kadar süren, 25 mikrogram/kg AGREDUR READY bolus dozu başlatılmalıdır.
Primer PKG uygulanacak akut miyokardiyal infarktüsü olan hastalarda, 25 mikrogram/kg bolus dozuna teşhis konur konmaz en kısa sürede başlanmalıdır. Eş zamanlı tedavi (fraksiyonlanmamış heparin, asetil salisalik asiti (ASA) içeren oral antiplatelet tedavisi) Fraksiyonlanmamış heparin tedavisine 50-60 U/kg İ.V. bolus ile başlanır ve daha sonra saatte 1000 U idame infüzyonuyla devam edilir. Heparin dozu normal değerin yaklaşık iki katı düzeyinde APTT’yi sürdürmek için titre edilir.
Kontrendike olmadıkça, tüm hastalar AGREDUR READY’e başlamadan önce ASA’yı içeren ama bununla sınırlı olmayan, oral antiplatelet ilaçları almalıdır (bkz. Bölüm 5.1). Bu ilaçlara en azından AGREDUR READY infüzyonu süresince devam edilmelidir. Birçok çalışma ile AGREDUR READY’nin PKG tedavisine yardımcı olarak kullanımını araştıran çoğu çalışmada, ASA ile birlikte oral antiplatelet tedavi olarak klopidegrel kullanılmıştır. Randomize kontrollü çalışmalarda AGREDUR READY’nin prasurgel veya tikagrelor’un herhangi biri ile kombinasyonunun etkililiği kanıtlanmamıştır. Anjiyoplasti (PTCA) gerekirse, heparin PTCA’dan sonra kesilmeli ve pıhtılaşma normale döndüğü anda yani aktif pıhtılaşma zamanı (ACT) 180 saniyenin altına düştüğünde kılıflar çıkarılmalıdır (genellikle heparin kesildikten 2-6 saat sonra).
Uygulama sıklığı ve süresi:
NSTE-AKS için erken invaziv bir yol ile tedavi edilen ve tanı sonrası en az 4 saatten 48 saate kadar anjiografi çekilmesi planlanmayan hastalarda, AGREDUR READY 30 dakika süreyle 0,4 mikrogram (mcg)/kg/dk başlangıç infüzyon hızıyla intravenöz yolla verilir. Başlangıç infüzyonunun sonunda, AGREDUR READY’ye 0,1 mikrogram (mcg)/kg/dk idame infüzyon hızıyla devam edilmelidir. AGREDUR READY, fraksiyonlanmamış heparin (Genellikle AGREDUR READY tedavisinin başlaması ile birlikte intravenöz bolus olarak 50-60 ünite [U]/kg, daha sonra aktive edilmiş tromboplastin zamanı (APTT) normalin yaklaşık iki katı değerde tutulmak üzere titre edilerek, yaklaşık 1000 U/saat olarak devam edilir.) ve kontrendike olmadıkça ASA’yı içeren ama bununla sınırlı olmayan oral antiplatelet tedavisi ile beraber verilmelidir. Perkütan Koroner Girişim (PKG) yapılması planlanan NSTE-AKS hastalarında teşhisin ilk 4 saatinde veya akut miyokard infarktüsü geçiren ve primer PKG yapılması istenen hastalarda; 3 dakikalık bir sürenin üzerinde 25 mikrogram/kg başlangıç bolus dozu ve takiben 12-24 saat boyunca dakikada 0,15 mikrogram/kg bir hızda ve 48 saate kadar sürekli infüzyon ile uygulanmalıdır. AGREDUR READY fraksiyonlanmamış heparin (yukarıda belirlenen dozlarda)
ve kontrendike olmadığı sürece ASA’yı içeren ama bununla sınırlı olmayan oral antiplatelet tedavisi ile beraber verilmelidir.
—AGREDUR READY’nin 10 mikrogram/kg bolus dozu uygulaması, abciximab ile kıyaslandığında 30 günde klinik olarak ilgili sonlanım noktalarında daha kötü olmadığını göstermesi bakımından başarısız olmuştur
—Klinik çalışma bulgularına göre kanama riski kreatinin klerensi azaldıkça ve dolayısıyla plazmadan tirofiban klerensi azaldıkça artmaktadır. Buna bağlı olarak böbrek fonksiyonu azalmış hastalar (kreatinin klerensi <60 ml/dak) AGREDUR READY tedavisi sırasında kanama için  dikkatle takip edilmeli ve heparin etkisi dikkatle izlenmelidir. Ağır böbrek yetmezliğinde AGREDUR READY dozu düşürülmelidir
—AGREDUR READY tedavisi sırasında vasküler girişler ve kas içi enjeksiyonlar en aza indirilmelidir. İntravenöz giriş sadece vücudun kompres edilebilen bölgelerinde yapılmalıdır. Tüm damara giriş yerleri dokümante edilmeli ve yakından takip edilmelidir. Üriner kateterler, nazotrakeal intübasyon ve nazogastrik tüplerin kullanımı dikkatle ele alınmalıdır.
