Ana Sayfa Blog Sayfa 89

Feramat 100 mg 30 Kapsül, nedir, ne işe yarar, yan etkileri, nasıl kullanılır

Endikasyon Bilgisi :

Feramat 100 mg Kapsül içerisinde, vücut tarafından hızla emilebilen Ferro fumarat (demir) adlı etken maddeyi bulundurur. Bu maddenin emilimi demir eksikliğinin miktarına bağlıdır, vücudun demire olan ihtiyacı ne kadar çoksa, emilmesi de o kadar fazlalaşır. Emilen Ferro fumarat hemoglobin ve miyoglobin sentezinde görev alır veya demir depolarına gider. Bu yolla demir eksikliği belirtilerinin giderilmesinde önemli rol oynar. Ferro fumarat‘ın emilmeyen kısmı ise dışkıya karışarak dışarı atılmaktadır. Feramat Kapsül, vücuttaki demir yetersizliklerinin tüm çeşitlerinde ve demir depolarında yeterli demirin bulunmaması durumunda ortaya çıkan kansızlıkta demir depolarının doldurulmasını sağlar. Kullanımı 6 yaş ve üzeri çocuklar, gençler ve yetişkinler içindir.

 

Feramat 100 mg Kapsül Hakkında Bilinmesi Gereken Noktalar:

  1. Ağır böbrek rahatsızlığı ya da karaciğer rahatsızlığınız, siroz  veya alkol bağımlılığınız varsa, bu ilaca başlamadan önce bu hususları hekiminizle paylaşmalısınız.
  2. Feramat ilaç dozunun yüksek olması sebebiyle 6 yaş ve altındaki çocuklar için kullanımda elverişli değildir.
  3. İlacın etken maddesine karşı bir alerjiniz varsa bu ilacı kullanmaktan kaçınınız.
  4. Mide veya bağırsaklarınızda iltihaplı bir  rahatsızlığınız ya da böbrekler ve karaciğerin işlevlerinde yetersizlik durumlarından birisi varsa; hekime söyleyiniz. Zira ilacın alınmasıyla bu rahatsızlıkların şiddetinde artış olabilir.
  5. Bu ilacı Asetilsalisilik asit (aspirin)  salisilat, fenilbutazon veya oksifenbutazon gibi ağrı kesici ve iltihap önleyici ilaçlarla eş zamanlı kullanmak; ilacın mide ve bağırsaklarda yaratacağı tahriş etkisini fazlalaştırır.
  6. Alkollü içeceklerle beraber kullanılması, demir emilimini fazlalaştırır. Tedavi süresince alkollü içecekler tüketmeyiniz.
  7. Tedaviniz sürerken Feramat Feramat Kapsülün emiliminde azalmaya yol açan kahve, siyah çay, süt tüketmemeye özen gösteriniz.
  8. Hamilelerde (3 aydan itibaren) ve süt veren annelerde hekim tavsiyesiyle kullanılabilmektedir.
  9. Tetrasiklin türü (antibiyotik) ilaçlar, kolestran, karbidopa, levodopa, metildopa ve antiasitlerle aynı zamanda kullanmayınız. Eğer bu ilaçlardan herhangi birini tedaviniz esnasında almanız lüzumlu görüldüyse, Adı geçen ilaçları Ferro fumarat kullandıktan en az 3 saat önce veya 3 saat sonra kullanmalısınız.
  10. Tedaviden faydalı sonuçlar alabilmek için Feramat Kapsülü hekimin tavsiye ettiği sürece her gün günün aynı saatlerinde aksatmadan kullanmaya özen göstermelisiniz.

 

Feramat 100 mg Kapsül’ ün kullanım Şekli:

  1. İlacın her bir dozunu 1 bardak dolusu suyla beraber yutunuz. Tok karnına yutulması ilacın emilmesini hafifletebilir, dolayısıyla aç karnına yutulması uygun görülmektedir.
  2. Feramat Kapsülü kullanırken hekiminizin direktiflerini dikkatle yerine getiriniz. Hekim tavsiyesinden daha eksik veya fazla miktarda ve sürede kullanıldığınızda durumunuzda bir iyileşme sağlanmaz, aksine hayati tehlikeye varabilecek ölçüde sağlığınıza ciddi zararları olur.

 

Feramat 100 mg Kapsül Yan Etkileri :

  1. Feramat ilacı kullandıktan sonra nefes daralması, ağız içinde şişkinlik, yutkunma güçlüğü, karın ağrısı, tansiyonunuzda düşme, zihin karışıklığı veya cildinizde kırmızı kabartılı kaşıntılı döküntüler gibi alerjiyi işaret eden belirtiler görüldüğünde acilen bir sağlık kuruluşuna müracaat ediniz.
  2. İlacın kullanılmasına bağlı olarak sık rastlanılan herhangi bir yan etkiye ait bildirim bulunmamaktadır.

 

İlaç Etken Maddesi: Ferro fumarat (demir)
İlaç Marka İsmi: Feramat 100 mg 30 Kapsül

Feramat 100 mg Kapsül kullanma talimatı


Feramat 100 mg Kapsül kullanma talimatı

Feramat 100 mg Kapsül kısa ürün bilgisi


Feramat 100 mg Kapsül kısa ürün bilgisi

Source link

EFFENTORA 100 mcg Bukkal Tablet, nedir, ne işe yarar, yan etkileri, nasıl kullanılır

Endikasyon Bilgisi :

İlacın etken maddesi Fentanil’dir. Merkezi sinir sistemine etki ederek çalışan EFFENTORA 100 mcg Bukkal Tablet, opioid analjeziklerden güçlü bir ağrı dindiricidir. Kanser hastalarında görülebilen aşırı şiddetli ağrıların dindirilmesi için kullanılır. Bağımlılık yapma etkisi olduğundan EFFENTORA eczaneden reçetesiz alınamamaktadır.

 

EFFENTORA 100 mcg Bukkal Tablet Hakkında Bilinmesi Gereken Hususlar :

  1. Bu ilaçtaki etken maddeye ya da diğer bileşenlerine karşı alerjiniz var ise; bu ilacı kullanmayınız.
  2. EFFENTORA hafif ve orta şiddetteki ağrılarda kullanılması öngörülmez.
  3. Eğer tıkayıcı akciğer hastalığınız (astım, KOAH, kronik bronşit) varsa; EFFENTORA almadan önce bunu hekiminize mutlaka söylemelisiniz.
  4. Hayati tehlikeye varabilecek ciddi yan etkilerde artışa sebep olabileceğinden, EFFENTORA alkollü içeceklerle beraber kesinlikle kullanılmamalıdır. Ayrıca EFFENTORA kullanırken, greyfurt suyu tüketmeyiniz.
  5. Hamilelik döneminde ve emzirme dönemlerinde EFFENTORA’yı hekiminize danışmadan kullanmayınız.

 

EFFENTORA 100 mcg Bukkal Tablet’in Kullanım Şekli :

  1. Hekiminiz bu ilacı nasıl reçete ettiyse o şekilde kullanmanız gerekmektedir. Tedavi süresince lütfen hekimin  direktiflerine uyunuz.
  2. EFFENTORA, ağız içi kullanım için sunulmuştur. EFFENTORA tableti ağzınızda diş etiniz ve yanak mukozasının arasına koyarak  emilimini sağlayınız. Üzerine su veya herhangi bir şey yemeyiniz.

 

EFFENTORA 100 mcg Bukkal Tablet Olası Yan Etkileri

  1. Karın ağrısı, ürtiker (kurdeşen); nefes almada zorluk; yüzde, dudaklarda, dil ya da boğazda şişkinlik gibi alerjik reaksiyon durumunda ilaç alımını kesip, bir sağlık kurumdan yardım isteyiniz.
  2. Sersemleme, uyuklama, baş ağrısı, mide bulantısı, kusma, halsizlik, titreme, üşüme, hasta hissetme, ağız içinde uyuşukluk, hissizlik ilacın yan etkisi olarak görülebilir.

 

İlaç Etken Maddesi: Fentanil sitrat’tır.
İlaç Marka İsmi: EFFENTORA 100 mcg Bukkal Tablet
İlacın Diğer formları :
EFFENTORA 200 mcg Bukkal Tablet
EFFENTORA 400 mcg Bukkal Tablet
EFFENTORA 800 mcg Bukkal Tablet

Ruhsat sahibi:Teva İlaçları San. ve Tic. AŞ.
Ümraniye/İstanbul
Üretici Firma : Anesta LLC
Salt Lake City/ABD

EFFENTORA 100 mcg Bukkal Tablet kullanma talimatı


EFFENTORA 100 mcg Bukkal Tablet kullanma talimatı

EFFENTORA 100 mcg Bukkal Tablet kısa ürün bilgisi


EFFENTORA 100 mcg Bukkal Tablet kısa ürün bilgisi

Formülü:
Etken maddesi 0,100 mg fentanile eşdeğer 0,157 mg Fentanil sitrattır. Diğer bileşenler: 21,00 mg Sodyum hidrojen karbonat, 10.00 mg Sodyum karbonat susuz, 3,00 mg Sodyum nişasta glikolat (Tip A), Magnezyum stearat  bitkisel kaynaklı, Mannitol (E421), Sitrik asit susuz.
FARMASÖTİK FORM: Bukkal tablet. Beyaz-beyazımsı, bir yüzünde “C”, diğer yüzünde “1” baskısı bulunan, düz yüzlü, yuvarlak, konik tablet.
Farmakoterapötik grup: Analjezikler, opioidler, fenilpiperidin türevleri
ATC kodu: N02AB03
EFFENTORA’nın etki mekanizması ve farmakodinamik etkiler
Fentanil ağırlıklı olarak opioid μ-reseptör ile etkileşen bir opioid analjeziktir. Başlıca terapötik etkileri analjezi ve sedasyondur. İkincil farmakolojik etkileri solunum depresyonu, bradikardi, hipotermi, konstipasyon, miyozis, fiziksel bağımlılık ve öforidir. Fentanilin analjezik etkileri, onun plazma seviyesi ile ilişkilidir. Genel olarak, etkili konsantrasyon ve toksisite oluşan konsantrasyon opioidlere karşı artan toleransla birlikte artar. Tolerans geliştirme oranı bireyler arasında geniş çaplı bir değişkenlik gösterir. Sonuç olarak, istenen etkiye ulaşmak için EFFENTORA dozu bireysel olarak titre edilmelidir. Fentanil de dahil olmak üzere tüm opioid μ-reseptör agonistleri doza bağımlı solunum depresyonu yaratır. Solunum depresyonu riski, kronik opioid tedavisi alan hastalarda daha düşüktür çünkü bu hastalar solunum baskılayıcı etkilere karşı tolerans geliştirirler. Opioidler hipotalamik pituiter, adrenal veya gonadal eksenlerini etkileyebilir. Serum prolaktin seviyesinde artış ve plazma kortizol ve testosteron seviyelerinde azalmayı içeren bazı değişiklikler görülebilir. Bu hormonal değişimlerden, klinik bulgu ve belirtiler ortaya çıkabilir.
Kontrendikasyonlar
— İdame opioid tedavisi almayan hastalarda artan solunum depresyonu riski nedeniyle EFFENTORA kullanılmamalıdır.
—Ciddi solunum depresyonu veya ciddi obstrüktif akciğer hastalığı olan kişilerde kullanılmamalıdır.
—Baş edilemeyen şiddetli ağrı dışındaki akut ağrı tedavisinde EFFENTORA kullanılmamalıdır.
Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler:
EFFENTORA orta veya şiddetli böbrek veya karaciğer yetmezliği olan hastalara dikkatle uygulanmalıdır.
EFFENTORA’nın güvenlilik ve etkililiği 0-18 yaş arası çocuklarda belirlenmemiştir.
Klinik çalışmalarda, 65 yaş üzeri hastalar gençlere nazaran daha düşük bir etkili doza titrasyona eğilimli olmuşlardır. Yaşlılarda EFFENTORA doz titrasyonu yapılırken daha fazla dikkat gösterilmesi tavsiye edilir.
Pozoloji ve uygulama şekli:
EFFENTORA tablet bir kez neme maruz kaldığında etkin maddenin dağılımı için bir efervesan reaksiyondan yararlanır. Bundan dolayı, hastalar bukkal boşluğa tableti yerleştirmeye hazır hale gelene kadar tableti blister ambalajından çıkarmamaları konusunda uyarılmalıdırlar.
Hastalar blister ambalajdaki tableti bastırarak çıkarmamaları konusunda uyarılmalıdırlar. Zira bu durum tablete zarar verebilir. Tableti blister ambalajdan çıkarmak için doğru metod aşağıdaki gibidir:
Blisterin bir tabletlik bölümü perfore delikli çizgiden yararlanılarak blister şeritten ayrılmalıdır. Sonrasında blisterin arka tarafındaki folyo işaretli yerinden esnetilir. Arka folyo, tablet tamamen görünene kadar çıkarılır. Hastalar tableti ezmemeleri veya bölmemeleri hususunda uyarılmalıdırlar.
Tablet bütünlüğü güvence altında olmayacağından ve tabletin yanlışlıkla  alım riski  oluşabileceğinden dolayı tabletler blister ambalajdan bir defa çıkarıldıktan sonra saklanmamalıdır.
Hastalar tableti blister ambalajdan çıkarır çıkarmaz tüm EFFENTORA tableti derhal bukkal boşluğa yerleştirmelidirler (yanak ve diş eti arasında azı dişine yakın şekilde). EFFENTORA tablet emilmemeli, çiğnenmemeli veya yutulmamalıdır; zira bunlar belirtildiği şekilde alındığı zamankine nazaran daha düşük plazma konsantrasyonlarına sebep olmaktadır.
EFFENTORA tablet bukkal boşluğa yerleştirilmeli ve tabletin tamamen çözünmesine imkan sağlamaya yeterli bir süreyle (yaklaşık olarak 14-25 dakika) burada tutulmalıdır. Alternatif olarak, EFFENTORA tablet dil altına da yerleştirilebilir. 30 dakika sonra, ağız içinde EFFENTORA tabletten kalıntılar varsa, bunlar bir bardak su ile yutulabilir.
Oromukozal uygulamadan sonra tabletin tamamen çözünmesi için gerekli sürenin uzunluğu fentanile erken sistemik maruziyeti etkilemiyor görünmektedir. Tablet bukkal boşlukta iken hastalar herhangi bir besin veya sıvı tüketmemelidir. Bukkal mukoza irritasyonu durumunda, bukkal boşlukta tablet yerleşim yerinin değiştirilmesi tavsiye edilir.
EFFENTORA ile tedavi, kanser hastalarında opioid tedavisi yönetiminde tecrübeli bir hekim gözetiminde başlatılmalı ve sürdürülmelidir. Hekimler fentanilin suistimal edilme potansiyelini hatırdan çıkarmamalıdır. Hastalar baş edilemeyen ağrı tedavisi için eş zamanlı olarak iki farklı fentanil formülasyonu kullanmamaları ve EFFENTORA’ya geçiş yaptıklarında baş edilemeyen ağrı için reçete edilen diğer fentanil ürünlerini bırakmaları konusunda uyarılmalıdırlar.  Kafa karışıklığını ve potansiyel doz aşımını önlemek için, herhangi bir zamanda hastanın ulaşabileceği tablet yitiliklerinin sayısı en aza indirilmelidir.
Yeterli analjezi sağlayan ve advers reaksiyonları minimize eden “etkili” dozu belirlemek için EFFENTORA bireysel olarak titre edilmelidir. Klinik çalışmalarda, baş edilemeyen ağrı için etkili EFFENTORA dozunun günlük opioid idame dozundan öngörülemediği belirlenmiştir. Etkili doza ulaşılana kadar hastalar dikkatle takip edilmelidir. Diğer fentanil içeren ürünlerden geçiş yapmayan hastalarda titrasyon EFFENTORA başlangıç dozu 100 mikrogram olmalı ve mevcut doz yitilikleri (100, 200,400, 800 mikrogram aralığında gerektiği kadar titre edilmelidir.
Diğer fentanil içeren ürünlerden geçiş yapan hastalarda titrasyon
Farklı emilim profillerinden dolayı, fentanil içeren bir üründen diğerine geçiş 1:1 oranında yapılmamalıdır. Diğer bir oral fentanil sitrat ürününden geçiş yapılacaksa, biyoyararlanımın ürünler arasında önemli değişkenlik göstermesinden dolayı, EFFENTORA ile bağımsız bir doz titrasyonu gereklidir. Bununla birlikte, bu hastalarda 100 mikrogramdan daha yüksek bir doz düşünülebilir.
Titrasyon yöntemi
Titrasyon boyunca, tek bir tabletin uygulamasından sonra 30 dakika içinde yeterli analjezi elde edilmez ise, aynı yitilikteki ikinci bir EFFENTORA tablet kullanılabilir. Baş edilemeyen ağrı tedavisi atağı birden fazla tablet gerektirirse, bir sonraki baş edilemeyen ağrı atağı için bir kademe yüksek yitilikteki ilacın kullanılması düşünülebilir. Titrasyon süresince, aşağıdaki programa göre, baş edilemeyen bir ağrı atağının tedavisi için dört 100 mikrogram tablete veya dört 200 mikrogram EFFENTORA  tablete kadar çoklu tablet kullanılabilir.
—100 mikrogram EFFENTORA başlangıç dozunun etkili olmaması durumunda, hasta bir sonraki baş edilemeyen ağrı atağını tedavi etmek için iki adet 100 mikrogram EFFENTORA  tablet alacak şekilde bilgilendirilmelidir. Ağızın her iki tarafına birer tablet yerleştirilmesi tavsiye edilir. Eğer
dozun etkili doz olduğu düşünülürse, müteakip baş edilemeyen ağrı ataklarının tedavisine tek bir 200 mikrogram EFFENTORA tablet ile devam edebilir.
—Tek bir 200 mikrogram EFFENTORA tabletin (veya iki 100 mikrogram tablet) etkili olmaması durumunda, hasta bir sonraki baş edilemeyen ağrı atağını tedavi etmek için iki adet 200 mikrogram EFFENTORA tablet (veya dört 100 mikrogram tablet) alacak şekilde bilgilendirilmelidir. Ağızın her iki tarafına birer tablet yerleştirilmesi tavsiye edilir. Eğer bu dozun etkili doz olduğu düşünülürse, müteakip baş edilemeyen ağrı ataklarının
tedavisine tek bir 400 mikrogram EFFENTORA tablet ile devam edebilir.
—600 mikrogram ve 800 mikrograma kadar titrasyon için, 200 mikrogramlık EFFENTORA tabletler kullanılmalıdır.
Klinik çalışmalarda 800 mikrogram üzerindeki dozlar değerlendirilmemiştir. Yukarıda tanımlanan şekilde dört tablete kadar tablet kullanılan titrasyon haricinde, herhangi bir baş edilemeyen ağrı atağının tedavisi için ikiden fazla tablet kullanılmamalıdır Hastalar, titrasyon süresince diğer bir baş edilemeyen ağrı atağının EFFENTORA ile tedavisinden önce en az 4 saat beklemelidir.
İdame tedavisi
Titrasyon boyunca etkili doz bir kez belirlendikten sonra, hastalar bu yitilikteki dozu tek bir tablet olarak almaya devam etmelidir. Baş edilemeyen ağrı ataklarının şiddeti değişiklik gösterebilir ve gerek duyulan EFFENTORA dozu altta yatan kanser hastalığının ilerlemesinden dolayı zamanla artabilir. Bu durumlarda, aynı yitilikte ikinci bir tablet kullanılabilir. Birbirini izleyen birçok durumda ikinci bir EFFENTORA tablete gerek
duyulursa, kullanılan idame dozu yeniden ayarlanır (aşağıya bakınız). İdame tedavisi boyunca, diğer bir baş edilemeyen ağrı atağının EFFENTORA ile tedavisinden önce en az 4 saat beklenmelidir.
Dozun yeniden ayarlanması
Ardarda görülebilen birçok baş edilemeyen ağrı atağında, hasta her bir atağın tedavisinde  birden fazla tablete gerek duyarsa EFFENTORA idame dozu artırılmalıdır. Dozun yeniden ayarlanması için, doz titrasyonu için özetlenen aynı kural geçerlidir. Eğer hasta 24 saatte sürekli olarak dörtten fazla baş edilemeyen ağrı atağı yaşarsa, arka plan opioid tedavisinin dozunun yeniden ayarlanması gerekebilir
Tedavinin kesilmesi
Hasta artık baş edilemeyen atakları yaşamıyorsa, EFFENTORA derhal bırakılmalıdır. İnatçı arka plan ağrıları için tedaviye devam edilmelidir.
Tüm opioid tedavilerinin kesilmesinin gerektiği durumlarda, ani geri-çekilme etkileri riskini yönetmek için hasta hekim tarafından yakından takip edilmelidir.
Ağız kuruluğu olan hastalar
Ağız kuruluğu olan hastaların EFFENTORA kullanmadan önce yanak mukozasının nemlendirilmesi için su içmesi tavsiye edilir. Şayet bu tavsiye yeterli çözünürlük (efervesans) sağlamaz ise, tedavinin değiştirilmesi önerilir.
Özel kullanım uyarıları ve önlemleri
Hastalar ve bakıcıları, EFFENTORA’nın özellikle çocuklar için, öldürücü olabilecek miktarda etkin madde içerdiği ve bundan dolayı tüm tabletleri çocukların ilacı göremeyeceği ve erişemeyeceği yerlerde muhafaza etmeleri hususunda bilgilendirilmelidir. EFFENTORA’nın kazayla bir çocuk tarafından alınması yaşamı tehdit edecek boyutta tehlikeli sonuçlara sebep olabilir.
Opioid ile ilişkili istenmeyen etkilerin riskini en aza indirmek ve etkili dozu belirlemek için hastaların, titrasyon sürecinde, profesyonel sağlık personeli tarafından yakından gözlemlenmesi zorunludur.
EFFENTORA idame tedavisi
EFFENTORA tedavisi başlamadan önce hastanın inatçı ağrısının tedavisinde kullanılan opioid idame tedavisinin belirlenmiş olması ve hastanın EFFENTORA alırken opioid idame tedavisine devam etmesi önemlidir.
EFFENTORA kullanırken hastanın ağzında yara veya mukozit olup olmadığı belirlenmelidir. EFFENTORA kullanırken hasta herhangi bir ameliyat olacak ise, dikkatli olunmalıdır.
EFFENTORA kullanımı ile ilişkili klinik olarak önemli bir solunum depresyonu tehlikesi vardır. Uygun olmayan hasta seçimi (örneğin, opioid idame tedavisi uygulanmayan hastalarda kullanım) ve/veya uygun olmayan dozlar diğer fentanil ürünleri ile olduğu gibi EFFENTORA ile de ölümcül sonuçlara neden olmuştur.
EFFENTORA’nın normal terapötik dozlarının bile solunumu, solunum yetmezlik noktasına kadar azaltabileceğinden dolayı, kronik obstrüktif akciğer hastalığı olan veya solunum depresyonuna yol açabilen başka bir tıbbi sorunu olan (örneğin; myastenia gravis) hastalarda daha ileri derecede solunum depresyonuna ve solunum yetmezliğine yol açabileceği için EFFENTORA ile doz titrasyonu sırasında özel dikkat gösterilmelidir.
Alkol ve EFFENTORA beraber kullanımı ölümcül sonuçlara yol açabilecek depresan etkilerde artışa sebebiyet verebilir.
EFFENTORA, yüksek intrakraniyal basınç veya bilinç kaybı, koma veya beyin tümörleri gibi CO2 retansiyonunun intrakraniyal etkilerine karşı özellikle duyarlılık gösterme olasılığı olan hastalarda çok dikkatli  kullanılmalıdır. Opioidler kafa travmalı hastalarda klinik seyri gizleyebilir ve bu hastalarda yalnızca klinik gereklilik durumunda kullanılmalıdır.
EFFENTORA bradikardi oluşturabilir. EFFENTORA daha önceden geçirilmiş ya da mevcut bradiaritmisi olan hastalarda dikkatle kullanılmalıdır.
Ek olarak, EFFENTORA karaciğer ve böbrek yetmezliği olan hastalarda dikkatle uygulanmalıdır. Karaciğer ve böbrek yetmezliğinin tıbbi ürünün farmakokinetiği üzerindeki etkisi belirlenmemiştir, ancak intravenöz olarak uygulandığında, metabolik klerens ve plazma proteinlerindeki değişikliklerden dolayı, karaciğer ve böbrek yetmezliği durumunda fentanilin klerensinin değiştiği gözlenmiştir. EFFENTORA uygulamasından sonra, yetersiz karaciğer ve böbrek fonksiyonu hem yutulan fentanilin biyoyararlanımını artırıp hem de sistemik klerensini düşürebilir, bu da arttırılmış ve daha uzun opioid etkilerine yol açabilir. Bu yüzden orta ve şiddetli karaciğer veya böbrek yetmezliği olan hastalarda doz titrasyon
sürecine özel bir dikkat gösterilmesi gerekir.
Hipovolemisi ve hipotansiyonu olan hastalarda özellikle dikkat edilmelidir.
Serotonin Sendromu
EFFENTORA serotoninerjik nörotransmitter sistemlerini etkileyen ilaçlarla eşzamanlı kullanıldığında dikkatli olunması öngörülür.
Seçici serotonin geri alım inhibitörleri (SSRİ’ler) ve serotonin norepinefrin geri alım inhibitörleri (SNRİ’ler) gibi serotonerjik ilaçlar ve serotonin metabolizmasını bozan ilaçlar (monoamin oksidaz inhibitörleri [MAOİ’ler] içeren) ile eşzamanlı kullanıldığında, potansiyel olarak yaşamı tehdit edici serotonin sendromu gelişebilir. Bu durum önerilen doz içinde ortaya çıkabilir. Serotonin sendromu, mental durum değişikliklerini (örneğin, ajitasyon, halüsinasyonlar, koma), otonom düzensizlikleri (örneğin, taşikardi, düzensiz kan basıncı, hipertermi), nöromusküler anormallikleri (örneğin, hiperrefleksi, koordinasyon bozukluğu, rijidite) ve/veya gastrointestinal semptomları (örneğin, bulantı, kusma, diyare) içerebilir.
Eğer serotonin sendromundan şüphelenilirse, EFFENTORA ile tedavi durdurulmalıdır.
Tolerans, bağımlılık
Fentanil gibi opioidlerin tekrarlanan uygulamalarından sonra, tolerans, fiziksel ve/veya psikolojik bağımlılık gelişebilir. Ancak, opioidlerin terapötik kullanımı sonrasında iyatrojenik bağımlılık seyrek görülür.
Hiperaljezi
Diğer opioidlerde olduğu gibi, artan bir fentanil dozuna yanıt olarak yetersiz ağrı kontrolü olması durumunda, opioid kaynaklı hiperaljezi olasılığı göz önünde bulundurulmalıdır. Bu durumda fentanil dozunun azaltılması veya fentanil tedavisinin kesilmesi veya tedavinin
yeniden gözden geçirilmesi düşünülebilir.
Anafilaksi ve aşırı duyarlılık : Oral transmukozal fentanil ürünlerinin kullanımı ile ilişkili anafilaksi ve aşırı duyarlılık bildirilmiştir.
Kontrollü sodyum diyeti
EFFENTORA 100 mikrogram bukkal tablet, tablet başına 10 mg sodyum içerir. Kontrollü sodyum diyeti yapan hastalarda bu husus dikkate alınmalıdır.
Gebelik dönemi:
Fentanilin gebe kadınlarda kullanımına ilişkin yeterli veri mevcut değildir. Hayvanlarda yapılan çalışmalar üreme toksisitesi göstermiştir. İnsanlar için potansiyel risk bilinmemektedir. EFFENTORA kesin şekilde gerekli olmadığı sürece gebelikte kullanılmamalıdır. EFFENTORA’nın gebelik süresince uzun süreli kullanımı ile, yeni doğanda teşhis ve tedavi edilmezse hayatı tehdit edici olabilen ve yeni doğan uzmanları tarafından  geliştirilen protokollere göre yönetim gerektiren, kesilme sendromu riski ortaya çıkabilir. Eğer hamile kadınlarda uzun bir periyod boyunca EFFENTORA kullanımı gerekli olursa, hasta yenidoğan kesilme sendromu hakkında bilgilendirilmeli ve uygun tedavinin mevcut olduğundan emin
olunmalıdır. Doğum sırasında (sezaryen de dahil olmak üzere) EFFENTORA kullanılması önerilmez zira fentanil plasentayı geçer ve fötusta veya yenidoğanda solunum depresyonuna neden olabilir. Eğer EFFENTORA kullanılırsa, bebek için bir antidot hazır bulundurulmalıdır.
Laktasyon dönemi
Fentanil anne sütüne geçer ve anne sütü alan çocuklarda sedasyona ve solunum depresyonuna neden olabilir.
Emziren anneler EFFENTORA kullanmamalı ve EFFENTORA son uygulamasından en az 5 gün sonraya kadar yeniden emzirmeye başlamamalıdır.
—EFFENTORA alırken baş dönmesi, uyku hali, bulanık veya çift görme gibi etkiler görülür ise, hastaların araba veya makine kullanmamaları önerilir
—EFFENTORA ‘nın diğer tıbbi ürünler ile etkileşimler ve diğer etkileşim şekilleri
CYP3A4 aktivitesini etkileyen ajanlar
Fentanil ağırlıklı olarak insan sitokrom P450 3A4 izoenzim sistemi (CYP3A4) ile metabolize olur; bundan dolayı EFFENTORA, CYP3A4 aktivitesini etkileyen bu ajanlarla birlikte verildiğinde potansiyel etkileşimler oluşabilir. CYP3A4 indükleyicileri 3A4 aktivitesini indükleyen ajanlar ile birlikte uygulama EFFENTORA’nın etkililiğini azaltabilir.
CYP3A4 inhibitörleri
EFFENTORA’nın, güçlü CYP3A4 inhibitörleri (örn.; ritonavir, ketokonazol, itrakonazol,troleandomisin, klaritromisin ve nelfinavir) veya orta güçteki CYP3A4 inhibitörleri (mesela.; amprenavir, aprepitant, diltiazem, erithromisin, flukonazol, fosamprenavir, greyfurt suyu ve verapamil) ile birlikte kullanımı, artmış fentanil plazma konsantrasyonları ile sonuçlanabilir; bu da potansiyel olarak ölümcül solunum depresyonunu da içeren ciddi advers ilaç reaksiyonlarına sebep olabilir. Bu nedenle, orta güçteki veya güçlü CYP3A4 inhibitörleri ile birlikte fentanil alan hastalar uzun bir zaman periyodu boyunca dikkatle takip edilmelidir. Doz artışı dikkatle yapılmalıdır. MSS depresan etkilerini artırabilen ajanlar Fentanilin diğer opioidleri, sedatifleri veya hipnotikleri, genel anestezikleri, fenotiazinleri, sakinleştiricileri, iskelet kası gevşeticilerini, sedatif antihistaminikleri ve alkol dahil olmak üzere diğer merkezi sinir sistemi depresanları ile birlikte kullanımı ölümcül sonuçlara yol açabilecek ilave depresan etkiler oluşturabilir.
Serotonerjik ajanlar
Fentanilin bir seçici serotonin geri alım inhibitörü (SSRİ) ya da bir serotonin norepinefrin geri alım inhibitörü (SNRİ) ya da bir monoamin oksidaz inhibitörü (MAOİ) gibi serotonerjik bir ajan ile birlikte uygulanması, potansiyel olarak y aşamı tehdit edici bir durum olan serotonin sendromu riskini artırabilir. Opioid analjeziklerle ciddi ve tahmin edilemeyen potansiyalizasyon olduğu bilindiğinden dolayı EFFENTORA’nın 14 gün içinde MAOİ’leri alan hastalarda kullanımı öngörülmez.
Kısmi opioid agonist/ antagonistleri
Kısmi opioid agonist/antagonistlerin (mesela, buprenorfin, nalbufin ve pentazosin’in) birlikte kullanımı tavsiye edilmemektedir. Bunlar nispeten düşük intrinsik aktivite ile opioid reseptörlere yüksek afinite gösterirler ve bu nedenle fentanilin analjezik etkisini kısmen antagonize ederler ve opioid bağımlısı hastalarda kesilme semptomlarını indükleyebilirler.
—EFFENTORA’nın istenmeyen etkileri
EFFENTORA kullanılan hastalarda opioidler için tipik olan yan etkilerin meydana gelmesi ve hasta en uygun doza titre edilirken, sürekli kullanım ile bu etkilerin yoğunluklarının azalması veya kesilmesi beklenir. Opioid kullanımı ile ilişkili en ciddi potansiyel yan etkiler solunumun durmasına yol açabilecek solunum depresyonu, hipotansiyon ve şoktur ve bu etkiler için hastaların yakınen takip edilmesi gerekir.
EFFENTORA’nın klinik çalışmaları, baş edilemeyen şiddetli kanser ağrıları için tedavi gören hastalarda güvenlilik ve etkililiği değerlendirmek üzere tasarlanmıştır; tüm hastalar inatçı ağrıları için yavaş salımlı morfin, yavaş salımlı oksikodon veya transdermal fentanil gibi opioidleri eşzamanlı kullanmıştır. Bu yüzden, tek başına EFFENTORA’nın etkilerini tam olarak ayırmak mümkün değildir. Klinik çalışmalar sırasında ve pazarlama sonrası deneyimlerden EFFENTORA ve/veya diğer fentanil içeren bileşiklerle aşağıdaki yan etkiler bildirilmiştir.
Sinir sistemi hastalıkları: baş ağrısı , baş dönmesi, sersemlik hali (çok yaygın); Disguzi, Somnolans Tremor, migren, Letarji , Sedasyon, Hipoestez (yaygın); Depresif bilinç düzeyi, dikkat bozukluğu, Denge bozukluğu, Disartri (yaygın olmayan); Kognitif bozukluk, Motor disfonksiyonu (seyrek); Bilinç kaybı, Konvülsiyon (bilinmiyor);
Vasküler hastalıklar: Hipotansiyon, Hipertansiyon (yaygın); Kızarma, Ateş basması (yaygın olmayan);
Psikiyatrik hastalıklar: Depresyon, Anksiyete, Kafa karışıklığı durumu, İnsomnia (yaygın); Öforik ruh hali, Sinirlilik, Halüsinasyon, Görsel halisünasyon, Mental durum değişiklikleri, Oriyentasyon bozukluğu(yaygın olmayan); İlaç
bağımlılığı, İlaç suistimali (bilinmiyor);
Gastrointestinal hastalıklar: mide bulantısı, kusma (çok yaygın); Stomatit, Konstipasyon, Ağız kuruluğu, Diyare, abdominal ağrı, Gastroözofageal reflü hastalığı, Mide rahatsızlığı, Dispepsi, Diş ağrısı (yaygın); İleus, Ağız ülseri, Oral hipoestezi, Oral rahatsızlık, oral mukozal renk değişikliği, Oral yumuşak doku bozukluğu, Glossodini, Dilde  kabarma, Dişeti ağrısı, Dil ülseri, Dil bozukluğu, Özofajit, Dudaklarda çatlama, Diş bozukluğu (yaygın olmayan); Oral mukozal kabarma, Dudak kuruluğu (seyrek)
Kulak ve iç kulak hastalıkları: Vertigo Tinnitus , Kulak rahatsızlığı(yaygın olmayan)
Genel bozukluklar ve uygulama yerine ilişkin durumlar: Kanama, ağrı, ülser, irritasyon, parestezi, anestezi, eritem, ödem, şişme ve vezikülü içeren uygulama yeri reaksiyonları (çok yaygın); Periferik ödem, Yorgunluk, Asteni, İlaç çekilme sendromu, Titreme (yaygın); Malazi, Uyuşukluk, Göğüs rahatsızlığı, Anormal hissetme, Sinirli hissetme, Susama, Soğuk hissetme, Sıcak hissetme (yaygın olmayan); Pireksi Neonatal çekilme sendromu (bilinmiyor)
Metabolizma ve beslenme hastalıkları :Anoreksi (yaygın)
Enfeksiyonlar ve enfestasyonlar : Oral kandidiyazis (yaygın), farenjit (yaygın olmayan), oral püstül (seyrek)
Göz hastalıkları : Görme bozuklukları, Oküler hiperemi, Bulanık görme, Görme keskinliğinde azalma (yaygın olmayan); Gözde anormal hassasiyet, Fotopsi (seyrek)
Deri ve derialtı dokusu hastalıkları : Kaşıntı, Hiperhidroz, Döküntü (yaygın), Soğuk terleme, Yüzde şişme, Yaygın  kaşıntı, Alopesi(yaygın olmayan); Onikoreksiz (seyrek);
Yaralanma, zehirlenme ve işlemsel komplikasyonlar: düşme (yaygın)
Kas-iskelet hastalıkları, bağ doku ve kemik hastalıkları: Miyalji, Sırt ağrısı (yaygın); Kas seğirmesi, Kas zayıflığı(yaygın olmayan);
Kardiyak hastalıklar: Taşikardi (yaygın);  Brasikardi (yaygın olmayan);
Hepatobiliyer hastalıklar: Biliyer dilatasyon (yaygın olmayan)
Böbrek ve idrar yolu hastalıkları: Üriner retansiyon(yaygın olmayan)
Solunum, göğüs bozuklukları ve mediyastinal hastalıklar: Dispne, Faringolarengial ağrı (yaygın); Solunum depresyonu, Uyku apnesi sendromu(yaygın olmayan);Solunum durması (bilinmiyor).
Kan ve lenfatik sistem bozuklukları : Anemi, nötropeni (yaygın); Trombositopeni (yaygın olmayan).
Bağışıklık sistemi hastalıkları : Hipersensitivite (seyrek)
Endokrin sistemi hastalıkları: Hipogonadizm(seyrek); Adrenal yetmezlik, androjen eksikliği(bilinmiyor)
Araştırmalar : kilo kaybı (yaygın); Trombosit sayısında azalma, Kalp atımı sayısında hızlanma, Hematokritte azalma, Hemoglobinde azalma (yaygın olmayan).
EFFENTORA’nın tekrarlı uygulaması üzerine, tolerans, fiziksel veya psikolojik bağımlılık oluşabilir. Transmukozal fentanil ile bulantı, kusma, diyare, anksiyete, titreme ve terleme gibi opioid kesilme semptomları gözlenmiştir. Aşırı doz kapsamında bilinç kaybı ve solunum arresti gözlenmiştir.
Pazarlama sonrası tecrübelerde, döküntü, eritem, dudak ve yüzde şişme ve ürtiker gibi aşırı duyarlılık reaksiyonları bildirilmiştir
—Farmakokinetik özellikler
EFFENTORA ileri derecede lipofiliktir ve oral mukoza tarafından çok hızlı, konvansiyonel gastrointestinal yoldan ise daha yavaş absorbe edilir. Hepatik ilk-geçiş etkisine ve intestinal metabolizmaya uğrar ve oluşan metabolitler fentanilin terapötik etkisine katkıda bulunmaz. EFFENTORA, bukkal mukoza boyunca absorbe edilen fentanil hızını ve derecesini artırmak için efervesan bir reaksiyondan yararlanan bir dağılım teknolojisi kullanmaktadır. Efervesan reaksiyona eşlik eden geçici pH değişimleri çözünmeyi (düşük bir pH seviyesinde) ve membran permeasyonunu (yüksek bir pH seviyesinde) optimize edebilir. (Bukkal uygulamayı müteakip tabletin tamamen çözünmesi için geçen süre olarak tanımlanan) kalış süresi fentanile verilen erken sistemik reaksiyonu etkilememektedir. Bukkal (yani çene ve diş eti arasına) ve dil altı olarak uygulanan 400 mikrogram EFFENTORA tabletler arasındaki bir karşılaştırma çalışması biyoeşdeğerlik kriterlerini karşılamıştır.
Emilim:
EFFENTORA’nın oromukozal uygulamasını müteakip, fentanil %65’lik bir biyoyararlanımla ve hızla emilir. EFFENTORA’nın emilim profili geniş ölçüde, genellikle oromukozal uygulamadan sonra yaklaşık bir saat içinde alınan venöz numuneyi müteakip tepe plazma konsantrasyonu ile, bukkal mukozadan ilk hızlı emiliminin bir sonucudur. Uygulanan toplam dozun yaklaşık %50’si transmukozal olarak hızla emilir ve sistematik olarak kullanılır duruma gelir. Toplam dozun kalan yarısı yutulur ve gastrointestinal kanalda yavaşça emilir. Yutulan miktarın toplam dozun %50’si) yaklaşık %30’u hepatik ve intestinal ilk geçiş eliminasyonunu aşar ve sistemik olarak mevcut hale gelir.
Dağılım
Fentanil ileri derecede lipofiliktir ve geniş bir görünür dağılım hacmi ile vasküler sistem hacmini aşacak biçimde dağılır. EFFENTORA’nın bukkal uygulamasından sonra, fentanil, plazma ve yüksek derecede perfüze olan dokular (beyin, kalp ve akciğerler) arasında fentanil dengesini gösterecek şekilde, hızlı bir başlangıç dağılıma uğrar. Müteakiben, fentanil derin doku kompartmanı (kas ve yağ) ve plazma arasında yeniden dağılır.
Biyotransformasyon
Klinik çalışmalarda, EFFENTORA’nın bukkal uygulamasını izleyen metabolik yolaklar karakterize edilmemiştir. Fentanil karaciğer ve intestinal mukozada CYP3A4 izoform tarafından norfentanile metabolize edilir.
Eliminasyon
İntravenöz fentanil uygulamasını müteakip, uygulanan dozun %7’sinden azı değişmeden idrarla atılır; değişmeden dışkı ile atılan bölümü yalnızca %1 kadardır. Metabolitler çoğunlukla idrar ile atılırken dışkı ile atılan miktarlar daha azdır. EFFENTORA uygulamasını müteakip, fentanilin terminal eliminasyon fazı plazma ve derin doku kompartımanı arasındaki tekrar dağılımın bir sonucudur. Bu faz yavaştır ve efervesan formülasyonun bukkal uygulamasını müteakip yaklaşık 22 saatlik ve intravenöz uygulamayı müteakip 18 saatlik bir medyan (ortanca) terminal yarılanma ömrü (t1/2) ile sonuçlanır. intravenöz uygulamayı müteakip fentanilin toplam plazma klerensi yaklaşık 42 L/saat olmaktadır.
—Doz aşımı ve tedavisi
Doz aşımı Semptomları : Fentanil doz aşımının semptomlarının yapı olarak intravenöz fentanil ve diğer opioidlerinkilere benzer olması beklenmektedir ve bu semptomlar farmakolojik etkilerinin bir uzantısı olup en şiddetli önemli etkiler değişen mental durum, bilinç kaybı, hipotansiyon, solunum depresyonu ve ölümle sonuçlanan solunum yetmezliğidir.
Tedavi
Opioid doz aşımının hemen kontrol altına alınması, EFFENTORA bukkal tabletin çıkarılmasını, eğer hala ağızda ise hastanın nefes yolunun açılmasını, hastanın fiziksel ve sözel olarak uyarılmasını, bilinç seviyesi, nefes ve dolaşım durumunun değerlendirilmesini
ve gerekirse destekli solunumu (solunum desteği) içerir. Yeterli vücut sıcaklığı ve paranteral sıvı alımı sağlanmalıdır.
Opioid kullanmamış kişide (kaza sonucu) gerçekleşen doz aşımının tedavisi için, klinik açıdan önerildiği üzere, intravenöz yoldan nalokson veya diğer bir opioid antagonisti kullanılmalıdır. Doz aşımını takip eden solunum depresyonunun süresi opioid antagonistinin etkisinden uzun olabilir (örneğin, nalokson’un yarılanma süresi 30- 81 dakika arasındadır) ve tekrarlı uygulanma gerekli olabilir. Bu tür bir kullanım ile ilgili olarak ayrıntılı bilgi için kullanılan opioid antagonistinin Kısa Ürün Bilgisi’ne başvurulmalıdır.  Opioid kullanıcısı olan hastalarda doz aşımının tedavisi için intravenöz yoldan müdahale gereklidir. Bazı durumlarda makul olarak nalokson veya bir başka opioid antagonistinin kullanımı gerekli olabilir, ancak bu akut bir geri-çekilme sendromu tetikleme riski ile ilişkilidir. Ciddi veya inatçı hipotansiyon oluşur ise, hipovolemi düşünülmeli ve uygun parenteral sıvı tedavisine başlanmalıdır.
EFFENTORA kullanımından sonra solunum güçlüğü ile girişim gösteren bir kas sertleşmesi gözlenmemiş olmasına karşın bu durum fentanil veya diğer opioidlerle görülebilir. Böyle bir durum oluşursa, solunum desteği, bir opioid antagonisti ve son alternatif olarak bir nöromüsküler blokör ile kontrol altına alınmalıdır.
Ambalajın niteliği ve içeriği
28 tabletlik neme dirençli, fiziksel olarak koruyucu, çocuk emniyetli, her bir tablet cebi arasında perforasyon bulunan 2 x 2 konfigürasyondaki folyo/folyo blister kartında 28 tablet olarak kullanma talimatı ile birlikte karton kutuda sunulur.