—AGREDUR READY tedavisi sırasında kanama oranları anlamlı olarak artar; bu artış özellikle femoral arter bölgesinde kateter kılıfının girdiği yerde olmaktadır. Damara girerken sadece femoral arterin ön duvarının delinmesine dikkat edilmelidir. Arter kılıfları pıhtılaşma normale döndüğü anda yani aktif pıhtılaşma zamanı (ACT) 180 saniyenin altına düştüğünde çıkarılabilir (genellikle heparin kesildikten 2-6 saat sonra). Giriş kılıfı çıkarıldıktan sonra hemostaz yakın gözetim altında, dikkatle sağlanmalıdır.
—AGREDUR READY tedavisine başlamadan önce trombosit sayısı, hemoglobin ve hematokrit düzeyleri kontrol edilmelidir. Daha sonra tedaviye başlandıktan sonraki 2-6 saatte ve ardından tedavi boyunca en azından her gün bu kontroller yapılmalıdır (veya belirgin bir azalma kanıtı varsa
daha sık aralıklarla). Daha önce GP IIb/IIIa  reseptör antagonistleri alan hastalarda (çapraz reaksiyon gelişebilir), trombosit sayısı derhal ölçülmelidir (örn., tekrar kullanımdan sonra uygulamanın ilk saatinde). Trombosit sayısı 90.000/mm3 ’ün altına düşerse, psödotrombositopeniyi dışlamak için ek trombosit sayımı yapılmalıdır. Trombositopeni doğrulanırsa AGREDUR READY ve heparin kesilmelidir. Hastalar kanama yönünden izlenmeli ve gerekirse tedavi edilmelidir
—Yaşlı ve/veya kadın hastalarda kanama komplikasyonlarının insidansı sırasıyla genç veya erkek hastalara göre daha yüksektir. Vücut ağırlığı düşük hastalarda kanama insidansı vücut ağırlığı daha fazla hastalara göre daha yüksektir. Bu nedenlerle AGREDUR READY bu hastalarda dikkatli
kullanılmalı ve heparin etkisi dikkatle izlenmelidir.
—AGREDUR READY aşağıdaki durumlarda ve hasta gruplarında çok dikkatli kullanılmalıdır:
 Yakın tarihte klinik olarak anlamlı kanama (1 yıldan az),
 AGREDUR READY uygulamasından önceki 24 saat içinde kompres edilemeyen bir damara giriş,
 Yakın tarihte epidural prosedür (lumbar ponksiyon ve spinal anestezi dahil),
 Ağır akut veya kronik kalp yetmezliği,
 Kardiyojenik şok,
 Hafif-orta derecede karaciğer yetmezliği,
 Trombosit sayısı <150.000 mm3 , bilinen koagülopati, trombosit fonksiyon bozukluğu veya trombositopeni hikayesi,
 Hemoglobin konsantrasyonu < 11 g/dl veya hematokrit < %34.
 Tiklopidin, klopidogrel, adenozin, dipiridamol, sulfinpirazon ve prostasiklin ile eş zamanlı kullanılırken dikkatli olunmalıdır.
—AGREDUR READY aşağıdaki durumlarda önerilmez:
 Son 2 hafta içinde travmatik veya uzun süren kardiyopulmoner resüsitasyon, organ biyopsisi veya litotripsi
 >6 hafta ancak <3 ay öncesinde geçirilen şiddetli travma veya majör cerrahi müdahale
 Son 3 ayda aktif peptik ülser  Kontrol edilemeyen hipertansiyon (>180/110 mm Hg)  Akut perikardit  Aktif veya bilinen vaskülit hikayesi
 Kuşkulanılan aort diseksiyonu  Hemorajik retinopati
 Dışkıda gizli kan veya hematüri  Trombolitik tedavi
 Önemli derecede kanama riskini artıran ilaçların eş zamanlı kullanımı Trombolitik tedavinin endike olduğu hastalarda (örn., EKG’de yeni patolojik Q dalgaları veya yükselmiş ST segmentleri veya sol dal bloğu ile birlikte akut transmural miyokard enfarktüsü) tirofiban ile tedavi deneyimi yoktur. Dolayısıyla bu durumlarda AGREDUR READY kullanımı önerilmez. Trombolitik tedaviyi gerektiren durumlar ortaya çıktığında (PTCA sırasında akut oklüzyon dahil) veya hastaya acil koroner arter bypass greft (CABG) operasyonu yapılması gerekiyorsa veya hastanın intraaortik balon pompaya gereksinimi varsa AGREDUR READY infüzyonu derhal durdurulmalıdır. Acil PTCA yapılan hastalarda etkinlik verileri sınırlıdır. Çocuklarda tirofiban ile tedavi deneyimi yoktur; dolayısıyla bu hastalarda AGREDUR READY kullanımı önerilmez.