FORTEVIR 0.5 mg 30 film kaplı tablet, nedir, ne işe yarar, yan etkileri, nasıl kullanılır

Endikasyon Bilgisi  :

FORTEVIR 0.5 mg 30 film kaplı tabletin etken maddesi Entekavir, hepatit B virüslerinin çoğalmasını önleyen ve karaciğer hücrelerine bulaşmasını engelleyen antiviral bir maddedir. FORTEVIR,  HBV – hepatit B virüsünün sebep olduğu enfeksiyonu (karaciğer iltihabını)  tedavi etmek ve virüslerin karaciğere verebileceği hasarları  önlemek amacıyla kullanılmaktadır. Kullanımı 16 yaş üzeri gençler ve yetişkinler içindir.

 

FORTEVIR 0.5 mg film kaplı tablet Hakkında Bilinmesi Gereken Noktalar :

  1. Eğer daha önce HIV enfeksiyonu geçirdiyseniz ya da tedavi edilmemiş HIV yada AIDS hastasıysanız  veya böbrek fonksiyon bozukluğu, karaciğer transplantasyonu ya da böbrek fonksiyon bozukluğunuz var ise; FORTEVIR ile tedaviye başlamadan önce hekiminize rahatsızlıklarınızı anlatınız. İlacınızı güvenli bir şekilde kullanabilmeniz için dozaj ayarlamalarına ve bazı tahlillere gerek görülebilir.
  2. Bu ilaçla tedavi sürerken bazı kişilerde laktik asidoz durumu gelişmiştir. Laktik asidoz belirtileri ile kendini gösteren  güçsüzlük, halsizlik, artan uykusuzluk, düşük kalp hızı, üşüme hissi, kas ağrısı, nefes darlığı, mide ağrısı, baş dönmesi hissi ve bayılma gibi rahatsızlıklardan birisine ya da bir kaçına sahipseniz acilen hekiminizi arayınız ya da bir sağlık kuruluşunun acil servisinden  yardım isteyiniz.
  3. FORTEVIR kullanımı ciddi böbrek problemlerine yol açabilir. Bu durum özellikle de böbrek rahatsızlığınız varsa ya da böbrek fonksiyonlarınızı azaltan ilaçlar kullanıyorsanız daha sık görülebilir.
  4. FORTEVIR ile tedavi bittikten sonraki birkaç ay karaciğer fonksiyonlarınızı hekiminize kontrol ettirmelisiniz. Aylar sonra bile karaciğerde semptomlar gelişebilir.
  5. İlacın, durumunuzu  iyileştirip iyileştirmediğinden emin olabilmek için belirli aralıklarla kan tahlilleri yapılması gerekmektedir. Ayrıca karaciğer ve böbrek fonksiyonlarınızı da kontrol ettiriniz.
  6. İlacınızı muntazam bir şekilde atlamadan kullanmalısınız. Tamamen bitmeden hekiminize tekrar  reçete ettirmeyi ihmal etmeyiniz.
  7. FORTEVIR kullanımı hepatit B’ nin çevrenizdekilere bulaşmasına mani olmaz.  Bunun için korunmasız cinsel ilişkiden kaçınınız ve iğne, tıraş bıçağı ya da diş fırçanızı etrafınızdakilerle paylaşmayınız.
  8. Hamileyseniz veya hamilelik şüpheniz var ise ya da bebeğinize süt veriyorsanız bu ilaçla tedaviye başlamadan önce kesinlikle hekiminizle bu konuyu görüşmelisiniz.

 

FORTEVIR 0.5 mg film kaplı tablet’ in Kullanım Şekli :

  1. Her bir tableti 1 bardak dolusu suyla beraber yutunuz. Yemek yemeden iki saat önce veya yemek yedikten iki saat sonra mideniz boşken yutmanız önerilir.
  2. FORTEVIR ilacı hekiminiz nasıl reçete ettiyse o şekilde kullanması gerekmektedir. Tedavi süresince tamı tamına hekiminizin direktiflerine tamamıyla uyunuz. Yanlış kullanım ve talimat dışı uygulamalar hastalığınız üzerinde zararlı etkiler oluşturur. Hekim tarafından belirlenen dozaj miktarını ve kullanma süresini dikkate almalısınız.

 

FORTEVIR 0.5 mg film kaplı tablet Yan Etkileri :

  1. Midede bulanma, kusma, hazımsızlık, ishal, baş ağrısı, uykusuzluk, uyuklama hali, baş dönmesi, karaciğer enzimlerinde yükselme, tırnak bozukluğu; ilacın görülebilen yan etkileridir.
  2. FORTEVIR kullandıktan sonra yüzünüzde, ağız içi ve boğazınızda şişlik, karın ağrısı, soluk alamama  gibi alerjiyi işaret  eden bir  durum kendinizde gelişirse, acilen bir sağlık kuruluşuna müracaat ediniz.

 

İlaç Etken Maddesi: Entekavir
İlaç Marka İsmi: FORTEVIR 0.5 mg 30 film kaplı tablet

Source link

FORTEVIR 1 mg 30 film kaplı tablet, nedir, ne işe yarar, yan etkileri, nasıl kullanılır

Endikasyon Bilgisi  :

FORTEVIR 1 mg 30 film kaplı tabletin etken maddesi Entekavir, hepatit B virüslerinin çoğalmasını önleyen ve karaciğer hücrelerine bulaşmasını engelleyen antiviral bir maddedir. FORTEVIR,  HBV – hepatit B virüsünün sebep olduğu enfeksiyonu (karaciğer iltihabını)  tedavi etmek ve virüslerin karaciğere verebileceği hasarları  önlemek amacıyla kullanılmaktadır. Kullanımı 16 yaş üzeri gençler ve yetişkinler içindir.

 

FORTEVIR 1 mg film kaplı tablet Hakkında Bilinmesi Gereken Noktalar :

  1. Bu ilaçla tedavi sürerken bazı kişilerde laktik asidoz durumu gelişmiştir. Laktik asidoz belirtileri ile kendini gösteren  güçsüzlük, halsizlik, artan uykusuzluk, düşük kalp hızı, üşüme hissi, kas ağrısı, nefes darlığı, mide ağrısı, baş dönmesi hissi ve bayılma gibi rahatsızlıklardan birisine ya da bir kaçına sahipseniz acilen hekiminizi arayınız ya da bir sağlık kuruluşunun acil servisinden  yardım isteyiniz.
  2. FORTEVIR kullanımı ciddi böbrek problemlerine yol açabilir. Bu durum özellikle de böbrek rahatsızlığınız varsa ya da böbrek fonksiyonlarınızı azaltan ilaçlar kullanıyorsanız daha sık görülebilir.
  3. FORTEVIR ile tedavi bittikten sonraki birkaç ay karaciğer fonksiyonlarınızı hekiminize kontrol ettirmelisiniz. Aylar sonra bile karaciğerde semptomlar gelişebilir.
  4. İlacın, durumunuzu  iyileştirip iyileştirmediğinden emin olabilmek için belirli aralıklarla kan tahlilleri yapılması gerekmektedir. Ayrıca karaciğer ve böbrek fonksiyonlarınızı da kontrol ettiriniz.
  5. İlacınızı muntazam bir şekilde atlamadan kullanmalısınız. Tamamen bitmeden hekiminize tekrar  reçete ettirmeyi ihmal etmeyiniz.
  6. FORTEVIR kullanımı hepatit B’ nin çevrenizdekilere bulaşmasına mani olmaz.  Bunun için korunmasız cinsel ilişkiden kaçınınız ve iğne, tıraş bıçağı ya da diş fırçanızı etrafınızdakilerle paylaşmayınız.
  7. Hamileyseniz veya hamilelik şüpheniz var ise ya da bebeğinize süt veriyorsanız bu ilaçla tedaviye başlamadan önce kesinlikle hekiminizle bu konuyu görüşmelisiniz.
  8. Daha önce HIV enfeksiyonu geçirdiyseniz ya da tedavi edilmemiş HIV yada AIDS hastasıysanız  veya böbrek fonksiyon bozukluğu, karaciğer transplantasyonu ya da böbrek fonksiyon bozukluğunuz var ise; FORTEVIR ile tedaviye başlamadan önce hekiminize rahatsızlıklarınızı anlatınız. İlacınızı güvenli bir şekilde kullanabilmeniz için dozaj ayarlamalarına ve bazı tahlillere gerek görülebilir.

 

FORTEVIR 1 mg film kaplı tablet’ in Kullanım Şekli :

  1. FORTEVIR ilacı hekiminiz nasıl reçete ettiyse o şekilde kullanması gerekmektedir. Tedavi süresince tamı tamına hekiminizin direktiflerine tamamıyla uyunuz. Yanlış kullanım ve talimat dışı uygulamalar hastalığınız üzerinde zararlı etkiler oluşturur. Hekim tarafından belirlenen dozaj miktarını ve kullanma süresini dikkate almalısınız.
  2. Her bir tableti 1 bardak dolusu suyla beraber yutunuz. Yemek yemeden iki saat önce veya yemek yedikten iki saat sonra mideniz boşken yutmanız önerilir.

 

FORTEVIR 1 mg film kaplı tablet Yan Etkileri :

  1. FORTEVIR ilacı kullandıktan sonra yüzünüzde, ağız içi ve boğazınızda şişlik, karın ağrısı, soluk alamama  gibi alerjiyi işaret  eden bir  durum kendinizde gelişirse, acilen bir sağlık kuruluşuna müracaat ediniz.
  2. Midede bulanma, kusma, hazımsızlık, ishal, baş ağrısı, uykusuzluk, uyuklama hali, baş dönmesi, karaciğer enzimlerinde yükselme, tırnak bozukluğu; ilacın görülebilen yan etkileridir.

 

İlaç Etken Maddesi: Entekavir
İlaç Marka İsmi: FORTEVIR 1 mg 30 film kaplı tablet

Source link

ENZAFLU 75 mg sert kapsül

Endikasyon Bilgisi : Oseltamivir fosfat isimli etken maddeyi içinde bulunduran ENZAFLU 75 mg sert kapsül, grip virüsünün vücutta üremesini ve salınımını önleyerek, grip salgını (influenza virüsü kaynaklı solunum yolu hastalığı)na karşı kullanılır. Grip , influenza adlı virüsün sebep olduğu bir enfeksiyon hastalığıdır. Gripte başlıca semptomlar; ateşin aniden çıkması (>37,8o C), öksürük, burnun akması ya da tıkanıklık durumu, baş ağrısı, aşırı halsizlik, kas ağrısıdır. Bu belirtiler aynı zamanda diğer hastalıklar sebebiyle de gelişebilir. Gerçek grip enfeksiyonları sadece toplumda grip virüslerinin dolaştığı yıllık salgın dönemlerinde meydana gelir.  Bu salgın dönemi dışında, grip benzeri semptomlar, bilhassa başka enfeksiyonlar veya hastalıklar sebebiyle de ortaya

FIXREM 20 mg Film Tablet, nedir, ne işe yarar, yan etkileri, nasıl kullanılır

Endikasyon Bilgisi :

İlacın aktif maddesi Memantin hidroklorür‘dür. Alzheimer  hastalarında beyinde fazla salgılanmasından dolayı beyin hücrelerinde ölüme yol açan glutamat denilen kimyasal taşıyıcıyı engelleyen NMDA reseptör antagonistlerinden bir maddedir. Alzheimer hastalığına bağlı fonksiyonel durum, bilişsel durum ve davranış bozukluklarında faydalı etkilere sahiptir. Beyindeki glutamat aktarımındaki bozukluklar ve beyin içindeki mesajların iletimini sağlayan kimyasallardaki eksiklik,  Alzheimer hastalarında hafıza kaybı ve öğrenme yeteneğinde azalmaya sebep olur. FIXREM 20 mg Film Tablet, orta ve ileri düzeydeki Alzheimer türü demans (bunama) hastalığında zihinsel kapasiteyi  arttırmak ve bu hastalığa bağlı bellek, algı, dikkat, yargılama, hayal, yeni şeyleri hatırlama, muhakeme ve dil becerileriyle ilgili rahatsızlık belirtilerinin ilerlemesini yavaşlatmak için kullanılmaktadır.

 

FIXREM 20 mg Film Tablet Hakkında Bilinmesi Gereken Hususlar :

  1. Orta ve ileri düzeydeki Alzheimer tipi  bunama (demans) belirtilerine karşı tedavide faydalı etkileri olan bir ilaçtır.
  2. Eğer epilepsi veya diğer nöbet rahatsızlıkları,  karaciğer ve böbrek rahatsızlığı, idrar kesesi ve böbrek enfeksiyonu, konjestif kalp yetmezliği, geçmişte kalp krizi öyküsü veya kontrol edilmemiş yüksek tansiyonunuz varsa , bu ilaçla tedaviye başlamadan önce ilacı güvenli bir şekilde kullanabilmeniz için kullandığınız ilaçlar ve rahatsızlıklarınız hakkında hekiminizle görüşünüz.
  3. İlaçtan en iyi faydanın sağlanması için düzenli bir şekilde kullanılması gerekmektedir. Bunun için ilacınız tamamen bitmeden tekrar reçetenize yazdırınız.
  4. İlaç alımına,  hastanın düzenli olarak ilaç alımını takip edebilecek hastadan sorumlu bir kişi olduğu zaman başlatılmalı ve ilaç hasta üzerinde iyi sonuç verdiği sürece kullanımı sürdürülmelidir.
  5. Bu ilacın vücudunuzda zararlı etkilere yol açmadığından ve hastalığınızı iyileştirdiğinden emin olabilmek için hekiminizin tedavi sürecinizi düzenli olarak takip etmesi gerekecektir. Hekiminiz ile planlanmış randevularınıza zamanında gidiniz. 
  6. 18 yaşından küçükler üzerinde güvenirliliği ve etkinliği saptanamadığından, 18 yaşından küçüklere verilmemelidir.
  7. Bu ilaç düşünce ve reaksiyonları bozabilecek yan etkilere sahiptir. Araç veya alet kullanmak gibi aktivitelerde bulunmaktan sakınınız.
  8. Hamilelikte ve emzirme dönemlerinde kesinlikle kullanılmamalıdır.
  9. İlacın etken maddesine karşı bir alerjiniz varsa bu ilacı kullanmanız önerilmez.

 

FIXREM 20 mg Film Tablet’in Kullanım Şekli :

  1. İlacınızın her dozunu 1 bardak dolusu suyla birlikte alınız. Yemeklerle birlikte veya aç karnına alınabilir.
  2. Yaşlı hastalar ve erişkinlere günlük tavsiye edilen doz:  günde bir defa 20 mg lık 1 tablet veya 10 mg lık 2 tablet.
  3. İlacın yan etkilerini önlemek için günlük doz miktarları aşamalı şekilde yükseltilerek kullanılır: 1.hafta 5 mg ; 2.hafta 10 mg lık 1 tablet; 3.hafta 15 mg; 4.hafta ve sonrası 20 mg dozlarla uygulanması tavsiye edilir.
  4. 4. haftadan itibaren tedaviye, günde 1 defa 20 mg’lık 1 tablet olarak  her gün tavsiye edilen dozla tedavi sürdürülür.
  5. Hekiminiz bu ilacı nasıl reçete ettiyse o şekilde kullanmanız gerekmektedir. Tedavi süresince mutlaka hekiminizin direktiflerine uyunuz. Yanlış kullanım ve talimat dışı uygulamalar hastalığın seyrini olumsuz etkiler, vücudunuza ciddi zararları olur.

 

FIXREM 20 mg Film Tablet Yan Etkileri

  1. FIXREM ilacı kullandıktan sonra yüzünüzde, ağız içi ve boğazınızda şişlik, karın ağrısı, nefes almada güçlük, deride kaşıntı, döküntü gibi alerjiyi işaret  eden bir  durum kendinizde gelişirse, hiç vakit kaybetmeden hekiminizle irtibata geçiniz.
  2. Baş dönmesi, sakarlık sonucu düşme, baş dönmesi, uyku bozukluğu, iştah kaybı, öksürük, kusma, kabızlık, ishal ilacın görülebilecek hafif yan etkileridir.
  3. İstem dışı kasılmalar (nöbet), halüsinasyonlar, bilinç bulanıklığı yan etki olarak görüldüğünde ilacın alımını keserek acilen hekiminizi arayınız.

 

İlaç Etken Maddesi: Memantin hidroklorür
İlaç Marka İsmi: FIXREM 20 mg Film Tablet

Source link

FUXESİN 100 mg infüzyonluk liyofilize toz içeren flakon, nedir, ne işe yarar, yan etkileri, nasıl kullanılır

Endikasyon Bilgisi :

Ekinokandinler grubundan Anidulafungin isimli aktif maddeyi içinde barındıran  FUXESİN 100 mg infüzyonluk liyofilize toz içeren flakon, ağır derecedeki mantar enfeksiyonlarına karşı kullanılan bir ilaçtır.  FUXESİN, mantarlı hücrelerde  hücre duvarının bir bileşeninin (1,3-β-D-glukan) üretimine mani olur. Bu ilaçla tedavide mantar hücreleri, tamamlanmamış veya kusurlu hücre duvarlarına sahip olur ve üreyemez duruma gelirler. FUXESİN, Candida mantarının sebep olduğu iç organlar ve kanda  invazif  (yayılma özelliği gösteren) kandidemi de dahil olmak üzere kandidiyazis olarak isimlendirilen mantar hastalığını tedavi etmek amacıyla kullanıma sunulmuştur.

 

FUXESİN 100 mg infüzyonluk liyofilize toz içeren flakon Hakkında Bilinmesi Gereken Hususlar :

  1. Eğer FUXESİN’in etkin maddesi olan anidulafungine, diğer ekinokandinlere veya FUXESİN’in herhangi bir bileşenine alerjikseniz (aşırı duyarlıysanız) bu ilacı kullanmanız önerilmez.
  2. Bu ilacın içinde 102.5 mg fruktoz bulunmaktadır.  Hekiminiz tarafından bazı şeker türlerine karşı
    hassasiyetiniz olduğu söylediyse; FUXESİN’i kullanmadan önce bu konuyu hekimizle konuşunuz. Fruktoz hassasiyetine dair nadir kalıtsal sorunları olan hastalarrda FUXESİN kullanılmamalıdır.
  3. FUXESİN her bir flakonda 1 mmol (23 mg)’dan daha az sodyum içerir; yani bu sodyum içermez  anlamına gelmektedir.
  4. FUXESİN kullanırken eğer; döküntü, kurdeşen, soluk alamama, deride lekeler, kaşıntı, kızarıklık gibi bu ilaçla ilgili alerjik reaksiyonlar gelişir ise ya da bayılma hissi, baş dönmesi veya nefes darlığı ortaya çıkarsa; hemen hekiminizi arayınız.
  5. FUXESİN kullanırken karaciğerinizde herhangi bir sorun meydana gelirse; hekiminiz karaciğer işlevlerinizi yakinen takip etmek isteyebilir.
  6. FUXESİN ile tedaviniz sürerken eğer anestezi almanızı gerektirecek bir operasyon geçirecekseniz; bu durumu hekiminize muhakkak söylemelisiniz.
  7. FUXESİN damar içine uygulanarak kullanıldığından;  yiyecekler ya da içeceklerle herhangi bir etkileşim beklenmez.
  8. FUXESİN’in hamilelikteki etkilerine ait herhangi bir veri yoktur. Bu sebepten ötürü  FUXESİN ’in hamilelikte kullanımı öngörülmemektedir. Doğurma potansiyeli yüksek olan bayanlar, tedavi süresince hamile kalmanın önlenmesi için  etkili bir doğum kontrol metodu ile korunmalıdırlar.
  9. FUXESİN ’in anne sütüne geçip geçmediğine dair bir bilgi yoktur. FUXESİN emzirme döneminde emziren anneler hekime danışmadan kullanmamalıdırlar.
  10. FUXESİN’in araç sürebilme ya da makine kullanabilme yeteneği üzerine etkileri bilinmemektedir. Bu yüzden ilacın üzerinizdeki etkisini görmeden bu ilacı kullanmaktan kaçınınız.
  11. FUXESİN’i muhakkak hekim tavsiyesiyle tedavi süresi bitinceye kadar alınız. Enfeksiyonunuz tamamıyla temizlenmeden de hastalık belirtilerinizde iyileşme gözlemleyebilirsiniz; bu durum sizi yanıltmasın, hekim tavsiyesi dışında tedaviyi zamanından önce kesmeyiniz.
  12. FUXESİN ’in başka ilaçlarla etkileşimi veya aldığınız başka ilaçlarda herhangi bir ayarlama yapılmasının gerekli olması düşünülmemektedir. Ancak hekiminiz veya eczacınızın izni olmadan  olmadan başka bir ilaca başlamayınız veya almakta olduğunuz bir ilacı kesmeyiniz.
  13. FUXESİN 18 yaşından küçüklere uygulanmamalıdır.
  14. Yaşlı hastalarda, dozaj ayarlaması gerekmez.
  15. Karaciğer veya böbrek hastalığınız var ise; FUXESİN ‘in doz ayarlaması gerekli değildir.
  16. FUXESİN’den kullanmanız gereken doz miktarından daha fazla kullanmışsanız bir hekim ya da veya eczacıyla görüşünüz.
  17. FUXESİN size yakın tıbbi gözetim altında uygulandığından dozun atlanması pek olası değildir. Yine de
    dozun atlandığını düşünüyorsanız, hekiminizi haberdar etmelisiniz.
  18. FUXESİN tedavisi hekiminizin tavsiyesiyle sonlandırıldığında herhangi bir etki yaşamanız beklenmez.
    Mantar enfeksiyonunun yeniden başlamasını önlemek için hekiminiz FUXESİN’ le tedavinizin bitiminde size başka bir ilaç reçete edebilir.
  19. Eğer enfeksiyonun tekrarladığına dair belirtileri yeniden gözlemlerseniz, acilen hekiminizle irtibata geçiniz.

 

FUXESİN 100 mg infüzyonluk liyofilize toz içeren flakon’ un Kullanım Şekli :

  1. FUXESİN 1 flakon içinde 100 mg’lık infüzyon amaçlı çözelti için toz halinde bulunur. İnfüzyon amaçlı çözelti beyaz, kirli beyaz liyofilize bir tozdur. Sulandırılarak hazırlanan çözelti içerisinde parçacık kalmamalı, berrak görünümlü olmalıdır.
  2. FUXESİN size her zaman bir doktor ya da sağlık uzmanı tarafından hazırlanıp verilecektir. Tedavi ilk gün 200 mg’lık bir yükleme dozuyla başlanır, daha sonra günlük idame dozu olan 100 mg ile tedavi sürdürülür. Tedavi sürenize hekiminiz karar vererek, her gün ne kadar FUXESİN almanız gerektiğini saptayacak, ilaca olumlu veya olumsuz nasıl yanıt verdiğinizi ve durumunuzu takip edecektir. Genel olarak, tedaviniz kanınızda Candida’nın tespit edildiği son günün ardından en az 14 gün daha devam etmelidir.
  3. FUXESİN yükleme dozu için en az 3 saat, idame dozu için en az 1,5 saat boyunca damardan yavaş infüzyon şeklinde günde 1 defa uygulanmalıdır.
  4. FUXESİN tedavisi yayılma gösteren mantar enfeksiyonlarının tedavisinde daha önceden deneyimli bir hekim tarafından başlatılmalıdır. Neden olan organizmaları izole etmek ve saptamak amacıyla tedavi öncesinde mantar kültürü örnekleri ve diğer ilgili laboratuar çalışmalarının (histopatoloji dahil) yapılması gerekir. Tedavi, kültürlerin ve diğer laboratuvar çalışmalarının sonuçları bilinmeden başlatılabilir. Ancak, sonuçlar
    alındığında antifungal tedavinin sonuçlara göre düzenlenmesi gerekir. Birinci gün tek bir 200 mg yükleme dozu, ardından da günde 100 mg doz uygulanmalıdır. Tedavi süresi hastanın klinik yanıtına bağlı olmalıdır. Genelde, antifungal tedavi son pozitif kültürden sonra en az 14 gün süreyle devam ettirilmelidir. 35 günden fazla süren tedaviler için 100 mg dozu destekleyen yeterli veri yoktur.
  5. Aşağıdaki tablo her doz için gereken hacimleri göstermektedir.FUXESİN Kullanımı için Seyreltme Gereklilikleri—          Flakon       sulandırılarak         İnfüz.      Toplam İnfüz.   İnfüz.   Minim. İnfüz.
    Doz        Sayısı   Oluşturulan hacim  HacmiA       Hacmi B            Hızı          Süresi

    ——   ———     ———————       ———–     ————–        ———-    —————-

    100 mg     1                 30 ml                   100 ml            130ml          1,4 ml/dk      90 dakika

    200 mg    2                 60 ml                  200 ml            260 ml         1,4 ml/dk    180 dakika

    A
    İnfüzyon amaçlı 9 mg/ml (%0,9) sodyum klorür veya infüzyon amaçlı 50 mg/ml (%5) glukoz.
    B
    İnfüzyon çözeltisinin konsantrasyonu 0,77 mg/ml’dır.

    Çözelti ve kabın imkan verdiği ölçüde parenteral ilaçlar kullanım öncesi görsel olarak partikül madde ve renk değişimi için kontrol edilmelidir. Partikül madde ya da renk değişimi varsa, çözeltiyi atınız.
    İnfüzyon hızı 1,1 mg/dakikayı (talimatlara göre çözündürüldüğünde ve seyreltiğinde 1,4 ml/dk’ya eşdeğer) geçmemelidir. İnfüzyon ile ilgili reaksiyonlar infüzyon hızı 1,1 mg/dakikayı geçmediği sürece seyrektir. Seyreltilmiş infüzyon çözeltisi derhal kullanılmayacak ise 2-8ºC’de saklanmalıdır. 24 saat içerisinde kullanılmalıdır. Yalnızca tek kullanımlıktır.

 

FUXESİN 100 mg infüzyonluk liyofilize toz içeren flakon’ un Yan Etkileri :

Tüm ilaçlar gibi, FUXESİN’in içeriğinde bulunan maddelere duyarlı olan kişilerde yan etkiler
olabilir ancak bu etkiler herkeste görülmez.
Yan etkiler aşağıdaki kategorilerdeki gibi listelenmiştir.
Çok yaygın: 10 hastanın en az 1 inde görülebilir. Yaygın: 10 hastanın birinden az, fakat 100 hastanın birinden fazla görülebilir. Yaygın olmayan: 100 hastanın birinden az, fakat 1000 hastanın birinden fazla görülebilir. Seyrek: 1.000 hastanın birinden az 10.000 hastanın birinden fazla görülebilir. Çok seyrek: 10.000 hastanın birinden az görülebilir. Bilinmiyor: Eldeki verilerden hareketle tahmin edilemiyor

  1. Aşağıdakilerden biri olursa, FUXESİN’i kullanmayı kesiniz ve acilen hekiminizi arayınız ya da bir sağlık kuruluşuna gidiniz: Hayatı tehdit edici alerjik reaksiyonlar (hırıltı ile birlikte nefes almada güçlük); var olan döküntünün şiddetlenmesi. Bunların hepsi çok ciddi yan etkilerdir. Eğer bunlardan biri sizde mevcut ise, sizin FUXESİN’e karşı alerjiniz var demektir. Acil tıbbi müdahaleye veya hastaneye yatırılmanıza gerek olabilir. Bu çok ciddi yan etkilerin hepsi oldukça seyrek görülür.
  2. Aşağıdakilerden herhangi birini fark ederseniz, hemen doktorunuza bildiriniz veya size en yakın hastanenin acil bölümüne başvurunuz: Konvülsiyon (nöbet), Yüz kızarması, Döküntü, kaşıntı, Sıcak basması, Kurdeşen, Havayollarındaki kasların ani kasılarak hırıltı veya öksürüğe sebep olması, Nefes almada güçlük.
  3. Çok yaygın: Kan potasyum düzeyinin normalin altına düşmesi (hipokalemi), İshal, Mide bulantısı.
  4. Yaygın: Konvülsiyon (nöbet), Baş ağrısı, Kusma, Karaciğer fonksiyonunu gösteren kan değerlerinde değişiklik, Döküntü, kaşıntı, Böbrek fonksiyonunu gösteren kan değerlerinde değişiklik, Safra akışının yavaşlaması veya durması (kolestaz), Kan şekerinde artış, Yüksek ve düşük tansiyon, Havayollarındaki kasların ani kasılarak hırıltı veya öksürüğe sebep olması, Nefes darlığı.
  5. Yaygın olmayan: Kanda pıhtılaşma ile ilgili bozukluklar, Yüz kızarması, Sıcak basması, Karın ağrısı, Kurdeşen, İnfüzyon yeri ağrısı.
  6. Bilinmiyor: Hayatı tehdit edici alerjik reaksiyonlar.
  7. Yan etkilerin raporlanması : Burada yer alan veya almayan herhangi bir yan etki meydana gelmesi durumunda
    hekiminiz, eczacınız veya hemşireniz ile konuşunuz. Ayrıca karşılaştığınız yan etkileri www.titck.gov.tr sitesinde yer alan ‘İlaç Yan Etki Bildirimi’ ikonuna tıklayarak ya da 0 800 314 00 08 numaralı yan etki bildirim hattını arayarak Türkiye Farmakovijilans Merkezi (TÜFAM)’ ne bildiriniz. Meydana gelen yan etkileri bildirerek kullanmakta olduğunuz ilacın güvenliliği hakkında daha fazla bilgi edinilmesine katkı sağlamış olacaksınız.

 

FUXESİN 100 mg infüzyonluk liyofilize toz içeren flakon’ un saklanması :

  1. FUXESİN’i çocukların göremeyeceği, erişemeyeceği yerlerde ve ambalajında saklayınız.Sadece tek kullanımlıktır. 2ºC- 8ºC’de buzdolabında saklayınız. 25ºC’ye kadar sıcaklıklara 48 saat maruz kalabilir.
    Sulandırılmış çözelti 1 saate kadar 2- 25 ºC arasında saklanabilir. Seyreltilmiş infüzyon çözeltisi 2-8ºC’de buzdolabında saklanmalıdır ve 24 saat içinde kullanılmalıdır. Dondurmayınız. Raf ömrü: 24 ay
  2. Son kullanma tarihine dikkat ediniz. Ambalajdaki son kullanma tarihinden sonra FUXESİN’i kullanmayınız.
    Eğer üründe ve/veya ambalajında bozukluklar fark ederseniz FUXESİN’i kullanmayınız. Son kullanma tarihi geçmiş veya kullanılmayan ilaçları çöpe atmayınız! Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca belirlenen toplama sistemine veriniz.

 

İlaç Etken Maddesi: Anidulafungin
Yardımcı maddeler: Fruktoz, mannitol (E421), polisorbat 80 (E433), tartarik asit (E334), sodyum hidroksit (pH ayarı için), hidroklorik asit (pH ayarı için)
İlaç Marka İsmi: FUXESİN 100 mg infüzyonluk liyofilize toz içeren flakon

Ruhsat sahibi :