—AGREDUR READY’nin enoksaparin ile birlikte uygulanmasına ilişkin deneyim sınırlıdır. AGREDUR READY’nin enoksaparin ile birlikte uygulanması, AGREDUR READY ile fraksiyonlanmamış heparin ile birlikte uygulanmasına göre kutanöz ve oral kanama olaylarının (TIMI kanamaları hariç**) sıklığının artmasıyla ilişkilidir. Özellikle anjiyografi ve/veya PKG ile birlikte ilave fraksiyonlanmamış heparin alan hastalarda AGREDUR READY ve enoksaparinin eş zamanlı uygulanmasıyla ciddi kanama olayları riskindeki artış göz ardı edilemez. AGREDUR READY ile enoksaparin kombinasyonunun etkinliği belirlenmemiştir. AGREDUR READY’nin diğer düşük molekül ağırlıklı heparinlerle uygulanmasının güvenlilik ve etkililiği araştırılmamıştır.
—AGREDUR READY’nin fraksiyonlanmamış heparin olmaksızın tek başına uygulanması önerilmez.
—Kontrendikasyonlar
AGREDUR READY, etkin maddeye veya preparatta bulunan yardımcı maddelerden herhangi birine aşırı duyarlılığı olan veya bir GP IIb/IIIa reseptör antagonistinin daha önce kullanımı sırasında trombositopeni geçiren hastalarda kullanılmamalıdır.
Trombosit agregasyonunun inhibisyonu kanama riskini artırdığından AGREDUR READY aşağıdaki hastalarda kontrendikedir:
 Son 30 gün içinde inme hikayesi ya da herhangi bir hemorajik inme hikayesi,
 Bilinen intrakraniyal hastalık hikayesi (örn., neoplazm, arteriyovenöz malformasyon, anevrizma),
 Aktif veya yakın tarihte geçirilmiş (tedaviden önceki 30 gün içinde), klinik yönden anlamlı kanama (örn., gastrointestinal kanama),
 Malign hipertansiyon,
 Son altı haftada önemli travma veya majör cerrahi müdahale,
 Trombositopeni (trombosit sayısı <100.000/mm3 ), trombosit fonksiyon bozuklukları,
 Pıhtılaşma bozuklukları (örn., protrombin zamanı normalin >1,3 katı veya INR (Uluslararası Normalleştirilmiş Oran) >1,5),
 Ağır karaciğer yetmezliği,
—Laktasyon döneminde kullanılması: AGREDUR READY’in anne sütüne geçip geçmediği bilinmese de, emzirilen bebekte yan etki potansiyeli olduğundan, bu ilacın anne için önemi göz önünde bulundurularak emzirme veya ilaç kullanımından hangisine son verileceğine karar verilmelidir.
—Gebelik döneminde kullanımı: AGREDUR READY için, gebeliklerde maruz kalmaya ilişkin klinik veri mevcut değildir.  Kesin gerekli olmadıkça AGREDUR READY gebelikte kullanılmamalıdır.
—Diazepam ile geçimsizlik saptanmıştır. Dolayısıyla AGREDUR READY ve diazepam aynı intravenöz hat içinde uygulanmamalıdır.
—AGREDUR READY ile ASA’nın birlikte uygulanması ex vivo adenozindifosfat (ADP) ile indüklenen trombosit agregasyon testinde gösterildiği gibi, trombosit agregasyonunun inhibisyonunu tek başına aspirine göre daha fazla artırır. AGREDUR READY ile fraksiyonlanmamış heparinin birlikte kullanımı kanama zamanını tek başına fraksiyonlanmamış heparin kullanımına göre daha fazla uzatır.
—AGREDUR READY kanama zamanını uzatmış ancak AGREDUR READY ile tiklopidinin birlikte uygulanması kanama süresini ilave olarak etkilememiştir.
—AGREDUR READY, trombolitik tedavide [AGREDUR READY uygulamadan önceki <48 saat içinde veya aynı anda uygulama ya da kanama riskini önemli derecede artıran ilaçlarla birlikte kullanım (ör., oral antikoagülanlar, diğer parenteral GP IIb/IIIa inhibitörleri, dekstran solüsyonları)] önerilmez. Bu durumlarda tirofiban kullanımıyla ilişkili yeterli deneyim yoktur, ancak kanama riskinde artıştan kuşkulanılmaktadır.
—AGREDUR READY’nin fraksiyonlanmamış heparin, ASA ve klopidogrel’in eş zamanlı kullanımıyla, sadece fraksiyonlanmamış heparin, ASA ve klopidogrel’in beraber kullanılmasında benzer bir kanama insidansı vardır.
—Varfarinin, AGREDUR READY ve heparin ile birlikte kullanılması kanama riskinde artış ile ilişkilidir.
—RUHSAT SAHİBİ
POLİFARMA İLAÇ SAN. VE TİC. A.Ş
Vakıflar OSB Mahallesi, Sanayi Caddesi No:22/1
Ergene/TEKİRDAĞ
Tel: 0282 675 14 04
Faks: 0282 675 14 05
8. RUHSAT NUMARASI
2019/489
9. İLK RUHSAT TARİHİ/RUHSAT YENİLEME TARİHİ
İlk ruhsat tarihi: 03.10.2019
Üretici Firma :
POLİFARMA İLAÇ SAN. VE TİC. A.Ş.
Vakıflar OSB Mahallesi, Sanayi Caddesi No:22/1
Ergene/TEKİRDAĞ
Tel: 0282 675 14 04 -Faks: 0282 675 14 05




Source link

TEKNOLOJİ DÜNYASI