VEM Ġlaç San. ve Tic. A.ġ
Cinnah Cad. Yeşilyurt Sok. No: 3/2
Çankaya / ANKARA


KISA ÜRÜN BİLGİSİ

1. BEŞERİ TIBBİ ÜRÜNÜN ADI: FUXESİN 100 mg infüzyonluk liyofilize toz içeren flakon
2. KALİTATİF VE KANTİTATİF BİLEŞİM
Etkin madde: Anidulafungin…………100 mg
Çözündürülerek hazırlanan çözelti 3.33 mg/ml anidulafungin, seyreltilmiş çözelti ise 0.77
mg/ml anidulafungin içerir.
Yardımcı madde(ler):
Fruktoz…………………..102.5 mg, Mannitol………………….500 mg, Sodyum hidroksit ………..y.m (pH ayarı için)
Yardımcı maddeler için 6.1‟e bakınız.
3. FARMASÖTİK FORM
İnfüzyonluk liyofilize toz içeren flakon. Toz: Beyaz, kirli beyaz liyofilize toz. Çözündürülen çözeltinin pH‟ı 3.5-5.5 arasındadır.
4. KLİNİK ÖZELLİKLER
4.1. Terapötik endikasyonlar
Yetişkin hastalarda kandidemi dahil invazif kandidiyazis tedavisinde endikedir.
4.2. Pozoloji ve uygulama şekli
Pozoloji/uygulama sıklığı ve süresi:
FUXESİN tedavisi invazif fungal enfeksiyonlarının tedavisinde daha önceden deneyimli bir hekim tarafından başlatılmalıdır.
Neden olan organizmaları izole etmek ve saptamak amacıyla tedavi öncesinde mantar kültürü örnekleri ve diğer ilgili laboratuvar çalışmalarının (histopatoloji dahil) yapılması gerekir. Tedavi, kültürlerin ve diğer laboratuvar çalışmalarının sonuçları bilinmeden başlatılabilir. Ancak, sonuçlar alındığında antifungal tedavinin sonuçlara göre düzenlenmesi gerekir. Birinci gün tek bir 200 mg yükleme dozu, ardından da günde 100 mg doz uygulanmalıdır. Tedavi süresi hastanın klinik yanıtına bağlı olmalıdır. Genelde, antifungal tedavi son pozitif kültürden sonra en az 14 gün süreyle devam ettirilmelidir. 35 günden fazla süren tedaviler için 100 mg dozu destekleyen yeterli veri yoktur.
Uygulama şekli:
FUXESİN enjeksiyonluk su ile ilk önce 3.33 mg/ml konsantrasyona sulandırılmalı ve ardından kullanılmadan önce 0.77 mg/ml‟ye seyreltilmelidir. FUXESİN sulandırılarak hazırlanmalı, ardından infüzyon amacıyla SADECE 9 mg/ml (%0.9) sodyum klorür ya da infüzyon amaçlı 50 mg/ml (%5) glukoz ile seyreltilmelidir. Sulandırılarak hazırlanan anidulafunginin infüzyon amaçlı 9 mg/ml (%0.9) sodyum klorür veya infüzyon amaçlı 50
mg/ml (%5) glukozdan farklı ilaçlarla, intravenöz maddelerle veya katkı maddeleriyle geçimliliği saptanmamıştır. FUXESİN kesinlikle bolus enjeksiyon olarak uygulanmamalıdır.
Sulandırarak hazırlama
Her bir flakonu 3.33 mg/ml‟lık bir konsantrasyon sağlayacak şekilde 30 ml enjeksiyonluk su  ile aseptik bir şekilde sulandırınız. Sulandırma işlemi en fazla 5 dakika sürmelidir. Sulandırılan çözelti berrak olmalı ve gözle görülür partikül madde içermemelidir. Ardından yapılan seyrelti sonrasında, eğer partikül ya da renk değişimi saptanırsa çözeltinin atılması gerekir. Derhal seyreltilerek kullanılması gerekmiyorsa, sulandırılan çözelti 2-25 ºC arasında saklanmalıdır. 1 saat içerisinde seyreltilmelidir.
Seyreltme ve infüzyon
Sulandırılarak hazırlanan flakonun içeriğini infüzyon amaçlı 9 mg/ml (%0.9) sodyum klorür veya infüzyon amaçlı 50 mg/ml (%5) glukoz içeren bir IV torbasına (veya şişesine) aseptik bir şekilde aktararak, 0.77 mg/ml‟lik bir anidulafungin konsantrasyonu elde ediniz. Aşağıdaki tablo her doz için gereken hacimleri göstermektedir.
FUXESİN kullanımı için seyreltme gereklilikleri
—          Flakon       sulandırılarak         İnfüz.      Toplam İnfüz.   İnfüz.   Minim. İnfüz.
Doz        Sayısı   Oluşturulan hacim  HacmiA       Hacmi B            Hızı          Süresi
——   ———     ———————       ———–     ————–        ———-    —————-
100 mg     1                 30 ml                   100 ml            130ml          1,4 ml/dk      90 dakika
200 mg    2                 60 ml                  200 ml            260 ml         1,4 ml/dk    180 dakika
A
İnfüzyon amaçlı 9 mg/ml (%0,9) sodyum klorür veya infüzyon amaçlı 50 mg/ml (%5) glukoz.
B
İnfüzyon çözeltisinin konsantrasyonu 0,77 mg/ml’dır.
Çözelti ve kabın imkan verdiği ölçüde parenteral ilaçlar kullanım öncesi görsel olarak partikül madde ve renk değişimi için kontrol edilmelidir. Partikül madde ya da renk değişimi varsa, çözeltiyi atınız.
İnfüzyon hızı 1,1 mg/dakikayı (talimatlara göre çözündürüldüğünde ve seyreltiğinde 1,4 ml/dk’ya eşdeğer) geçmemelidir. İnfüzyon ile ilgili reaksiyonlar infüzyon hızı 1,1 mg/dakikayı geçmediği sürece seyrektir. Seyreltilmiş infüzyon çözeltisi derhal kullanılmayacak ise 2-8ºC’de saklanmalıdır. 24 saat içerisinde kullanılmalıdır. Sadece tek kullanımlıktır.
Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler:
Böbrek/Karaciğer yetmezliği:
Hafif, orta veya ciddi karaciğer yetmezliği olan hastalarda doz ayarlaması gerekli değildir. Diyalize girenler de dahil herhangi bir derecede böbrek yetmezliği olan hastalarda doz ayarlaması gerekli değildir. Anidulafungin hemodiyaliz zamanına bakılmaksızın verilebilir
(Bkz. Bölüm 5.2).
Pediyatrik popülasyon:
Çocuklar üzerinde kullanımı ile ilgili deneyimler sınırlıdır (Bkz. Bölüm 5.2). Olası faydanın riskinden daha fazla olduğu öngörülmediği sürece, daha ayrıntılı bilgi edilene kadar 18 yaşın altındaki hastalarda kullanılması tavsiye edilmemektedir.
Geriyatrik popülasyon: Yaşlılarda doz ayarlaması gerekli değildir.
Diğer: Hastanın cinsiyeti, kilosu, ırkı, HIV pozitif olması durumuna bağlı doz ayarlaması gerekli değildir.
4.3. Kontrendikasyonlar
Etkin maddeye ya da yardımcı maddelerin herhangi birine aşırı duyarlılık.
Ekinokandin sınıfı diğer tıbbi ilaçlara (örn. kaspofungin) aşırı duyarlılık.
4.4. Özel kullanım uyarıları ve önlemleri
FUXESİN, Candida endokardit, osteomiyelit ya da menenjiti olan hastalarda çalışılmamıştır. Nötropenik hastalarda anidulafunginin etkililiği limitli sayıda hastada çalışılmıştır. (bkz. Bölüm 5.1)
Hepatik etkiler
Hepatik enzimlerde artış sağlıklı gönüllülerde ve anidulafungin ile tedavi edilen hastalarda görülmüştür. Anidulafungin ile eş zamanlı olarak birden fazla ilaçla tedavi gören, altta yatan ciddi tıbbi rahatsızlıkları olan bazı hastalarda klinik açıdan anlamlı hepatik anormallikler ortaya çıkmıştır. Anlamlı karaciğer fonksiyon bozukluğu, hepatit ya da karaciğer yetmezliği gibi vakalar klinik çalışmalarda seyrek olarak görülmüştür. Anidulafungin tedavisi sırasında karaciğer enzimlerinde artış görülen hastalar, kötüleşen hepatik fonksiyon bulgusu açısından takip edilmeli ve anidulafungin tedavisine devam etmenin riskleri/faydalarını saptamak üzere değerlendirilmelidir.
Anafilaktik reaksiyonlar
Anidulafungin kullanımı ile anaflaktik reaksiyonlar (şok dahil) bildirilmiştir. Bu reaksiyonların görülmesi durumunda anidulafungin kullanımı durdurulmalı ve uygun tedavi uygulanmalıdır.
İnfüzyon ile ilişkili reaksiyonlar
Anidulafungin kullanımı ile kaşıntı, döküntü, kızarma, prurit, dispne, bronkospazm ve hipotansiyon gibi yan etkiler bildirilmiştir. İnfüzyon ile alakalı yan etkiler anidulafungin  infüzyon hızının 1.1 mg/dak‟yı geçmediği durumlarda seyrektir. Anestezikler ile birlikte uygulandığında klinik dışı çalışmalarda infüzyon ile ilişkili reaksiyonların şiddetlenmesi görülmüştür. Bunun klinik yansıması bilinmemektedir. Buna rağmen anidulafungin anestezik ajanlar ile birlikte kullanılırken dikkatli olunmalıdır.
Bu tıbbi ürün 102.5 mg fruktoz içermektedir. Nadir kalıtımsal intolerans problemi olan hastaların bu ilacı kullanmamaları gerekir.
Bu tıbbi ürünün her bir flakonda 1 mmol (23 mg)‟dan az sodyum ihtiva eder; yani esasında sodyum içermediği kabul edilebilir.
Mannitol: Uygulama yolu nedeniyle herhangi bir uyarı gerekmemektedir.
4.5. Diğer tıbbi ürünler ile etkileşimler ve diğer etkileşim şekilleri
Yapılan in vitro çalışmalar anidulafunginin insan sitokromu P450 tarafından ya da izole insan hepatositleri tarafından metabolize edilmediğini ve insan CYP izoformlarının (1A2, 2B6, 2C8, 2C9, 2C19, 2D6, 3A) aktivitelerini ilgili klinik konsantrasyonlarda engellemediğini  göstermiştir. Anidulafungin, klinik açıdan sitokrom P450 izoenzimleriyle ilgili bir substrat, indükleyici ya da intibitör değildir. Kayda değer bir nokta da bu in vitro çalışmaların olası in vivo etkileşimleri tamamen göz ardı etmediğidir.
Aşağıda belirtilen, anidulafungin ile birlikte kullanılma olasılığı olan ilaçlarla klinik açıdan önemli herhangi bir ilaç etkileşimi gözlenmemiştir.
Siklosporin (CYP3A4 substratı): Tek başına ve günde iki kez 1.25 mg/kg oral siklosporin ile birlikte 100 mg/gün anidulafungin (200 mg‟lık yükleme dozunu takiben) alan 12 sağlıklı yetişkin ile yapılan bir çalışmada, anidulafunginin kararlı durum plazma doruk konsantrasyonu (Cmaks) siklosporin ile anlamlı oranda değişmemiş, ancak konsantrasyon zaman eğrisi altında kalan kararlı durum alanı (EAA) %22 oranında artış göstermiştir.
Yapılan bir in vitro çalışmada anidulafunginin siklosporinin metabolizması üzerinde bir etkisi olmadığı gösterilmiştir. Bu çalışmada gözlenen advers etkiler, sadece anidulafunginin kullanıldığı başka çalışmalarda gözlenenlerle tutarlılık göstermektedir. Birlikte kullanıldıklarında her iki ilaç için de doz ayarlaması gerekmemektedir.
Vorikonazol (CYP2C19, CYP2C9, CYP3A4 inhibitör ve substratı): 200 mg‟lık bir yükleme dozunu takiben tek başına günde 100 mg anidulafungin, yükleme dozu olarak birinci gün iki kez 400 mg‟ın ardından günde iki kez tek başına 200 mg oral vorikonazol ve her ikisini birlikte alan 17 sağlıklı denekle yapılan bir çalışmada, anidulafungin ve vorikonazolün kararlı durum Cmaks ve EAA değerleri, birlikte alındıklarında anlamlı oranda değişmemiştir. Birlikte kullanıldıklarında her iki ilaç için de doz ayarlaması gerekmemektedir.
Takrolimus (CYP3A4 substratı): Tek başına 5 mg oral takrolimus dozu, 200 mg yükleme dozunu takiben tek başına günde 100 mg anidulafungin ve her ikisini birlikte alan 35 sağlıklı denekle yapılan bir çalışmada, anidulafungin ve takrolimusun kararlı durum Cmaks ve EAA değerleri birlikte alındıklarında anlamlı oranda değişmemiştir. Birlikte kullanıldıklarında her iki ilaç için de doz ayarlaması gerekmemektedir.
Amfoterisin B: Anidulafunginin farmakokinetiği lipozomal amfoterisin B (günde 5 mg/kg‟a kadar) ile birlikte 100 mg/gün anidulafungin alan 27 hastada incelenmiştir. Popülasyon farmakokinetik analizi amfoterisin B ile birlikte kullanımın anidulafunginin farmakokinetiğini, amfoterisin B almayan hastalardan elde edilen verilerle karşılaştırıldığında anlamlı oranda değiştirmediğini göstermiştir. Anidulafungin için doz ayarlaması
gerekmemektedir.
Rifampisin (güçlü CYP450 indükleyici): Anidulafunginin farmakokinetiği rifampisin (günde 600 mg‟a kadar) ile birlikte 50 mg/gün veya 75 mg/gün anidulafungin alan 27 hastada incelenmiştir. Popülasyon farmakokinetik analizi rifampisin ile birlikte kullanımın anidulafunginin farmakokinetiğini, rifampisin almayan hastalardan elde edilen verilerle karşılaştırıldığında anlamlı oranda değiştirmediğini göstermiştir. Anidulafungin için doz ayarlaması gerekmemektedir.
4.6. Gebelik ve laktasyon
Genel tavsiye
Gebelik kategorisi C‟dir.
Çocuk doğurma potansiyeli bulunan kadınlar/Doğum kontrolü (Kontrasepsiyon) Doğurma potansiyeli olan kadınlarda etkili doğum kontrol yöntemleri kullanılmalıdır.
Gebelik dönemi
Anidulafunginin gebe kadınlarda kullanımına ilişkin yeterli veri mevcut değildir. Hamileliği  sırasında anidulafungin uygulanan tavşanlarda maternal toksisite varlığında gelişim üzerine hafif derecede bir etki gözlenmiştir. İnsanlar üzerinde potansiyel risk bilinmemektedir. Bu nedenle, anidulafunginin gebelik döneminde kullanımı önerilmez.
Laktasyon dönemi
Hayvanlarla yapılan çalışmalar anidulanfunginin anne sütüne geçtiğini göstermiştir. Anidulanfunginin insanlarda anne sütüne geçip geçmediği ise bilinmemektedir. Emzirmeye devam edip etmeme ya da anidulafungin ile tedaviye devam edip etmeme kararı, emzirmenin bebeğe sağladığı fayda ve anidulafunginin anneye sağladığı fayda göz önüne alınarak verilmelidir.
Üreme yeteneği/Fertilite
Dişi ve erkek sıçanlarda yapılan çalışmalarda fertilite üzerinde anidulafunginin bir etkisi gözlenmemiştir. (bkz. bölüm 5.3).
4.7. Araç ve makine kullanımı üzerindeki etkiler
Araç ve makine kullanma yeteneği üzerindeki etkilere ilişkin herhangi bir çalışma yapılmamıştır.
4.8. İstenmeyen etkiler
Klinik çalışmalarda 1565 hasta tek ya da çoklu doz intravenöz anidulafungin kullanmıştır (Faz 2/3 çalışmalarda 1308 (923 kandidemi / invazif kandidiyazis hastası, 355 oral/özofageal kandidiyazis hastası ve 30 invazif aspergiloz hastası) Faz 1 çalışmalarda 257).
Anidulafunginin güvenlilik profili için, önerilen günlük doz olan 100 mg verilen 9 çalışmadaki kandidemi / invazif kandidiyazis olan 840 hasta esas alınmıştır. Esasen, üç çalışmada (bir tanesi flukonazol ile karşılaştırmalı, ikisi karşılaştırmasız) 204 hasta incelenmiştir. Bu hastalardaki ortalama intravenöz tedavi süresi 13.5 gün (1 gün-38 gün arasında değişmektedir) olup, 119 hasta en az 14 gün anidulafungin almışlardır. 53 nötropenik
hastanın ve 131 derin doku enfeksiyonu olan hastanın da dahil olduğu ve toplam 636 hastanın katıldığı 6 ek çalışmada (iki tanesi kaspofungin ile karşılaştırmalı, dördü karşılaştırmasız) nötropenik hastalarda ve derin doku enfeksiyonu olan hastalarda görülen intravenöz tedavisine ait ortalama süre sırasıyla 10.0 (1 gün-42 gün arasında değişmektedir) ve 14.0 (1 gün-42 gün arasında değişmektedir) gündür. Yan etkiler beklenildiği gibi hafif veya orta şiddette olup nadiren tedavinin bırakılmasını gerektirmiştir.
Yüzde kızarma, sıcak basması, prurit, döküntü ve ürtiker gibi infüzyon ile alakalı yan etkiler anidulafunginin kullanıldığı klinik çalışmalarda bildirilmiş olup aşağıda özetlenmektedir.
Aşağıdaki listede, 100 mg anidulafungin alan 840 hastada ilaçla bağlantılı tüm advers olaylar
(MedDRA terimleri), çok yaygın (≥1/10); yaygın (≥1/100 ila <1/10); yaygın olmayan
(≥1/1.000 ila <1/100); seyrek (≥1/10.000 ila <1/1.000); çok seyrek (<1/10.000), bilinmiyor
(eldeki verilerden hareketle tahmin edilemiyor).karşılık gelen sıklıklarda bildirilmiştir. Her
sıklık grubunda, istenmeyen etkiler azalan ciddiyet sırasıyla sunulmaktadır.
Kan ve lenf sistemi hastalıkları
Yaygın olmayan: Koagülopati
Bağışıklık sistemi hastalıkları
Bilinmiyor: Anaflaktik şok, anaflaktik reaksiyonlar*
Metabolizma ve beslenme hastalıkları
Çok yaygın: Hipokalemi
Yaygın: Hiperglisemi
Sinir sistemi hastalıkları
Yaygın: Konvülsiyon, baş ağrısı
Vasküler hastalıklar
Yaygın: Hipertansiyon, hipotansiyon
Yaygın olmayan: Yüz kızarması, sıcak basması, Solunum, göğüs hastalıkları ve mediastinal hastalıkları
Yaygın: Bronşiyal spazm, dispne
Gastrointestinal hastalıklar
Çok yaygın: Diyare,mide bulantısı
Yaygın: Kusma
Yaygın olmayan: Üst karın bölgesinde ağrı
Hepato-bilier hastalıklar
Yaygın: Kandaki alkalin fosfotazda artış, aspartat aminotransferazda artış, alanin aminotransferazda artış, kandaki bilirubin artışı, kolestaz
Yaygın olmayan: Gama-glutamiltransferazda artış
Deri ve deri altı doku hastalıkları
Yaygın: Döküntü, kaşıntı
Yaygın olmayan: Ürtiker
Böbrek ve idrar yolu hastalıkları
Yaygın: Kan kreatinin düzeyinde artış
Genel bozukluklar ve uygulama bölgesine ilişkin hastalıklar
Yaygın olmayan: İnfüzyon yerinde ağrı *Bkz. Bölüm 4.4
Şüpheli advers reaksiyonların raporlanması
Ruhsatlandırma sonrası şüpheli ilaç advers reaksiyonlarının raporlanması büyük önem taşımaktadır. Raporlama yapılması, ilacın yarar/risk dengesinin sürekli olarak izlenmesine olanak sağlar. Sağlık mesleği mensuplarının herhangi bir şüpheli advers reaksiyonu Türkiye
Farmakovijilans Merkezi’ ne (TÜFAM) bildirmeleri gerekmektedir (www.titck.gov.tr; eposta: tufam@titck.gov.tr; tel: 0 800 314 00 08; faks: 0 312 218 35 99).
4.9. Doz aşımı ve tedavisi
Tüm doz aşımlarında olduğu gibi, gerektiğinde genel destekleyici önlemlerden faydalanılmalıdır. Doz aşımı durumunda bölüm 4.8. istenmeyen etkiler bölümünde bahsedilen yan etkiler görülebilir.
Klinik çalışmalar sırasında, yükleme dozu olarak yanlışlıkla bir kez 400 mg anidulafungin dozu kullanılmıştır. Klinik advers olay bildirilmemiştir. 260 mg‟lık bir yükleme dozunun ardından günde 130 mg alan 10 sağlıklı denek üzerinde yapılan bir çalışmada, anidulafungin doz-sınırlayıcı toksisite olmaksızın iyi tolere edilmiş; 10 denekten üçünde geçici, asemptomatik transaminaz yükselmeleri (≤3 x Normal Üst Sınır) görülmüştür. FUXESİN diyaliz edilemez.
5. FARMAKOLOJİK ÖZELLİKLER
5.1. Farmakodinamik özellikler
Farmakoterapötik grubu: Sistemik kullanılan diğer antimikotikler
ATC kodu: J02AX06
Etki mekanizması
Anidulafungin yarı sentetik bir ekinokandin, Aspergillus nidulans„ın bir fermantasyon ürününden sentezlenen bir lipopeptittir. Anidulafungin memeli hücrelerinde bulunmayan, ama fungal hücrelerde bulunan bir enzim olan 1,3-β-D glukan sentazı seçici olarak inhibe eder. Bu durum fungal hücre duvarının temel bileşeni olan 1,3-β-D-glukanın oluşumunun inhibisyonu ile sonuçlanır. Anidulafungin Candida türlerine karşı fungisidal etkililik ve Aspergillus fumigatus hiflerinin aktif hücre üreme bölgelerine karşı etkinlik göstermiştir.
İn vitro etkililik
Anidulafungin C. albicans, C. glabrata, C. parapsilosis, C. krusei ve C. tropicalis‟a karşı in vitro aktivite sergilemiştir. Bu bulguların klinik anlamlılığı için bkz. “Klinik etkililik ve güvenlilik”.
Hedef genin etkin noktalarındaki mutasyonlu izolatlar, klinik başarısızlık veya alevlenmiş enfeksiyonlar ile ilişkili bulunmuştur. Pek çok klinik olgu, kaspofungin tedavisini kapsamaktadır. Ancak hayvanlarla yapılan deneylerde bu mutasyonlar, tüm ekinokandinlere çapraz direnç göstermiş ve bu yüzden bu tip izolatlar, anidulafungin ile daha fazla klinik deneyim elde edilene kadar ekinokandine dirençli olarak sınıflandırılmıştır.
Anidulafunginin, Kandida türlerine karşı olan in vitro aktivitesi hepsinde aynı değildir. Özellikle C. parapsilosis için anidulafunginin minimum inhibitör konsantrasyonu (MİK)  değeri diğer Kandida türlerindekinden daha yüksektir. Kandida türlerinin anidulafungine karşı duyarlılığını ve ilgili açıklayıcı kırılma noktalarını test etmek için Avrupa Antimikrobik Duyarlılık Testleri Komitesi (EUCAST) tarafından standardize bir teknik belirlenmiştir.
Tablo 2. EUCAST kırılma noktaları
—————————MİK kırılma noktası (mg/L) ———
Kandida türleri          ≤S (Duyarlı)                     >R (Dirençli)
Candida albicans            0,03                                   0,03
Candida glabrata            0,06                                   0,06
Candida tropicalis          0,06                                   0,06
Candida krusei                0,06                                   0,06
Candida parapsilosis     0,002                                4
Diğer kandida türleri         kanıtlar yetersizdir.
1-C. parapsilosis, hedef gende intrinsik olarak değişikliğe sahiptir ve bu muhtemelen yüksek MİK‟lere sebep olan mekanizmadır. Klinik çalışmalarda anidulafunginin C. parapsilosis üzerindeki etkililiği diğer suşlardan istatistiksel olarak farklı olmamıştır, ancak C. parapsilosis türlerine bağlı kandidemilerde ekinokandinler ilk tercih olarak kabul edilmeyebilir.
2-EUCAST, anidulafungin için türle ilgili olmayan kırılma noktaları tespit etmemiştir.
İn vivo etkililik
Parenteral olarak uygulanan anidulafungin immünkompetan ve immünokompromize olan fare ve tavşan modellerinde Candida türlerine karşı etkin olmuştur. Anidulafungin son tedavi alındıktan 24-96 saat aralığında belirlenen bir zamanda hayatta kalmayı arttırmanın yanısıra Candida türlerinin organ yükünü azaltmıştır. Deneysel enfeksiyonlar arasında nötropenik tavşanlarda yaygın C. albicans enfeksiyonu, flukonazole dirençli C. albicans„lı nötropenik tavşanların özofageal/orofaringeal enfeksiyonu ile flukonazole dirençli C. glabrata‟lı nötropenik farelerde yaygın enfeksiyon bulunmaktadır. Anidulafungin ayrıca fare ve tavşan enfeksiyon modellerinde Aspergillus fumigatus „a karşı da etkililik göstermiştir.
Diğer antifungal ajanlarla birlikte kullanımı
Anidulafunginin flukonazol, itrakonazol ve amfoterisin B ile birlikte yapılan in vitro çalışmaları Candida türlerine karşı herhangi bir antifungal etkililik antagonizmi ortaya koymamıştır. Bu sonuçların klinik açıdan anlamı bilinmemektedir. Yapılan in vitro çalışmalarda anidulafunginin itrakonazol, vorikonazol ve amfoterisin B ile birlikte Aspergillus türlerine karşı etkinliği değerlendirilmiştir. Anidulafungin ile amfoterisin B
kombinasyonu 26 izolatın 16‟sında fark göstermezken, anidulafunginin itrakonazol ya da vorikonazol ile kombinasyonu 26 izolatın 18‟sine karşı sinerji göstermiştir. Bu sonuçların klinik anlamı bilinmemektedir.
Direnç mekanizması
Hiçbir ekinokandin için sınır noktası tanımlanmadığından, bir izolatta MİK‟lerde anlamlı bir artış varsa potansiyel bir dirençten söz edilebilir. Klinik çalışmalarda elde edilen izolatlarda anidulafungin MİK‟lerinde artış görülmemiştir. Bunun yanısıra, in vitro veya hayvanlarla yapılan çalışmalarda direnç görülmemiştir. Ekinokandin MİK‟leri yükselmiş pek çok izolat arasında sadece hedef enzim 1,3-beta-D glukan sentazının gen kodlamasında mutasyon olan tek bir izolatın anidulafungin MİK‟lerinde artışı olduğu bildirilmiştir, bu da ekinokandinler arasında tam bir çapraz direnç olmadığını ortaya koymaktadır.
Klinik etkililik ve güvenlilik
Kandidemi ve diğer invasif kandidiyazis formları
Anidulafunginin güvenilirlik ve etkinliği kandidemisi olan nötropenik olmayan hastalarda ve derin doku kandida enfeksiyonu veya apse oluşturan bir hastalığı (Candida endokardit, osteomiyelit ya da menenjiti olan hastalar veya C. krusei nedeniyle enfeksiyonu olanlar çalışmaya dahil edilmemiştir.) olan sınırlı sayıdaki hastalarda yapılan pivotal Faz 3, randomize, çift-kör, çok-merkezli, çok-uluslu bir çalışmada değerlendirilmiştir. Hastalar günde bir kez IV anidulafungin (200 mg‟lık yükleme dozunun ardından 100 mg idame dozu) veya IV flukonazol (800 mg‟lık yükleme dozunun ardından 400 mg idame dozu) alacak şekilde randomize edilmiştir. Hastalar APACHE II puanı (≤20 ve >20) ve nötropeninin varlığı ya da yokluğuna göre sınıflandırılmıştır. Tedavi en az 14, en fazla 42 gün süreyle uygulanmıştır. Her iki çalışma grubunda yer alan hastaların oral ilacı tolere edebilmeleri, en az 24 saat süreyle ateşlerinin olmaması ve en son kan kültürlerinin Candida türleri için negatif olması koşuluyla en az 10 günlük intravenöz tedavi sonrasında oral flukonazole geçmesine izin verilmiştir.
Çalışma ilacından en az bir doz alan ve çalışmaya girmeden önce normalde steril bir yerden Candida türleri için kültürü pozitif çıkmış olan hastalar (modifiye edilmiş tedavi-amaçlı [MITT] popülasyon) IV tedavisinin sonunda primer genel yanıt analizine dahil edilmiştir.
Genel yanıtın başarılı olması için klinik iyileşme ve mikrobiyolojik eradikasyon gerekmekteydi. Hastalar tüm tedavi sona erdikten sonra da altı hafta süreyle takip edilmiştir.
İki yüz elli altı (16 ile 91 yaşları arasında) hasta tedavi görecek şekilde randomize edilmiş ve en az bir doz çalışma ilacı almıştır. Başlangıçta en çok izole edilen tür C. albicans (%63.8 anidulafungin, %59.3 flukonazol), onu takiben C. glabrata (%15.7, %25.4), C. parapsilosis (%10.2, %13.6) ve C. tropicalis (%11.8, %9.3) olmuştur. Hastaların büyük bir çoğunluğu (%97) nötropenik değildir (Mutlak Nötrofil Sayısı > 500) ve %81‟inin APACHE II puanları 20‟ye eşit ya da 20‟den azdır.
Genel ve çeşitli alt grupları kapsayan aşağıda tablo 1‟de verilmiştir.
Tablo 1. MITT popülasyonunda genel başarı: primer ve sekonder sonlanım noktaları
——————————————   Anidulafungin         Flukonazol     Grup farkı a( 95% CI)
IV Tedavi sonu
(1° sonlanım noktası)                     96/127 (%75,6)           71/118 (%60,2)      15,42 (3,9, 27,0)
Sadece Kandidemi                            88/116 (%75,9)          63/103 (% 61,2)     14,7 (2,5, 26,9)
Diğer steril alanlar (b)                    8/11 (% 72,7)              8/15 (% 53,3)                        –
Peritonal sıvı /IA (c) apseler                    6/8                                  5/8
Diğer                                                                   2/3                                  3/7
C. albicansd                                         60/74 (% 81,1)           38/61 (% 62,3)                       –
Albicans olmayan türler(d)          32/45 (% 71,1)             27/45 (% 60,0)                      –
Apache II skoru ≤ 20                        82/101 (%81,2)          60/98 (% 61,2)                      –
Apache II skoru > 20                        14/26 (% 53,8)           11/20 (% 55,0)                       –
Nötropenik olmayan
(ANC, hücre/mm3 >500)                 94/124 (%75,8)      69/114 (%60,5)                      –
Nötropenik
(ANC, hücre/mm3 ≤ 500)                          2/3                                   2/4                                   –
Diğer sonlanım noktalarında
Tüm tedavilerin sonunda            94/127 (%74,0)         67/118 (%56,8)      17.24 (2,9, 31,6) e
2 haftalık takip                                 82/127 (%64,6)        58/118 (%49,2)     15.41 (0,4, 30,4) e
6 haftalık takip                              71/127 (%55,9)          52/118 (%44,1)      11.84 (-3,4, 27,0)e
(a) Anidulafungin eksi flukonazol olarak hesaplanmıştır.
(b) Eşzamanlı kandidemi ile birlikte veya ayrı
(c) Intra-abdominal
(d )Tek temel patojenli hastaları gösteren veriler
(e) %98,3 güven aralığı, ikincil zaman noktalarının çoklu karşılaştırılması için ayarlanmış post hoc
Hem anidulafungin hem de flukonazol kolları ile görülen ölüm oranları aşağıdaki tabloda
verilmiştir.
Tablo 2. Mortalite
————————- ————————–Anidulafungin                  Flukonazol
Tüm çalışma mortalitesi                            29/127 (% 22,8)        37/118 (% 31,4)
Çalışma tedavisi sırasında mortalite        10/127 (% 7,9)           17/118 (%14,4)
Candida enfeksiyonuna bağlı mortalite    2/127 (% 1,6)             5/118 (% 4,2)
Nötropenik hastalarda ek veriler
Mikrobiyolojik olarak doğrulanmış invazif kandidiyazisi bulunan yetişkin nötropenik hastalarda (mutlak nötrofil sayısı ≤ 500 hücre/mm3
ve beyaz kan hücresi (BKH) ≤ 500 hücre/mm3 olarak tanımlanmış veya araştırmacı tarafından başlangıçta nötropenik olarak sınıflandırılmış) anidulafunginin (200 mg intravenöz yükleme dozu ve ardından intravenöz yoldan günde 100 mg) etkililiği, 5 prospektif çalışmadan (kaspofungin ile karşılaştırmalı bir çalışma ve karşılaştırmalı olmayan 4 açık etiketli çalışma) gelen birleştirilmiş verilerin bir analizinde değerlendirilmiştir.
Hastalar, en az 14 gün boyunca tedavi edilmiştir. Klinik açıdan stabil olan hastalarda, anidulafungin ile en az 5 ila 10 gün tedaviden sonra oral azol tedavisine geçişe izin verilmiştir. Analize toplam 46 hasta dahil edilmiştir. Hastaların birçoğunda sadece kandidemi görülmüştür (%84.8; 39/46). Başlangıçta izole edilen en yaygın patojenler C. tropicalis (%34.8; 16/46), C. krusei (%19.6; 9/46), C. parapsilosis (%17.4; 8/46), C. albicans (%15.2;
7/46) ve C. glabrata (%15.2; 7/46) olmuştur. Başarılı global yanıt oranı intravenöz tedavi sonunda (primer sonlanım noktası) 26/46 olurken (%56.5) tüm tedavilerin sonunda 24/46 olmuştur (%52.2). Çalışma sonuna kadar (6 haftalık takip viziti) tüm nedenlere bağlı mortalite 21/46 (%45.7) olarak saptanmıştır.
İnvazif kandidiyazis görülen yetişkin nötropenik hastalarda (başlangıçta mutlak nötrofil sayısı ≤ 500 hücre/mm3 olarak tanımlanmıştır)  nidulafunginin etkililiği prospektif, çift kör, randomize, kontrollü bir çalışmada değerlendirilmiştir. Uygun hastalara anidulafungin (200 mg intravenöz yükleme dozu ve ardından her gün intravenöz yoldan 100 mg) veya kaspofungin (70 mg intravenöz yükleme dozu ve ardından her gün intravenöz yoldan 50 mg) verilmiştir (2:1 randomizasyon). Hastalar, en az 14 gün boyunca tedavi edilmiştir.
Klinik açıdan stabil hastalarda, en az 10 gün çalışma tedavisinden sonra oral azol tedavisine geçişe izin verilmiştir. Çalışmaya, mikrobiyolojik olarak invazif kandidiyazisi (MITT popülasyonu) doğrulanmış toplam 14 nötropenik hasta kaydedilmiştir (11 hasta anidulafungin; 3 hasta kaspofungin). Hastaların çoğunda sadece kandidemi mevcuttur.
Başlangıçta izole edilen en yaygın patojenler C. tropicalis (4 anidulafungin, 0 kaspofungin),C. parapsilosis (2 anidulafungin, 1 kaspofungin), C. krusei (2 anidulafungin, 1 kaspofungin) ve C. ciferrii (2 anidulafungin, 0 kaspofungin) olmuştur. İntravenöz tedavi sonunda başarılı global yanıt oranı (primer sonlanım noktası), anidulafungin için 8/11(%72.7) ve kaspofungin için 3/3 (%100) olarak saptanmıştır (fark -27.3, %95 GA -80.9, 40.3). Tüm tedavilerin sonunda başarılı global yanıt oranı ise anidulafungin için 8/11 (%72.7) ve kaspofungin için 3/3 (%100) olmuştur (fark -27.3, %95 GA -80.9, 40.3). Altı haftalık takip vizitine kadar tüm nedenlere bağlı mortalite anidulafungin için (MITT popülasyonu) 4/11 (%36.4) ve kaspofungin için 2/3 (%66.7) olarak saptanmıştır.
İnvazif kandidiyazisi (MITT popülasyonu) ve nötropenisi mikrobiyolojik olarak doğrulanmış hastalar 4 prospektif, açık etiketli, karşılaştırmalı olmayan çalışmadan elde edilen birleştirilmiş verilerin bir analizinde tanımlanmıştır. Anidulafunginin (200 mg intravenöz yükleme dozu ve ardından her gün intravenöz yoldan 100 mg) etkililiği, mutlak nötrofil sayısı  ≤ 500 hücre/mm3 veya BKH ≤ 500 hücre/mm3 olarak tanımlanmış 22 hasta veya araştırmacı tarafından başlangıçta nötropenik olarak sınıflandırılmış 13 hasta olmak üzere 35 yetişkin nötropenik hastada değerlendirilmiştir. Tüm hastalar en az 14 gün tedavi edilmiştir. Klinik açıdan stabil hastalarda, anidulafungin ile en az 5 ila 10 gün tedaviden sonra oral azol tedavisine geçişe izin verilmiştir. Hastaların birçoğunda sadece kandidemi görülmüştür(%85.7). Başlangıçta izole edilen en yaygın patojenler C. tropicalis (12 hasta), C. albicans (7 16/21 hasta), C. glabrata (7 hasta), C. krusei (7 hasta) ve C. parapsilosis (6 hasta) olmuştur. Başarılı
global yanıt oranı intravenöz tedavi sonunda (primer sonlanım noktası) 18/35 (%51.4) olurken tüm tedavilerin sonunda 16/35 (%45.7) olmuştur. 28. gün itibariyle tüm nedenlere bağlı mortalite 10/35 (%28.6) olarak saptanmıştır. Hem intravenöz tedavi sonunda hem de tüm tedavilerin sonunda başarılı global yanıt oranı, başlangıçta araştırmacılar tarafından nötropenili olduğu değerlendirilmiş 13 hastada 7/13 (%53.8) olmuştur.
5.2. Farmakokinetik özellikler
Genel özellikler
Anidulafunginin farmakokinetiği sağlıklı denekler, özel popülasyonlar ve hastalarda
tanımlanmıştır. Sistemik maruz kalmada denekler arasında düşük bir değişkenlik (varyasyon katsayısı ~%25) saptanmıştır. Kararlı duruma yükleme dozundan (günlük idame dozunun iki katı) sonra birinci günde ulaşılmıştır.
Emilim: IV uygulanan bir preparat olduğundan farmakokinetik özellikleri arasında “emilim” bir inceleme konusu değildir.
Dağılım: Anidulafunginin farmakokinetiği, hızlı bir dağılım yarı-ömrü (0.5-1 saat) ve total vücut sıvısı volümüne benzer bir şekilde 30-50 l‟lik bir dağılım hacmi ile tanımlanır. Anidulafungin insan plazma proteinlerine büyük oranda (>99%) bağlanır. İnsanlarda anidulafunginin belirgin bir
dokuya dağılımı ile ilgili çalışma yapılmamıştır. Bu yüzden anidulafunginin serebrosipinal sıvıya (CFS) penetrasyonu ve/veya kan-beyin bariyerini geçmesi konusunda bir bilgi yoktur.
Biyotransformasyon: Anidulafunginin hepatik metabolizması gözlenmemiştir. Anidulafungin sitokrom P450 izoenzimleri ile klinik açıdan önemli bir substrat, indükleyici ya da inhibitör değildir. Anidulafunginin sitokrom P450 izoenzimleri tarafından metabolize edilen ilaçların metabolizması üzerinde klinik açıdan önemli etki yaratması olası değildir. Anidulafungin fizyolojik ısıda ve pH‟da, yavaş bir kimyasal bozunmaya uğrayarak antifungal etkinliği olmayan açık halkalı bir peptit haline gelir. Anidulafungin‟in fizyolojik koşullar altında in vitro bozunma yarı-ömrü yaklaşık 24 saattir. In vivo ortamda açık-halkalı ürün daha sonra bozunmuş peptidik ürünlere dönüşür ve ağırlıklı olarak biliyer sistem yoluyla vücuttan dışarı atılır.
Eliminasyon:
Anidulafunginin klirensi yaklaşık 1 l/s‟tir. Anidulafunginin plazma konsantrasyon-zaman profilinin büyük bir çoğunluğunu karakterize eden yaklaşık 24 saatlik baskın bir eliminasyon yarı ömrü ile profilin son eliminasyon aşamasını karakterize eden 40-50 saatlik bir son yarıömrü vardır.
Tek-dozlu bir klinik çalışmada, sağlıklı deneklere işaretlenmiş (14C) anidulafungin (~88 mg) uygulanmıştır. Uygulanan radyoaktif dozun yaklaşık %30‟u 9 günde dışkıyla atılmış, bunun  %10‟dan azı bozulmamış ilaçtır. Uygulanan radyoaktif dozun %1‟den azı vücuttan idrarla atılmış olup göz ardı edilir bir renal klirens göstermektedir. Anidulafungin konsantrasyonları doz sonrası 6. günde miktarın alt sınırlarına düşmüştür. Doz sonrası 8. haftada, kan, idrar ve dışkıda ihmal edilebilir miktarlarda ilaç-kaynaklı radyoaktivite görülmüştür.
Doğrusallık/ Doğrusal olmayan durum
Anidulafungin geniş bir günlük doz aralığında (15-130 mg) doğrusal farmakokinetik göstermektedir.
Hastalardaki karekteristik özellikler
Mantar enfeksiyonu olan hastalar: Mantar enfeksiyonu olan hastalarda anidulafunginin farmakokinetiği, popülasyon farmakokinetik analizlerine dayanarak sağlıklı deneklerde gözlenene benzerdir. 1.1 mg/dk‟lık bir infüzyon hızında günlük 200/100 mg‟lık bir dozla, kararlı durum tepe (Cmaks) ve çukur konsantrasyonları (Cmin) sırasıyla yaklaşık 7 ve 3 mg/l‟ye ulaşabilir ve ortalama kararlı durum  EAA değeri yaklaşık 110 mg⋅saat/l‟dir.
Vücut ağırlığı:
Her ne kadar ağırlık popülasyon farmakokinetik analizinde klirens açısından değişkenlik kaynağı olarak tanımlansa da, ağırlığın anidulafunginin farmakokinetiği üzerinde düşük oranda klinik önemi vardır.
Cinsiyet:
Sağlıklı erkek ve kadınlarda anidlafunginin plazma konsantrasyonları benzerdir. Çoklu doz hasta çalışmalarında, ilaç klirensi erkeklerde biraz daha hızlı olmuştur (yaklaşık %22).
Yaşlılar: Popülasyon farmakokinetik analizi medyan klirens değerinin yaşlı grubu (hastalar ≥ 65 yaş, medyan CL = 1.07 l/s) ile yaşlı-olmayan grup (hastalar < 65 yaş, medyan CL = 1.22 l/s) arasında biraz farklılık gösterdiğini, ama klirens aralığının benzer olduğunu göstermiştir.
Köken:
Anidulafunginin farmakokinetiği beyaz, siyah, Asyalı ve Hispanik ırkta birbirine yakındır.
HIV pozitiflik:
Eşzamanlı anti-retroviral tedaviye bakılmaksızın HIV pozitifliğe bağlı doz ayarlaması gerektirmez.
Karaciğer yetmezliği:
Anidulafungin karaciğerde metabolize edilmez. Anidulafunginin farmakokinetiği Child-Pugh sınıfı A, B ya da C karaciğer yetmezliği olan hastalarda incelenmiştir. Anidulafungin konsantrasyonları herhangi bir şiddette karaciğer yetmezliği olan deneklerde artış göstermemiştir. Her ne kadar Child-Pugh sınıfı C karaciğer yetmezliği olan hastalarda EAA değerinde hafif bir azalma gözlenmiş olsa da, bu azalmanın sağlıklı denekler için gözlenen
popülasyon aralığı tahminlerinin içerisinde olduğu bildirilmiştir.
Böbrek yetmezliği:
Anidulafunginin ihmal edilebilir bir renal klirensi vardır (<%1). Hafif, orta, şiddetli derecede ya da son dönem (diyalize-bağımlı) böbrek yetmezliği olan hastalarla yapılan klinik bir çalışmada, anidulafunginin farmakokinetiği böbrek fonksiyonları normal olan deneklerde gözlenene benzer olmuştur. Anidulafungin diyaliz edilebilir değildir ve hemodiyaliz zamanına bakılmaksızın kullanılabilir.
Pediyatrik:
Günlük dozlar sonrasında anidulafunginin farmakokinetiği nötropenisi olan 24 immünkompromize pediyatrik hastada (2 ile 11 yaş arası) ve adolesan (12 ile 17 yaş arası) hastada araştırılmıştır. Kararlı duruma yükleme dozundan (idame dozunun iki katı) sonraki birinci günde ulaşılmış ve kararlı durum Cmaks ve EAAss dozla orantılı bir şekilde artış göstermiştir. 2 ile 17 yaş arası hastalarda 0.75 ve 1.5 mg/kg/gün‟lük günlük idame dozlarının
ardından sistemik maruz kalma, sırasıyla 50 ve 100 mg/gün sonrasında yetişkinlerde gözlenene benzer olmuştur.
5.3. Klinik öncesi güvenlilik verileri
Klinik-dışı veriler güvenlilik farmakolojisi, akut toksisite, tekrarlanan doz toksisitesi ve üreme toksisitesi çalışmalarına dayanarak insanlar açısından özel bir tehlike olmadığını ortaya koymuştur. Üç aylık çalışmalarda, sıçan ve maymunlarda öngörülen klinik terapötik maruz kalmanın 4 ila 6 katı yükseği dozlarda, enzimlerde yükselme ve morfolojik değişimler içeren karaciğer toksisitesi bulgusuna rastlanmıştır. Anidulafungin ile yapılan in vitro ve in vivo genotoksisite çalışmalarında genotoksik potansiyel bulgusu görülmemiştir. Hayvanlarda yapılan uzun dönemli çalışmalar anidulafunginin karsinojenik potansiyelini değerlendirmek amacıyla yapılmamıştır.
Sıçanlara anidulafungin verilmesi, erkek ve kadın fertilitesi  dahil üreme üzerinde herhangi bir etki göstermemiştir.
Anidulafungin sıçanlarda plasenta duvarını aşmış ve fetal plazmada tespit edilmiştir. İnsan fetusu açısından potansiyel risk bilinmemektedir.
Embryo-fetus gelişim çalışması 100 mg/gün olarak önerilen terapötik idame dozunun 0.2-2 katı dozlarda sıçanlarda, 1-4 katı dozlarda da tavşanlarda gerçekleştirilmiştir. Test edilen en yüksek dozda anidulafungin sıçanlarda ilaç ile alakalı gelişimsel toksisiteye sebep olmamıştır.
Tavşanlarda gözlenen gelişimsel et iler (fetus kilolarında biraz azalma) yüksek doz grubunda oluşmuştur, Bu doz aynı zamanda maternal toksisite de yaratmıştır.Enfekte olmamış yetişkinlerde ve yenidoğan sıçanlarda tek dozdan sonra anidulafunginin beyindeki konsantrasyonu düşüktür (beyin plazma oranı yaklaşık 0.2).Bunun yanında enfekte olmamış yenidoğan sıçanlarda 5 günlük dozdan sonra beyindeki konsantrasyon artmıştır
(beyin plazma oranı yaklaşık 0.7). Yaygın kandidiyazisli tavşanlarda ve CNS kandida enfeksiyonu olan farelerde yapılan çoklu doz çalışmaları anidulafunginin beyindeki fungal yükü azalttığını göstermiştir.
Sıçanlara 3 doz seviyesinde anidulafungin verilmiş ve 1 saat içinde ketamin ve ksilizin kombinasyonu kullanılarak uyutulmuşlardır. En yüksek doz alan sıçan grubu anestezi ile şiddetlenmiş infüzyon ile ilişkili reaksiyonlar deneyimlemişlerdir. Orta doz alan sıçan grubunda da benzer reaksiyonlar görülmüş fakat sadece anestezi uygulanmasından sonra bu reaksiyonlar ortaya çıkmıştır. Anestezi varlığında veya yokluğunda en düşük doz alan grupta herhangi bir yan etki görülmemiştir. Ayrıca orta doz alan grupta da anestezi yokluğunda infüzyon ile ilgili yan etkiler ortaya çıkmamıştır.
Anidulafungin emziren sıçanların sütünde bulunmuştur. Anidulafunginin insanda anne sütüne geçip geçmediği bilinmemektedir.
Anidulafungin, bağıl vücut yüzey alanı bazında 100 mg‟lık önerilen terapötik idame dozunun iki katına eşdeğer bir doz olan, en yüksek 20 mg/kg/gün dozunda ilaçla bağlantılı gelişimsel toksisite göstermemiştir.
6. FARMASÖTİK ÖZELLİKLER
6.1. Yardımcı maddelerin listesi
Fruktoz
Mannitol (E421)
Polisorbat 80 (E433)
Tartarik asit (E334)
Sodyum hidroksit (pH ayarı için)
Hidroklorik asit (pH ayarı için)
6.2. Geçimsizlikler
Bu tıbbi ürün, Bölüm 4.2 Uygulama Şekli‟nde belirtilenler dışında diğer tıbbi ürünler ya da elektrolitler ile karıştırılmamalı ya da birlikte verilmemelidir.
6.3. Raf ömrü:  24 ay
Sulandırılmış çözelti 1 saate kadar 2-25˚C‟de saklanabilir. Seyreltilmiş infüzyon çözeltisi 2-8˚C‟de buzdolabında saklanmalıdır ve 24 saat içinde
kullanılmalıdır. Dondurmayınız.
6.4. Saklamaya yönelik özel tedbirler
2˚C-8˚C‟de buzdolabında saklayınız. 25˚C‟ye kadar sıcaklıklara 48 saat maruz kalabilir. Sıcaklık maruziyetinden sonra, toz hemen sulandırılmalı ve Bölüm 4.2.‟de belirtilen açıklamalar doğrultusunda seyreltilmelidir. Eğer hemen sulandırılmayacaksa, sıcaklık maruziyetinden sonra toz atılmalıdır.
Mikrobiyolojik açıdan seyreltilmiş infüzyon çözeltisi hemen kullanılmalıdır. Eğer hemen kullanılmayacaksa, önerilen saklama koşulu 2-8 ºC‟de en fazla 24 saattir.
6.5. Ambalajın niteliği ve içeriği
Karton kutu içinde; 100 mg liyofilize toz içeren 20 mm bromo bütil liyofilizasyon tıpalı, gri flip-off kapaklı, 30 mL kapasiteli tip I renksiz cam flakon içerir.
6.6. Beşeri tıbbi üründen arta kalan maddelerin imhası ve diğer özel önlemler
Kullanılmamış olan ürünler ya da atık materyaller “Tıbbi Atıkların Kontrolü Yönetmeliği” ve “Ambalaj ve Ambalaj Atıkları Kontrolü Yönetmeliği”ne uygun olarak imha edilmelidir.
7. RUHSAT SAHİBİ
VEM İlaç San. ve Tic. A.Ş.
Cinnah Cad. Yeşilyurt Sok. No: 3/2
Çankaya / ANKARA

Source link

EJACERA % 10 sprey, nedir, ne işe yarar, nasıl kullanılır, yan etkileri

Endikasyon Bilgisi :

Cinsel işlev bozukluğu yaşayan erkeklerde EJACERA sprey; erken boşalmanın (ejekülasyonun) geciktirilmesine yardımcı olur. İlacın etken maddesi lidokain, hücre zarındaki sinirsel uyarıların oluşumunu ve iletimini önlemek suretiyle, uygulandığı bölgede uyuşma (dermal anestezi) sağlayarak etkisini gösterir. EJACERA, hekim tavsiyesi dışında en fazla üç aylık kullanımla sınırlıdır.

 

EJACERA %10 sprey, çözelti’nin Kullanım Şekli

  1. Hekiminiz EJACERA Spreyi nasıl reçete ettiyse o şekilde kullanmanız gerekmektedir. Tedavi süresince önemle hekimin direktiflerine uyunuz.
  2. EJACERA Sprey ile tedavi süresi, hekim önerisi dışında en fazla üç aylık kullanımla sınırlıdır.
  3. İlacınızı cinsel birleşmeden takriben 10-15 dakika önce penisinizin başına(prepitium) ve gövde kısmına başlangıçta birkaç defa püskürtünüz. Ancak 1 günde maksimum püskürtme dozu 6 defayı geçmemesine ve gerekli olan en az miktarı kullanmaya dikkat etmeniz önemlidir. İlacı uyguladıktan sonra hafifçe masaj yaparak emilmesini sağlayınız. Cinsel birleşmeden sonra yıkamayı ihmal etmeyiniz.
  4. Eğer, penisinizde deri döküntüleri veya egzama var ise; EJACERA kullanmayınız.

 

EJACERA %10 sprey  Hakkında Bilinmesi Gereken Hususlar :

  1. İlacın etken maddesine veya herhangi bir ilaca karşı daha önce sizde aşırı hassasiyet oluştuysa; EJACERA Spreyi kullanmanız önerilmemektedir.
  2. Deri üzerine sürülen bir ilaç olduğu için ağır karaciğer hastalığı yada böbrek hastalığı olanlarda dozaj ayarlamasına gerek bulunmamaktadır.
  3. Cinsel organınızda (peniste) mantar, bakteri veya virüs kaynaklı herhangi bir enfeksiyon belirtisi var ise bu ilacı kullanmayınız.
  4. Eğer kalp ritmi bozukluğunuz var ise ve kalp ritminizi düzenleyici herhangi bir ilaçla tedavi görüyorsanız; EJACERA Sprey kullanmanız önerilmez.
  5. Kan dolaşımı enfeksiyonu (septisemi) veya sepsis varlığı ve genital bölgedeki mukozanın  hasarlı olması EJACERA’nın hızlı emilmesine sebep olabileceğinden söz konusu durumlarda çok dikkatli kullanılmalıdır.
  6. İyi huylu olmayan tümör varlığı ya da epilepsi hastalığı, ağır kalp hastalığı veya  porfiria rahatsızlığınız var ise; EJACERA ilacı kullanmadan önce hekiminizi rahatsızlıklarınız konusunda bilgilendirmelisiniz.
  7. Korneada tahriş oluşturabilme tehlikesine karşı EJACERA’nın gözünüze değmesinden sakınınız. Yanlışlıkla değmesi halinde bol ılık su ile temizleyiniz.
  8. Hamilelik ve emzirme dönemlerinde bu ilaç  hekime danışmadan kullanılmamalıdır.

 

EJACERA %10 sprey, çözelti’nin yan etkileri

  1. Genital bölgede kızarıklık, kaşıntı ve tahriş EJACERA Spreyin yaygın görülebilecek yan etkilerdir.
  2. EJACERA Spreyin uzun süreler kullanımına bağlı dermal hassasiyet yan etki olarak görülebilir.

 

İlaç Etken maddesi: lidokain hidroklorürdür.
Diğer bileşenleri:  lavanta esansı,  propilen glikol, sodyum hidroksit, PEG 400, klorhekzidin glukonat, saf su.
İlaç Marka İsmi : EJACERA %10 sprey

EJACERA sprey kullanma talimatı


EJACERA sprey kullanma talimatı

EJACERA sprey  kısa ürün bilgisi


EJACERA sprey kısa ürün bilgisi

FLUZAMED 150 mg 12 kapsül, nedir, ne işe yarar, yan etkileri, nasıl kullanılır

Endikasyon Bilgisi :

FLUZAMED 150 mg 12 kapsül‘ün içinde bulunan aktif madde Flukonazol, özellikle maya mantarı olan candida mantarının sebep olduğu enfeksiyonların tedavisinde kullanılan bir antifugnaldir. Bu ilaç, Tinea korporis (gövde, kol ve bacakların yüzeyel mantar enfeksiyonu), tinea manum (el mantarı), Tinea pedis (ayak mantarı), tinea unguium tırnak mantarı, dermatomikozlar (mantar özellikle candida kaynaklı cilt, mukoza veya genital bölge enfeksiyonları), Tinea kruris (bacakların arasında veya kasıklarda kahverengi, kırmızımsı lekeler, kaşıntı ve yanma belirtileri gösteren kasık mantarı); tinea versicolor (boyunda, göğüs, kolların üst kısımları ya da sırtta görülen beyazdan pembeye veya bronz renkten kahverengiye kadar değişen renklerdeki lekeler ve hafif pullanma belirtileri olan mantar enfeksiyonu) tedavisi için üretilmiştir.

 

FLUZAMED 150 mg 12 kapsül Hakkında Bilinmesi Gereken Hususlar :

  1. Eğer FLUZAMED’in içindeki aktif maddeye, yardımcı maddelerden herhangi birisine veya daha önce mantar ilacı kullandığınızda aşırı duyarlılık oluştu ise; ya da FLUZAMED ilacı  kullanmamalısınız.
  2. Eğer antihistaminik bir ilaç astemizol veya kullanıyorsanız; kalbinizde ritim düzensizliği var ise ve kinidin kullanıyor iseniz; psikiyatri tedavisi görüyorsanız ve antipsikotik ilaçlardan pimozid kullanıyorsanız; bir mide ilacı olan sisaprid kullanıyor iseniz; FLUZAMED ilacı  kullanmamalısınız.
  3. Sinüs bradikardisi (Kalp atışının dakikada 60 dan düşük olması; geçirilmiş felç, kalp krizi öyküsü; bilhassa kalp yetersizliği durumunda kalp adalesinde  ani başlayan veya geçmişten gelen bir rahatsızlık;  doğuştan veya kanıtlanmış kalp ritminde bozukluğuna ve ani ölümlere yol açabilen bir durum mevcutsa; kanda kalsiyum, magnezyum veya potasyum ölçümlerinde bir anormallik var ise; karaciğerde bir enzim olan CY3A4 tarafından yıkılmayan fakat kalbin elektriksel etkinliğine ait kayıtta (EKG) QT aralığını uzattığı bilinen eş zamanlı ilaç alıyor iseniz;  kanser, AIDS  hastalığı; böbrek veya karaciğer ile ilgili bir problem var ise; hekime rahatsızlıklarınız hakkında bilgi vermeniz gerekmektedir. Sözü edilen durumlardan herhangi birinin varlığında FLUZAMED  kullanırken çok dikkatli olunmalıdır.
  4. Yaşı 16′ dan küçüklere FLUZAMED hekim kontrolü dışında verilmemelidir.
  5. Eğer, potansiyel olarak birden fazla eş zamanlı karaciğeri harap eden ve karaciğer dokularınızı öldürecek (hepatik nekroz) altta yatan hastalık oluşursa. FLUZAMED ile karaciğerinizin zedelenmesi veya tahriş olması durumu geri dönüşümlüdür. FLUZAMED’le tedavi devam ederken ciddi karaciğer hasarı oluşması durumuna karşı hekiminiz durumunuzu izleyecektir, lüzum halinde ilacın kullanımını durdurabilir.
  6. Toksik epidermal nekroliz Ve Stevens-Johnson sendromu gibi döküntülü deri reaksiyonları gelişirse. Sıvı dolu kabarcık özelliği gösteren bozukluk veya genelde kendiliğinden geçen, el, yüz ve ayakta dantele benzer kızarıklık oluşturan, aşırı hassasiyet oluşması halinde hekiminiz FLUZAMED’le tedaviyi bırakmanızı isteyebilir.
  7. Hekim tersini tavsiye etmediği sürece hamilelik dönemindeki anne adayları  ve çocuk emziren anneler FLUZAMED kullanılmamalıdırlar.
  8. Bu ilaç, laktoz içermektedir. Eğer daha önceden size bazı şekerlere karşı dayanıksızlık gösterdiğinizi söylendi ise FLUZAMED’i kullanmadan önce; hekiminize durumunuzu anlatınız.
  9. Hekim tavsiye etmediği müddetçe FLUZAMED kullanmayı bırakmayınız. FLUZAMED’ i bırakmanızı gerektirecek bir durum var ise; buna hekiminiz karar verecektir. FLUZAMED kullanımıyla ilgili sorularınızı hekiminizle görüşünüz.

 

FLUZAMED 150 mg 12 kapsül ‘ün Kullanım Şekli :

  1. Kapsüller bütün olarak bir bardak suyla alınır. Tercihen yemekten önce ya da sonra kullanılabilir.
  2. Deri yüzeyi mantarı (Tinea versicolor) tedavisinde tavsiye edilen doz iki hafta için haftada 1 defa 300 mg şeklindedir. Bazı kişilerde 3. hafta 300 mg flukonazol kafi gelirken;  kimi kişilerde tek doz 300-400 mg
    yeterli olmaktadır. Altematif bir doz rejimi iki  ila dört  hafta sürece, günde 50 mg şeklinde önerilmektedir. Tırnaktaki mantar hastalığı tedavisinde tavsiye edilen  haftada 150 mg tek dozdur. Tedavi, enfekte
    olmamış tırnağın uzayıp, enfekte tırnağın yerini almasına kadar devam ettirilmelidir. Normal olarak el tırnaklarının tekrar çıkması için 3-6 ay, ayak tırnakları için 6-12 aylık bir zaman gerekmektedir. Bununla beraber tırnağın uzama süresi kişiye ve yaşa bağlı olarak değişebilmektedir. Uzun süreli kronik mantar enfeksiyonlarının başarılı bir şekilde tedavisinin ardından, bazen tırnakta şekil bozuklukları kalıcı olabilir.
  3. Ayak mantarı (Tinea pedis), kasık mantarı (Tinea kruris), gövde, kol ve bacakların yiizeyel mantar enfeksiyonu (Tinea korporis) ve bir tür mantar hastaliğı olan kandida enfeksiyonlarını içeren dermal endikasyonlarda tavsiye edilen haftada bir kez 150 mg veya günde 1 kere 50 mg’dır. Tedavinin süresi 2 ila 4 haftadır. Ayak mantarı (Tinea pedis) 6 haftayı bulan tedaviye ihtiyaç duyulabilir.
  4. Hekim tarafından kültür ve diğer laboratuvar çalışmalarlnın sonuçları bilinmeden önce tedaviniz başlatılabilir. başlayabilir. Sonuçlar belli olduğunda, FLUZAMED’ le tedaviyi gerektiği şekilde hekim düzenlenecektir.
  5. Tek bir doz gerektiren tedavide dozaj ayarlamasına lüzum yoktur. Hekiminiz, böbrek enfeksiyonunuza bağlı olarak FLUZAMED dozunuzu değiştirebilir.
  6. FLUZAMED’ i size uygun görülen dozun üzerinde kullanmayınız. Hekiminizin direktiflerine dikkatle uyunuz.

 

FLUZAMED 150 mg 12 kapsül ‘nün İstenmeyen Etkileri :

 

  1. FLUZAMED ‘in içindeki etken maddeye aşırı duyarlı hastalarda istenmeyen etkiler ortaya çıkabilir. Ani hırıltı, nefes alma zorluğu veya göğüste sıkışma; tüm vücutta kaşıntı, ciltte kızarma veya kaşıntılı kırmızı lekeler; göz kapakları, yüz veya dudaklarda şişlik; kabarmaya neden olan, ağzı ve dili de etkileyebilen döküntü gibi şiddetli cilt alerjisi;  FLUZAMED ‘in çok seyrek görülebilecek yan etkileridir. AIDS hastalarında bu alerjik yan etkilere maruz kalma riski daha fazladır. Söz konusu yan etkilerden herhangi birisi kendinizde geliştiyse; acilen hekime haber veriniz. Bir sağlık kuruluşuna yatırılmanız gerekebilir.
  2. FLUZAMED ‘in hafif ve kısa süreli yan etkileri : mide bulantısı, başağrısı, ishal, gaz, döküntü, kaşınma, saç dökülmesi, halsizlik, kas ağrısı, yorgun hissetme, sersemlik hali, ağız tadında bozukluk, sarılık (karaciğerde hasar ve gözler  ve cildin sararması), nöbet, uykulu hissetme ya da uykusuzluk hali, denge bozukluğuna bağlı baş dönmesi, beyaz kan hücreleri sayısında azalma, kanda kolesterol, yağ veya tuz düzeylerinde artış.

 

İlaç Etken Maddesi: 150 mg Flukonazol
Yardımcı maddeler: Lakloz monohidrat 124.9980 mg, Sodyum lauril sülfat 1.7010 mg
İlaç Marka İsmi: FLUZAMED 150 mg 12 kapsül

Ruhsat sahibi :
World Medicine ilaç San. ve Tic. A.Ş.
EwenMah. Cami Yolu Cad. No:50, P.K.:342I2, Güneşli, Bağcılar, İstanbul

KLİNİK ÖZELLİKLER

Terapötik endikasyonlar :
Tinea pedis, tinea korporis, tinea kruris, tinea versicolor, deri ve mukozaların kandida, enfeksiyonları dahil olmak üzere dermatomikozlar ve onikomikozlarda endikedir. Kültür ve diğer laboratuvar çalışmalarının sonuçları bilinmeden önce tedavi başlatılabilir. Bu sonuçların varlığında, tedavi gerektiği şekilde düzenlenmelidir.Kültür ve diğer laboratuar çalışmalarının sonuçları bilinmeden önce tedavi başlatılabilir. Fakat bu sonuçlar mevcut olduğunda, tedavi gerektiği şekilde düzenlenmelidir.Yetişkinlerde kullanımı Doktor tarafından başka şekilde önerilmediği takdirde: Tinea pedis, korporis, haris ve kandida enfeksiyonlarını içeren dermal endikasyonlarda önerilen doz haftada bir kez l50 mg’dır. Tedavinin süresi 2 ila 4 haftadır. Tinea pedis 6 haftaya Varan tedavi gerektirebilir. Tinea versicolor için önerilen doz2hafta için haftada bir kez 300 mg’dır. Kimi hastalarda üçüncü hafta 300 mg flukonazol gerekirken kimi hastalarda tek doz 300-400 mg yeterli olabilmektedir. Alternatif bir doz rejimi 2 ila 4 hafta boyunca, günde 50 mg’ dır. onikomikoz için önerilen doz, haftada l50 mg tek dozdur. Tedavi, enfekte olmamış tırnağın uzaylp enfekte tırnağın yerini almasına kadar devam ettirilmelidir. Normal olarak el tırnaklarının tekrar çıkması için 3-6 ay; ayak tımakları için 6-12 aylık bir süre gerekmektedir. Bununla birlikte tırnağın uzama süresi kişiye Ve yaşa bağlı olarak değişebilmektedir. Uzun süreli kronik enfeksiyonların başarılı bir şekilde tedavisinin ardından, bazen tırnakta şekil bozuklukları kalabilir.

FLUZAMED kapsül ağızdan alınır. Kapsüller bütün olarak yutulmalıdır.
Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler
Böbrek yetmezliği: Flukonazol çok buyuk oranda değişmeden idrarla atılır. Tek doz tedavide doz ayarlaması gerekmemektedir. Multipl flukonazol dozları alacak olan, çocuklar da dahil olmak üzere renalçfonksiyonu bozulmuş hastalarda, 50 mg ila 400 mg’lık bir başlangıç yükleme dozu (endikasyona uygun olarak) verilmelidir’ Yükleme dozundan sonra, günlük doz (endikasyona uygun olarak) aşağıdaki tabloya göre düzenlenmelidir.

Kreatinin Klerensi (ml/dak)                      Önerilen Doz Yüzdesi
>50                                                                                % 100
≤50 (diyalize tabi değil)                                              % 50
Muntazam diyalize tabi hastalar           Her diyaliz seansından sonra % 100
Düzenli diyalize giren hastalar her diyalizin ardından önerilen dozun % 100’ünü, diyalizin olmadığı günlerde kreatinin klerenslerine göre azaltılmış doz almalıdırlar.
Karaciğer yetmezliği: Mevcut değil
Pediyatrik popülasyon : l6 yaşından küçük çocuklarda flukonazolün, doktor gözetimi haricinde kullanımı
önerilmemektedir.
Geriyatrik popülasyon : Renal bozukluk belirtilerinin olmadığı hallerde, normal doz tavsiyesi benimsenmelidir. Renal bozukluğu olan hastalarda (kreatinin klerensi < 50 ml/dak) dozaj böbrek yetmezliği bölümünde tarif edildiği gibi ayarlanmalıdır.
Kontrendikasyonlar
Flukonazol, ilacın kendisine, bileşenlerinden herhangi birisine veya benzer azo| bileşiklerine hassas olduğu bilinen hastalarda kullanılmamalıdır.
Multipl doz etkileşim çalışmaları sonuçlarına göre günde 400 mg veya daha yüksek miktarlarda multipl doz flukonazol alan hastalarda flukonazol ile beraber kullanılan terfenadin kontrendikedir. QT aralığını uzattığı bilinen ve CYP3 A4 enzimi aracılığıyla metabolize edilen sisaprid, astemizol, eritromisin, pimozid ve kinidin gibi diğer ilaçların birlikte uygulanması, flukonazol alan hastalarda kontrendikedir.
Özel kullanım uyarıları ve önlemleri
Flukonazol, karaciğer disfonksiyonu olan hastalara dikkatli biçimde uygulanmalıdır. Özellikle AiDS ve kanser gibi ciddi, altlayatan hastalıkları o|anbazı hastalarda, Flukonazol ile tedavi sırasında hematolojik, hepatik, renal ve diğer biyokimyasal fonksiyon testi sonuçlarında anormallikler gözlenmiştir; fakat, klinik anlamhlık ve tedaviyle ilişki belirsizdir. Çok nadiren, alffa yatan ciddi hastalık nedeniyle ölen ve Flukonazol ‘ün çoklu dozlarını alan hastalarda hepatik nekroz dahil ölüm sonrasl bulgular bulunmuştur. Bu hastalar, bazılarının potansiyel olarak hepatotoksik olduğu bilinen birden fazla eşzamanlı ilaç almış velveya hepatik nekroza yol açabilecek altta yatan hastalıkları olmuştur. Flukonazol alan özellikle ağır tıbbi
sorunları olan hastalarda nadir olarak, ölüm dahil, ciddi hepatik toksisite gözlenmiştir.
Flukonazole bağlı hepatoksisite durumlarında; hastanın yaşı ya da cinsiyetiyle, tedavinin süresiyle ve toplam günlük dozla ilgili açık bir ilişki gözlenmemiştir. Flukonazol hepatotoksisitesi, genellikle tedavinin kesilmesiyle reversibl olmuştur. Flukonazol tedavisi boyunca anormal karaciğer fonksiyon testleri saptanan hastalar, daha ciddi hepatik hasar gelişme riskine karşı takip edilmelidir. Flukonazol kullanımına bağlı olabilecek karaciğer hastalığı ile uyumlu klinik bulgu ya da semptomlar gelişirse flukonazol kesilmelidir. Flukonazol ile tedavi sırasında hastalarda nadiren toksik epidermal nekroliz ve Stevens-Johnson sendromu gibi döküntülü deri reaksiyonları gelişmiştir. AIDS’li hastalarda pek çok ilaca karşı
şiddetli deri reaksiyonları görülme eğilimi daha yüksektir. Yüzeysel fungal enfeksiyon için tedavi edilen bir hastada flukonazole bağlı olabileceği düşünülen bir deri döküntüsü oluşursa, bu ajanla tedavi kesilmelidir. İnvaziv/sistemik fungal enfeksiyonu olan hastalarda deri döküntüsü oluşursa,
bunlar yakından takip edilmeli ve büllöz lezyonlar veya eritema multiforme gelişecek olursa flukonazol kesilmelidir.Günde 400 mg’dan az flukonazol dozları ile beraber terfenadin kullanılan hastalar dikkatlice
izlenmelidir.Ender vakalarda, diğer azollerde görüldüğü gibi anaflaksi bildirilmiştir.
Flukonazol dahil bazı azoller,elektrokardiyografide QT aralığınln uzamasl ile ilişkilendirilmiştir. Pazarlama sonrasl gözlem sırasında’ flukonazol alan hastalarda çok nadir olarak QT aralığınıın uzaması ve torsade de pointes vakaları görülmüştür. Vakaların yapısal kalp hastalığı, elektrolit
bozuklukları ve birlikte ilaç kullanımı gibi duruma katkısı olabilecek risk faktörleri taşıyan ciddi hastalıkları olan hastalar olduğu raporlanmıştır.
Flukonazol ve QT uzamasl arasındaki ilişki tam olarak belirlenmediği halde, flukonazol, aşağıdaki gibi potansiyel olarak proaritmik durumları olan hastalarda dikkatli biçimde kullanılmalıdır:
•Konjenital veya belgelenmiş, edinilen QT uzaması
•Kardiyomiyopati – özellikle kalp yetmezliği var olduğunda
•Sinüs bradikardi
•Mevcut semptomatik aritmiler
•CY34A tarafından metabolize edilmeyen, fakat QT aralığını uzattığı bilinen eşzamanlı ilaç
•Hipokalemi, hipomagnezemi gibi elektrolit bozukluklar
Flukonazol, renal disfonksiyonu olan hastalara dikkatli biçimde uygulanmalıdır
Flukonazol, potent CYP2C9 inhibitörü ve orta CYP3A4 inhibitörüdür. Flukonazolle ve CYPzCg ve CYP3A4 aracılığıyla metabolize edilen dar terapötik penceresi olan ilaçlarla eşzamanlı olarak tedavi edilen hastalar izlenmelidir.
Diğer tıbbi ürünler ile etkileşimler ve diğer etkileşim şekilleri
Aşağıdaki diğer tıbbi ürünler ile kullanımı kontrendikedir:
Sisaprİd: Flukonazol ile beraber sisaprid uygulanan hastalarda torsade de pointes de dahil olmak üzere bazı kardiyak olaylar bildirilmiştir. Kontrollü bir çalışmada, günde bir kez 200 mg flukonazol ve günde dört kez 20 mg sisapridin birlikte uygulanmasının, sisaprid plazma düzeylerinde
artışa ve QT aralığınm uzamasına neden olduğu gösterilmiştir. Bu vakaların çoğunda, hastaların aritmilere yatkın olduğu veya a|tta yatan ciddi rahatsızlıkları bulunduğu görülmektedir; ayrıca, rapor edilen olaylar ile olası bir flukonazol-sisaprid ilaç etkileşimi arasındaki ilişki belirsizdir. Bu tip etkileşimlerin potansiyel ciddiyetinden dolayı flukonazol alan hastalarda sisaprid ile birlikte tedavi kontrendikedir.
Terfenadin:
Terfenadin ile birlikte azol grubu antifungal ilaçları alan hastalarda QTc aralığının uzamasına sekonder olarak ciddi kardiyak disritmilerin ortaya çıkması nedeniyle etkileşme çalışmaları yapılmıştır. QTc aralığının uzadığını göstermek için günlük 200 mg’lık flukonazol dozuyla
yapılan bir çalışma başarılı olmamıştır. Günde 400 mg ve 800 mg flukonazol ile yapılan bir başka çalışmada, günlük 400 mg veya daha faz|a dozlatda flukonazol alımı beraber uygulanan terfenadinin plazma seviyelerini önemli ölçüde yükseltmiştir. Terfenadin ile beraber 400 mg veya daha fazla dozlarda flukonazol kullanıml kontrendikedir.
Günde 400 mg’dan az flukonazol doz|arı ile beraber terfenadin kullanılan hastalar ise dikkatlice izlenmelidir. Eşzamanlı olarak flukonazol ve terfenadin alan hastalarda, spontan olarak rapor edilmiş palpitasyonlar, taşikardi, baş dönmesi ve göğüs ağrısı vakaları mevcuttur; bu vakalarda rapor edilen advers olaylar ile ilaç tedavisi veya altta yatan tıbbi rahatsızlıklar arasındaki ilişki belirsizdir. Bu tür bir etkileşimin potansiyel ciddiyeti
nedeniyle, terfenadinin flukonazol ile kombinasyon halinde alınmaması önerilmektedir.
—Astemizol: Flukonazolün astemizolle eşzamanlı uygulaması, astemizol klerensini azaltabi|ir. Astemizolün plazma konsantrasyonlarında elde edilen artış, QT uzamaslna ve nadiren torsade de pointes oluşumuna neden olabilir. Flukonazol ve astemizolün birlikte uygulanması kontrendikedir.
—Pimozid: In vitro veya in vivo olarak incelenmediği halde, flukonazolün pimozid ile birlikte uygulanması, pimozid metabolizmasında inhibisyona yol açabilir. Pimozidin plazma konsantrasyonlarındaki artış, QT uzamaslna ve nadiren torsade de pointes oluşumuna neden olabilir. Flukonazolün
pimozidle birlikte uygulanması kontrendikedir.
—Kinidin: In vitro veya in vivo çalışılmamış olmasına rağmen, flukonazolün kinidin ile birlikte  uygulanması, kinidin metabolizmaslnda inhibisyona neden olabilir. Kinidin kullanımı, QT uzamasl ve nadir olarak torsades de pointes vakaları ile ilişkilendirilmiştir. Flukonazolün kinidin
ile birlikte uygulanması kontrendikedir.
—Eritromisin: Flukonazol ile eritromisinin eşzamanlı kullanımı, kardiyotoksisite (uzamış QT aralığı, torsades de pointes) Ve sonuç olarak ani kalp ölümü riskini artırma potansiyeline sahiptir. Flukonazolün eritromi sin ile birl ikte uygulanması kontrendikedir.
Aşağıdaki diğer tıbbi ürünler ile birlikte kullanımı önlem ve doz ayarlaması gerektirir:
Diğer tıbbi ürünlerin flukonazol iizerine etkisi
—Hidroklorotiazid: Kinetik bir etkileşim çalışmasında, flukonazol alan sağlıklı gönüllülerde birlikte çoklu dozlarda hidroklorotiazid verilmesi, flukonazol plazma seviyelerini %o40 artırmıştlr. Bu sınırlardaki bir etki, birlikte diüretik kullanan hastalarda flukonazol doz rejiminde bir değişiklik gerektirmez ise de, uygulayıcı hekim tarafından akılda bulundurulmalıdır.
—Rifampisin: Flukonazol ile birlikte uygulanan rifampisin, flukonazolun eğri altı alanında (EAA) %25 ve yarı-ömründe %20 azalmaya yol açmıştır. Birlikte rifampisin verilen hastalarda flukonazol dozunun artırılması düşünülmelidir.
Flukonazolün diğer tıbbi ürünler üzerine etkisi
Flukonazol, sitokrom P450 (CYP) 2C9 izoenziminin potent inhibitortı ve orta CYP3A4  inhibitörüdür. Aşağıda açıklanan gözlenmiş/belgelenmiş etkileşimlere ek olarak, flukonazolle birlikte uygulanan ve CYP2C9 ve CYP3A4 tarafindan metabolize edilen diğer bileşiklerin plazma konsantrasyonunda artış riski mevcuttur. Bu nedenle, bu kombinasyonları kullanırken dikkatli olunmalı ve hastalar dikkatlice izlenmelidir. Flukonazolün enzimi inhibe etme etkisi,  flukonazolün uzun yarı ömrü nedeniyle flukonazol tedavisinin kesilmesinden Sonra 4-5 gün devam eder.
—Alfentanil: Bir çalışmada, flukonazolle eşzamanlı tedavi sonrasında alfentanilde yarı ömür uzamaslnln yanı sıra klerens ve dağılım hacminde düşüş gözlenmiştir. olası etki mekanizması, flukonazolün CYP3A4’ü inhibe etmesidir. Alfentanil in dozunun ayarlanmas ı gerekebi lir.
Amitriptilin, nortriptilin :
—Flukonazol, amitriptilin ve nortriptilinin etkisini artırır. 5-nortriptilin velveya S-amitriptilin, kombinasyon tedavisinin başlangıcında ve bir hafta sonra ölçülebilir. Amitriptiliıı/nortriptilin dozajı gerekirse ayarlanmalıdır.
—Amfoterisin B: Flukonazol ve amfoterisin B’nin enfekte, normal ve bağışıklığı zayıflatılımış farelerde eş zamanlı uygulaması, şu sonuçları göstermiştir: C. albicans ile sistemik enfeksiyonda küçük, ek antifungal etkj, Cryptococcus neoformans ile intrakranial enfeksiyonda etkileşim olmaması ve A. Fumigatus ile sistemik enfeksiyonda iki ilacın antagonizmi. Bu çalışmalarda elde edilen sonuçların klinik anlamlılığı bilinmemektedir.
—Antikoagulanlar: Etkileşim çalışmasında, sağlıklı erkeklerin varfarin kullanımından soffa flukonazol protrombin Zamanlnl artırmıştır(%l2). Pazar|ama sonrası deneyimde, diğer azol antifungallerinde olduğu gibi, flukonazol ve varfarinin birlikte kullanımında, protrombin zamanınln uzamaslyla ilişkili olarak kanama olayları (çürükler, epistaksis, gastrointestinal kanama, hematüri ve melena) bildirilmiştir. Kumarin tipi antikoagulan alan hastalarda protrombin Zaman| dikkatlice takip edilmelidir. Varfarin dozunun ayarlanması gerekli olabilir.
—Azitromisin: l8 sağlıklı bireyde gerçekleştirilen açık-etiketli, randomize, üç yönlü çaptaz bir çalışmada, 1200 mg oral tek doz azitromisin ve 800 mg oral tek doz flukonazol kullanılarak, ilaçların birbirlerinin farmakokinetiği üzerine olan etkileri değerlendirilmiştir. Flukonazol ve azitromisin arasında anlamlı bir farmakokinetik etkileşime rastlanmamıştır.
—Fenitoin: Flukonazol fenitoinin hepatik metabolizmasını inhibe eder. Flukonazol ve fenitoinin birlikte kullanılması fenitoin düzeylerini klinik olarak anlamlı derecede yükseltir. Eğer bu iki ilacın birlikte kullanımı gerekiyorsa, fenitoin toksisitesini önlemek için serum fenitoin düzeyleri takip edilmeli ve terapötik düzeyleri devam ettirecek şekilde fenitoin dozu ayarlanmalıdır.
—AlFentanil: Bir çalışmada, flukonazol|e eşzamanlı tedavi sonrasında alfentanilde T½ uzamasının yanı sıra klerens ve dağılım hacminde düşüş gözlenmiştir. Olası etki mekanizması, flukonazolün CYP3A4’ü inhibe etmesidir. Alfentanilin dozunun ayarlanması gerekebilir.
—Amitriptilin, nortriptilin : Flukonazol, amitriptilin ve nortriptilinin etkisini artırır. 5-nortriptilin velveya S-amitriptilin, kombinasyon tedavisinin başlangıcında ve bir hafta sonra ölçülebilir. Amitriptiliıı/nortriptilin dozajı gerekirse ayarlanmalıdır.
—Amfoterisin B: Flukonazol ve amfoterisin B’nin enfekte, normal ve bağışıklığı zayıflatılımış farelerde eş zamanlı uygulaması, şu sonuçları göstermiştir: C. albicans ile sistemik enfeksiyonda küçük, ek antifungal etkj, Cryptococcus neoformans ile intrakranial enfeksiyonda etkileşim olmaması ve A. Fumigatus ile sistemik enfeksiyonda iki ilacın antagonizmi. Bu çalışmalarda elde edilen sonuçların klinik anlamlılığı bilinmemektedir.
—Antikoagulanlar: Etkileşim çalışmasında, sağlıklı erkeklerin varfarin kullanımından sonra flukonazol protrombin zamanlnl artırdı (% 12). Pazarlama sonrası deneyimde, diğer azol antifungallerinde olduğu gibi, flukonazol ile varfarinin birlikte kullanımda, protrombin Zamanının uzamasıyla  ilişkili olarak kanama olayları (çürükler, epistaksis, gastrointestinal kanama, hematüri ve melena) bildirilmiştir. Kumarin tipi antikoagulan alan hastalarda protrombin Zamanl dikkatlice takip edilmelidir. Varfarin dozunun ayarlanması gerekli olabilir.
—Azitromisin: l8 sağlıklı bireyde gerçekleştirilen açık-etiketli, randomize, üç yönlü çaptaz bir çalışmada, 1200 mg oral tek doz azitromisin ve 800 mg oral tek doz flukonazol kullanılarak, ilaçların birbirlerinin farmakokinetiği üzerine olan etkileri değerlendirilmiştir. Flukonazol ve azitromisin arasında anlamlı bir farmakokinetik etkileşime rastlanmamıştır.
—A Vitamini: All-trans-retinoid asit (A vitamininin asit formu) ve flukonazon ile kombinasyon tedavisi alan bir hastayla ilgili vaka raporuna göre, MSS ile ilgili istenmeyen etkiler, psödotümör serebri biçiminde gelişmiştir; bu etkiler, flukonazol tedavisi kesildikten sonra kaybolmuştur. Bu kombinasyon kullanılabilir, ancak MSS ile ilgili istenmeyen etkilerin insidansı dikkate alınmalıdır.
—Benzodiazepinler (Kısa etkili): Midazolamın oral uygulamasını takiben, flukonazol, midazolamın konsantrasyonunda ve psikomotor etkilerinde belirgin bir artışa yol açmıştır. Midazolam üzerine olan bu etki, flukonazolun oral uygulanmasını takiben, intravenöz uygulanan flukonazole kıyasla daha belirgin olarak görünmektedir. Flukonazol ile tedavi edilen hastalarda, beraberinde beıuodiazepin tedavisi gerekliyse, benzodiazepin dozunun azaltılması düşünülmeli ve hastalar uygun şekilde izlenmelidir. Flukonazol,triazolam (tek doz) eğri altı alanı (EAA) düzeyini yaklaşık %50, Cmax, düzeyini %20-32, t12 dizeyini ise triazolam metabolizmasının inhibisyonu nedeniyle %25-50 oranında artırır . triazolamın dozaj ayarlaması gerekebilir.
—Endojen steroid: Günde 50 mg flukonazol, kadınlarda endojen steroid düzeylerini etkilemez. Sağlıklı erkek gönüllülerde, günde 200-400 mg dozunun, endojen steroid düzeyleri Veya ACTH (adrenokortikotropik hormon) t taraflndan stimüle edilmiş cevap üzerinde klinik açıdan anlamlı bir etkisi yoktur.
—Fentanil: Olası fentanil flukonazol etkileşimiyle ilgili bir ölümcül vaka rapor edilmiştir. Buna ek olarak, on iki sağlıklı gönüllüden oluşan randomize, çapraz bir çalışmada, flukonazolün, fentanil eliminasyonunu anlamlı düzeyde geciktirdiği ortaya konmuştur. Fentanil konsantrasyonundaki artış, solunum depresyonuna neden olabilir.
—Halofantrin: Flukonazol, CYP3A4 üzerinde inhibisyon etkisi nedeniyle halofanttin plazma konsantrasyonunu artırabilir.
HMG-CoA redüktaz inhibitörleri : Flukonazol, atorvastatin ve simvastatin gibi CYP3A4 ile veya fluvastatin gibi CYP2C9 ile metabolize edilen HMG-Co A redüktaz inhibitörleriyle birlikte uygulandığında miyopati ve rabdomiyoliz riski artar. Eşzamanlı tedavi gerekmesi durumunda, hasta, miyopati Ve rabdomiyoliz semptomları açısından gözlenmeli ve kreatinin kinaz izlenmelidir. Kreatinin kinazda belirgin bir artış gözlenmesi veya miyopati/rabdomiyoliz tanısı konması ya da bunlardan şüphelenilmesi durumunda, HMG-Co A redüktaz inhibitörleri kesilmelidir.
—Karbamazepin: Flukonazol,karbamazepinin metabolizmasını inhibe eder; serum karbamazepininde %30’luk bir artış gözlenmiştir. Karbamazepin toksisitesi oluşma riski vardır. Konsantrasyon ölçümleri/etkisine bağlı olarak karbamazepinin dozaj ayarlaması gerekebilir.
—Kalsiyum kanal blokerleri: Bazı kalsiyum kanal antagonistleri (nifepidin, isradipin, amlodipin, verapamil ve felodipin) CYP3A4 tarafindan metabolize edilir. Flukonazol, kalsiyum kanal antagonistlerinin sistemik maruziyetini artırma potansiyeline sahiptir. Advers olaylar için sık izleme önerilmektedir.
—Losartan: Flukonazol, losartan ile tedavi sırasında oluşan anjiyotensin Il-reseptör antagonizminin çoğundan sorumlu olan aktif metabolitine (E-31 74) losartan metabolizmasını inhibe eder. Hastalar, kan basınçlarını sürekli olarak izletmelidir.
—Metadon: Flukonazol, metadonun serum konsantrasyonunu artırabilir. Metadonun dozaj ayarlaması gerekebilir.
—Non-steroidal anti-enflamatuvar ilaçlar: Flurbiprofenin C max ve EAA dizeyi, tek başına flurbiprofen uygulamasına kıyasla, flukonazol ile birlikte uygulandığında sırasıyla % 23 ve  % 81 oranında artmıştır. Benzer şekilde, tek başına rasemik ibuprofen uygulamasına kıyasla, flukonazol, rasemik ibuprofen (400 mg) ile birlikte uygulandığında, farmakolojik olarak aktif izomerin [S-(+) -ibuprofen] C Ve EAA düzeyi sırasıyla o/o 15 ve %82 oranında artmıştır. ozel olarak araştırılmadığı halde, flukonazol, CYP2C9 ile metabolize edilen diğer NSAiD’lerin (öm. naproksen, lornoksikam, meloksikam, diklofenak) sistemik maruziyetini artırma potansiyeline sahiptir. NSAiD’ların advers oIaylar ve toksisite açısından sık izlenmesi önerilnıektedir. NSAİD’ların dozaj ayarlaması gerekebilir.
—Oral kontraseptifler: Kombine oral kontraseptiflerle birlikte, çoklu dozlarda flukonazol kullanılarak, iki kinetik çalışma gerçekleştirilmiştir. Günde 200 mg flukonazol ile etinil östradiol ve levonorgestrel eğri altında kalan alanı (EAA) sırayla %40 ve  % 24 artarken 50 mg flukonazol çalışmasında her iki hormon seviyesinde belirgin değişme olmamıştır. Haftada bir, 300 mg flukonazol uygulanan bir çalışmada, etinil östradiol ve noretindron EAA slrasıyla % 24 ve % 13 oranlarında artmıştır. Bu nedenle, bu dozlarda, çoklu doz flukonazol kullanımının, kombine oral kontraseptiflerin etkinliği üzerine bir etkisi olması beklenmemektedir.
—Prednizon: Prednizon ile tedavi edilen karaciğer nakli yapılmış bir hastanın, flukonazol ile üç aylık tedavi kesildiğinde akut adrenal korteks yetmezliği geliştirdiğine dair bir vaka raporu mevcuttur. Flukonazolün kesilmesi, muhtemelen CYP3A4 aktivitesinde artışa neden olmuş ve bu da prednizon metabolizmasında artışa yol açmıştır. Flukonazol ve prednizon ile uzun süreli tedavi alan hastalar, flukonazol kesildiğinde adrenal korteks yetmezliği açısından dikkatlice izlenmelidir.
—Rifabutin: Flukonazol, rifabutin ile birlikte uygulandığında, rifabutinin serum konsantrasyonlarında % 80’e kadar artışa sebep olan bir etkileşim oluşfuğu bildirilmiştir Flukonazol ile rifabutinin beraber uygulandığı hastalarda uveit raporları mevcuttur. Flukonazol ve rifabutini beraber kullanan
hastalar dikkatlice izlenmelidir.
—Sakinaür: Flukonazol, sakinavirin EAA düzeyini yaklaşık  % 50, Cmax düzeyini ise yaklaşık %55 artıtır ve sakinavirin hepatik metabolizmaslnln CYP3A4 tarafindan inhibe edilmesi ve P-glikoprotein inhibisyonu nedeniyle, sakinavir klerensini yaklaşık % 50 azaltır. Sakinavir dozunun ayarlanması gerekebilir.
—Selekoksib: Flukonazol (günde 200 mg) ve selekoksibin (200 mg) eşzamanlı tedavisi sırasında, selekoksibin Cmax ve EAA düzeyleri sırasıyla %68 Ve %134 oranında artmıştır. Flukonazol ile birleştirildiğinde, selekoksib dozunun yarısı gerekebilir.
—Siklofosfamid: Siklofosfamid ve flukonazolün kombinasyon tedavisi, serum bilirubin Ve serum kreatininde artışa neden olur. Kombinasyon, serum bilirubin ve serum kreatinindeki artış riskine daha fazla dikkat ederek kullanılabilir.
—Siklosporin: Böbrek nakli geçirmiş hastalar ile yapılan bir kinetik çalışmada, 200 mg/gün flukonazolun siklosporin seviyelerini yavaş bir şekilde artırdığı tespit edilmiştir. Bununla beraber, bir diğer çoklu doz çalışmasında kemik iliği nakledilmiş hastalarda 100 mg/gün flukonazol siklosporin düzeylerini etkilememiştir. Flukonazol kullanan hastalarda, siklosporin plazma düzeylerinin izlenmesi tavsiye edilmektedir. Flukonazol, siklosporinin konsantrasyonunu ve EAA diizeyini anlamlı ölçüde artırır. Bu kombinasyon, siklosporin konsantrasyonuna bağlı olarak, siklosporin dozajı azaltılarak kullanılabilir.
—Sirolimus: Flukonazol, muhtemelen sirolimus metabolizmasını CYP3A4 ve P-glikoprotein aracılığıyla inhibe ederek sirolimusun plazma konsantrasyonlarını artırır. Bu kombinasyon,  etki/konsantrasyon ölçümlerine bağlı olarak, sirolimusun dozunun ayarlanmasıyla kullanılabilir.
—Sülfonilüreler: Flukanozolün sağlıklı gönüllülerde oral sülfonilüreler (klorpropamid, glibenklamid, glipizid, tolbutamid) ile birlikte kullanıldığında serum yarı ömürlerini uzaffığı gösterilmiştir. Flukonazol diyabetik hastalarda oral sülfonilüreler ile birlikte kullanılabilir, fakat bir hipoglisemik epizod ihtimali daima akılda tutulmalıdır. Birlikte kullanım esnasında kan glukoz seviyelerinde sık sık izleme ve sulfonilüre dozajında uygun azaltma önerilir.
—Takrolimus: Flukonazol, takrolimus metabolizmasının barsaklarda CYP3A4 aracılığıyla inhibe edilmesi nedeniyle, oral olarak uygulanan takrolimusun serum konsantrasyonlannı 5 katına kadar artırabilir. Takrolimus intravenöz olarak verildiğinde, anlamlı hiçbir farmakokinetik değişiklik gözlenmemiştir. Takrolimus düzeylerindeki artış, nefrotoksisite ile ilişkilendirilmiştir. oral olarak uygulanan takrolimus dozajı, takrolimus konsantrasyonuna bağlı olarak azaltılmalıdır. Flukonazol ve takıolimusu beraber kullanan hastalar dikkatle izlenmelidir
—Teofilin: Plasebo kontrollü etkileşim çalışmasında, 14 gün süreyle 200 mgflukonazol kullanımı, teofilinin ortalama plazma klerens hızında, o/o 18 azalma meydana getirmiştir. Yüksek doz teofilin kullanan veya artmış teofilin toksisite riski olan hastalarda flukonazol kullanımı sırasında, teofilin
toksisitesi beliıtileri izlenmelidir Ve toksisite belirtileri gelişirse tedavi gerektiği gibi değiştirilmelidir.
—Vinka alkaloidleri: AraştırıImadığı halde, flukonazol, vinka alkaloidlerinin (örn. vinkristin ve vinblastin) plazma düzeylerini artırabilir ve muhtemelen CYP3A4 üzerindeki inhibe edici etki nedeniyle nörotoksisiteye yol açabilir.
—Zidovudin: Yapılan iki kinetik çalışma, büyük ihtimalle zidovudinin major metabolitlerine dönüşümünün azalmasından dolayı artmış zidovudin seviyesi ile sonuçlanmıştır. Bir çalışmada; AIDS’li ya da ARC’li (AIDS ilişkili kompleks)) hastalarda, 15 gün boyunca günde 200 mg flukonazol alınmasından önceki ve sonraki zidovudin seviyeleri saptanmıştır. Zidovudin eğri altı alanı (EAA) değerlerinde% 20’lik anlamlı bir artış olmuştur. Randomize, 2 dönemli, 2 tedavili, çapraz geçişli ikinci çalışmada HIV ile enfekte olmuş hastalardaki zidovudin seviyesine bakılmıştır. iki durumda 21 gün ara ile, hastalar 7 gün boyunca, ya günde 400 mg flukonazol ile birlikte ya da flukonazol almaksızın her 8 saatte bir 200 mg zidovudin almışlardır. Flukonazol ile birlikte kullanımda zidovudinin Cmax  ve eğri altı alanı (EAA) değerlerini sırasıyla % 84 ve % 74 artmıştır. oral zidovudin klerensindeki yaklaşık % 45’lik azalma nedeniyle, benzer şekilde zidovudinin yarı ömrü, flukonazol ile kombinasyon tedavisinin ardından yaklaşık %128 oranında uzamıştır. Bu kombinasyonu alan hastalar zidovudine bağlı advers reaksiyonlarln oluşma riskine karşı takip edilmelidir. Zidovudin dozunun azaltılması düşünülebilir.
—Vorikonazol: oral vorikonazol (l gün boyunca 12 saatte bir 400 mg,2.5 gün boyunca 12saatte bir 200 mg) ile oral flukonazolün (l. günde 400 mg,4 gün boyunca günde 200 mg) 6 sağlıklı erkek hastada eş zamanlı kullanımı, C ve EAA’da % 57 (%90 güven aralığı: %20, % 107) ve % 79 (%90 güven aralığı: %40, %128) artışla sonuçlanmıştır. 8 sağlıklı erkek hasta ile yapılan takip klinik çalışmasında, vorikonazol ve flukonazolin azaltılmış dozuvelveya sıklığı bu etkiyi gidermemiş veya azaltmamlştlr. Vorikonazol ve flukonazolün herhangi bir dozda eşzamanlı kullanımı önerilmemektedir.
Etkileşim çalışmaları, flukonazol ile birlikte alınan gıdaların, simetidinin, antiasitlerin veya kemik iliği naklini takiben yapılan tüm vücut ışınlamasının, flukonazol emiliminde klinik olarak anlamlı bir aza|maya neden olmadığını göstermiştir. Diğer ilaçlarla ilaç – ilaç etkileşim çalışmaları yapılmadığından, hekimler olası etkileşimler konusunda dikkatli olmalıdır.
Pediyatrik popülasyon : Mevcut değil.
Gebelik kategorisi: D
Çocuk doğurma potansiyeli bulunan kadınlar/Doğum kontrolü (Kontrasepsiyon) Çocuk doğurma potansiyeli bulunan kadınlarda Ve doğum kontrolü (kontrasepsiyon) uygulayanlarda ilacın kullanımı yönünden bir öneri bulunmamaktadır. FLUZAMED gebe kadınlarda kullanımına ilişkin yeterli veri mevcut değildir. Hayvanlar üzerinde yapllan araştırmalar üreme toksisitesinin bulunduğunu göstermiştir. insanlara yönelik potansiyel risk bilinmemektedir. FLUZAMED gerekli o lmad lkça gebelik döneminde kullanılmamalıdır.İlk Üç ayda tek veya tekrarlı dozaj halinde uygulanmış flukonazolün < 200 mg/gün dozlarıyla tedavi edilen yüzlerce gebe kadından elde edilen veriler, fetüste istenmeyen hiçbir etki göstermemiştir. Hamilelerde yapılmış yeterli miktarda kontrollü çalışma mevcut değildir. Koksidioidomikozis tedavisi sebebiyle 3 ay süresince veya daha uzun süre yüksek dozda (400-800 mg/gün) flukonazol kullanan annelerin çocuklarında çoklu konjenital anomaliler bildirilmiştir. Bu etkiler ile flukonazol arasındaki ilişki belirsizdir. Hayvanlarda fttal yan etkiler, yalnızca maternal toksisiteye yol açan yüksek doz düzeylerinde görülmüştür Advers fetal etkiler, hayvanlarda yalnızca maternal toksisite ile ilişkili yüksek doz dijzeylerinde görülmüştür. 5 veya l0 mg/kg’de hiçbir fetal etki görülmemiştir; fetal anatomik varyantlarda (normalden fazla sayıda kaburga, renal pelviste dilasyon) artışlar ve kemikleşmede gecikmeler, 25,50 mg/kg ve üzeri doz|arda gözlenmiştir. Sıçanlarda embriyo letalite 80 mg/kg (önerilen insan dozunun yaklaşık 20-60 katı) ila 320 mg/kg arasında değişen dozlarda artmıştır; fetal anormallikler arasında dalgalı kaburgalar, yarık damak ve anormal kranyofasiyal kemikleşme yer almıştır. Bu etkiler, sıçanlarda östrojen sentezinin inhibisyonuyla tutarlıdır ve gebelik, organo genez ve doğum sırasında östrojen azalmasının bilinen etkilerinin sonucu olabilir. Şiddetli veya potansiyel olarak hayatı tehdit edici ve beklenen faydanın fetüse muhtemel riskden daha ağır bastığı fungal  enfeksiyonlar dışında hamilelikte kullanımdan kaçınmalıdır. Birkaç vaka raporu, hamileliğinin ilk üç trimesterinin tamamında veya çoğu bölümünde yüksek dozda flukonazol (400-800 mglgün) alan annelerin bebeklerinde belirgin ve seyrek doğum kusurları tanımlamıştır. Bu bebeklerde görülen özellikler brakisefali, anormal beniz, anormal kalvarial gelişme, yarık damak, femoral eğrilik, ince kaburgalar ve uzun kemikler, artrogripozis ve konjenital kalp hastalığıdır.
Flukonazol anne sütünde, plazmaya benzer konsantrasyonlarda bulunur. Dolayısıyla emziren annelerde kullanımı önerilmemektedir.
Araç veya makine kullanırken, ara sıra baş dönmesi veya nöbetlerin ortaya çıkabileceği dikkate alınmalıdır.
İSTENMEYEN ETKİLER:
Flukonazol, genellikle iyi tolere edilir. Bazı hastalarda, özellikle AIDS ve kanser gibi ciddi primer hastalığı olanlarda, gerek flukonazol gerekse mukayese ilaçları ile tedavi sırasında renal ve hematolojik fonksiyon testlerinde değişmeler ve hepatik anormallikler gözlenmiştir, fakat bunların klinik anlamı ve tedavi ile olan ilişkisi açık değildir.
Kan ve lenfatik sistem bozuklukları:
Seyrek : Agranulositoz, lökopeni, nötropeni trombositopeni
Bağışıklık sistemi bozuklukları:
Seyrek : Anaflaksi (anjioödem ‘ yizde ödem, prurit, ürtiker dahil olmak üzere)
Metabolizma ve beslenme bozuklukları:
Seyrek: :Hiperkolesterolemi, hipertrigliseridemi, hipokalemi
Psikiyatrik bozuklukları:
Yaygın olmayan Uykusuzluk, uykululuk hali
Sinir sistemi hastalıkları:
Yaygın :Baş ağrısı
Yaygın olmayan :Nöbetler, sersemlik, parestezi, tat bozukluğu:
Seyrek :Titreme
Kulak ve iç kulak bozuklukları
Yaygın olmayan :Vertigo
Kardiyak bozuklukları:
Seyrek QT uzaması, torsade de pointes
Gastrointestinal bozu klu kları :
Yaygın :Karln ağısı, diyare, bulantı ve kusma
Yaygın olmayan :Dispepsi, gazve ağız kuruluğu
Hepatobilier bozu klukları :
Yaygın :Yüksek alkalen fosfataz düzeyleri, aspartat aminotransferazda artış, kan alkalin fosfatazda artış
Yaygın olmayan :Kolestaz, sarılık, bilirubinde artış
Seyrek :Nadiren ölümle de sonuçlanan hepatik toksisite, hepatik yetmezlik, hepatit, hepatosellüler nekroz, hepatosellü ler hasar, sarı lık
Deri ve deri altı doku bozuklukları:
Yaygın :Döküntü
Yaygın olmayan :Prurit, ürtiker, terlemede artış, ilaç erüpsiyonu
Seyrek :Toksik epidermal nekroliz, Stevens-Johnson sendromu akut yaygın ekzantematöz püstüloz eksfoliyatif deri hastalıkları, yüzde ödem, saç
dökülmesi
Kas-iskelet bozuklukları, bağ doku ve kemik bozuklukları:
Yaygn olmayan :Miyalji
Genel bozukluklar ve uygulama bölgesİne ilişkin bozuklukları:
Yaygın olmayan :Yorgunluk, keyifsizlik, asteni, ateş
Pediyatrik hastalar
Pediyatrik klinik araştırmalar sırasında kaydedilen advers olay insidansı ve modeli ile laboratuar anormallikleri, yetişkinlerde görülenlerle karşılaştırılabilir niteliktedir.
Doz aşımı ve tedavisi
Flukonazol ile ilgili doz aşımı vakaları bildirilmiştir ve bir vakada 42 yaşında HIV ile enfekte bir hastanın 8200 mg flukonazol aldığı söylendikten sonra, kişide halüsinasyonlar gelişmiş ve paranoid davranışlar göstermiştir. Hasta hastaneye kaldırılmış ve durumu 48 saat içinde eski haline dönmüştür. Aşırı doz durumlarında semptomatik tedavi (destekleyici önlemler ve gerektiğinde mide lavajı ile birlikte) yeterli olabilir. Flukonazol, büyük oranda idrarla atılır; zorlu volüm diürezi, büyük bir olasıkla eliminasyon hızını artıracaktır. Üç saatlik bir hemodiyaliz seansı plazma düzeyini yaklaşık % 50 azaltır.
Farmakodinamik özellikler
Farmakoterapötik grup : Triazol türevleri, Antifungal ilaçlar
ATC kodu: J02AC0I.
Flukonazol ,triazol sınıfina dahil antifungal ajanlarln bir üyesi olup, fungal sterol sentezinin güçlüve spesifik bir inhibitörüdür.
Flukonazol, çok çeşitli hayvan çalışmalarında çok az farmakolojik aktivite göstermektedir. Farelerde, pentobarbital uyku süresinde bir miktar Uzama (p.o.) ve anestezi uygulanmış (IV) kedilerde ise ortalama arteriyel ve sol ventriküler kan basınclnda ve kalp atışında artış meydana gelmiştir. Sıçanın yumurtalık aromatazında yüksek konsantrasyonlarda inhibisyon gözlenmiştir. oral veya intravenöz yolla uygulanan flukonazol, hayvanlardaki çeşitli fungal enfeksiyon modellerinde aktiftir. Aktivitesi fırsatçı mikozlarda gösterilmiştir ki, bunlar arasında immün sistemi yetersiz hayvanlarda sistemik kandidiyazis; intrakraniyal enfeksiyonlar dahil  Cryptococcus neoformnns’ a bağlı enfeksiyonlar; Microsporum ve Trichophyton ttrletine bağlı
enfeksiyonlar bulunmaktadır. Flukonazolun bunlardan başka endemik mikoz hayvan modellerinde de aktivitesi gösterilmiştir, bunlar arasında Blastomyces dermatitides; intrakraniyal enfeksiyonlar dahil Coccidioides immitis; ve hem normal hem de immünosupresif hayvanlarda
Histoplasma capsulatun enfeksiyonları vardır. Candidq albicans’ dan başka, genelde kalıtsal olarak flukonazole duyarlı olmayan diğer Candida
türleri (örneğin Candida krusei) ile meydana gelen süperenfeksiyon vakaları bildirilmiştir. Bu vakalar alternatif antifungal tedavi gerektirebilir.
Flukonazol, yüksek oranda fungal sitokrom P-450’ye bağımlı enzimler için çok spesifiktir. Günde  50 mg olarak 28 güne kadar kullanılan flukonazolun erkeklerde p|azma testosteron konsantrasyonlarını veya çocuk doğurma yaşındaki kadınlarda steroid konsantrasyonlarını
etkilemediği gösterilmiştir. Günde 200-400 mg flukonazolun, sağlıklı erkek gönüllülerde endojen steroid seviyelerinde Veya ACTH ile uyarılmış cevapta, klinik anlamlı etkisi yoktur. Antipirin ile etkileşim çalışmaları flukonazolun 50 mg’lık tek veya tekrar|ayan dozlarının bu maddenin
metabolizmasını etkil emediğini göstermiştir.
Farmakokinetik özellikler
Emilim:
Flukonazolün oral veya intravenöz uygulamalarının farmakokinetik özellikleri birbirine benzemektedir. Flukonazol, oral uygulamayı takiben iyi absorbe olur ve plazma düzeyi (ve sistemik bioyararlılık) intravenöz uygulamayı takiben erişilen düzeylerin  %90’ından yüksektir. oral absorbsiyonu gıda ile birlikte alınmasından etkilenmez. Açlık halinde doruk plazma düzeyi, uygulamadan 0.5-l.5 saat sonra oluşur ve plazma eliminasyon yarı ömrü yaklaşık 30 saattir. Plazma konsantrasyonları dozla oruntılıdır. Günde bir defalık dozların tekrarlanan uygulamasıyla % 90 istikrarlı durum (steady state) seviyelerine 4-5. günlerde erişilir. ilk gün, mutad günlük dozun iki misli olarak verilen yükleme dozu, ikinci günde plazma düzeylerinin yaklaşık %90 istikrarlı durum seviyelerine erişmesini sağlar.
Dağılım:
Görünür dağılım hacmi, yaklaşık olarak toplam vücut sıvısına eşittir. Plazma proteinlerine bağlanma düşüktür (% 11 – 12). Flukonazol, incelenen tüm vücut sıvılarına iyi bir penetrasyon gösterir. Tükürük ve balgamdaki flukonazol seviyeleri, plazma düzeyleri ile benzerlik gösterir. Fungal menenjitli hastalarda BOS (beyin omurilik sıvısı)’daki flukonazol seviyeleri, buna tekabül eden plazma düzeylerinin takriben 80’idir. Flukonazol, strafum corneum, epidermis – dermis ve ter bezlerinde, serum konsantrasyonlarının üzerinde, yüksek deri  konsantrasyonlarına ulaşır. Flukonazol, stratum corneum’da birikir. Günde bir kez 50 mg’ lık doz|a,l2 gün sonra flukonazol konsantrasyonu 73 mikrogram/g, olmuştur ve tedavinin kesilmesinden 7 gün sonra konsantrasyon hala 5.8 mikrogram/g’dır. Haftada bir kez 150 mg’ lık dozla, flukonazolun stratum comeum’daki konsantrasyonu 7. günde 23.4 mikrogıam/g olmuştur ve 2′ dozdan 7 gün sonra hala7.l mikrogram/g’dır. Haftada bir kez,l50 mg dozundan 4 ay sonra, sağlıklı ve hasta tırnaklarda ölçülen flukonazol konsantrasyonu sırasıyla 4.05 mikrogramlg ve l.8 mikrogram/g olmuştur; ve tedaviden 6 ay sonra tırnak örneklerinde flukonazol hala ölçülebilir değerlerdeydi.
Bivotransformasyıon:
Sirküle eden metabolitlere ait bir kanıt saptanmamıştlr.
Eliminasyıon:
Başlıca atılım yolu böbrek olup, uygulanan dozun yaklaşık %80′ i idrarda değişmemiş ilaç halinde bulunur. Flukonazol klerensi, kreatinin klerensi ile orantılıdır. Uzun plazma eliminasyon yarl ömrü, tek bir dozla vajinal kandidiyazis tedavisinin ve endike olduğu diğer bütün fungal enfeksiyonların günde tek doz ve haftada tek dozlarla tedavilerinin esasml teşkil eder. Bir çalışmada l00 mg tek doz uygulanan bir kapsülün ve 2 dakika boyunca ağızdatutularak ve alkalanarak uygulanan oral süspansiyonun, tükürük Ve p|azma konsantrasyonları karşılaştırılmıştır. Dozun yutulmasından 5 dakika sonra süspansiyon için flukonazolün maksimum tükürük konsantrasyonu, kapsülün yutulmasından 4 saat sonra görülen maksimum
tükürük konsantrasyonun 182 katı olarak bulunmuştur.4 saat kadar sonra ölçülen tükürük konsantrasyonları benzerdir. Tükürükteki ortalama EAA (0-96) süspansiyon için, kapsüle kıyasla, anlamlı şekilde daha büyüktü. iki formülasyonun tükürükten eliminasyonu Veya plazma
farmakokinetik parametreleri arasında anlamlı bir fark yoktu.
Doğrusallık/Doğrusal olmayan durum: Mevcut değil.
Çocuklarda farmakokinetik:
Çocuklarda aşağıdaki farmakokinetik veriler bildirilmiştir;
Çalışılan
yaş grubu         Doz mg/kg                  yarı ömür (saat)    EAA(mcg.saat/ml)
11 gün-11 ay    Tek doz – IV 3mg/kg                  23                         110.1
9 ay-13 yaş       Tek doz – Oral 2me/kg             25.0                       94.7
9 ay-13 yaş        Tek doz – Oral 8 mg/kg           19.5                     362.5
5 yaş-15 yaş      çok doz – iv 2 mg/kg                 17.4                        67.4
5 yaş-15 yaş      çok doz – iv 4 mg/kg                 15.2                      139.1
5 yaş-15 yaş      çok doz – iv 8 mg/kg                17.6                       196.7
Ortalama 7 yaş  çok doz – oral 3 mg/kg         15.5                        41.6
Premature yeni doğanlarda (gestasyon yaşı yaklaşık 28 hafta ) intravenöz flukonazol, 6 mg/kg dozda, premafure yenidoğanlar yoğun bakım ünitesindeyken, her üç günde bir, maksimum beş gün süreyle verilmiştir. ortalama yarı ömür l.giin 74 saat (44-185 aralığında) olup, zamanla azalarak 7.günde ortalama 53 saate ( 30-131 aralığında) ve 13.günde 47 saate (27-68 aralığında) düşmüştür.
Eğri altındaki alan 1. gün 271 mcg.saat/ml olup ( 173-385  aralığında), 7.günde artarak ortalama 490 mcg.saat/ml olmuştur (292-734 aralığında) ve 13.günde azalarak ortalama 360 mcg.saat/ml (167 – 566 aralığında) olmuştur.
Dağılım hacmi l .gün 1183 ml/kg ( 1070 – 1470 aralığında) olup, zamanla artarak 7.gün ortalama 1184 ml/kg (510 – 2730 aralığında) ve 13.günde 1328 ml/kg (1040-1680 aralığında) olmuştur.
Yaşlılarda Farmakokinetik:
22 katılımcıyla yürütülen farmakokinetik bir çalışmada, 65 yaş Ve üzerindeki hastalarda 50 mg tek bir oral doz flukonazol uygulanmıştır. Bu hastalardan l0′ u aynı zamanda diüretik de kullanmaktaydı. Cmax değeri 1.54 mikrogram/ml olup, C-max’a uygulamadan 1.3 saat sonıa erişilmiştir. ortalama EAA 76’4 + 20.3 mikrogram.saat/ml, ortalama terminal yarı ömr:ü 46.2 saattir. Bu farmakokinetik parametre değerleri, sağlıklı genç erkek gönüllülerde bildirilen karşllaştırılabilir değerlerden daha yüksektir. Diüretiklerin birlikte uygulanması EAA ve Cmax değerlerini anlamlı ölçüde değiştirmemiştir. Ayrıca, yaşlılardaki kreatinin klerensi (74 mlldak), idrarda bulunan değişmemiş ilaç yüzdesi (0-24 saat’ o/o22) ve tahmin edilen flukonazol renal klerensi değerleri (0.124 ml/dak/kg) genel olarak genç gönüllülere oranla daha düşük bulunmuştur. Bu nedenle yaşlılardaki flukonazol atılımındaki değişiklik, bu gruptaki düşük renal fonksiyon özellikleri ile ilişkilidir. Her katılımcının terminal eliminasyon yarl ömrüne karşı, kreatinin klerensini gösteren bir grafikle, sağlıklı katılımcı ve değişik seviyelerde böbrek yetmezliği olan hastalardan elde edilen tahmini yarı ömür-kreatinin klerensi esisi karşılaştırıldığnda,22 katılımcınln 2|’ inin tahmini yarı ömür-kreatinin klerensi eğrisi o/o95 güven sınırı içinde bulunmuştur. Bu sonuçlar, yaşlılarda görülen farmakokinetik parametre değerlerinin sağlıklı genç erkek gönüllülere göre yüksek olmasının, yaşlılarda beklenen, böbrek fonksiyonlarındaki azalmaya bağlı olduğunu belirten hipotezle uyumludur.
Klinik öncesi güvenlilik verileri
Karsinojenez
Flukonazol 24 ay boyunca 2’5,5 veya 10 mg/kg/gün (önerilen insan dozunun yaklaşık 2-7 katı) doz|arda fare ve sıçanlarda karsinojenik potansiyele ait hiçbir kanıt göstermemiştir. 5 ve 10 mg/kg/gün flukonazol uygulanan erkek sıçanlarda hepatoselüler adenom insidansı artmıştır.
Mutajenez
Flukonazol, metabolik olarak aktif olsun veya olmasın, S.typhimurium’a ait 4 suşta ve fare lenfoma L5l78Y sisteminde yapılan mutajenite testlerinde, negatif sonuç vermiştir. in vivo (flukonazolün oral uygulanmasını takiben sıçangillerin kemik iliği hücreleri) ve in vitro (l000 mikrogram/ml flukonazole maruz kalan insan lenfositleri) sitojenetik çalışmalar kromozomal mutasyona ait hiçbir kanıt göstermemiştir.
Üreme yeteneği/Fertilite
Fertilitede bozukluk
20 mg/kg oral yoldan flukonazol uygulanması sonucu doğum olayı kısa bir süre gecikmişse de, oral 5,10 veya 20 mg/kg/gün dozlar veya parenteral 5,25 veya 75 mg/kg/gün doz|at uygulanan dişi ve erkek sıçanların fertilitesi etkilenmemiştir. Sıçanlarda 5,20 ve 40 mg/kg doz|arda yapılan intravenöz perinatal bir çalışmada20 mglkg (önerilen insan dozunun yaklaşık 5-15 misli) ve 40 mg/kg doz|arda birkaç vakada distozi ve doğum süresinde uzama görülmüştür. Bu etkiler 5 melke dozda görülmemiştir. Doğumdaki bozukluklar bu doz seviyelerinde ölü doğmuş yavruların sayısındaki artış ile ve doğum sonrasl sağkalımdaki azalma ile kendini göstermiştir. Doğumdaki bu etkiler yüksek dozdaki flukonazol ile oluşturulan östrojen düşürücü özelliğe spesifik türler ile uyumludur. Buna benzer bir hormon değişikliği flukonazol uygulanan kadınlarda gözlenmemiştir
FARMASÖTİK ÖZELLİKLER
Yardımcı maddeler: Lakloz monohidrat, Mikrokristalin selüloz tip l02, Magnezyum stearat, Sodyum lauril sülfat, Siyah demir oksit (EI72), Titanyum dioksit (El 7l), San demir oksit (E172), Jelatin

25 derecenin altındaki oda sıcaklığında saklanmalıdır

Firma adı
World Medicine ilaç San. ve A.Ş.
Evren Mah. Cami Yolu Cad. No:50, P.K:34212,
Güneşli, Bağcılar, İstanbul.
Tel: +90 212 474 70 50
Faks: +90 212 474 09 0l

Source link

EXCALIBA PLUS 20 mg/5 mg/12,5 mg film kaplı tablet, nedir, ne işe yarar, yan etkileri, nasıl kullanılır

Endikasyon Bilgisi :

EXCALIBA PLUS 20 mg/5 mg/12,5 mg film kaplı tabletin etken maddesi olmesartan medoksomil (20 mg), amlodipin besilat (5 mg), hidroklorotiyazid (12,5 mg)’ dır.  Bu üç madde de yüksek kan basıncını kontrol etmeye yardımcı olur. Olmesartan medoksomil, kan damarlarını gevşeterek kan basıncını düşüren “anjiyotensin II reseptör antagonisti” denilen bir ilaç grubuna dahildir. Amlodipin, “kalsiyum kanal blokörleri” olarak adlandırılan bir madde grubuna dahildir ve kan damarlarını gevşeterek kan basıncını düşürür. Hidroklorotiyazid tiyazid diüretikleri (“su tabletleri”) olarak adlandırılan bir ilaç grubudur. Böbreğinizin daha fazla idrar üretmesini sağlayarak vücudunuzun fazla sudan kurtulmasına yardımcı olup kan basıncını düşürür. Bu maddelerin etkileri kan basıncınızın düşürülmesine katkıda bulunur. EXCALİBA PLUS, sabit doz kombinasyonu olarak alınan olmesartan medoksomil ve amlodipin kombinasyonunda kan basıncı yeterli oranda kontrol edilemeyen yetişkin hastalarda veya olmesartan medoksomil ve hidroklorotiyazid sabit doz  kombinasyonu ile amlodipini tek bir tablet veya olmesartan medoksomil ve amlodipin sabit doz kombinasyonu ile hidroklorotiyazidi tek bir tablet olarak zaten almakta olan hastalarda yüksek kan basıncı tedavisinde kullanılır.

 

EXCALİBA PLUS 20 mg/5 mg/12,5 mg film kaplı tablet Hakkında Bilinmesi Gereken Hususlar :

  1. EXCALİBA PLUS’ı aşağıdaki durumlarda KULLANMAYINIZ
    • Olmesartan medoksomile, amlodipine veya kalsiyum kanal blokörlerinin özel bir grubuna (dihidropiridinler), hidroklorotiyazide veya hidroklorotiyazide benzer maddelere (sülfonamidler) veya bu ilacın başka herhangi bir bileşenine karşı aşırı duyarlı iseniz, aşırı duyarlı olduğunuzu düşünüyorsanız EXCALİBA PLUS almadan önce doktorunuzla görüşünüz.
    • Ciddi böbrek problemleriniz varsa
    • Şeker hastalığınız veya böbrek fonksiyon bozukluğunuz varsa ve aliskiren içeren kan basıncını düşüren bir ilaçla tedavi ediliyorsanız
    • Kanınızda tedavi edildiğinde iyileşmeyen düşük potasyum, düşük sodyum, yüksek kalsiyum veya yüksek ürik asit düzeyleri (gut veya böbrek taşı belirtileriyle) mevcutsa
    • Hamileyseniz veya emziriyorsanız (“Hamilelik” ve “Emzirme” bölümüne bakınız)
    • Ciddi karaciğer problemleriniz varsa, eğer safra salgınız bozulmuşsa veya safra
    kesesinden safra akımı engellendiyse (örneğin safra taşı nedeniyle) ya da eğer sarılığınız varsa (cilt ve gözlerin sararması)
    • Düşük kan basıncı, düşük nabız, hızlı kalp atışı veya şok (ciddi kalp sorunları nedeniyle kardiyojenik şok dahil) gibi belirtilerle dokularınıza kan tedariği az ise
    • Kan basıncınız çok düşükse
    • Kalbinizden kan akışı yavaş veya tıkalıysa. Bu, kalbinizden kanı alan damar veya kapakçık daralırsa meydana gelebilir (aort darlığı)
    • Kalp krizinden sonra düşük bir kalp debisi varsa (akut miyokard enfarktüsü). Düşük kalp debisi nefesiniz daralmış gibi hissetmenize neden olabilir veya ayak ve ayak bileğinizde şişlik olabilir
    • Şeker hastasıysanız veya böbrek yetmezliğiniz (GFR < 60 ml/dk/1,73 m2 ) varsa ve aynı zamanda aliskiren kullanıyorsanız.
  2. Yüksek kan basıncını tedavi etmekte kullanılan aşağıdaki ilaçlardan herhangi birini alıyorsanız, doktorunuza söyleyiniz:
    • Anjiyotensin dönüştürücü enzim (ADE) inhibitörü (örneğin, enalapril, lisinopril, ramipril), özellikle diyabetle ilişkili böbrek sorunlarınız varsa
    • Aliskiren ; EXCALİBA PLUS’ın yüksek kan basıncını tedavi etmekte kullanılan ilaçlarla beraber kullanımı önerilmez. Eğer doktorunuz bu ilaçların beraber kullanımını kesin öneriyorsa; böbrek fonksiyonunuzu, kan basıncınızı ve kanınızdaki elektrolit (örn. potasyum) miktarını düzenli aralıklarla kontrol edebilir.
  3. EXCALİBA PLUS’ı aşağıdaki durumlarda DİKKATLİ KULLANINIZ
    • Böbrek sorunlarınız varsa veya böbrek nakli yapılmışsa
    • Karaciğer hastalığı
    • Kalp yetmezliği veya kalp kapakçıklarınız ya da kalp kaslarınız ile ilgili sorunlar
    • Şiddetli kusma, diyare, yüksek dozlarda su tabletleriyle (diüretikler) tedavide veya düşük tuz diyetindeyseniz
    • Kanınızdaki artmış potasyum düzeyi
    • Böbrek üstü bezlerinizde sorun (böbrek üstündeki hormon üreten bezler)
    • Şeker hastalığı
    • Lityum kullanıyorsanız
    • Lupus eritematoz (bir otoimmün hastalığı)
    • Alerji veya astım
    • Güneşe çıkıldıktan veya güneşlendikten sonra güneş yanığı veya döküntü gibi deri reaksiyonları
  4. Ciddi, kalıcı olan ve önemi kilo kaybına neden olan bir ishal yaşarsanız doktorunuzla temasa
    geçin. Doktorunuz belirtilerinizi değerlendirebilir ve kan basıncı ilaçlarınıza nasıl devam
    edeceğinize karar verebilir.
  5. Kan basıncını düşüren tüm ilaçlarda olduğu gibi, kalp veya beyinde kan akışı bozukluğu olan
    hastalarda kan basıncındaki aşırı bir düşüş kalp krizine veya inmeye sebep olabilir. Bu
    nedenle doktorunuz kan basıncınızı dikkatli bir şekilde kontrol edecektir.
  6. EXCALİBA PLUS kan yağı düzeylerinde ve ürik asit düzeylerinde bir artışa sebep olabilir
    (gut sebebi-eklemlerde ağrılı şişlik). Doktorunuz zaman zaman bunları kontrol etmek üzere
    kan testleri isteyebilir.
  7. EXCALİBA PLUS kanınızdaki elektrolit olarak adlandırılan bazı kimyasalların düzeylerini
    değiştirebilir. Doktorunuz zaman zaman bunları kontrol etmek üzere kan testleri isteyebilir.
    Elektrolit düzeyi değişikliği belirtileri: Susama, ağız kuruluğu, kas ağrısı veya kramplar,
    kaslarda yorgunluk, düşük kan basıncı (hipotansiyon), güçsüzlük hissi, uyuşukluk, yorgunluk,
    uykulu veya huzursuz olma, mide bulantısı, kusma, daha az idrara çıkma ihtiyacı, hızlı kalp
    atışı. Bu belirtileri fark etmeniz durumunda doktorunuza bildiriniz
  8. Paratiroid işlevi için test yaptırmak zorundaysanız, bu testler gerçekleştirilmeden önce EXCALİBA PLUS almayı bırakmalısınız.
  9. Hamile olduğunuzu (veya hamile kalabileceğinizi) düşünüyorsanız doktorunuza söylemelisiniz. EXCALİBA PLUS gebeliğin ilk zamanlarında önerilmemektedir ve 3 aydan daha uzun süredir hamile iseniz, bu aşamada kullanılması bebeğinize ciddi şekilde zarar verebileceğinden alınmamalıdır.
  10. EXCALİBA PLUS 18 yaş altındaki çocuklar ve ergenler için önerilmemektedir.
  11. EXCALİBA PLUS kullanan kişiler, greyfurt suyu veya greyfurt tüketmemelidir. Bunun nedeni, greyfurt suyu veya greyfurtun amlodipin etkin maddesinin kan düzeylerinde bir artışa sebep olarak EXCALİBA PLUS’ın kan basıncı düşürücü etkisinde beklenmeyen artışa neden olabilmesidir.
  12. Bazı insanlar baygınlık veya baş dönmesini de içeren sersemlik hali hissettiğinden EXCALİBA PLUS alırken alkol kullanımına dikkat ediniz. Eğer bu durum sizde meydana gelirse, alkol almayınız.
  13. Eğer 65 yaşın üzerindeyseniz, kan basıncınızın çok düşmediğinden emin olmak için her doz artışında doktorunuz kan basıncınızı düzenli olarak kontrol edecektir.
  14. Hamile olduğunuzu (veya hamile kalma ihtimaliniz olduğunu) düşünüyorsanız doktorunuza bildirmeniz gerekmektedir. Doktorunuz normal olarak siz hamile kalmadan önce veya siz hamile kaldığınızı öğrenir öğrenmez EXCALİBA PLUS almayı bırakmanızı önerecektir ve EXCALİBA PLUS yerine başka bir ilaç kullanmanızı önerecektir. EXCALİBA PLUS hamileliğin ilk zamanlarında önerilmemektedir ve 3 aydan uzun süredir hamile iseniz, hamileliğin 3. ayından sonra kullanılması durumunda bebeğinize ciddi şekilde zarar
    verebileceğinden alınmamalıdır.
    EXCALİBA PLUS ile tedavi sırasında hamile kalırsanız, geciktirmeden doktorunuzu bilgilendiriniz ve görüşünüz.
  15. Emziriyorsanız veya emzirmeye başlamak üzereyseniz doktorunuza bildiriniz. EXCALİBA PLUS emziren anneler için önerilmemektedir ve emzirmek istiyorsanız, özellikle bebeğiniz yenidoğan veya prematüre ise doktorunuz sizin için başka bir tedavi seçebilir. Eğer hamileyseniz veya emziriyorsanız, hamile kalma ihtimaliniz olduğunu düşünüyorsanız ya da bebek sahibi olmayı planlıyorsanız bu ilacı almadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
  16. EXCALİBA PLUS’ın 18 yaş altındaki çocuklar ve ergenlerde kullanımı önerilmez

 

EXCALİBA PLUS 20 mg/5 mg/12,5 mg film kaplı tablet’in Kullanım Şekli :

  1. Hekiminiz EXCALİBA PLUS ilacı nasıl reçete ettiyse o şekilde kullanmanız gerekmektedir. Tedaviniz süresince lütfen hekiminizin direktiflerine uyunuz.
  2. İlacınızın her bir dozunu bir bardak suyla beraber alınız. EXCALİBA PLUS aç veya tok karnına kullanılabilir.
  3. EXCALİBA PLUS, günde 1 defa kullanılır.  Eğer mümkünse günlük dozunuzu her gün aynı zamanda alınız, örneğin kahvaltı zamanında.

 

EXCALİBA PLUS 20 mg/5 mg/12,5 mg film kaplı tablet’in diğer ilaçlar ile birlikte kullanımı

•Excaliba PLUS’ın etkisini artırabileceğinden, diğer kan basıncı düşürücü ilaçlar, ADE-inhibitörü veya aliskiren alıyorsanız;
• Lityum (ruhsal dalgalanmalar ve bazı depresyon tiplerinin tedavisi için kullanılan bir ilaç)  EXCALİBA PLUS ile aynı zamanda alınması lityum toksisitesini (zehirlenmesi) artırabilir. Lityum almak zorundaysanız, doktorunuz kanınızdaki lityum düzeylerini ölçecektir.
• Kalp ritim bozuklukları ve yüksek kan basıncı tedavisinde kullanılan diltiazem, verapamil
• Tüberküloz ve diğer enfeksiyonlar için kullanılan rifampisin, eritromisin, klaritromisin
• Sarı kantaron (St. John’s Wort, Hypericum perforatum), depresyon tedavisi için bitkisel bir ilaç
• Mide ve bağırsakta besin hareketini artırmakta kullanılan sisaprid
• Yavaş kalp atışını tedavi etmek veya terlemeyi azaltmakta kullanılan difemanil
• Sıtma için kullanılan halofantrin
• Sinir sistemine dolaşımı geliştirmekte kullanılan vinkamin IV
• Parkinson hastalığında kullanılan amantadin
• Potasyum takviyeleri, potasyum içeren tuz ikameleri, “su tabletleri” (diüretikler), heparin (kanı inceltmek ve kan pıhtılarını önlemek için), ADE-inhibitörleri (kan basıncını düşürmek için), laksatifler, steroidler,  drenokortikotropik hormon (ACTH), karbenoksolon (ağız ve mide ülserlerini tedavide kullanılan bir ilaç), penisilin (antibiyotik), asetilsalisilik asit gibi belirli ağrı kesici (“aspirin”) veya salisilatlar. Bu ilaçlar EXCALİBA PLUS ile aynı anda kullanıldığında kanınızdaki potasyum düzeylerini değiştirebilir.
• EXCALİBA PLUS ile aynı anda kullanılan non-steroidal anti inflamatuvar ilaçlar (NSAİİ’ler ağrı, şişlik ve artrit dahil diğer enflamasyon belirtilerini gidermek üzere kullanılan ilaçlar), böbrek yetmezliği riskini arttırabilir. EXCALİBA PLUS’ın etkisi NSAİİ’ler ile azalabilir. Yüksek dozda salisilat kullanıldığı durumda santral sinir sistemi
üzerindeki toksik etki artabilir.
• Uyku hapları, sakinleştiriciler ve antidepresan ilaçların EXCALİBA PLUS ile birlikte kullanılması ayağa kalkıldığında ani kan basıncı düşmesine sebep olabilir.
• Kandaki kolesterol seviyesini düşüren bir ilaç olan Kolesevelam Hidroklorür, EXCALİBA PLUS’ın etkisini azalatabilir. Doktorunuz size EXCALİBA PLUS’ı Kolesevelam Hidroklorürden en az 4 saat önce almanızı tavsiye edebilir.
• EXCALİBA PLUS etkisini biraz azaltabilecek belirli antasitler (hazımsızlık veya mide ekşimesi)
•Baklofen ve tübokürarin gibi belirli kas gevşetici ilaçlar
• Atropin ve biperiden gibi antikolinerjik ajanlar
• Kalsiyum takviyeleri
• Dantrolen (şiddetli vücut sıcaklığı anormallikleri için infüzyon)
• Vücudunuzun vereceği immun yanıtı kontrol ederek, vücudunuzun transplante organı kabul etmesini sağlayan takrolimus ve siklosporin
• Simvastatin, kanda kolesterol ve yağ düzeylerini (trigliseritler) düşürmekte kullanılır.
Aşağıdaki ilaçlardan herhangi birini kullanıyorsanız veya yakın zamanda kullandıysanız doktorunuza veya eczacınıza bunlar hakkında bilgi veriniz:
•Tiyoridazin, kloropromazin, levomepromazin, trifluoperazin, siyamemazin, sülpirid, amisüliprid, pimozid, sultoprid, tiyaprid, droperidol veya haloperidol gibi bazı psikiyatrik bozuklukları tedavi eden ilaçlar
• Düşük kan şekeri (örn. diyazoksit) veya yüksek kan basıncı (örn. beta blokörler, metildopa) tedavisinde kullanılan ilaçlar, EXCALİBA PLUS bu ilaçların etkisini değiştirebilir.
• Mizolastin, pentamidin, terfenadin, dofetilid, ibutilide veya eritromisin enjeksiyonları gibi kalp ritim problemlerini tedavi eden ilaçlar
• HIV/AIDS tedavi eden ilaçlar (örn. ritonavir, indinavir, nelfinavir)
• Mantar enfeksiyonlarını tedavi eden ilaçlar (örn. ketokonazol, itrakonazol, amfoterisin)
• Kinidin, hidrokinidin, dizopiramid, amiodaron, sotalol, bepridil veya dijitalis gibi kalp problemlerini tedavi eden ilaçlar
• Amifostin, siklofosfamid veya metotreksat gibi kanseri tedavi eden ilaçlar
• Noradrenalin gibi kan basıncını arttıran ve kalp hızını azaltan ilaçlar
• Tetrasiklin veya sparfloksasin denilen antibiyotikler gibi enfeksiyonları tedavi eden ilaçlar
• Probenesit, sülfinpirazon ve allopurinol gibi gutu tedavi eden ilaçlar
• Kolestiramin ve kolestipol gibi kan yağ düzeyini düşüren ilaçlar
• Metformin veya insülin gibi kan şekerini düşüren ilaçlar

EXCALİBA PLUS 20 mg/5 mg/12,5 mg film kaplı tablet Olası Yan Etkileri

  1. EXCALİBA PLUS tedavisi sırasında tüm vücudu etkileyen, yüzde, ağız ve/veya larenkste (gırtlak) şişmeye neden olan ve kaşıntı veya deri döküntüsünün ortaya çıktığı alerjik reaksiyonlar görülebilir. Eğer bu belirtiler ortaya çıkarsa, EXCALİBA PLUS kullanmayı durdurunuz ve derhal doktorunuza danışınız.
  2. Ciddi bayılma hissi veya baygınlık; çünkü EXCALİBA PLUS duyarlı bireylerde kan basıncının çok düşmesine neden olabilir. Eğer bu belirtiler ortaya çıkarsa, EXCALİBA PLUS kullanmayı durdurunuz, derhal doktorunuza danışınız ve düz uzanınız, ayaklarınızın altını destekleyerek yukarı kaldırınız.
  3. EXCALİBA PLUS üç etkin maddenin kombinasyonudur. Aşağıdaki bilgiler ilk olarak EXCALİBA PLUS kombinasyonu (yukarıda belirtilenlerin yanında) ile şimdiye kadar rapor edilen ve ikinci olarak da her bir ayrı etkin madde ile ilgili veya iki madde birlikte verildiğinde bilinen diğer yan etkileri vermektedir.
  4. EXCALİBA PLUS’ın 10 hastadan 1’inden azını etkileyen (Yaygın)  yan etkileri : Üst solunum yolu enfeksiyonu; boğaz ağrısı ve burun ağrısı; idrar yolu enfeksiyonu; baş dönmesi; baş ağrısı; kalp atışı farkındalığı; düşük kan basıncı; mide bulantısı; ishal; kabızlık; kas spazmı; eklem şişmesi; idrara çıkma isteği; zayıflık; ayak bileğinde, ayaklarda, kollarda, ellerde ve bacaklarda şişme; yorgunluk; anormal laboratuvar değerleri.
  5. EXCALİBA PLUS’ın 100 hastadan 1’inden azını etkileyen (Yaygın olmayan)  yan etkileri :Ayağa kalkarken baş dönmesi; baş dönmesi; hızlı kalp atışı; baygınlık hissi; yüzde kızarma ve sıcaklık hissi; öksürük; ağız kuruluğu; kas zayıflığı; ereksiyon olma ve sürdürme yetersizliği.
  6. Şimdiye kadar EXCALİBA PLUS ile birlikte görülmemiş olsalar da EXCALİBA PLUS’ın yan etkileri olabilirler.
    Yaygın (10 hastadan 1’inden azını etkileyen): Bronşit; mide veya bağırsak enfeksiyonu; kusma; artan kan şekeri; idrarda şeker; zihin karışıklığı; uykulu hissetme; burun akıntısı veya tıkanması; boğaz ağrısı; karın ağrısı; mide ekşimesi; mide rahatsızlığı; midede şişkinlik; eklem veya kemiklerde ağrı; sırt ağrısı; iskelet
    ağrısı; idrarda kan; grip benzeri belirtiler; göğüs ağrısı; ağrı.
  7. Yaygın olmayan (100 hastadan 1’inden azını etkileyen): Kolay morarma veya uzun kanama süreleriyle sonuçlanabilecek trombosit olarak bilinen kan hücreleri sayısında azalma; anafilaktik reaksiyon; anormal derecede azalan iştah (anoreksi); uyuma problemi; duyarlılık; endişe duygusu dahil ruhi durum değişikliği; “keyifsizlik” veya depresyon; titreme; uyku bozukluğu; tatta bozukluk hissi; bilinç kaybı; dokunma hissinde
    azalma; karıncalanma hissi; görme bozukluğu (çift görme ve bulanık görme dahil); uzağı görememede kötüleşme; kulak çınlaması (tinnitus); anjina (anjina pektoris olarak bilinen göğüste ağrı veya rahatsızlık hissi); nefes almada zorluk; döküntü; saç dökülmesi; cildin alerjik inflamasyonu; deride kızarıklık; küçük kanamalar nedeniyle deride morumsu leke veya benek (purpura); ciltte renk bozulması; kırmızı kaşıntılı şişlik (kurdeşen); terlemede artış; kaşıntı; deride dökülme; güneş yanığı veya döküntü gibi ışığa karşı cilt reaksiyonları; kas
    ağrısı; idrar yapmada problem; gece acil idrar yapma hissi; erkeklerde göğüs büyümesi; azalan cinsel istek; yüzde şişkinlik; kötü hissetme; kilo alma veya verme; güçsüzlük.
  8. Seyrek (ilacı kullanan 1.000 hastadan 1’inden daha azında görülenler):
    Şişmiş ve ağrılı tükürük bezleri; enfeksiyon riskini artırabilecek kanda akyuvar hücresi sayısında düşüş; düşük kırmızı kan hücresi sayısı (anemi); kemik iliği hasarı; huzursuzluk; ilgisiz hissetme (apati); nöbet (konvülsiyonlar); baktığınız nesnelerin sarı görünmesi; göz kuruması; düzensiz kalp atışı; kan pıhtıları (tromboz veya emboli); akciğerlerde sıvı birikmesi; pnömoni; kan damarların ve derideki küçük kan damarlarının iltihaplanması; pankreasta iltihaplanma; deride ve gözlerde sarılık; akut safra kesesi iltihabı; döküntü, eklem ağrıları ve soğuk el ve parmaklar gibi lupus eritematoz belirtileri; ciltte soyulma ve kabarma;
    hareket bozukluğu; akut böbrek yetmezliği; enfeksiyon etkenine bağlı olmayan (bulaşıcı olmayan) böbrek iltihabı; zayıf böbrek fonksiyonu; ateş.
  9. Çok seyrek (10.000 hastadan 1’inden daha azını etkileyen): Yüksek kas gerilimi; el ve ayaklarda uyuşma; kalp krizi; mide iltihabı; diş eti kalınlaşması; bağırsak tıkanıklığı; karaciğer iltihabı; alerjik deri döküntüsü.

 

İlaç Etken Maddesi: Olmesartan medoksomil, amlodipin besilat, hidroklorotiyazid
İlaç Marka İsmi: EXCALİBA PLUS 20 mg/5 mg/12,5 mg film kaplı tablet

Ruhsat sahibi: UFSA İlaç San. ve Tic. A.Ş.
Maslak Mah. Sümer Sok. No: 4 Maslak Office Building Kat: 7-8 34485 Maslak, Sarıyer/İSTANBUL
Tel.: 0 212 467 11 11-Faks.: 0 212 467 12 12
Üretim yeri: Daiichi Sankyo Europe GmbH Luitpoldstrasse 1, 85276 Pfaffenhofen / Almanya

EXCALİBA PLUS 20 mg/5 mg/12,5 mg film kaplı tablet kullanma talimatı


EXCALİBA PLUS 20 mg-5 mg-12,5 mg film kaplı tablet kullanma talimatı

EXCALİBA PLUS 20 mg/5 mg/12,5 mg film kaplı tablet kısa ürün bilgisi


EXCALİBA PLUS 20 mg-5 mg-12,5 mg film kaplı tablet kısa ürün bilgisi

Formülü :
Etken maddesi : Olmesartan medoksomil 20 mg, 5 mg Amlodipine eşdeğer amlodipin besilat 6,944 mg, Hidroklorotiyazid 12,5 mg
Diğer bileşenler: Kroskarmelloz sodyum (10 mg), Prejelatinize mısır nişastası
Silislenmiş mikrokristalin selüloz (mikrokristalin selüloz ve susuz silika kolloidal), Magnezyum stearat, Polivinil alkol, Makrogol 3350, Titanyum dioksit (E171), Talk, Sarı Demir (III) oksit (E 172), Kırmızı Demir (III) oksit (E 172), Siyah Demir (II, III) oksit (E 172).
FARMASÖTİK FORM : Film kaplı tablet. Bir yüzünde C51 yazılı, 8 mm açık turuncu, yuvarlak, film kaplı tablet.
Farmakoterapötik grup: Anjiyotensin II antagonisti, kalsiyum kanal blokörleri ve diüretikler.
ATC kodu: C09DX03
Etki mekanizması: EXCALİBA PLUS anjiyotensin II reseptör antagonisti olan, olmesartan medoksomil, kalsiyum kanal blokörü olan, amlodipin besilat ve tiyazid diüretik olan, hidroklorotiyazid kombinasyonudur. Bu bileşenlerin kombinasyonu kan basıncını her bir bileşenin tek başına sahip olduğundan daha fazla düzeyde düşürerek ek bir antihipertansif etki sağlar.
Terapötik endikasyonlar
Esansiyel hipertansiyon tedavisi; olmesartan medoksomil ve amlodipin kombinasyonu tedavisi ile kan basıncının yeterli düzeyde düşürülemediği hastalarda endikedir. EXCALİBA PLUS iki bileşenli kombinasyon (Olmesartan medoksomil ve amlodipin veya olmesartan medoksomil ve hidroklorotiyazid) ve tek bileşenli formülasyon (hidroklorotiyazid veya amlodipin) olarak alınan olmesartan medoksomil, amlodipin ve hidroklorotiyazid kombinasyonunda kan basıncı yeterli oranda kontrol edilen hastalarda ikame tedavisi olarak endikedir.
Pozoloji/uygulama sıklığı ve süresi
Yetişkinlerde
EXCALİBA PLUS 20 mg/5 mg/12,5 mg, kan basıncı iki bileşenli kombinasyon olarak olmesartan medoksomil 20 mg ve amlodipin 5 mg ile yeterli düzeyde kontrol edilemeyen hastalarda kullanılabilir. Üçlü bileşen kombinasyonuna değiştirmeden önce ayrı ayrı bileşenlerin dozajının aşamalı bir
titrasyonu önerilmektedir. Klinik açıdan uygun olduğunda, iki bileşenli kombinasyondan üç bileşenli kombinasyona doğrudan değişiklik düşünülebilir. Aynı anda iki bileşenli kombinasyon (Olmesartan medoksomil ve amlodipin veya olmesartan medoksomil ve hidroklorotiyazid) ve tek bileşenli formülasyon (hidroklorotiyazid veya amlodipin) olarak alınan olmesartan medoksomil, amlodipin ve hidroklorotiyazid
kombinasyonunun sabit dozlarıyla kontrol edilen hastalar aynı bileşen dozlarını içeren EXCALİBA PLUS ile değiştirilebilir
EXCALİBA PLUS için önerilen doz günde bir tablettir. Önerilen maksimum EXCALİBA PLUS dozu günde 40 mg/10 mg/25 mg’dır.
Uygulama şekli : Tabletler yeterli miktarda sıvı ile yutularak alınır (örn. bir bardak su). Tabletler çiğnenmemelidir ve her gün aynı zamanda alınmalıdır. EXCALİBA PLUS yemekle ya da aç karnına alınabilir.
Kontrendikasyonlar
– Etkin maddelerin, dihidropiridin türevlerinin veya sülfonamid kaynaklı maddelerin (hidroklorotiyazid bir sülfonamid türevi ilaç olduğu için) veya diğer yardımcı maddelerin herhangi birine karşı aşırı duyarlılık
– Gebelik
– Şiddetli böbrek yetmezliği
– Refrakter hipokalemi, hiperkalsemi, hiponatremi ve semptomatik hiperürisemi
– Şiddetli karaciğer yetmezliği; kolestaz ve biliyer obstrüktif bozukluklar
– EXCALİBA PLUS ile aliskiren içeren ilaçların birlikte kullanımı diyabetes mellitus veya böbrek yetmezliği olan (GFR < 60 ml/dk/1,73 m2 ) olan hastalarda kontrendikedir .
Amlodipin bileşeninden dolayı, EXCALİBA PLUS aşağıdaki durumlarda kontrendikedir:
– Şok (kardiyojenik şok dahil)
– Şiddetli hipotansiyon
– Sol ventrikül çıkışının tıkanıklığı (örn. ileri derecede aort stenozu)
– Akut miyokardiyal enfarktüs sonrası hemodinamik olarak stabil olmayan kalp yetersizliği
–Hafif ile orta derecede böbrek yetmezliği olan hastalarda (kreatinin klirensi 30-60 ml/dk), bu hasta grubunda 40 mg olmesartan medoksomil dozajı ile ilgili sınırlı deneyim nedeniyle maksimum doz EXCALİBA PLUS 20 mg/5 mg/12,5 mg’dır. Orta şiddette böbrek yetmezliği olan hastalarda potasyum ve kreatinin serum konsantrasyonlarının izlenmesi önerilir. Şiddetli böbrek yetmezliği olan hastalarda (kreatinin klirensi<30 ml/dk) EXCALİBA PLUS kullanımı kontrendikedir
–EXCALİBA PLUS, hafif karaciğer yetmezliği olan hastalarda dikkatle kullanılmalıdır.Orta dereceli karaciğer yetmezliği olan hastalarda maksimum doz günde 1 kez EXCALİBA PLUS 20 mg/5 mg/12,5 mg’ı aşmamalıdır. Karaciğer bozukluğu olan hastalarda kan basıncı ve böbrek fonksiyonunun yakından izlenmesi önerilir. Tüm kalsiyum antagonistlerinde olduğu gibi, amlodipinin yarılanma ömrü karaciğer fonksiyonu bozuk olan hastalarda uzamaktadır. Bu nedenle, EXCALİBA PLUS bu hastalarda dikkatli bir şekilde kullanılmalıdır. Şiddetli derecede karaciğer yetmezliği olan hastalarda
amlodipinin farmakokinetik özellikleri çalışılmamıştır. Amlodipin karaciğer fonksiyon bozukluğu olan hastalarda en düşük dozla başlatılmalı ve yavaş yavaş titre edilmelidir. EXCALİBA PLUS şiddetli hepatik yetmezliği , kolestaz veya safra tıkanıklığı olan hastalarda kontrendikedir.
–Güvenlilik ve etkililik verileri bulunmaması nedeniyle EXCALİBA PLUS’ın 18 yaşın altındaki hastalarda kullanımı önerilmemektedir.
–Yaşlı hastalarda; özellikle günde 40 mg/10 mg/25 mg’lık maksimum EXCALİBA PLUS dozunda dikkatli kullanım ve kan basıncının yakından takip edilmesi önerilmektedir. Yaşlı hastalarda, doz artışı dikkatli bir şekilde yapılmalıdır. 75 yaş ve üstü yaşlı hastalarda EXCALİBA PLUS kullanımı ile ilgili sınırlı veri bulunmaktadır. Kan basıncının yakından takip edilmesi ve daha dikkatli olunması önerilir.
—Hipovolemi veya sodyum eksikliği olan hastalar: Etkin diüretik tedavisi, diyet ile alınan tuzun kısıtlanması, ishal veya kusma aracılığıyla
volüm ve/veya sodyum azalması olan hastalarda özellikle ilk doz sonrası semptomatik hipotansiyon gelişebilir. EXCALİBA PLUS uygulamasından önce bu durumun düzeltilmesi veya tedavinin başlangıcında yakın tıbbi takip önerilir.
—Renin-anjiyotensin-aldosteron sisteminin uyarılmasıyla diğer durumlar: Vasküler tonusu ve renal fonksiyonu esas olarak renin-anjiyotensin-aldosteron sisteminin aktivitesine bağlı olan hastalarda (örn. şiddetli konjestif kalp yetersizliği veya böbrek arter stenozu dahil altta yatan bir böbrek hastalığı olan hastalar), anjiyotensin II reseptör antagonistleri gibi bu sistemi etkileyen ilaçlarla tedavi, akut hipotansiyon, azotemi, oligüri veya nadiren akut renal yetmezlik ile ilişkilendirilmiştir.
—Renovasküler hipertansiyon: Bilateral renal arter stenozu veya fonksiyon gören tek böbreğinin arterinde stenozu olan hastalar renin-anjiyotensin-aldosteron sistemini etkileyen ilaçlar ile tedavi edildiğinde, ciddi hipotansiyon ve renal yetmezlik riskinde artış vardır.
—Renal yetmezlik ve böbrek transplantasyonu:Renal fonksiyon bozukluğu olan hastalarda EXCALİBA PLUS kullanıldığında potasyum ve kreatinin serum konsantrasyonlarının periyodik olarak izlenmesi önerilir. EXCALİBA PLUS’ın şiddetli renal yetmezliği olan hastalarda (kreatinin klirensi<30 ml/dk) kullanımı önerilmez.Renal fonksiyon bozukluğu olan hastalarda tiyazid diüretikle ilişkili azotemi meydana
gelebilir. Progresif böbrek yetmezliği görülürse diüretik tedavinin kesilmesi düşüncesiyle tedavinin dikkatli bir şekilde yeniden değerlendirilmesi gerekir. Yakın zamanda böbrek transplantasyonu yapılmış hastalarda veya son dönem böbrek yetmezliği olan hastalarda (kreatinin klirensi<12 ml/dk) EXCALİBA PLUS uygulaması ile ilgili deneyim yoktur.
—Renin-anjiyotensin-aldosteron sisteminin dual blokajı (RAAS): Anjiyotensin Dönüştürücü Enzim (ADE) inhibitörleri, anjiyotensin II reseptör blokörleri ya da aliskirenin birlikte kullanılması durumunda hipotansiyon, senkop, hiperkalemi riskinin arttığı ve böbrek fonksiyonunun azaldığına (akut böbrek yetmezliği dahil) dair kanıtlar bulunmaktadır. RAAS’ın dual blokajına yol açtığından ADE-inhibitörleri, anjiyotensin II reseptör blokörleri ya da aliskirenin birlikte kullanılması önerilmez. Eğer dual blokaj tedavisi mutlaka gerekli görülürse sadece uzman gözetimi altında yapılmalı ve böbrek fonksiyonu, elektrolitler ve kan basıncı yakından sık sık takip edilmelidir. Diyabetik nefropatisi bulunan hastalarda ADE-inhibitörleri ve anjiyotensin II reseptör blokörleri birlikte kullanılmamalıdır.
—Hepatik yetmezlik: Hepatik yetmezliği olan hastalarda amlodipin ve olmesartan medoksomile maruz kalım artar. Ayrıca, karaciğer fonksiyonu bozukluğu ve ilerleyen karaciğer hastalığı olan hastalarda tiyazid tedavisi sırasında sıvı ve elektrolit dengesindeki küçük değişiklikler, hepatik koma
halini hızlandırabilir. Hafif ile orta derecede karaciğer yetmezliği olan hastalarda EXCALİBA PLUS dikkatle kullanılmalıdır. Orta dereceli karaciğer fonksiyonu bozukluğu olan hastalarda olmesartan medoksomil dozu 20 mg’yi aşmamalıdır. Karaciğer fonksiyon bozukluğu olan hastalarda, amlodipin doz aralığındaki en düşük dozda başlatılmalı ve hem tedavi başında hem de doz artırılırken dikkatli olunmalıdır. EXCALİBA PLUS kullanımı, şiddetli karaciğer yetmezliği, kolestaz veya safra tıkanıklığı olan hastalarda kontrendikedir.
—Aort kapağı veya mitral kapak stenozu, obstrüktif hipertrofik kardiyomiyopati: EXCALİBA PLUS’ın amlodipin bileşeninden dolayı, tüm diğer vazodilatörler ile olduğu gibi, aort kapağı veya mitral kapak stenozu veya obstrüktif hipertrofik kardiyomiyopati bulunan hastalarda özellikle dikkatli kullanım gereklidir.
—Metabolik ve endokrin etkiler: Tiyazid tedavisi glukoz toleransını azaltabilir. Diyabetik hastalarda, insülinin veya oral hipoglisemik ajanların dozaj ayarlamaları gerekebilir. Tiyazid tedavisi sırasında gizli diabetes mellitus aşikar duruma gelebilir. Kolesterol ve trigliserid düzeylerindeki artışlar tiyazid diüretik tedavisiyle ilişkili oldukları bilinen istenmeyen etkilerdir. Tiyazid tedavisi gören bazı hastalarda hiperürisemi meydana gelebilir ve yatkın hastalarda guta neden olabilir.
—Primer aldosteronizm: Primer aldosteronizm hastaları, genellikle, renin anjiyotensin sisteminin inhibisyonu yoluyla etki eden antihipertansif ilaçlara yanıt vermezler. Dolayısıyla, EXCALİBA PLUS’ın bu hastalarda kullanılması önerilmez.
—Elektrolit dengesizliği: Diüretik tedavi uygulanan her hastada olduğu gibi, uygun aralıklarla serum elektrolitlerinin izlemi yapılmalıdır. Hidroklorotiyazid dahil tiyazidler sıvı veya elektrolit dengesizliğine neden olabilir (hipokalemi, hiponatremi ve hipokloremik alkaloz). Sıvı ve elektrolit dengesizliğinin uyarı belirtileri ağız kuruluğu, susuzluk, zayıflık, letarji, uykulu olma, huzursuzluk, kas ağrıları veya kramplar, kas yorgunluğu, hipotansiyon, oligüri, taşikardi ve mide bulantısı veya kusma gibi gastrointestinal bozukluklardır. Karaciğer sirozu olan hastalarda, brisk diürezi olan hastalarda, ağızdan yetersiz elektolit alımı olanlarda ve birlikte kortikosteroid veya adrenokortikotropik hormon (ACTH) kullanan hastalarda hipokalemi riski çok daha yüksektir. Özellikle kalp yetersizliği, böbrek yetmezliği ve diyabeti olan hastalarda EXCALİBA
PLUS’ın bir bileşeni olan olmesartan medoksomil ile tedavi anjiyotensin-II reseptörlerinin (AT1) antagonizmine bağlı olarak hiperkalemiye neden olabilir. Risk altındaki hastalarda serum potasyum düzeyleri yakından takip edilmelidir. EXCALİBA PLUS’ın potasyum tutucu
diüretiklerle, potasyum preparatları ile, potasyum içeren yapay tuzlarla ya da potasyum düzeylerini artırıcı diğer ilaçlarla (örn. heparin sodyum) birlikte kullanımı serum potasyum düzeylerini artırabileceğinden potasyum düzeyleri yakından takip edilmelidir. Olmesartan medoksomilin diüretik kaynaklı hiponatremiyi azaltacağı veya önleyeceği konusunda bir bilgi yoktur. Klorür eksikliği genellikle hafif olur ve çoğu zaman tedavi gerektirmez. Tiyazid diüretikleri, bilinen bir kalsiyum metabolizma bozukluğu olmayan durumlarda kalsiyumun atılımını azaltır ve aralıklı ve hafif yükselmiş serum kalsiyum konsantrasyonlarına neden olabilirler. Hiperkalsemi gizli hiperparatiroidizmin bir işareti olabilir. Paratiroit fonksiyon testleri yapılmadan önce tiyazid tedavisi kesilmelidir. Tiyazidlerin, idrarla magnezyum atılımını artırdığı gösterilmiştir; bu durum hipomagneziye
neden olabilir. Ödemli hastalarda sıcak havalarda dilüsyonel hiponatremi meydana gelebilir.
—Lityum: Diğer anjiyotensin II reseptör antagonistleri gibi, EXCALİBA PLUS ve lityumun eş zamanlı uygulanması önerilmemektedir.
—Gebelik: Gebelik sırasında anjiyotensin II reseptör antagonistlerinin kullanımı başlatılmamalıdır.
Anjiyotensin II reseptör antagonistleri tedavisinin sürdürülmesinin gerekli olduğu düşünülmedikçe, gebeliği düşünen hastalar, gebelikte kullanım için tesis edilen bir güvenlilik profili uygun alternatif anti hipertansif tedavilere yönlendirilmelidir. Gebelik tespit edildikten sonra, anjiyotensin II reseptör antagonistleriyle tedavi hemen kesilmelidir ve uygun olması durumunda alternatif bir tedavi başlatılmalıdır.
—Laktasyon Dönemi
Emzirme döneminde EXCALİBA PLUS kullanımına ilişkin bilgi mevcut olmadığından, bu dönemde EXCALİBA PLUS tavsiye edilmemektedir ve özellikle bir yeni doğan veya prematüre bebeğin anne sütüyle beslenmesi süresince, laktasyonda kullanım ile ilgili daha iyi güvenlilik profiline sahip alternatif tedaviler tercih edilebilir. Olmesartan emziren sıçanların sütüyle atılır. Ancak, olmesartanın anne sütüne geçip geçmediği bilinmemektedir. Amlodipinin anne sütüyle atılıp atılmadığı bilinmemektedir.  Dihidropiridin tipi benzer kalsiyum kanal blokörleri anne sütüne geçmektedir.
Hidroklorotiyazid anne sütüne az miktarda geçmektedir. Yüksek dozlarda tiyazid yoğun diüreze neden olarak süt üretimini inhibe edebilir. EXCALİBA PLUS’ın emzirme sırasında kullanılması önerilmez. EXCALİBA PLUS emzirme sırasında kullanılırsa doz mümkün olan en alt düzeyde tutulmalıdır.
—Araç veya makine kullanma kabiliyeti üzerindeki etkileri konusunda çalışma yapılmamıştır. Ancak, antihipertansif tedavi alan hastalarda baş dönmesini de içeren sersemlik hali, baş ağrısı, mide bulantısı veya yorgunluğun ara sıra meydan gelebileceği ve bu semptomların reaksiyon verme yeteneğini bozabileceği akılda tutulmalıdır. Özellikle EXCALİBA PLUS’ın tedavinin başında olmak üzere dikkatli davranılması önerilir.
—Pediyatrik popülasyon: EXCALİBA PLUS, çocuklarda ve 18 yaşın altındaki ergenlerde endike değildir.
—EXCALİBA PLUS tedavisi sırasında ışığa duyarlılık
reaksiyonu gelişirse, tedavinin durdurulması önerilmektedir. Eğer diüretik tedavinin yeniden başlatılması gerekli ise, güneş ışığı veya yapay (suni) UVA ışınlarına maruz kalan alanların korunması önerilmektedir.
Ambalajın niteliği ve içeriği: Lamine poliamid / alüminyum / polivinil klorür / alüminyum blister. 28 ve 84 film kaplı tabletli ambalajlar

TEKNOLOJİ DÜNYASI